Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2023/5358 E. 2026/517 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2023/5358
- Karar No
- 2026/517
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/5358 Karar No : 2026/517
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Madencilik Ltd. Şti. VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ...gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, Kastamonu ili, Daday ilçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan S:... nolu ruhsat sahasında toplam 2.194,23 m² maden arama ve altyapı tesis izni verilmesi talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Orman Kanunu'nun 16. maddesinde, Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verileceğinin belirtildiği, anılan kanun maddesinin uygulanması için çıkarılan Yönetmelikte de, izin verilmesinin usul ve esaslarının düzenlendiği, belirtilen usul ve esasların yerine getirilmesinden sonra madenin işletilmesi ve alt yapı için gerekli iznin idare tarafından verilmesi gerektiği, izin verilmeyecek ise neden verilmediğinin, verilecek iznin orman sahasında ne gibi zararlar oluşturacağının somut bilgi ve belgeler ile ortaya konularak gerekçelendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, dava konusu olayda ise, bir çok rapor, tutanak ve bilgi notunda davacı şirketin faaliyet göstermek istediği alana ilişkin izin verilmesinde Orman Kanunu'nun 16. maddesine göre sakınca olmadığının belirtildiği, dava konusu işlemde ise "söz konusu sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğü ve izin verilmesinde kamu yararı görülmediği" şeklinde genel ifadelerle talebin reddedildiği, orman izinlerinin verilmesi halinde orman sahasında ne gibi zararlar oluşturacağının somut bilgi ve belgeler ile ortaya konulamadığı dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, alanın orman olarak kullanılmasında kamu yararı görüldüğü, izin verilmesinde zaruret görülmediği, izin vermede idarelerinin takdir yetkisi bulunduğu, yürütülen işlemlerde hukuka aykırılık ve keyfilik bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Mahkemesince mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda elde edilen verilerin değerlendirilmesi üzerine sahanın orman olarak kullanılmasındaki kamu yararı ile davaya konu madenin çıkarılmasındaki kamu yararının kıyaslanması sonucunda üstün kamu yararının belirlenmesine ilişkin bir karar verilmesi gerektiğinden, netice itibarıyla eksik inceleme sonucunda verilen kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacı şirketin 2019 yılından itibaren Kastamonu İli, Daday İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan S:... nolu ruhsat sahasında maden arama ruhsatıyla faaliyet gösterdiği, davacı şirketin ilk olarak 02/12/2021 tarihli dilekçesi ile toplam 2.608,58 m²'lik alanda sondaj ve yol alanı talep ettiği, davalı idare ve Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü ile yapılan görüşmeler, yazışmalar ve incelemeler neticesinde daha sonra bu talebin revize dilerek sondaj (400 m²), maden arama (371.02 m²) ve maden altyapı tesisi (yol) (1423,19 m²) olmak üzere toplamda 2.194,23 m² maden arama ve altyapı izninin davalı idareden talep edildiği, bu talebinin davalı idarenin ...tarih ve... sayılı işlemiyle reddedilmesi üzerine, anılan işlemin iptali talebiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 169. maddesinde; "Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz." amir hükmü bulunmaktadır. 3213 sayılı Maden Kanunu'nun (dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle) 7. maddesinin 4. fıkrasında, Devlet ormanları içinde yapılacak maden arama ve işletme faaliyetleri ile bu faaliyetler için zorunlu ve ruhsat süresine bağlı olarak yapılan geçici tesislere 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu hükümlerine göre izin verileceği hükme bağlanmıştır. 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan haliyle) 16. maddesinin 1. fıkrasında, "Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri hariç, bedeli alınarak Çevre ve Orman Bakanlığınca izin verilir. Ancak, temditler dahil ruhsat süresince müktesep haklar korunmak kaydı ile Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda maden aranması ve işletilmesi, Çevre ve Orman Bakanlığının muvafakatine bağlıdır..." hükmüne yer verilmiştir. 18/04/2014 tarih ve 28976 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan) Orman Kanunu'nun 16'ncı Maddesinin Uygulama Yönetmeliğinin 5. maddesinin 1. fıkrasında, bölge müdürlüğünün kesin izin için yapılan müracaatı öncelikle evrak üzerinde inceleceği, eksiklikler varsa, on işgünü içinde müracaat sahibine bildireceği, eksiklikler tamamlanıncaya kadar talebin değerlendirmeye alınmayacağı, evrakın tam olması halinde heyet tarafından arazi üzerinde gerekli incelemeler yapılarak, talebin Devlet ormanlarına isabet eden kısımları için ön izin veya kesin izin raporu düzenleneceği belirtilmiş; 7. maddesinin 1. fıkrasında, Bakanlıkça uygun görülenlere ruhsat/rödövans süresi dikkate alınarak izin verileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 169. maddesinde ormanların ülke yönünden taşıdığı büyük önem gözetilerek, korunmaları ve geliştirilmeleri konusunda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmiştir. Anayasa'nın 169. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği gibi maddenin birinci fıkrası doğal kaynaklarımızın en önemlilerinden biri olan ormanların korunması ve sahaların genişletilmesi için Devlete gereken tedbirleri alıp kanun koymayı ve bütün ormanların gözetimi ödevini getirmektedir. (ANYM., 13/09/2000 tarih ve E:2000/14, K:2000/21 sayılı kararı) Ormanlık alanda verilen izne konu edilen kamu yararı ile ormanın muhafazasındaki kamu yararının karşılaştırılmasının yapılması zorunluluğu Anayasa'nın 169. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez." hükmünden kaynaklanmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin 22/11/2007 tarih ve E:2004/67, K:2007/83 tarihli kararında; zaruret halinin, talep edilen faaliyetin orman ekosistemi dışında gerçekleştirilmesi imkanı bulunmaması durumu olarak anlaşılması gerektiği vurgulanmaktadır. Dava konusu uyuşmazlığın çözümü için, kamu yararı sağlayan iki etkinlikten hangisinde “kamu yararının” daha çok olduğunun, hukuki anlamda “üstün kamu yararının” hangisinde olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle izin işleminde ormanların devamlılığının sağlayacağı kamu yararı ile madencilik iznine ait kamu yararı kıyaslamasında "üstün kamu yararı" kavramının değerlendirilmesi uygun olacaktır. Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ile birlikte dosyadaki belgelerin incelenmesi neticesinde; izin talebine konu olan ormanlık sahanın, davalı idare bünyesinde bulunan Daday Orman İşletme Müdürlüğünce incelendiği ve heyet tarafından yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 27/04/2022 tarihli izin raporunda; 96 adet ağaç kesileceği, talep sahasının milli park, yaban hayatı korumu ve geliştirme sahası, turizm alanı, özel çevre koruma bölgesi, sit alanı gibi özel statü alanlar içinde kalmadığı, ormancılık çalışmaları açısından herhangi bir sakınca bulunmadığı, tohum meşceresi, gen koruma alanı, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin sınırları içerisinde kalmadığı, izin talep edilen altyapı ve tesis alanlarının orman dışında yapılmasının mümkün olmadığı, izin istenilen 2 nolu sondaj alanının tamamı ile 2 nolu yol alanının bir kısmı gençleştirmeye ayrılmış ve gençleştirme çalışmaları yapılmış olan sahada kaldığı, izin istenilen sahaların Eğriciova Göletine 580 m. uzaklıkta olup, Eğriciova Göletinin Kastamonu Orman Bölge Müdürlüğü Yangın Eylem Planında helikopter, arazöz ve su ikmal araçları için kullanım amacı olarak belirlendiği, Eğriciova Göleti ve çevresinde manda ve sığır yetiştiriciliği yapılmakta olduğundan izni istenilen sahanın hayvanların otlatılmasına, çevre köylerce içme suyu temin edilen su havzası üzerinde yer aldığının tespit edildiği, bu hususlara dikkat edilmesi gerektiği, her ne kadar resmi kayıtlarda Eğriciova Göletinin mesire yeri olarak görünmese de Araç ilçesi ve Daday ilçesi vatandaşlarının ortak kullanımında olan ve çevre köyler arasında sahiplilik açısından sosyal sorunların baş gösterdiği rekreasyon özelliği ile yoğun talep gören bir alan olduğu, yaz aylarında yoğun bir şekilde kullanıldığı, Orman Kanunu'nun 16. maddesine göre izin verilmesinde sakınca bulunmadığının belirtildiği ve bu rapor hükme esas alınmak suretiyle ... İdare Mahkemesince "... dava konusu olayda ise yukarıda detaylıca belirtildiği üzere bir çok rapor, tutanak ve bilgi notunda davacı şirketin faaliyet göstermek istediği alana ilişkin izin verilmesinde Orman Kanunu'nun 16. maddesine göre sakınca olmadığının belirtildiği, buna rağmen dava konusu orman izinlerinin verilmesi halinde orman sahasında ne gibi zararlar oluşturacağının somut bilgi ve belgeler ile ortaya konulamadığı, dava konusu işlemde "söz konusu sahanın orman olarak kullanılmasında yarar görüldüğü ve izin verilmesinde kamu yararı görülmediği" şeklinde genel geçer ifadelerle talebin reddedildiği, söz konusu sahanın yeni bir maden sahası olmayıp davacı şirketin uzun yıllardır ilgili idarelerle birlikte davalı idarenin izni ve bilgisi dahilinde ruhsatlı olarak aynı alanda faaliyet gösterdiği hususları dikkate alındığında; davacı şirketin Kastamonu İli, Daday İlçesi, ... Köyü sınırları içerisinde bulunan S:... nolu ruhsat sahasında maden arama sondaj (400 m²), maden arama (371.02 m²) ve maden altyapı tesisi (yol) (1423,19 m²) toplamda 2.194,23 m² maden arama ve altyapı izni talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı..." gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği görülmektedir. Mahkeme kararına esas alınan izin raporu incelendiğinde ise, söz konusu raporda talep sahasının orman verimliliği ve orman kapalılık oranı hususlarında herhangi bir tespite yer verilmediği anlaşıldığından eksik değerlendirmeler içerdiği, alanda ilk defa izin verileceğinden uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için, orman haritası ve mevcut durum gözetilerek, meşcere tipi ve kapalılık durumu da dikkate alınarak ormanlık alan olan talep sahasının orman verimliliği yönünden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir. Yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesinde; izin talep edilen sahadaki orman bütünlüğü ve verimliliği, alandaki ağaç yoğunluğu, kapalılık oranı, verimli orman alanı olup olmadığı dikkate alınarak izin verilmesi halinde ormanlık alanın parçalanıp parçalanmayacağı, ekosistem bütünlüğü ile kesilecek ağaç miktarları yönünden, madencilik faaliyetlerinin yürütülmesindeki kamu yararı ile söz konusu alanın orman olarak kalmasındaki kamu yararı arasındaki denge (üstün kamu yararı) karşılaştırılarak, ayrıca uyuşmazlığa konu yerin konumu ve mevkii, yerleşim bölgelerine ve tarım alanlarına yakınlığı, yapılacak madencilik faaliyetinin bu alanlar açısından sakıncasının bulunup bulunmadığı; izin talep edilen maden ocağının veri ve maden çeşidi, madenin mahiyeti, ender nitelikte olup olmadığı, rezerv miktarı, kullanım alanı ve niteliği; izin talep edilen alanda yapılacak maden çalışmalarının, orman bitki örtüsüne, ekolojik yaşama etkilerinin değerlendirilmesi, izne konu madencilik faaliyetinin talep edilen alanda yapılmasında zaruret bulunup bulunmadığı; izin talep edilen alanın tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, orman içi dinlenme yerleri, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlardan olup olmadığı, alanın rekreasyon niteliği ile su havzasında kalmasının madencilik faaliyetlerinden etkilenip etkilenmeyeceği, madencilik işletme izin belgesi ile orman izin sınırlarının birbiriyle uyumlu olup olmadığı, ağaçların kesimlerinin yapılıp yapılmadığı, sahanın teslim alınarak madencilik faaliyetlerine başlanılıp başlanılmadığı hususları da açıklığa kavuşturularak yapılacak değerlendirme neticesinde, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca izin verilmesinde kamu yararı bulunup bulunmadığı, mevzuatta aranan şartların oluşup oluşmadığı yönünden yeniden bir değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için tarafların iddialarının ve dosyadaki belgelerin Mahkemesince keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak birlikte değerlendirilmesi gerektiğinden, eksik inceleme sonucunda temyize konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Bu itibarla, uyuşmazlığın keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak irdelenmesi sonucunda yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, dava konusu işlemin iptali yönündeki Kastamonu İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 02/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.