Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/5498 E. 2026/5581 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/5498
Karar No
2026/5581
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/888 E., 2025/1481 K.

Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında, ... Taşkömürü Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanun'un (3303 sayılı Kanun) Ek-1. maddesi kapsamında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 2 17... parsel sayılı 755,60 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "3303 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince İdarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemeyeceği ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunulamayacağı, kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketlerince iktisap ve sınırlı ayni hak tesis edilemeyeceği","Kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı ticari şirketlerince iktisap veya sınırlı aynı hak tesis edilemez" ve "14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere bu parsel ... kullanımındadır, parsel üzerindeki 4 katlı evin 1. kat 1 numaralı, 3. kat 4 numaralı ve 4. kat 6 numaralı daireleri ..., 2. kat 2 numaralı daire ..., 2. kat 3 numaralı daire ... ve 3. kat 5 numaralı ...'e aittir" şerhleri verilmek suretiyle, bahçe vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.

2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; 2 17... parsel sayılı taşınmazın tamamının davalı ... kullanımında olduğuna dair tespitin ve kullanıcı şerhinin hatalı olduğunu, taşınmazın 400 metrekaresi ile bu yerin üzerindeki 19/a ve 19/b numaralı yapıların davacıya ait ve kullanımında olduğunu ileri sürerek, davacı adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 07.04.2022 tarihli ve 2020/51 Esas, 2022/16 Karar sayılı kararı ile "...önceki kararımızda tutanakta dairelerin kullanıcıları olarak isimleri geçse dahi, dava konusu edilen kömürlük olarak kullanılan yerin tutanakta gösterilmemiş olması ve tüm parselin de davalı ... adına yazılmış olması nedeniyle dairelerde adı geçenlerin, haklarının etkileneceği değerlendirilemediğinden davaya eklenmedikleri, Bölge Adliye Mahkemesi ilamı doğrultusunda 4 katlı binanın tüm kullanıcılarının (eski ve yeni zilyetleri) davaya dahil edildikleri, davalının 5 erkek 2 kız olmak üzere 7 çocuğunun olduğu, 4 katlı binanın 4 numaralı dairesinin davalının oğullarından ve davacının eski eşi olan ...'le 2000 yılında evlenen davacıya rızaen verildiği, davacının da bu dairenin zilyetliğini ... . Noterliğinde ...'e 2012 yılında devrettiği ve sonradan davacı tarafından yapılan çatı katının zilyetliğini de ...'a 2013 yılında devrettiği, binanın yan kısmında bulunan ve fen raporunda belirtilen baraka şeklindeki yapıların ise davacı tarafça inşa edildiği, devamındaki bahçenin ekilip biçildiği, 4 katlı binadan ayrı olarak davacı tarafça fen raporunda belirtilen (B) harfi ile gösterilen alanın davacı tarafça kullanılmasına başta davalı ... olmak üzere hiçbir davalı tarafından itiraz edilmediği, davacı tarafça taşınmazlar satılsa dahi parseldeki bahçenin kullanılmaya devam edildiği, davacının fen raporunda (B) harfi ile gösterilen alandaki bahçeyi kendisinin orman ağaçlarından temizleyerek sahiplendiği, barakaları yapması zilyetliğe karine oluşturduğuna kanaat getirildiği, bu duruma davalı ... ve tüm oğullarının da zımni muvafakatının bulunduğu, davacının, davalı ...'in oğlu olan ...'den 2010 yılında boşanması sebebiyle bu devri kabul etmediği, davalı ...'in beyanlarına ilişkin ise açılmış bir dava bulunmadığı ..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 17... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 26.06.2019 tarihli raporunda (B) harfi ile gösterilen 232,31 metrekare kısma son parsel numarası verilmesi ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, "3303 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince İdarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemez ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunamaz.", "Kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı ticari şirketlerince iktisap veya sınırlı aynı hak tesis edilemez" ve "14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere bu parsel ,... kullanımındadır." şerhlerinin konulmasına, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 17... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 26.06.2019 tarihli raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmı çıkarıldıktan sonra taşınmazın kadastro tutanağında belirtilen vasıf ve 523,29 metrekare yüzölçümü ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, tutanağının beyanlar hanesinde bulunan şerhlerin iptaline, "3303 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince İdarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemez ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunamaz.", "Kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı ticari şirketlerince iktisap veya sınırlı aynı hak tesis edilemez", "14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere bu parsel, ... kullanımındadır.", "14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere bu parsel üzerindeki 4 katlı betonarme evin 1. kat 1 numaralı Bağımsız Bölüm ...; 2. kat 2 numaralı Bağımsız Bölüm ..., 2. kat 3 numaralı Bağımsız Bölüm ..., 3. kat 4 numaralı Bağımsız Bölüm ..., 3. kat 5 numaralı Bağımsız Bölüm ..., 4. kat Teras kat Bağımsız Bölüm ...'a aittir." şerhlerinin konulmasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı dahili davalılar ... ve ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.02.2024 tarihli ve 2022/1217 Esas, 2024/404 Karar sayılı kararı ile "... davanın, 3303 sayılı Kanun kapsamında yapılan kadastro çalışmaları sırasında davalı gerçek kişinin kullanımında olarak tespiti yapılarak Hazine adına tespit edilen taşınmazda, beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhinin iptali ile davacı lehine kullanıcı şerhi verilmesine yönelik açılan kadastro tespitine itiraz davası olduğu, incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, mahkemece usulünce yapılan keşif, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile bilirkişi incelemesi neticesinde, davalı tanıkların beyanları, bu beyanları destekleyen davacı tanıkları ile sabit olduğu üzere dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmının 392 parselin diğer kısmı ile bir bütün olup davacının eski kayınpederi davalı ...'e ait olduğu, davalı ...'in davacının oğlu ile evliliği boyunca izin dahilinde davacı tarafından kullanıldığı, dava konusu yerde davacının hakkının bulunmadığı, şu halde, taşınmaz üzerinde davacı tarafından sürdürülen zilyetliğin asli zilyetlik sıfatıyla olmayıp, davacının fer'i zilyet durumunda bulunduğu, ancak 28.09.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda odunluk ve dükkan olarak gösterilen muhtesatların davacı ... tarafından yapıldığının anlaşıldığı, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaz üzerinde davacı lehine fiili kullanım koşullarının oluşmaması nedeniyle davanın bu yönden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu, ancak bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği, yine istinaf sebebi yapılmamış olsa da her ne kadar ... ve ... davaya davalı olarak dahil edilmiş ve haklarında hüküm kurulmuşsa da 3303 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucu yapılan tespitlerde hakları çatışanlar arasında görüleceği, kadastro tutanağı incelendiğinde dahili davalılar ... ve ... tapu kayıt maliki olmadıkları veya kullanıcı olarak şerh sahibi olmadıkları, bu nedenle bu kişilerin davada pasif taraf sıfatlarının bulunmadığı, bu kişilerin davaya dahil edilmesi hususunda yasal bir zorunluluk bulunmamasına rağmen mahkemece resen davaya dahil edilmelerinin ve karar başlığında davalı sıfatıyla taraf olarak gösterilmelerinin bu kişilere taraf sıfatı kazandırmayacağı ve bu kişilerce bu muhtesata yönelik bağımsız hak talebi ile açılmış bir davanın yada yargılama sırasında eldeki davaya harç yatırılarak katılma taleplerinin bulunmadığı, davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesi hükmüne göre resen gerçek hak sahibi adına tescil kararı verilmesi gereken davalardan olmadığı, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince muhtesat kullanıcılarına yönelik resen değişiklikte yapılamayacağı açık olup taraf sıfatı olmayan bu kişiler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken lehlerine yönelik hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 355. maddesi gereğince infaza elverişli hüküm tesisi kamu düzenini ilgilendirdiğinden bu yanlışlıkların giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği..." gerekçesiyle, dahili davalı ... vekili ve dahili davalı ...'in istinaf başvurusunun kabulüne, Zonguldak Kadastro Mahkemesinin 07.04.2022 tarihli ve 2020/51 Esas, 2022/16 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın yeniden esası ile ilgili olarak; dahili davalılar ... ve ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 2 17... parsel sayılı taşınmaza ilişkin tespitin iptali ile taşınmazın kadastro tutanağında belirtilen vasıf ve yüzölçümü ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, tutanağının beyanlar hanesinde bulunan şerhlerin iptaline; "3303 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince İdarenin ve ruhsat sahiplerinin maden arama ve işletme faaliyetlerine müdahale edilemez ve bundan doğacak zararlarda mülkiyet hakkına dayanılarak bir hak ve tazminat iddiasında bulunamaz.", "Kamu yararı ve ülke güvenliği açısından yabancı uyruklu gerçek kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip yabancı ticari şirketlerince iktisap veya sınırlı aynı hak tesis edilemez", "14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere bu parsel, ... kullanımındadır.", "14.11.1999 tarihinden evvel olmak üzere bu parsel üzerindeki 4 katlı betonarme evin 1. kat 1 numaralı, 3. kat 4 numaralı ve 4. kat 6 numaralı daireler ...; 2. kat 2 numaralı daire ..., 2. kat 3 numaralı daire ..., 3. kat 5 numaralı daire ...'e aittir.", "fen bilirkişi 28.09.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda odunluk ve dükkan olarak gösterilen muhtesatların Gülşah Bozdemir'e aitir" şerhlerinin konulmasına karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili, davalı vekili, dahili davalı ... vekili ve dahili davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.01.2025 tarihli ve 2024/4093 Esas, 2025/358 Karar sayılı ilamıyla "...3303 sayılı Kanun Ek-1. maddesinde, "Bu Kanun kapsamında kalan ve bu maddeyi ihdas eden 11.11.1999 tarihli ve 4479 sayılı ... Havzasındaki Taşınmaz Malların İktisabına Dair Kanuna Ek Maddeler Eklenmesi Hakkında Kanun'un yürürlüğe girdiği tarih olan 14.11.1999 tarihinden önce yapılan tapulama ve kadastro çalışmaları sonucunda hükmen de olsa tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmaz mallar ile tescil harici bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler; 14.11.1999 tarihindeki zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve aynı tarih itibarıyla varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, 21.06.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle fiili durumlarına uygun olarak ifraz ve/veya tevhit edilmek suretiyle kadastroları yapılarak tapuda Hazine adına tescil edilir ve kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki bilgiler tapu kütüğünün beyanlar hanesine de aynen aktarılır. Tapu kütüğünün beyanlar hanesinde taşınmazın zilyedi/kullanıcısı ve/veya üzerindeki muhdesatın sahibi olarak gösterilen kişiler veya bunların kanuni ya da akdi halefleri, bu madde kapsamında hak sahibi sayılır." hükmüne yer verilmiş olup, bu yasal düzenleme uyarınca davacının davasının tümden reddine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına göre, Kanun'da aranan 14.11.1999 tarihinden sonra yapıldığı sabit olan muhdesatlar yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığı... " gerekçesiyle davacının temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddine, davalı ... dahili davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde mahkemece usulünce yapılan keşif, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile bilirkişi incelemesi neticesinde, davalı tanıkların beyanları,bu beyanları destekleyen davacı tanıkları ile sabit olduğu üzere dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmın 392 parselin diğer kısmı ile bir bütün olup davacının eski kayınpederi davalı ...'e ait olup, davalı ...'in davacının oğlu ile evliliği boyunca izin dahilinde davacı tarafından kullanıldığı, dava konusu yerde davacının hakkı bulunmadığı, şu halde, taşınmaz üzerinde davacı tarafından sürdürülen zilyetliğin asli zilyetlik sıfatıyla olmayıp, davacının fer'i zilyet durumunda bulunduğu, yine fen bilirkişi ... ve ...'ın 28.09.2024 havale tarihli bilirkişi raporunda odunluk ve dükkan olarak gösterilen muhtesatların Kanun'da aranan 14.11.1999 tarihinden sonra yapıldığı sabit olduğundan davacının davasının reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Her ne kadar ... ve ... davaya davalı olarak dahil edilmiş ve haklarında hüküm kurulmuşsa da 3303 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucu yapılan tespitlerde hakları çatışanlar arasında görülür.Kadastro tutanağı incelendiğinde dahili davalılar ... ve ... tapu kayıt maliki olmadığı veya kullanıcı olarak şerh sahibi olmadığı bu nedenle bu kişilerin davada pasif taraf sıfatının bulunmadığı, bu kişilerin davaya dahil edilmesi hususunda yasal bir zorunluluk bulunmamasına rağmen mahkemece resen davaya dahil edilmesi ve karar başlığında davalı sıfatıyla taraf olarak gösterilmesi bu kişilere taraf sıfatı kazandırmayacağı ve bu kişilerce bu muhtesata yönelik bağımsız hak talebi ile açılmış bir davaları yada yargılama sırasında eldeki davaya harcı yatırarak katılma taleplerinin bulunmadığı, davanın 3402 sayılı Kanun'un 30/2. maddesi hükmüne göre resen gerçek hak sahibi adına tescil kararı verilmesi gereken davalardan olmadığı, bu nedenle mahkemece muhtesat kullanıcılarına yönelik resen değişikliği de yapılamayacağı açık olup taraf sıfatı olmayan bu kişiler yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçesiyle dahili davalılar ... ve ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davalılar yönünden açılan davanın reddine, dava konusu ... ili ... İlçesi ... Mahallesi 2 17... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın dosya kapsamındaki bilgi ve beyanlarla örtüşmediğini, davacının taşınmazdaki zilyetliğinin feri değil asli olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3303 sayılı Kanun'un Ek-1. maddesi kapsamında yapılan kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/5498, K. 2026/5581, T. 07.10.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2025-5498-e-2026-5581-k-34079f0fa17a