Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1274 E. 2026/2897 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/1274
- Karar No
- 2026/2897
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1461 E., 2024/1798 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/240 E., 2024/202 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Dava konusu ..... köyü çalışma alanında 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde çalışmalarının birlikte yapılarak, 1 56... parsel sayılı taşınmaz orman vasfı ile Hazine adına tespit edilerek, 19.12.2012 tarihinde orman kadastrosu kesinleşmiştir. Dava ise 06.06.2022 tarihinde hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. 2. Davacı vekili dava dilekçesinde; .... köyü 1 56... parselde kayıtlı 6.924.590,53 m² yüzölçümüne sahip orman vasfındaki taşınmaz içinde kalan 20 hektarlık tapunun (..... köyü, 13.06.1937 tesis tarihli, arazi tahrir cetvelinin 58 tahrir numarasına kayıtlı bilgilere göre niteliği koru olan taşınmazın 20 hektar şeklinde vergi vermekle mükellef olanların ... ve ... olduğunun ifade edildiği) orman olduğuna dair 19.06.2021 tarihinde askıya çıkarılan ve 19.12.2012 tarihli işlemin iptali ile müvekkilleri hisseleri oranında adlarına tesciline karar verilmesini, aksi takdirde fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte şimdilik 1.000,00 TL zarar ve ziyanın davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan haksız davanın vergi kaydına dayanılarak açılması sebebiyle dinlenilme olanağı bulunmadığından dava şartı yokluğundan ve tazminata ilişkin taleple ilgili olarak husumetten usulden reddine ve açıklamaları doğrultusunda esastan reddine, karar verilmesini savunmuştur. 2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davaya ilişkin husumet ve zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, davanın Hazineye yöneltilmesinin doğru olmadığını ve davanın yasal sürede açılmadığı kanaatinde olduklarını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine, davacıların tapu iptal ve tescil talebinin reddine, davacıların 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 1007. maddesi uyarınca terditli tazminat talebinin davalı Hazine yönünden reddine, davacıların 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarınca terditli tazminat talebinin davalı ... idaresi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacıların taleplerinin davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile " Dava konusu 1 56... parsel orman kadastrosu sırasında orman sınırları içine alınarak 19.12.2012 tarihinde tespit kesinleşmiş ve dava hak düşürücü sürede açılmış, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmaz bölümünün orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmiş olmasına, orman sayılan yerlerin zilyetlikle kazanılmasının hukuken mümkün bulunmamasına, davacının dayandığı tahrir kaydının zilyetlik belgesi vasfında olup tapu vasfında olmadığından davacının herhangi bir tazminat talep etme hakkı da bulunmamasına göre, hem esas talep ve hem de terditli talep yönünden davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, Mahkemece dava değeri 11.409.920,00 TL olarak belirlenerek harcın da tamamlanması neticesinde davalılar lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hepsi açısından maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 353/(1)-b.2 maddesi gereğince hükmün düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilerek" davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Kanun'un 353/(1)-b.1 gereğince esastan reddine, davalı Hazine vekilin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.2 maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmesine, bu cümleden olarak; davanın reddine, davacıların tapu iptal ve tescil talebinin reddine, davacıların 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarınca terditli tazminat talebinin davalı Hazine yönünden reddine, davacıların 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarınca terditli tazminat talebinin davalı ... idaresi yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacıların taleplerinin davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, ret sebebi ortak olan davalılardan Hazine ve Orman İdaresinin kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan davanın niteliği gereği 720.198,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalılara eşit şekilde verilmesine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince sunulan tapu kaydı araştırması yapılmadan sadece zilyetliğe dayalı bir dava olarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, değerlendirme yapılması durumunda kullanıma konu olmamış alanların, halihazırda dahi boş olduğunu ve üzerinde kendiliğinden yetişen çalı türü ve az sayıda orman envali çam ağacının bulunduğunu, taşınmazın hava fotoğraflarında, üzerinde teraslama yapılmak suretiyle çam ağaçları dikildiğinin net olarak görüldüğünü, yapılan bu dikimler sonrasında 2005 yılında açıklık alanının azaldığını kuzeybatı hattında ağaç sayısında artış olduğunu, çam ağaçlarının sonradan dikildiğini ve çam türü orman ağaçlarının bölgeye ait bir ağaç türü olmadığını, 1986 yılında .....’ın ölümünden sonra aileden başka kimse kalmaması nedeniyle taşınmaza el atıldığını, sonradan yapılan çam ağaç dikimleri sonucunda orman vasfına dönüştüğünü, kabul anlamına gelmemekle birlikte nizalı olan yer orman vasfında sayılsa bile 1937 tarihli tahrir kaydına göre de bu yerin koruluk vasfında olduğunu, Özel Ormanlar Yönetmeliği gereğince özel ormanların “3 Hektar”dan az olamayacağı hükmü de dikkate alındığında; “20 Hektar” miktarlı dava konusu yerin özel orman statüsünde değerlendirilerek müvekkillerin adına tescil edilebileceğini, bu mümkün olmaz ise taşınmazın tespit edilen güncel değeri üzerinden tazminat ödenmesinin söz konusu olmadığını, temyize konu istinaf mahkemesi ilamında nisbi ücretten vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, davalılar yararına 780.000, 00 TL gibi bir ücrete hükmedilmesinin vatandaşın hak arama özgürlüğünü kısıtlayacağını, Mahkemece önce ıslah ettirilip akabinde davanın reddi yönündeki karar mülkiyet hakkı gibi kutsal bir hakkını arayan müvekkililer ve vatandaşlar için çok ciddi bir yükümlülük olacağını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasının talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.