Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/8883 E. 2026/12102 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/8883
- Karar No
- 2026/12102
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1006 Esas, 2022/1078 Karar KARAR : Esastan ret / Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/449 Esas, 2019/138 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların davalı idare yönünden esastan reddine, davacılar vekili yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiş ve karar Dairemizin 26.04.2022 tarihli ve 2021/9707 Esas, 2022/7525 Karar sayılı kararı ile bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince 21.06.2022 tarihli ve 2022/1006 Esas, 2022/1078 Karar sayılı kararı ile direnme kararı verilmiş, kararın davalı idare vekilince temyizi üzerine, Dairemizce, bozma kararı yerinde olduğundan dosyanın, Yargıtay Hukuk Genel kuruluna gönderilmesine karar verilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca, temyiz isteminin incelendiği tarih itibarıyla yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile oluşan yeni durum karşısında, dosyanın incelenmek üzere Dairemize gönderilmesine karar verilmmiş olmakla;
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesi 43... parsel sayılı taşınmaza fiilen el atıldığını, taşınmazın 221 sayılı Kanun hükümlerine göre yolsuz olarak mahkemece davalı idare adına tescil edildiğinden tazminat bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli ve 2016/449 Esas, 2019/138 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 14.04.2021 tarihli ve 2019/2635 Esas, 2021/812 Karar sayılı kararı ile başvuruların davalı idare yönünden reddine, davacılar vekili yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun uyarınca hükmen davalı idare adına tesciline ilişkin dava hasımsız yürütüldüğünden, Üsküdar 2. Asliye Mahkemesi'nin 1973/653 Esas,1974/214 Karar sayılı hükmünün icrası ile idare adına yapılan tescil işlemi yolsuz tescil niteliğinde olsa da dava konusu taşınmazın kök parseli 43... parsel sayılı taşınmazın kök muris adına 31.05.1957 tarihinde kadastro tespiti sonucu tapulama suretiyle tapuya tescil edildiği, dava açma hakkının da bu tarihte elde edildiği, dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden çok önce ... Sahası ve isale hattı olarak el atıldığı, 221 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde yer alan 2 yıl içerisinde (12/01/1963 tarihine kadar) taşınmaz maliklerince dava açılmadığından, davalı idare vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kabul kararı verildiğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 21.06.2022 tarihli ve 2022/1006 Esas, 2022/1078 Karar sayılı kararı ile direnme kararı verilmiştir.
C. Dairemizce Yapılan İnceleme Sonucu Dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna Gönderilmesi Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, Dairemizin 14.07.2025 tarihli ve 2022/13367 Esas, 2025/11058 Karar sayılı kararı ile temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
D. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan inceleme sonunda verilen 01.04.2026 tarihli ve 2025/5-554 Esas, 2026/212 Karar sayılı kararı ile temyiz isteminin incelendiği tarih itibarıyla yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi iptal kararı ile oluşan yeni durum karşısında, dosyanın incelenmek üzere Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza 1956 yılından çok önce ... su yolu olarak fiilen el atıldığını, 221 sayılı Kanun hükümleri gereğince davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dairemizce, dava konusu taşınmazların 221 sayılı Kanun uyarınca hükmen davalı idare adına tesciline ilişkin dava hasımsız yürütüldüğünden, Üsküdar 2. Asliye Mahkemesinin 1973/653 Esas, 1974/214 Karar sayılı hükmünün icrası ile idare adına yapılan tescil işlemi yolsuz tescil niteliğinde olsa da dava konusu taşınmazların kök parseli 43... parsel sayılı taşınmazın kök muris adına 31.05.1957 tarihinde kadastro tespiti sonucu tapulama suretiyle tapuya tescil edildiği, dava açma hakkının da bu tarihte elde edildiği, dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden çok önce ... Sahası ve İsale Hattı olarak el atıldığı, 221 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde yer alan 2 yıl içerisinde (12.01.1963 tarihine kadar) taşınmaz maliklerince dava açılmadığından davalı idare vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılmak suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiş olup, yukarıda safahat ayrıntılı olarak izah edilmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesinin, Dairemiz bozma ilamına yönelik direnme kararının Dairemizce incelenmesi gerektiği yönündeki Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ilgili kararı gereğince yapılan incelemede;
Dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden önce fiilen el atıldığı, kök parselin, kök muris adına 31.05.1957 tarihinde kadastro tespiti sonucu tapulama suretiyle tapuya tescil edildiği, 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında, 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce, davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği anlaşıldığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı idare peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesi ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.