Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1129 E. 2026/12045 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1129
Karar No
2026/12045
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1874 Esas, 2025/1663 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 23. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/386 Esas, 2024/206 Karar

Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idareler vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalılar ..., Tarım ve Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisi ...'in sahibi olduğu dava konusu İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 56... parsel sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda iptal edilerek taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu durumun müvekkillerinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini ileri sürerek müvekkillerinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu işlem Orman Genel Müdürlüğünce gerçekleştirildiğinden husumetin bu idareye yöneltilmesini, müvekkili idare hakkında husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tam yargı davalarının idare mahkemelerinde görülmesi gerektiği gözetilerek yargı yolu itirazında bulunduklarını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, tapu sicilinin tutulmasında müvekkili idarenin hukuka aykırı bir işlemi bulunmadığını, illiyet bağı olmadığını ve talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, davaya konu işlemin Orman Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğini, bu nedenle müvekkili idare açısından davanın husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini, ayrıca tazminat sorumluluğu için hukuka aykırı bir işlem, illiyet bağı ve zarar şartlarının oluşmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını ileri sürmüştür.

3. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın 10 yıllık dava açma hakkının zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanılarak açılan tazminat davalarında sorumluluğun Hazineye ait olduğunu, bu nedenle müvekkili idare açısından davanın husumet yönünden reddedilmesini, davanın Maliye Hazinesine ihbar edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı idarelerden tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davaya konu işlem Orman Genel Müdürlüğünce gerçekleştirildiğinden husumetin bu idareye yöneltilmesini, müvekkili idare hakkında husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tam yargı davalarının idare mahkemelerinde görülmesi gerektiği yönündeki yargı yolu itirazlarının dikkate alınmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, tapu sicilinin tutulmasında müvekkili idarenin hukuka aykırı bir işlemi bulunmadığını, illiyet bağı olmadığını ve hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

2. Davalı Tarım ve Orman Bakanlığı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, Devlet ormanlarının mülkiyetinin Hazineye ait olmasına rağmen tapu iptal sürecinin temelini oluşturan davanın davacısının Orman Genel Müdürlüğü olduğunu ve bu süreçteki tüm iş ve işlemlerin Orman Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirildiğini, bu nedenle müvekkili idare açısından davanın husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini, ayrıca tazminat sorumluluğu için hukuka aykırı bir işlem, illiyet bağı ve zarar şartlarının oluşmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

3. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanılarak açılan tazminat davalarında sorumluluğun Hazineye ait olduğunu, bu nedenle müvekkili idare açısından davanın husumet yönünden reddedilmesi gerektiğini, ormanlara değer biçilemeyeceğini, müvekkili idarenin kusuru olmadığını, yolsuz tescil nedeniyle sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüştür.

4. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davaya konu işlem Orman Genel Müdürlüğünce gerçekleştirildiğinden husumetin bu idareye yöneltilmesini, müvekkili Hazine hakkında husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tam yargı davalarının idare mahkemelerinde görülmesi gerektiği yönündeki yargı yolu itirazlarının dikkate alınmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, tapu sicilinin tutulmasında müvekkili Hazinenin hukuka aykırı bir işlemi bulunmadığını, illiyet bağı olmadığını ve hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Hazinesinin istinaf itirazı değerlendirildiğinde; incelenen dosya kapsamına göre çekişmeli taşınmazın 474,00 m²lik kısmının davacıların murisleri ... tarafından satın alındığı ve tapuya 05.02.1976 tarihinde tescil edildiği, ancak taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığı gerekçesi ile ... Orman İşletme Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptal davası yargılaması sonucunda İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/514 Esas, 1983/220 Karar sayılı kararı ile davacıların murisleri adına olan tapu kaydının iptaline karar verildiği, hükmün Yargıtay incelemesinden geçerek 02.05.1984 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayanılarak açılan tazminat davaları için ayrıca zamanaşımı öngörülmediğinden, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ncı (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125 inci) maddesinde yazılı 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanmasının gerektiği, mevcut davanın 05.10.2022 tarihinde açıldığı, söz konusu davada tapu iptali ve tescile ilişkin hükmün kesinleştiği 02.05.1984 tarihinden itibaren 10 yıllık süre içinde dava açılmaması nedeniyle bu sürenin geçtiği, davalı Hazinenin de zamanaşımı itirazında bulunduğu göz önüne alındığında davanın davalı ... yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulünün doğru bulunmadığı, davalılar ..., Tarım ve Orman Bakanlığı ve davalı ... Müdürlüğünün istinaf itirazları değerlendirildiğinde; davaya konu taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına orman vasfı ile tapuya kayıt ve tescili ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca uğranılan zararın davalıdan tahsili talebinin bulunduğu anlaşılmakla, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinde tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletin sorumlu olduğu düzenlenmiş olduğundan açılacak tazminat davasında da ... davalı sıfatını haiz olmakla Orman Genel Müdürlüğü, ... ve Tarım ve Orman Bakanlığına husumet yöneltilemeyeceğinden, davalılar ..., Tarım ve Orman Bakanlığı ve davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle davalılar ..., Tarım ve Orman Bakanlığı ve Orman Müdürlüğü vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davalılar ..., Tarım ve Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, davalı ... yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının isabetli olmadığını, kararda söz edilen hasım ve zamanaşımı gerekçelerine katılmadıklarını, muris ...'in taşınmazı tapu dairesinde resmî yollarla, bedelini ve harcını ödeyerek satın aldığını, herhangi bir usulsüz veya hileli işlem yapmadığını, Devletin resmi kayıtlarına güvenen vatandaşın mağdur edildiğini, tasarruf kabiliyeti olmayan bir taşınmazın tapu siciline alım-satıma konu edilebilir gibi kayıt edilmesinin büyük bir haksız fiil olduğunu, ... veya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının sorumluluğunun zamanaşımına tabi olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 56... parsel sayılı taşınmazın tamamının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/514 Esas, 1983/220 Karar sayılı ilâmı ile orman tahdit sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinde geçerek 02.05.1984 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 10 yıllık zamanaşımı süresi sona erdikten sonra 05.10.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.

3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesine (eski 125 inci maddeye) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı ve 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Yaşar Çoban kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı nazara alındığında; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hâle gelmiş olup buna göre de; yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı 25.07.2017 tarihli kararı nazara alındığında 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan davalar yönünden 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesini etkili hâle getiren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından sonra davanın makul süre içinde açılması gerekmektedir. Eldeki davanın makul süre içinde açıldığının kabulü mümkün olmadığı gibi, davalılar ..., Tarım ve Orman Bakanlığı ve Hazine vekilleri süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğundan zamanaşımı süresinin geçtiği yönündeki gerekçe isabetlidir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1129, K. 2026/12045, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1129-e-2026-12045-k-2aa90ff7e5ce