Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1944 E. 2026/12047 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1944
Karar No
2026/12047
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/5238 Esas, 2025/3640 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Karşıyaka 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/423 Esas, 2025/450 Karar

Taraflar arasındaki sahte vekâletnameye dayalı olarak tapuda yapılan satış nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine ve ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin İzmir ili, Karşıyaka ilçesi, ... Mahallesi 1 72... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan kat mülkiyetine tabi apartmanın 9 numaralı bağımsız bölümünü gerçekte 173.000,00 TL bedelle, tapuda düzenlenen resmî senette ise 43.000,00 TL bedelle satın aldığını, satış işleminin malik tarafından .... Noterliğinin 21.02.2013 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekâletnamesi ile vekil tayin edilen ... ile gerçekleştirildiğini, satış işleminden sonra müvekkili aleyhine Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/197 Esas sayılı dosya ile sahte vekâletname düzenlenerek satışın gerçekleştirildiği iddiası tapu iptali ve tescil davası açıldığını, bu davanın kabulüne karar verildiğini, müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek tapu sicilinin tutulmasından dolayı Hazinenin, vekâletnamede sahtecilikten davalı noterin kusursuz sorumlu olması nedeniyle müvekkilinin sahte vekâletname ile tapuda alım yaptığı taşınmazın elinden alınmasından dolayı uğradığı 43.000,00 TL maddi zararının yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini, dava konusu olayda zararın diğer davalı noter tarafından düzenlenen vekâletnameden doğduğunu, tapudaki tescil işleminden doğan bir zararın söz konusu olmadığını, işlemin yapıldığı tarihte vekâletnamelerin Tapu Müdürlüklerine ibraz edilen suretlerinde ilgilisinin imzasının bulunması zorunluluğu bulunmadığından işleme esas alınan vekaletnamede vekâlet verenin imzasının bulunmadığını, dolayısıyla tapu memurunun hukuka aykırı bir eylemi olmayıp tapu sicilinin tutulmasıyla zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, noterin işlemi nedeniyle meydana gelen zarardan Hazinenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını ileri sürmüştür.

2. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; gerçek malik ... yerine noterde imza atan kardeşi ... ile nitelikli dolandırıcılıktan ceza alan ...'ın da bu davada davalı gösterilmeleri gerektiğini, ...'ün eylemi gerçekleştirenlere evini tahsis etmesinin, nüfus cüzdanının aslını ve fotoğrafını vermesinin üçüncü kişilerin ağır kusuru kapsamında değerlendirilerek noterin sorumluluğuna ilişkin illiyet bağını kestiğini, noterliğe ibraz edilen kimliğin taşınmaz maliki ...'ün kimliği olduğunu, vekâletnameye yazılması için ibraz edilen tapu bilgilerinin mevcut olduğunu, vekâletnameye yapıştırılmak üzere verilen fotoğrafın ...'e ait olduğunu ve noterliğe gelen kişi ile nüfus cüzdanındaki kişinin birebir benzer olması nedeniyle aynı kişi olduğuna kanaat edilerek işlemin yapıldığını, nitekim İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/44 Esas, 2014/476 Karar sayılı kararında tarafların kardeş olması nedeniyle ilk bakışta farklılığın tespit edilemeyebileceğini, vekâletnamenin çıkartılması sırasında kullanılan kimliğin asıl malike ait olması gerekçesiyle görevi ihmal suçlamasıyla hakkında açılan davada beraatine karar verildiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalılardan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine ve ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, dava konusu olayda zararın diğer davalı noter tarafından düzenlenen vekaletnameden doğduğunu, tapudaki tescil işleminden doğan bir zararın söz konusu olmadığını, işlemin yapıldığı tarihte vekâletnamelerin Tapu Müdürlüklerine ibraz edilen suretlerinde ilgilisinin imzasının bulunması zorunluluğu bulunmadığından işleme esas alınan vekaletnamede vekalet verenin imzasının bulunmadığını, dolayısıyla tapu memurunun hukuka aykırı bir eylemi olmayıp tapu sicilinin tutulmasıyla zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını, noterin işlemi nedeniyle meydana gelen zarardan Hazinenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporunun hatalı düzenlendiğini, emsal karşılaştırmasının doğru ve uygun olmadığını, tazminat bedelinin yüksek hesaplandığını ileri sürmüştür.

2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, müvekkili notere atfedilebilecek herhangi bir kusur veya sorumluluk bulunmamasına karşın müvekkili yönünden de davanın kabul edilmesinin yerinde olmadığını, noterliğe ibraz edilen kimlik ve fotoğrafın davaya konu taşınmazın gerçek maliki ...'e ait olup tapu bilgilerinin de işlem yaptırmak için gelen şahıslarda mevcut olduğunu, ilgili belgeler müvekkili noter ve çalışanları bakımından iğfal kabiliyetine haiz olduğundan davacının uğramış olduğunu iddia ettiği zararla ilgili olarak müvekkili notere yüklenebilecek herhangi bir kusur veya sorumluluk bulunmadığını, vekaletname düzenleme işleminin tek başına taşınmaz devri için yeterli olmadığını, davacının zararına yol açan işlemin tapu müdürlüğü tarafından yapılan tescil işlemi olduğunu, bu işlem sırasında asıl malikin imza örneğine sahip olan tapu müdürlüğü çalışanlarının imza karşılaştırmaması yapmamış olması sebebiyle davacının zararı doğduğunu, tapu müdürlüğü çalışanlarının ağır kusurunun müvekkili yönünden illiyet bağını kestiğini, aynı şekilde imza sahteciliğini yapan şahısların cürüm niteliğindeki fiillerinin de üçüncü kişinin ağır kusuru kapsamında olduğunu, keza işlem sırasında kullanılan kimliğin asıl malike ait gerçek kimlik olması, dolayısıyla kimlik bilgilerinin sistemdeki bilgilerle birebir örtüşüyor olmasının ve bu kimliği asıl malik tarafından kendi rızası ile teslim edilmesinin de üçüncü kişinin ağır kusuru olarak noterlik işlemi ile zarar arasındaki illiyet bağını kestiğini, bilirkişi raporunun hatalı düzenlendiğini, emsal karşılaştırmasının doğru ve uygun olmadığını, tazminat bedelinin yüksek hesaplandığını, işlemi gerçekleştiren kişinin asıl malikin kardeşi olması sebebiyle farklılığının noterlikçe ilk bakışta fark edilemeyeceğine dair ceza mahkemesi tespitinin hukuk mahkemesini bağlamadığı yönündeki değerlendirmenin de hatalı olduğunu, burada yapılan tespiint iğfal kabiliyetine yönelik maddi bir olgu olup hukuk mahkemesi yönünden de bağlayıcı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının Karşıyaka 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/197 Esas, 2014/446 Karar sayılı dosyasında açılan tapu iptali ve tescil davası sonucunda verilen ilâm ile iptal edildiği ve bu kararın Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2015/117 Esas, 2017/3358 Karar sayılı ilâmı ile onanması suretiyle 08.06.2017 tarihinde kesinleştiği, sahte nüfus cüzdanları ile davalı noterlerden sahte vekâletname elde edilmesi ve bu sahte vekâletnameler ile tapu müdürlüğüne müracaatla resmî senet tanzim ettirmek suretiyle taşınmazın davacıya satılması eylemi nedeniyle oluşan zarar olup, tapu dairesinde yapılan işlemden kaynaklandığından, tehlike sorumluluğuna dayalı kusursuz sorumluluk şeklinde düzenlenen 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletin sorumluluğunu gerektiren illiyet bağının kesilmediği ve tapu kaydının iptali nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletin kusursuz sorumluluğu bulunduğu kabulünün zorunlu olduğu, noterlerin hukukî sorumluluğunu düzenleyen 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun (1512 sayılı Kanun) 162 nci maddesinde kusurdan söz edilmemiş olduğundan, noterlerin bu göreve ilişkin kişisel sorumluluklarının, kusursuz sorumluluk esasına göre düzenlendiği, ancak zarar ile uygun nedensellik bağının kesildiğinin kanıtlanması durumunda ortadan kalkacağı, yani zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurunun veya mücbir sebep halleri gibi illiyet bağını kesen bir durumun varlığının kanıtlanması halinde sorumluluktan kurtulunabileceği, somut olayda gerek nüfus cüzdanında gerekse vekâletnamede kullanılan fotoğrafların asıl taşınmaz malikine (...'e) ait olduğu, dolayısıyla taşınmazın asıl malikine ait nüfus cüzdanı kullanılarak vekaletnamenin düzenlendiği, Mahkemece yapılan gözlem neticesinde fotoğrafları dosya arasına alınan ... ve ... kardeşler arasında karıştırılacak şekilde benzerlikleri bulunmadığının ve fotoğraflar arasında itinalı bir gözle görülebilecek derecede farklılığın bulunduğunun tespit edildiği anlaşıldığından arada illiyet bağının kesildiğinden söz edilemeyeceği gibi illiyet bağının kesildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun teknik olarak doğru olduğu ve davacının dava tarihi itibarıyla zararının karşılığının bu doğrultuda belirlendiği gerekçesiyle davalı Hazine ve ... vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Noterlerin hukukî sorumluluğunu düzenleyen 1512 sayılı Kanun'un 162 nci maddesine göre “Stajyer, katip ve katip adayları tarafından yapılmış olsa bile noterler, bir işin yapılmamasından veya hatalı yahut eksik yapılmasından dolayı zarar görmüş olanlara karşı sorumludurlar.Noter, birinci fıkra gereğince ödediği miktar için, işin yapılmaması, hatalı yahut eksik yapılmasına sebep olan stajiyer veya noterlik personeline rücu edebilir." Görüldüğü üzere, noterlerin hukukî sorumluluğunu düzenleyen anılan maddede kusurdan söz edilmemiş olduğundan, noterlerin bu göreve ilişkin kişisel sorumlulukları, kusursuz sorumluluk esasına göre düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca noterlerin sorumluluğu için noterin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin görevleriyle ilgili bir eylemleri olmalı; bir zarar bulunmalı; zarar doğuran eylem hukuka aykırı olmalı ve zararla eylem arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Kusursuz sorumluluk şeklinde düzenlenen noterin sorumluluğu, ancak zarar ile uygun nedensellik bağının kesildiğinin kanıtlanması durumunda ortadan kalkacaktır. Yani zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurunun veya mücbir sebep hâlleri gibi illiyet bağını kesen bir durumun varlığının kanıtlanması hâlinde sorumluluktan kurtulunabilecektir. Buna göre noter, gerekli özeni gösterdiğini iddia ederek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Ancak gerekli özeni göstermiş olsa bile, zararın doğmasına engel olamayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Bu husus nedensellik bağının kesilmesidir. Noter işlemi yaparken gözle görülebilecek bir sahteliğe rağmen işlemi devam ettirmişse ve bu işlemden bir zarar doğmuşsa noter doğal olarak sorumlu olacaktır.

3. Noterin, ilgililerin hukukî menfaatlerini korumak için araştırma ve aydınlatma görevi vardır. 1512 sayılı Kanun'un 72 nci maddesine göre noter, iş yaptıracak kimselerin kimlik, adres ve yeteneğini ve gerçek isteklerinin tamamını öğrenmekle yükümlüdür. Noterin veya çalışanının her zaman belgenin sahte olup olmadığını anlaması ve tetkik etmesi yani grafolojik bir inceleme yapması beklenemez. Ancak belgenin veya kimliğin ilk bakışta sahte olup olmadığı veya kimlikte şekli anlamda var olması gereken bir bilginin olmaması yahut olmaması gereken bir ibarenin bulunması noter veya çalışan tarafından dikkat edilmesi gereken hususlardandır. Bu gibi hâllerde noterin veya çalışanının gerekli özeni göstermesi beklenir. Aksine davranış özen yükümlülüğünün ihlâlidir. Nüfus cüzdanındaki seri ve T.C. kimlik numarasının bulunmaması, numaranın on bir haneli olmaması, eksik veya fazla olması, doğum yerinin ilçe veya merkez ilçe olarak yazılmaması, soğuk damganın veya motorlu araç tescil belgesinde mühür bulunmaması, tescil belgesindeki bilgilerin kullanılan kimlik ile veya motor sicil numarası veya şasi numarasının birbirine uymaması gibi hâller "somut sorumluluk nedenleri" olup noterlerin ve çalışanlarının yapmış oldukları işlemlerde, sorumluluk sebepleri, her somut olayın özelliğine göre ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

4. Dosya kapsamında yapılan incelemede, davaya konu sahte vekâletname tanziminde kullanılan kimliğin taşınmaz maliki ...'e ait olduğu, vekaletnameye yazılması için taşınmaza ait ibraz edilen tapu bilgilerinin mevcudiyeti ve taşınmaz maliki ... ile noterliğe gelerek gerçek malik gibi davranan kız kardeşi ... arasında ilk bakışta farklılığın tespit edilemeyebileceği gözetilmeksizin noterin de sorumlu olduğu yönünde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davalı ...'den peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1944, K. 2026/12047, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1944-e-2026-12047-k-8ce478edb708