Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1144 E. 2026/12191 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1144
- Karar No
- 2026/12191
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/203 Esas, 2025/352 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Silivri ilçesi, ... köyü, mera ve koru nitelikli 3.060.000,00 m² miktarındaki taşınmazın 310/3060 payının 09.10.1979 tarihli ve 217 cilt, 38 sayfa, 32 sıralı 4632 yevmiyeli tapu kaydı ile müvekkili ... oğlu ... adına kayıtlı olduğunu, davacı müvekkilinin bu taşınmaz malın 310/3060 payını 09.10.1979 tarihide ... ve ... 'dan 300.000 TL bedelle tapu kaydına güvenerek ve tapu kaydında hiçbir şerh ve takyidat olmaksızın satın aldığını, davacı müvekkiline satışı yapılan tapu kaydının ilk oluşturulma tarihinin K.Evvel-1294 olduğunu, 1980 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucu davacı müvekkilinin zabıt kaydı ile 310/3060 payına malik olduğu da belirtilerek 3.060.000,00 m²lik taşınmazın tapu kaydı hudutlarıyla 1417,1418,1419,1420,1423,1437,1438,14 39... parselleri kapsadığı ve yaklaşık 2.700 dönüm kısmının orman tahdit haritasının içinde kaldığı ve Orman sayılarak tapu kayıt malikleri ve mirasçıları adlarına tespitinin yapıldığını, tapulama komisyonuna itirazlarının reddedildiğini, dava konusu tapu kaydının sınırları içinde bulunan taşınmazın bulunduğu bölgede yapılan 2B çalışmasının iptali ve orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazların ... ve arkadaşları adına tescili için davacı müvekkili ve arkadaşları tarafından dava açıldığının, bu davanın Silivri Kadastro Mahkemesinin 1988/179 Esasına kaydının yapıldığını, dosyanın bozma sonrası 2004/27 Esas numarası aldığını ve Yargıtay onamasından geçerek 06.02.2012 tarihinde kesinleştiğini, davacı müvekkilin hissesine tekabül eden kısım için hiçbir bedel ödenmemiş olması, satın alma sırasında incelenen tapu kaydı üzerinde orman olduğuna dair takyidat olmaması sebebiyle müvekkilinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca taşınmazdaki davacı hissesine isabet eden 310.000,00 m²nin dava tarihindeki bedelinin yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazların orman tahdit sınırları içinde olduğunu ve 3116 sayılı Kanun kapsamında devletleştirilerek 47 85... sayılı Kanunlar kapsamında iadeye tabi olmayan alanda ve bu şekliyle kesinleşmiş orman sınırları içinde bulunduğunu ve davacıların dayanak tapu kayıtları kapsamında kalmadığını, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uymadığını, bu nedenle davacının tazminat talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2020 tarihli ve 2015/26 Esas, 2020/305 Karar sayılı kararı ile davanın kabulü ile taşınmazın tamamında davacının payına düşen 310.000,00 m²lik kısmın bedelinin 06.02.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 28.11.2022 tarihli ve 2021/1024 Esas, 2022/2951 Karar sayılı kararı ile davacılar murisi ...'in 1979 yılında 18.02.1979 tarihli 216 cilt, 80 sahife ve 66 sıra nolu tapunun 310/3060 hisse karşılığı 310.000,00 m²lik kısmı satın alma yoluyla iktisap ettiği, 1980 yılında yörede yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında kök tapunun yaklaşık 2700 dönümlük kısmının tescil harici orman olarak bırakıldığı, kalan kısmı davacılar murisi ile diğer müşterek malikler adına tespit edilmiş ise de Kadastro Mahkemesinde açılan tespite itiraz davası sonucunda dayanak tapunun orman tahdidi içinde bulunması ve taşınmazların orman niteliğinde olması sebebiyle taşınmazların hükmen orman olarak tescil edildiği, hükmün kesinleşmesi ile birlikte davacıya ait eski tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği, davacının tapuya güvenerek satın aldığı taşınmazın kadastro çalışmaları ile hukuki değerini yitirmesi ve iptal edilmesi nedeniyle zararının oluştuğu, zararın tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklandığı ve devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu, davacının zamanaşımı süresi içinde eldeki tazminat davasını açtığı, mahkemece tapu iptal tarihi itibarıyla taşınmazın belirlenen arazi niteliği ve net gelir yöntemi ile değerinin tespit edildiği, tespit edilen değerin dosya kapsamına göre uygun olduğu, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi yönünden verilen kararda herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu 09.10.1979 tarih ve 32 sıra numaralı tapu kaydı ile davacılar murisi ... adına 310/3060 pay ile kayıtlı ... köyünde kain 3.060.000 m² (3060 dönüm) yüzölçümlü taşınmazın revizyon görmesi ile oluşan 1417, 1418, 1419, 1420, 1423, 1437, 1438, 14 39... parsel sayılı taşınmazların Silivri Kadastro Mahkemesinin 2004/27 Esas sayılı tespite itiraz davası sonucu tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği; ancak 1417,1418,1419,1420,1423,1437,1438,14 39... parsel sayılı taşınmazların toplam yüzölçümünün 239.100,00 m² olduğu anlaşıldığından; yapılacak keşif neticesinde orman ve fen bilirkişisinden tapuları iptal edilen 1417, 1418, 1419, 1420, 1423, 1437, 1438, 1439, 1440 parsel sayılı taşınmazlar ile bakiye 2.820.900,00 m²lik kısmı ve ayrıca kök tapu kaydının tedavüllerinden olan davacı dayanağı 09.10.1979 tarih ve 32 sıra numaralı tapu kaydı uygulamasını da içerir kök tapu kaydı kapsamındaki tüm taşınmazları birarada gösterir denetime elverişli kroki ve rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması ve dava dilekçesinde dava konusu 09.10.1979 tarihli ve 32 sıra numaralı 3060 dönüm yüzölçümlü taşınmazda davacı payına düşen 310.000,00 m²lik kısmın bedeli talep edilmiş olmakla, kök tapu kaydının K.Evvel-1294 tarih, 2/1 cilt, 22 sayfa, 5 sıra nolu kayıt olduğu ve Yargıtay Kapatılan 20. Hukuk Dairesinin 2010/9927 Esas ve 2010/131 Karar sayılı onama ilamında taşınmazların 4785 sayılı Kanun'a göre devletleşen ormanlardan olduğu belirtildiği halde, eldeki dosyada alınan 03.10.2017 tarihli bilirkişi raporunda orman dış sınır tahdidinin 1943 yılında yapıldığı ve 4785 sayılı Kanun ile devletleştirilen özel ormanlardan olmadığının belirtildiği anlaşılmakla, kadastro tespit tutanağında orman tahdit haritası içinde kaldığı ve orman sayıldığı belirtilen tahminen 2700 dönüm yerin 4785 sayılı Kanun kapsamında olup olmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamında belirtilen eksiklikler giderilmeden karar verildiğini, bozma sonrası alınan bilirkişi raporunda 4785 sayılı Kanun kapsamında kalan yerlerden olup olmadığına ilişkin çelişkinin giderilmediğini, Kadastro Mahkemesinin 2004/27 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacı tarafından maliki olduğu iddia edilen taşınmazlara ilişkin tapu kayıtlarının dayanak tapu kaydı kapsamında kalmadığının ve dava konusu taşınmazların 4785 sayılı Kanun kapsamında kaldığı tespit edildiği halde davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtları dava konusu taşınmaza uymadığından tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, dava konusu taşınmazın ilk kadastro tespitinin de orman olarak yapıldığını ve davacı tarafından buna ilişkin olarak açılan kadastro tespitine itiraz davasının reddine karar verildiğini, tapu kaydının kadastro tespiti ya da mahkeme kararı ile iptal olunmadığını, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, tapu iptal ve tescil kararının kesinleşme tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyularak yeniden bilirkişi raporu alınmışsa da alınan bilirkişi raporunun bozma ilamına uygun olmadığı, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
3. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi gereğince 2 nci maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş ve bu ormanlar hiçbir işlem ve bildirime gerek olmaksızın Devlete geçmiştir. Aynı Kanun'un 5 ve devamı maddeleri gereğince devletleştirilen ormanların sahiplerinin taşınmazın bedelini almak için 1 yıllık süre içerisinde başvuruda bulunmaları gerektiği ve başvuruda bulunmadıkları taktirde ormanın karşılığını alma hakkını kaybedecekleri öngörülmüş ve devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Kanun ile iadeye tabi tutulmuş ve iadenin koşulları aynı Kanun'da gösterilmiştir. Devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtları hukuki değerlerini yitirirler.
4. Kök tapu kaydı K.Evvel-1294 tarih, 2/1 cilt, 22 sayfa, 5 sıra nolu kaydın sınırlarının “... alan ... ve ... Deresi ve ... çalılık ve ... içinde ... alt başına ... üzerinde ... tarlasının ortasından ... karyesi hududuna ve hemşiresi ... hanımın merasının sınırları ve su akındısı ile fenar hududuna giden ... Deresi akıntısıyla hergeleci tokadı ve büyük ağaç sarnıcı ve diğer hemşiresi ... Hanım'ın mera sınırları” olduğu, bu kaydın gittisinin sırasıyla Nisan-1298 tarih, 2/2 cilt, 3 sayfa, 64 sıralı tapu kaydı, Eylül-1324 tarih, 5 cilt, 34 sayfa, 93 sıralı tapu kaydı, 18.02.19 79... cilt, 80 sayfa, 66 sıralı tapu kaydı ve davacı dayanağı 09.10.1979 tarih ve 32 sıra numaralı tapu kaydı olduğu, alınan fen bilirkişi raporları ve dinlenilen mahalli bilirkişi beyanlarının soyut ifadeler içermesi tapu kaydı hudutlarında okunan taşınmazların somut olarak gösterilememesi nedeniyle dayanak tapu kaydının tazminat istemine konu taşınmazlara uyduğunun kanıtlanamadığı, 10.09.1980 tarihli kadastro tespit tutanağında tahdidi yapılan taşınmazın
T.Evvel 1937 tarih ve 10 sıra nolu tapu kaydıyla 1/3 hissesi ... oğulları ..., ..., ... ve ... adlarına ve 09.10.19 79... sıra nolu tapu kaydıyla 310/3060 hissesi davacılar murisi ... adına iken revizyon görmesi ile 1417,1418,1419,1420,1423,1437,1438,14 39... parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, davacılar murisince yapılan itirazların 12.04.1988 tarihli ve 65 sayılı Kadastro Komisyonunca reddi üzerine açılan Silivri Kadastro Mahkemesinin 2004/27 Esas sayılı tespite itiraz davası sonucu “dayanak tapu kayıtlarının dava dışı başka parsellere de uygulandığından dava konusu taşınmazları da kapsadığının kabul edilemeyeceğine, taşınmazların 4785 sayılı Kanun'a göre devletleşen ormanlardan olduğu ve fiili durumları itibarıyla kısmen eylemli orman olduğu, kısmen de orman bütünlüğü içinde yer aldığı” gerekçesiyle tapu kayıtlarının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği anlaşılmakla, bu nitelikteki eski tapu kaydına dayalı olarak mülkiyet hakkı ileri sürülemeyeceği gibi, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat da talep edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.