Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/1198 E. 2026/3941 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1198
- Karar No
- 2026/3941
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/341 E., 2025/1524 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/14 E., 2025/25 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA Davacı vekili; müvekkili tarafından "borç verilmiş" açıklamasıyla davalıya 15.11.2018 tarihinde 2.591.000,00 TL gönderildiğini, ancak davalının aldığı borcu bugüne kadar ödemediğini, davalıya gönderilen .... Noterliğinin 13.09.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile söz konusu borcun ödenmesinin talep edildiğini, işbu ihtarnamenin davalıya 15.09.2023 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı ihtarnameye rağmen borcunu ödemediğinden hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek; icra takibine vaki itirazın iptalini ve takibin devamını, asıl alacağa 28.10.2023 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesini, davalı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. II.CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin varlıklı bir iş insanı olduğunu ancak ailevi ve sağlıksal sebepler nedeniyle bir dönem nakdi malvarlığının bir kısmını ihtiyaç olması halinde geri almak koşuluyla davacı abisine emanet ettiğini, davacının paranın bir kısmını müvekkilinin verdiği talimat doğrultusunda kullandığını ve para transferlerini gerçekleştirdiğini, davacının müvekkiline borç veriyormuş izlenimi yaratarak haksız ve kötü niyetli icra takipleri başlattığını, dava konusu borcun kaynağının herhangi bir alacak ilişkisine dayanmadığını, söz konusu 2.591.000,00 TL tutarındaki para transferinin ise müvekkilinin davacıya emanet ettiği 2.000.000,00 TL'nin faiz getirisi ile müvekkiline iadesi olduğunu, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığı gibi müvekkilinin davacıya borcunun da olmadığını, dekonttaki açıklama ile sabit olduğu üzere davacının kendisinin borç verildiğini ikrar ettiğini, havale borç ödeme belgesi olduğundan banka dekontunun borcun varlığını tek başına kanıtlamadığını savunarak, davanın reddini ve icra takibinin iptalini, davacının alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında, daha önce davalı tarafından davacıya verilen herhangi bir paraya ilişkin dekont vb. belge bulunmadığı, bu bağlamda, davacı tarafından davalıya gönderilen tutarın, aslen davalının parasının kendisine iade edilmesine ilişkin hareket olduğu hususunda dosya kapsamı itibari ile tespitinin yapılamadığı, takip öncesinde, davacının 13.09.2023 tarihli ve 8086 yevmiye sayılı ihtarname ile 15.11.2018 tarihinde verilen 2.591.000,00 TL tutarın ödenmesi istediği, 15.09.2023 tarihinde ihtarın tebliğ edildiği nazara alındığında, 15.09.2023 tarihinden itibaren 6 haftalık sürenin 27.10.2023 tarihinde dolması karşısında, 09.11.2023 takip tarihine kadar geçen 14 gün için işleyen yasal faizin 8.944,00 TL olacağı, icra takibinde ise 7.666,52 TL faiz talep edildiği, buna göre, davacının takip tarihinde, takibe konu 2.591.000,00 TL asıl alacak ve 7.666,52 TL faiz alacağı toplamı 2.598.666,52 TL tutarda alacaklı olacağı, elden ödemesi halinde bile olsa ispat yükü kendisinde olan davalının bu parayı ödediğinin ispatlanamadığı, kaldı ki bankadan ödediğini belirtilen davalı tarafın hesap hareketlerinin celbi ile bilirkişi incelemesinin yapıldığı gerekçesiyle; davanın kabulü ile icra dosyasındaki itirazın iptali ile takibin asıl alacak ile asıl alacağa işlemiş yasal faiz üzerinden aynen devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu edilen 15.11.2018 tarihli dekontta "borç verilmiş ..." ifadelerine yer verildiği, paranın borç olarak gönderildiği, davacının iddiasını ispat ettiği, davalının dosya kapsamındaki delillerle ve .... kayıtlarıyla savunmasında yer alan iddiaları ispat edemediği, bildirilen ceza mahkemesince verilen karara ilişkin vakıaların dava konusu ile ilgili olmadığı, somut olayda banka hesabına yapılan EFT dekontuna dayalı alacağın takip konusu yapıldığı, borç miktarı muayyen ve likit olduğu anlaşıldığından Mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle; davalının istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, icra dosyasındaki itirazın iptali ile takibin asıl alacak ile asıl alacağa işlemiş yasal faiz üzerinden aynen devamına, icra takibine konu asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V.TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; müvekkilinin nakdi malvarlığının bir kısmını davacıya talimatı doğrultusunda kullanması ve istenildiğinde iade etmesi üzere verdiğinin bir diğer kanıtının ise davacı ile müvekkili arasındaki yazışmalar olduğunu, davacının daha önce de benzer suçlar işlediği ve sahte senet düzenlediği için ceza aldığını, davacının müvekkilinden aldığı nakdi malvarlığını müvekkilinin talimatı doğrultusunda kullandığını, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını, davacının dava konusu tutarı borç verebilecek kadar bir mal varlığına sahip olmadığını, taraflar kardeş olmasına rağmen müvekkilinin tanıklarının dinlenmediğini, bilirkişi raporunun eksik ve yetersiz olduğunu, yalnızca bilirkişi raporunda yer alan ve müvekkili aleyhine olan hususlara yer verildiğini, bilirkişi raporundaki hesap hatalarının itirazlarına rağmen giderilmediğini, davacının bunca yıl sonra işbu davayı ikame etmesinin sebebinin haksız maddi menfaat elde etmek olduğunu, banka dekontunun borcun varlığını tek başına kanıtlamadığını, havalenin borç ödeme belgesi olduğunu, havale üzerinde bu paranın borç olarak verildiğine dair kesin bir bilginin olmadığını, davacının dayandığı belgenin yalnız başına borç verildiğini ispata yeterli olmadığını, havale belgesinde paranın borç olarak gönderildiğinin açık, anlam karışıklığına mahal vermeyecek şekilde belirtilmesi gerektiğini, banka dekontunun yazılı delil başlangıcı olarak sayılmadığını ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç olarak gönderilen paranın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Usul hukukumuzda senetle ispat zorunluluğu (6100 sayılı Kanunun 200. maddesi ), yine senede karşı da senetle ispat zorunluluğu (6100 sayılı Kanunun 201. maddesi) ilkesi benimsenmiştir. Senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler ikibinbeşyüz Türk lirasından az miktarda olsa bile tanıkla ispat olunamaz; ancak senet ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 6100 sayılı Kanunun 203. maddesinde düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanunun 200. maddesinde; "(1) Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. (2) Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati halinde tanık dinlenebilir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Aynı Kanunun 203. maddesinde ise, senetle ispat zorunluluğunun istisnaları sayma yöntemiyle belirlenmiştir. Bunlardan biri de altsoy ve üstsoy, kardeşler, eşler, kayınbaba, kaynana ile gelin ve damat arasındaki işlemler olup, bu kişiler arasındaki işlemler miktar ve değerine bakılmaksızın tanıkla ispat edilebilir. Havale bir ödeme vasıtası olup, var olan bir borcun ödendiğini gösterir. Bu karinenin aksini havaleyi gönderen şahsın ispat etmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta; davacı, "borç verilmiş ..." açıklamasıyla davalıya 15.11.2018 tarihinde 2.591.000,00 TL gönderdiğini, ancak davalının aldığı borcu bugüne kadar ödemediğini ileri sürmüş, davalı ise, dava konusu borcun kaynağının herhangi bir alacak ilişkisine dayanmadığını, dava konusu edilen tutarın müvekkilinin davacıya emanet ettiği paranın işleyen faiziyle birlikte kendisine iadesi olduğunu savunarak, eldeki davaya ilişkin akdi ilişkiyi inkar etmiş ve iddiasının ispatı bakımından tanık deliline dayandığını bildirmiştir. Ancak İlk Derece Mahkemesince bildirilen tanıklar dinlenilmemiştir. Taraflar kardeş olup, aralarında 6100 sayılı Kanunun 203/1-a maddesinde öngörülen, senetle ispat kuralının istisnaları arasında sayılan hısımlık mevcuttur. Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince; davalının bildirdiği tanıklarının dinlenilmesi ve dosya kapsamına sunulan delillerin tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirildikten sonra hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, Mahkemece, değinilen bu yönlerin göz ardı edilerek, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371/1 maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.