İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/21 E. 2026/199 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/21
- Karar No
- 2026/199
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 27. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/21 Esas KARAR NO : 2026/199
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/10/2020 KARAR TARİHİ : 05/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dilekçesinde özetle; Davacının alacaklı ile herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, davacının iyi ve varlıklı bir ailenin kızı olduğunu, paraya ihtiyacı bulunmadığını ve borç almasını gerektirecek herhangi bir neden veya ticari ilişki de bulunmadığını, kefil durumundaki ...'nun müvekkilinin elinden 13.07.2020 düzenleme tarihli ve 17.07.2020 vadeli ve 400.000-TL tutarlı iki ayrı senet aldığını, her biri 400.000-TL olacak şekilde düzenlenen senetleri ...'a borçlandırılarak senetlerin icraya konulmasına neden olduğunu ve bu surette müvekkilini kandırmak sureti ile haksız kazanç teminine geçtiğini, paraya ihtiyacı olmayan davacının borçlular ile hiçbir hukuki veya ticari bağlantısı ve para alış verişi bulunmadığını, bu miktardaki paraların elden verilmesi Vergi yasalarına ve Bankacılık mevzuatına aykırı olduğunu, hayatın olağan akışına ve yasalara uygun olmadığını, borçlu müvekkilinin herhangi bir borçlanma iradesi bulunmadığını, müvekkilinin alacaklı ve cirantayı hiç bir şekilde tanımadığını, tanıyan kefil durumundaki ... olduğunu, senetlerin davacı tarafından düzenlenme sebebi (ihdas nedeni) bulunmadığını, davacının ev hanımı olduğunu, Davacının babasından kalan mirası ele geçirmek için kefil durumundaki ...'un birtakım hileli işlemleri ile müvekkilinin borçlandırılması sonucu bu takiplerle davacının malvarlığının azaltılmaya çalışıldığını, kefil olarak kendini yazdıran ...'nun borçlandırma işlemlerine giriştiğini, aynı miktar senetler ile-hepsi 400.000-TL üç adet senedin kurgu ile davacının kandırıldığını, bu senetlerin davacının para alarak veya mal karşılığı kendisinden alındığı iddiasının doğru olmadığını, davacıya babasından kalan miras nedeni ile kendisine hukuken yardımcı olacakları ve birtakım vaadleri ile kandırıldığını, tefeciler ile ilişki kurulup davacının iradesi sakatlanarak bir takım imzalar alındığını, senet karşılıklarının hiçbir şekilde müvekkiline ödenmediğini, müvekkiline bu senet karşılıklarının ödendiğini gösteren hiç bir kayıt, belge bulunmadığını, davacının ayırt etme gücündeki yokluğun kendisine karşı hile, hata ve ikrah (aldatma, yanılma ve korkutma) yapılmasına yol açtığını, davacının kandırılmak, yanıltılmak ve korkutulmak sureti ile iradesi sakatlandığını ve elinden iradesi dışı bu senetler alındığını, icra takip dosyasına ödenen dosya borcunun alacaklıya karar kesinleşene kadar ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini , yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı borçlunun, nakit olarak sıkıntıları ve borçları olan birisi olduğunu, davacı, ... 15. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına olan borcunu, nakit sıkıntısında olduğu için ödeyemediğini müvekkile belirttiğini, müvekkilden icra dosya borcunu ödemek için borç aldığını ve buna karşılık dava konusu senedi imzaladığını, müvekkilin, davacı ve senet kefili olan ... bu nedenle tanışıklıkları bulunduğunu, davacı, müvekkile menfi tespit konusu olan senet bedelini ... 15. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyaya olan borcunu nakit sıkıntısının da olduğunu belirterek müvekkilinden icra dosyasını ödemek için aldığını, senet bedeli davacı tarafından alınmadığı iddiası gerçeği yansıtmadığını, senet bedelinin davacı tarafından alındığını, 150.000 TL lik kısmı davacının... 15. İcra Dairesinin ...E. Sayılı dosya borcuna istinaden müvekkil tarafından ödendiğini, aynı dosya borcunu ödemek için müvekkilin ... ofisine kefil ... ile gelerek müvekkilden elden 200.000 TL aldığını, dosya borcuna istinaden davacının yönlendirmesi nedeniyle 50.000 TL kısım ise kefil ...'un banka hesabına gönderildiğini, davacının senet bedeli olan 400.000 TL 'yi aldığını, davacının seneti imzaladığı sıra da iradesinin sakat olduğu iddiası gerçeği yansıtmadığını, davacının mahkemeyi yanıltıcı beyanlarda bulunduğunu, müvekkilin diğer davalı ...'ten almış olduğu altın bedeli ödemek için iş bu senedi diğer davalı ...'e verdiğini, müvekkilin diğer davalı ...'ten borç olarak elden 129 adet cumhuriyet altını aldığını, iş bu borcunu ödemek için diğer davalı ile 05.09.2020 tarihinde protokol imzaladığını, iş bu bu protokol gereğince borcunu ödemek için dava konusu senedi diğer davalı ...'e verdiğini, işbu kötüniyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DAVANIN HUKUKİ NİTELİĞİ ve GEREKÇE: Dava, iki adet bonodan kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir. Davacı tarafından, davalı taraf ile ticari ilişkinin bulunmadığı, davacının borç almasını gerektirecek bir maddi durumunun olmadığı, kefil olarak görünen ...'un senetleri davacının elinden aldığını, davacının borçlanma iradesi bulunmadığını, davacının babasından kalan mirası ele geçirmek için kefil durumundaki ...'un birtakım hileli işlemleri ile davacının borçlandırılması sonucu davacının malvarlığının azaltılmaya çalışıldığını, senetlerin kurgu ile davacının kandırıldığını, davacının kandırılmak, yanıltılmak ve korkutulmak sureti ile iradesi sakatlandığını ve elinden iradesi dışı senetlerin alındığını belirterek, bonolardan dolayı davalılara borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiş, davalı ise, davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden davalıda olmakla beraber alacağın kaynağı kambiyo senedi ise bu kez ispat yükü yer değiştirir ve borçlu olmadığını davacının ispat etmesi gerekmektedir. HMK'nun 201. maddesi gereğince, senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikteki hukuki işlemler tanıkla ispat edilemez. Ancak, davacı tarafından, dava konusu bononun korkutma hata-hile ile imzalattırıldığı iddiasında bulunulduğundan ve hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, 6100 sayılı HMK'nun 203(1)-ç maddesinde, senede karşı senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayıldığından, tanık dahil her türlü delil ile ispatı mümkün olup, ispat yükü, bononun, hata-hile korkutma ile alındığını iddia eden davacı borçludadır. Somut olayda, dava konusu bonoların 6102 sayılı TTK.'nun 776.maddesinde belirtilen yasal unsurları taşıdığı ve temel ilişkiden mücerret borç ikrarını içerdiği, davacı tarafından bonodaki imzaya itiraz edilmediği, bononun aldatma-hile yoluyla alındığının iddia edildiği, davada ispat yükünün davacıda olduğu, davacı tarafından yazılı bir delil gösterilmediği, davacı tarafından bildirilen ... 42. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasında doğrudan dava konusu bonoların düzenlenmesine ilişkin bir vakıanın yargılama konusu olmadığı, davacının katılan olarak yer aldığı, dava dışı ...'in sanık olarak yargılandığı, sanık ile katılan arasındaki taşınmaz alım satımınına dair güveni kötüye kullanma suçundan yargılama yapıldığı ve sanığın beraatine karar verildiği kararın istinaf incelemesi ile kesinleştiği, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarının ise, dava konusu bonoların düzenlenmesine ilişkin görgüye dayalı somut beyanlarının bulunmadığı, tanık beyanlarının bu haliyle, senedin hile ile imzalattırıldığına ilişkin iddiayı ispatlamaya elverişli ve yeterlilikte bulunmadığı, sonuç olarak, dava konusu bonoların zorla imzalattırıldığı iddiasının davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşıldığından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın REDDİNE, Mahkememizce verilen bir tedbir kararı bulunmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine, Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 6.831,00 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 6.099,00 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan harç masrafı ile yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 64.000,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Davalı taraflarca yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı tarafça peşin yatırılmış olan gider avansından artan kısmın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair, davacı vekilleri ve davalılar vekillerinin yüzlerine karşı, kararın taraflara tebliğinden 2 haftalık süre içinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/10/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır