Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/262 E. 2026/4077 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 3. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/262
- Karar No
- 2026/4077
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1984 E., 2025/2273 K. DAVA TARİHİ : 28.12.2016 İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/864 E., 2023/135 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin Mersin İli ..... İlçesi ... Köyü 46 81... parselde bulunan taşınmazını davalı emlakçı ... aracılığıyla satmak istediğini, taşınmazın satışı konusunda dava dışı... ile 275.000,00 TL üzerinden anlaşıldığını, müvekkilinin satış konusunda vekil tayin ettiği dava dışı annesinin 31.10.2013 tarihinde .... Tapu Müdürlüğünde yaptığı devir işlemi ile dava konusu taşınmazın dava dışı...'ye satıldığını, satış işleminden sonra müvekkilinin annesi, davalı ... ve dava dışı alıcı...'nin ..... Bankası ..... Şubesine satış bedelinin ödenmesi için beraber gittiklerini, dava dışı alıcı...'nin bankadan aldığı kredi ile beraber 225.000,00 TL ve davalı emlakçı ... adına keşide edilen 50.000,00 TL'lik çekin müvekkilinin vekili annesine verilmek istendiği sırada davalı ...'in "Alıcıdan 50.000,00 TL'lik senet aldım, oğlum...'ın paraya ihtiyacı var, alacağın parayı oğlumun hesabına aktar, pazartesi oğlum kredi alacak, sana parayı iade edecek, çeki de o zaman sana vereceğiz." diyerek müvekkilinin vekili annesini ikna ettiğini, ancak belirtilen gün ve sonrasındaki günlerde müvekkiline ve annesine herhangi bir bedel ödemediğini, bunun üzerine yapılan şikayet neticesinde Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/137 E. sayılı dosyasından davalıların cezalandırıldığını, davalıların yargılama sırasında taşınmazın satış bedelini uhdelerinde tuttuklarını da açıkça beyan ettiğini, satış bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinin davalıların itirazı nedeniyle durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili; davacının herhangi bir somut delile dayanmadığı, taraflar arasında uzun yıllardır süregelen bir yakınlık olduğunu, defalarca alım-satım işlemi yapıldığını, ceza yargılamasının henüz kesinleşmediğini, davacının müvekkiline borçlu olduğunu, davacı vekilinin bu nedenle müvekkili...'ın hesabına para yatırdığını, bankada iken diğer müvekkili ... ile davacının telefonla görüştüğünü, görüşmede müvekkilinde olan borç senedinin davacının vekili annesine verilmesi ve paranın yatırılması konusunda mutabık olunarak senedin yırtıldığını ve para yatırıldığını, davacının müvekkile bir miktar borcu dahi kaldığını, onu da davacı Türkiye'ye geldiğinde kapatacağını söylediğini, Yargıtay içtihatlarına göre hesaba açıklama yapılmadan aktarılan paraların borcun ifası nedeniyle yapıldığının kabul edildiğini savunarak, davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından davalılar hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına şikayetçi olunduğu, yapılan soruşturma neticesinde iddianame düzenlenerek Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/256 E. sayılı davasının ikame edildiği, yapılan yargılamada şikayete konu olayın hukuki uyuşmazlık olduğundan bahisle verilen beraat kararının henüz kesinleşmediği, ceza yargılaması bir süre bekletici sorun yapılmışsa da ceza dosyası üzerinde yapılan incelemede davalı ...'in savunmasında ve işbu davada sundukları cevap dilekçesi ile dava konusu taşınmazın dava dışı...'ye 275.000,00 TL bedelle satıldığını açıkça ikrar ettiği, bu bedelin davacıdan olan alacağına karşılık 225.000,00 TL'sinin adına gönderildiğini 50.000,00 TL bedelli çekin ise davalı oğlu...'a verildiğini açıkça ikrar ettiği, dava konusu bedelin davalıların uhdesinde olduğu hususunda sübut sorununun bulunmadığı, ceza yargılamasının sonucunun eldeki davaya herhangi bir etkisi olmadığı ve neticesinin beklenilmesinin yargılamayı gereksiz yere uzatacağı, her ne kadar davalılarca davacının taraflarına borcu bulunduğundan dava konusu 275.000,00 TL'nin uhdelerinde tutularak davacıya verilmediği savunulmuşsa da, davalıların davacıdan olan alacaklarının kaynağını, alacaklarının gerekçesi olarak ceza yargılamasında ileri sürdükleri ortak taşınmazın niteliği ve yeri gibi somut verileri dosyaya kazandıramadıkları, alacaklarının varlığını ispatlayamadıkları gibi, dava konusu taşınmaz satışının alıcısı olan ve davacı tanığı olarak dinlenilen dava dışı...'nin beyanından, emlakçılık yapan davalı ...'in dava dışı...'ye taşınmazın satışında aracılık ettiği, kendisinde taşınmaz sahibinin vekaletinin bulunduğunu söylediği, taşınmaz bedelinde anlaşıldıktan sonra kendisinin davalı ...'in vekaletinin bulunmadığını gördüğü, taşınmazın tanık olarak da dinlenen davacının vekili annesi tarafından dava dışı...'ye satış suretiyle temlik edildiği, kendisinin tapuda herhangi bir ödeme yapmadığı ancak satıştan önce 50.000,00 TL bedelli çeki davalı ...'e teslim ettiği, satıştan sonra ise İşbank şubesine gittikleri burada kalan parayı davacının vekili annesine aktardığı, davalı ...'in davacının vekili annesine "Oğlumun kredi limitleri artsın, bu parayı oğlumun hesabına aktaralım bu gece bizde kalalım, yarın sabah ben sana parayı oğlumun hesabından çekip tekrar vereyim" dediği, çekide davacının vekili annesine teslim etmediği, davalıların davacının vekili annesini yanıltarak dava konusu 275.000,00 TL satış bedeli kendi uhdelerinde tuttukları gerekçesiyle, itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhine 275.000,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatına verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmaz satış bedeli olan 50.000,00 TL bedelli çek ile 225.000,00 TL nakit paranın davalılar tarafından fikir ve eylem birliği içinde davacının vekili annesinden satış tarihinden sonraki ilk Pazartesi 04.11.2013 tarihinde geri ödenmek üzere ödünç olarak alındığı, davalıların eylemlerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 386. maddesinde düzenlenen ödünç sözleşmesi niteliğinde olduğu, bu maddede yer alan ''ödünç alan, ilk istemden başlayarak altı hafta geçmedikçe ödüncü geri vermekle yükümlü değildir'' ibaresinden, alacaklının ödünç verdiği şey için dava açması ya da takip başlatması için ilk önce istemde bulunması, sonrasında altı hafta beklemesi gerektiğinin anlaşılmadığı, bu ibarenin yalnızca temerrüdün oluşması ve dolayısıyla faiz talep edilebilmesi için istemin üzerinden altı hafta geçmesi gerektiğinin vurgulandığı, davacı tarafından 11.05.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, davalıların temerrüt gerçekleştikten yaklaşık 2,5 yıl sonra icra takibi başlattığı, yapılan icra takibinin usul ve yasaya uygun olduğu, davalıların baba-oğul birlikte emlakçılık yaptıkları, işlem sırasında davalı ... fiilen bulunmasa da ödünç işleminin onun bilgi ve onayı ile ve banka hesabı kullanılmak suretiyle yapıldığı ve paranın onun tarafından çekildiği, bu nedenle her iki davalının da borçtan sorumlu olduğu, icra takibinin temerrüt sonrası yasal süre içinde usulüne uygun olarak başlatıldığı, davalıların takipteki faiz başlangıç tarihine bir itirazlarının olmadığı, davanın kabulüne karar verilmiş olmasının yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun oy çokluğu ile reddine karar verilmiş; karara karşı, davalılar vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili; dava konusu 50.000,00 TL çekin bizzat müvekkili ... adına yazıldığını, diğer müvekkili...'a gönderilen paranın ise herhangi bir açıklama olmaksızın bankadan havale edildiğini, tanık beyanlarından yola çıkarak bu paranın ödünç şeklinde verildiği sonucuna ulaşılmasının hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi muhalefet şerhine katıldıklarını, müvekkillerinin Mersin 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/256 E. sayılı dosyasında beraat ettiklerinin dikkate alınmadığını, tanık...'nin beyanlarının çelişkili ve taraflı olduğunu, davacının müvekkiline borçlu olduğunu, dava konusu paranın davacının vekili annesinden elden alınması üzerine senedin yırtıldığını ve paranın hesaba yatırıldığını, Yargıtay içtihatları gereği açıklama yapılmadan aktarılan paraların borcun ifası nedeniyle yapılmış sayılacağını, davacının iddiasını ispata yarar herhangi bir belge sunmadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 201. maddesi gereği iddiasını tanıkla ispat edemeyeceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazların iptali istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle dava konusu bedelin davalıların uhdesinde olduğunun ikrar edildiği, davalıların davacının da kendilerine borçlu olduğu iddiasını ispata yarar herhangi bir delil sunmadığının anlaşılmasına göre, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.