Yargıtay · 12. Ceza Dairesi
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2026/1327 E. 2026/4810 K. – Taksirle Yaralam
Konu: Taksirle Yaralama
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 12. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/1327
- Karar No
- 2026/4810
- Karar Tarihi
- Konu
- Taksirle Yaralama
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1998 E., 2025/2317 K. SUÇ : Taksirle yaralama HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 62, 53/1-2-3. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin 23.05.2024 tarihli kararına yönelik sanık müdafinin ve katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince verilen 13.11.2024 tarihli bozma ilâmı üzerine İlk Derece Mahkemesinin sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 89/4, 22/3, 62, 53/6. maddeleri uyarınca 1 yıl 14... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl 3 ay süre ile geri alınmasına ilişkin 13.05.2025 tarihli kararına yönelik sanık müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince 5271 sayılı CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma görüşünü içeren 28.01.2026 tarihli Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri; sanık hakkında bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, sürücü belgesinin alınmasına karar verilirken orantılılık ilkesine aykırı davranıldığına ilişkindir.
Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında üst hadden ceza verilmesi gerektiğine, vekalet ücretine ve vesaire ilişkindir.
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; aleyhe bozma yasağına uyulmadığına, kusur durumuna ve ceza miktarına ilişkindir.
III. GEREKÇE VE KARAR Kabul edilebilir temyiz başvuruları üzerine yapılan inceleme neticesinde; 1. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan 23.05.2024 tarihli ilk mahkûmiyet kararına yönelik sanık müdafii ve katılanlar vekilinin istinaf istemlerine dayalı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından "1-TCK'nın 53/6 maddesi uygulamasına esas olacak şekilde adli ve idari yönden geri alınanlar dahil sanığın suç tarihinde sahip olduğu ve geçerli tüm ehliyet sınıflarını gösterir ehliyet bilgilerinin ilgili kurumdan getirtilmesi sonrasında olayda kullandığı aracın kullanım yetkisini veren ehliyet sınıflarının geri alınmasına karar verilebileceğinin gözetilmemesi, Kabul ve uygulamaya göre ise; 2-Sanığın, 17.09.2015 tarihinde polis merkezi amirliğinde verdiği savunmasından anlaşıldığı üzere, araç sevk ve idaresi sırasında, oto teybiyle uğraşması ve bu nedenle dikkatinin dağılarak olayın meydana geldiğinin anlaşılması karşısında, bilinçli taksirin yasal koşulları oluştuğu halde, sanık hakkında belirlenen temel cezanın TCK'nın 22/3. Maddesi gereğince artırılmaksızın eksik ceza tayini, 3-Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 07.07.2009 tarih, 2009/9-62-191 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, zarar suçu olan taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde TCK'nın 61/1. Maddesinin (b) bendinde yer alan 'suçun işlenmesinde kullanılan araçlar' ve (e) bendinde yer alan 'tehlikenin ağırlığı' gerekçelerine dayanılamayacağının gözetilmemesi, 4-Kasten işlenen suçlarda hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak hükmedilebilen TCK'nın 53/1 ve devamı maddelerindeki hak yoksunluklarının 'Taksirle işlenen suçlarda' uygulama olanağı bulunmadığının gözetilmemesi, 5-Sanık hakkındaki açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde suç işlemesi nedeniyle CMK'nın 231/11. maddesi gereğince aynen açıklanmasının gerektiği halde, hükmün beşinci paragrafında ; 'Sanığın bir daha suç işlemeyeceğine ilişkin mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından ve sanığın aynı suçu işlemekteki ısrarı, sabıkalı kişiliği göz önüne alınarak, sanık hakkında CMK'nın 231.maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geriye bırakılması ve TCK.nun 51.maddesi gereğince cezanın ertelenmesi kurumlarının ve ayrıca TCK 50 madde hükümlerinin sanık hakkında uygulanmasına yer olmadığına,' şeklinde TCK'nın 50, 51 ve CMK'nın 231/5 maddeleri yönünden değerlendirme yapılmak suretiyle uygulanmamasına karar verilmesi" nedenlerine dayalı olarak bozma kararı verildiği,
Ancak 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen bu bozma kararının 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, dolayısıyla İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin duruşma açarak karar vermek yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan bozma kararına yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesinin bozma ilâmı üzerine yeniden hüküm kurmasının yasal dayanağı bulunmadığından gerek anılan bozma kararının gerek İlk Derece Mahkemesince ikinci kez verilen kararın hukukî değerden yoksun olduğu anlaşılmakla, açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesince 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerekirken, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda yazılı şekilde bozma kararı verilmesi,
2. Kabul ve uygulamaya göre de:
Sanığın seyri sırasında dikkatinin dağılmasına yetecek bir süre kadar otomobil teybi ile ilgilendiğinin belirlenmemiş olması, bu hususun bir anlık dikkat dağılması ötesine geçtiğinin de ikrar edilmemiş bulunması karşısında dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilip, suç vasfında yanılgıya düşülmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.05.2026 tarihinde karar verildi.