İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/652 E. 2026/753 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/652
Karar No
2026/753
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/652 Esas - 2026/753 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/652 KARAR NO : 2026/753

.... ... DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 06/08/2026 KARAR TARİHİ : 09/10/2026 KARAR Y.TARİHİ : 09/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan "Alacak" davasının yapılan açık yargılaması sonucunda, aşağıdaki karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin, ... tarafından verilmiş olan 3.250.000-TL bedelli senet borcunun ödenmemesi sebebiyle ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığını, akabinde ilgili icra takibinin kesinleştiğini, borçlu ... Esas sayılı dosyasında 03.07.2025 tarihli verilen karar doğrultusunda üç aylık geçici mühlet verilmiş olup şirket hakkında konkordato sürecinin başladığını, şirkete daha önce verilen geçici konkordato mühletinin ... iflasına karar verildiğini, müvekkili şirketin iflas masasında rüçhanlı alacakların çokluğu sebebiyle müvekkiline sıra gelmeyecek olduğunu, müvekkilinin herhangi bir ödeme alamayacağını ancak, borçlu şirketin işbu davanın davalısı... arasında ticari ilişkiye dayalı birçok eylem gerçekleştiğini, bunlardan birincisinin, müvekkili şirketin "...ye kiralandığını, bahsedilen kira sözleşmesiyle müvekkiline ait olan "... kiralanmış olsa da, 22/05/2024 tarihinde müvekkilinin emlak danışmanlarından olan ... ilgili taşınmazdan müvekkili şirket yetkilisine atmış olduğu videoda ilgili taşınmazın ... tarafından kullanıldığının beyan edildiğini beyanla, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla; ... müvekkili şirkete olan 3.250.000-TL bedelli senede ilişkin icra takibi başlatılan ...sayılı icra dosyası borcundan takip tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte müflis şirketle organik bağı bulunan ....müşterek ve müteselsil sorumlu olduğunun kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II-SAVUNMALAR 2. Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tüzel kişilik perdesinin aralanmasının istisnai olduğunu, organik bağ iddiasının tek başına borçtan sorumluluk doğurmayacağını, davacının, dava dışı şirkete kiralanan taşınmazın müvekkili şirket tarafından kullanıldığını, tahliye tutanağında ve 25/09/2024 tarihli Sulh Protokolü'nde müvekkil şirket kaşesinin basıldığını iddia ettiğini, kira sözleşmesinin tarafının açıkça dava dışı ... olduğunu, davacının bahsettiği protokol içeriği incelendiğinde, bizzat davacının da kabul ettiği üzere protokol münhasıran dava dışı şirketin borçlarına ve dava dışı şirket ile davacı arasındaki kira ilişkisine ilişkin olduğunu, davacının, ... plakalı araçların dava dışı borçlu şirkete ait olduğunu ve üzerlerine haciz konulduğunu bizzat ikrar ettiğini, araçların mülkiyetinin dava dışı şirkete ait olup, bu araçlar davacının alacaklı olduğu icra dosyasında haczedildiğini, mülkiyetinin dava dışı şirkette olan ve üzerinde haciz bulunan araçların varlığı dahi iki şirketin malvarlıklarının ayrı olduğunun en açık ispatı olduğunu beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 3. Taraflar arasındaki hukuki ilişki hali hazırda değerlendirilmemiştir. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 4. Taraflar arasındaki uyuşmazlık belirlenmemiştir. IV- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 5. Dava, dava dışı müflis ... arasındaki organik bağın varlığının tespiti ile kira sözleşmesi nedeniyle müflis şirkete verilen senet bedelinin, dava dışı müflis şirket ile organik bağı olduğu iddia edilen davalı şirketten tahsili istemlerine ilişkindir. 6. Davanın esasının incelenmesinden önce mahkememizin görevli olup olmadığı hususu üzerinde durulması gerekmektedir. 7. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nın 114. maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. 8. Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir. 9. Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. 10. Mahkemelerin görevi, ancak kanunla (HMK m. 1) düzenlenir. Görev ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında mahkeme tarafından re’sen nazara alınması gerekir (HMK 20,114,115). Görev konusunda taraflar için kazanılmış hak doğmaz ve yeni bir Kanunla kabul edilen görev kuralları kanunda aksine düzenleme yapılmadığı sürece geçmişe de etkilidir (...Karar). 11. 6100 sayılı HMK'nin "Sulh hukuk mahkemelerinin görevi" başlıklı 4. maddesinde Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıklar düzenlenmiştir. Sözkonusu hükümde; "Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları" dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın Sulh Hukuk Mahkemelerinde görüleceği hükme bağlanmıştır. 12. Somut olayda, taraflar arasındaki uyuşmazlık, kira sözleşmesi kapsamında verilen senetten kaynaklanmakta olup; bu husus 25/09/2024 tarihli Sulh Protokolü'nde açıkça sabittir. Bu bakımdan taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmakta olup, HMK m. 4 hükmü uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde sulh hukuk mahkemesi görevlidir. 13. Varılan bu neticeye dayalı olarak HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, süresinde ve istek halinde dosyanın HMK 1, 20 maddeleri uyarınca, görevli Ankara Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davanın, Mahkememizin görevli olmaması nedeni ile HMK m. 114/1-c ve 115/1 hükmü uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Görevli Mahkemenin, ... olduğunun TESPİTİNE, 3-HMK m. 20/1 hükmü uyarınca Mahkememiz kararı "kesin nitelikte" ise tebliğ tarihinden, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle kararın kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) hafta içerisinde "Dava Dosyasının Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde dosyanın görevli olan ....GÖNDERİLMESİNE, 4- İşbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara (Mahkememizce verilen gerekçeli kararın tebliği suretiyle) İHTARINA, 5- Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK 323 ve 331. maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ....ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... yasa yolu açık olmak üzere 20/03/2025 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.

,,,

BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/652, K. 2026/753, T. 09.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-652-e-2026-753-k-bfc19c15a2e8