İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/766 E. 2026/716 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/766
Karar No
2026/716
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/766 Esas - 2026/716 TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/766 Esas KARAR NO : 2026/716

.... DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 17/09/2026 KARAR TARİHİ : 01/10/2026 KARAR Y.TARİHİ : 01/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda; İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle:.... plakalı otobüsün müvekkili şirket nezdinde .... nolu kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalı olduğunu, 04/11/2024 günü .... plakalı otobüse davalının sevk ve idaresindeki .... plakalı minibüsün aniden sola manevra yaptığı esnada çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı yan araç sürücüsünün meydana gelen kazada %75 kusurlu olduğunu, gerçekleşen kaza neticesinde sigortalı araçta ağır hasar meydana geldiğini ve kasko sigorta poliçesi kapsamında 19/03/2025 tarihinde 1.200.000,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, pert işlemine tabi tutulan sigortalı araç için 499.500,00 TL sovdaj tenzil edildiğini, .... plakalı aracın ... poliçesinin de müvekkili şirket nezdinde düzenlendiği ve poliçe teminat limitleri dahilinde 200.000,00 TL rücu tahsilatı yapıldığını, söz konusu ödemeler neticesinde davalının sorumlu olduğu bakiye tutarın 325.375,00 TL olduğunu, rücuen alacağın tahsili amacıyla .... Esas sayılı dosyası nezdinde icra takibine geçildiğini, borçlu tarafından haksız itiraz nedeniyle takibin durduğunu beyan ederek, itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak kaydıyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı tarafa bu aşamada tebligat çıkartılmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacı tarafından kasko sigorta sözleşmesi ile sigortalanan araca davalı tarafın sürücüsü olduğu aracın neden olduğu kazada hasar gördüğü, hasar bedelinin sigortalıya ödendiği iddiasına dayalı ödenen bedelin rücuen tazmini istemine ilişkindir. Dosyaya kazandırılan .... yazı cevabında davalının dava tarihi itibari ile tacir kaydının bulunmadığı , Vergi Dairesi yazı cevabında ise ,davalının dava tarihi itibariyle tacirlik boyutunda bir gelirinin bulunmadığı gibi davalının 2018 yılında işi terk ettiği görülmüştür. Davalının 04/11/2024 tarihli kazada .... plakalı aracın yapılan UYAP sorgulama sonucunda maliki değil sürücüsü olduğu ,davacının halefi olduğu dava dışı sigortalının ise tacir olduğu anlaşılmıştır . 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, zarardan sorumlu oldukları iddiası ile davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Rücu ve halefiyet, .... sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığını taşıyan 1472. maddesinde ise; "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Buna göre; davacı sigorta şirketinin sigortalısı hangi görevli ve yetkili mahkemede dava açabilecek ise, sigorta şirketinin de halefiyet gereğince, aynen sigortalı gibi o mahkemede dava açabileceğine işaret edilmiştir. Davanın, TTK'nun 4/1 maddesindeki nisbi ticari dava koşulları oluşmadığı gibi aynı maddede düzenlenen mutlak ticari dava niteliği de bulunmamaktadır. Bu durum karşısında, haksız fiilden doğan davada genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemeleri davaya bakmakla görevlidir. TTK'nun 6335 sayılı kanun ile değişik 5/3 maddesi uyarınca 01/07/2012 tarihinden itibaren asliye ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisi haline dönüştürülmüştür. Mahkemenin görevli olması ise, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup, anılan kanunun 115. maddesi uyarınca da davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır. Dosya içerisinde toplanan tüm deliller ve diğer belgelerin incelenmesinde dava konusunun trafik kazasından kaynaklanan davacı sigorta şirketi tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın davalıya ait aracın neden olduğu kazada hasar gördüğü hasar bedelinin dava dışı sigortalıya ödendiği rücuen tahsili isteminden kaynaklanan uyuşmazlıkta, davacının halefiyete dayalı olarak açtığı haksız fiil hükümlerine göre tacir olmayan davalıya karşı açmış olduğu, davalı tarafın TTK 12, 16 maddeleri kapsamında kalan tacir olmadığından davanın nispi ticari dava olmadığı gibi , TTK'ya göre eldeki davanın mutlak ticari dava da sayılmadığından, açılan bu davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılarak usul ekonomisi ve yargıda hedef süre de gözetilerek mahkememizin görevsizliği nedeniyle usulden reddine, süresinde ve istek halinde dosyanın HMK 1, 20 maddeleri uyarınca, görevli ve yetkili .... gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : 1-Davanın, Mahkememizin görevli olmaması nedeni ile HMK m. 114/1-c ve 115/1 hükmü uyarınca USULDEN REDDİNE, 2-Görevli Mahkemenin, ...olduğunun TESPİTİNE, 3-HMK m. 20/1 hükmü uyarınca Mahkememiz kararı "kesin nitelikte" ise tebliğ tarihinden, "süresi içinde kanun yoluna başvurulmaması" nedeniyle kararın kesinleşmesi halinde, kararın kesinleştiği tarihten; "süresi içinde kanun yoluna başvurulmakla birlikte, kanun yoluna başvurunun reddi kararı verilmesi" halinde, işbu kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) hafta içerisinde "Dava Dosyasının Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulması halinde dosyanın görevli olan Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İşbu hükmün (3) no'lu bendi kapsamında belirtilen süreler içinde "Dosyanın Görevli Mahkemeye Gönderilmesi" talebinde bulunulmaması halinde; Mahkememizce re'sen "davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği" hususunun, taraflara (Mahkememizce verilen gerekçeli kararın tebliği suretiyle) İHTARINA, 5-Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin HMK 323 ve 331. maddeleri uyarınca görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda yapılan inceleme sonucunda, HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile.... yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi. 01/10/2026

... ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/766, K. 2026/716, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-766-e-2026-716-k-ca73ccbc3580