İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/392 E. 2026/773 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/392
Karar No
2026/773
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/392 Esas KARAR NO : 2026/773

DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/05/2026 KARAR TARİHİ : 20/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalılar arasında, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde kâin ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan binaların iç ve dış cephe yapım işlerine ilişkin şifahi eser sözleşmesi akdedildiğini, davalıların Kasım 2024 ayında başladıkları işi Haziran 2025 tarihinde teslim etmeleri gerekirken işi eksik, hatalı ve ayıplı şekilde bırakarak terk ettiklerini, iç mekandaki sıva, alçı, boya ile dış cephedeki mantolama imalatlarının ayıplı yapıldığını ve bir kısım işlerin ise hiç ikmal edilmediğini, bu kusurlu eylemler neticesinde taşınmazdaki 12 adet dairenin kullanılamadığını ve müvekkilinin zarara uğradığını, nitekim ... Sulh Hukuk Mahkemesinin... D.İş sayılı delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporuyla da müvekkilinin uğradığı zararın 1.243.200,00 TL olarak belirlendiğini, zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ayıplı ve eksik ifa nedeniyle uğranılan zarar ile mahrum kalınan kazanç karşılığı toplam 1.343.200,00 TL tazminatın ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekilinin mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Davalılar, davacının iki bloklu yapıdaki ayıplı ve eksik imalat nedeniyle 1.243.200,00 TL onarım bedeli ile 100.000,00 TL yoksun kalınan kazançtan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarını istediğini, ancak kendilerinin bağımsız yüklenici veya taşeron değil, davacının emir, talimat ve denetimi altında çalışan işçiler olduklarını, aralarında yazılı sözleşme, iş programı, teslim tutanağı veya bedel düzenlemesi bulunmadığını, davacının sözleşme ilişkisini, bireyselleştirilmiş kusuru, ayıbın failini, zararı ve uygun illiyet bağını ispatlayamadığını, bu nedenle pasif husumet yokluğu ve esastan ret gerektiğini, delil tespiti raporunun taraflardan yalnızca birini kapsadığını ve kişisel kusur ile iş kalemi bazında sorumluluk göstermediğini, rapordaki metraj, birim bedel ve hesap yönteminin denetlenebilir olmadığını, taşınmaza ilişkin ada/parsel belirsizliği bulunduğunu, davacının ödeme, zarar ve kullanım mahrumiyeti anlatımının kendi belgeleriyle çeliştiğini ve yoksun kalınan kazancın somutlaştırılmadığını, davalıların tacir sıfatı bulunmadığından uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşımadığını ileri sürerek, öncelikle görevsizlik nedeniyle usulden ret, aksi halde davanın pasif husumet yokluğundan ve esastan reddi, bilirkişi raporunun hükme esas alınmaması ve yeniden inceleme ile uzman bilirkişi raporu alınması, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, taraflar arasında akdedildiği iddia edilen şifahi eser sözleşmesi kapsamında, davalılarca üstlenilen işlerinin ayıplı, eksik ve hatalı ifa edildiği gerekçesiyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkin maddi tazminat davasıdır. Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece resen göz önüne alınır. Ticaret Mahkemesinin görev alanını düzenleyen 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddeleri şu şekildedir: "MADDE 4- (1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. MADDE 5- (1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." 6100 Sayılı HMK'nın 2.maddesinde ise Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görev alanı düzenlenmiş olup, bu madde; "Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.'' hükmünü haizdir. Somut olayda; eldeki dava taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık konusu 6102 sayılı TTK’da düzenlenen mutlak ticari davalardan değildir. Davanın nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi ve Mahkememizin görevli sayılabilmesi için ise, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca uyuşmazlığın tarafların her ikisinin de tacir sıfatını haiz olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması gerekmektedir. Mahkememizce tarafların tacirlik durumunun tespiti amacıyla yazılan müzekkerelere verilen cevapların incelenmesinde; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ve Kocasinan Vergi Dairesi Müdürlüğü yazılarında, davalılardan ...'in ticaret sicil kaydının bulunmadığı, potansiyel vergi kimlik numarası sahibi olup tacir sıfatını haiz olmadığı, davalılardan ...'ın ise geçmişte Ticaret Sicili'ne kayıtlı gerçek kişi ticari işletmesinin bulunduğu ve "İkamet Amaçlı Binaların İnşaatı" faaliyeti kapsamında Bilanço esasına göre defter tuttuğu, ancak 31/08/2024 tarihi itibarıyla mükellefiyetini terk ederek ticari faaliyetine son verdiği bildirildiği, davacı tarafından dava konusu işlerin yapımına Kasım 2024 tarihinde başlandığı belirtilmiş olmakla işlerin yapıldığı tarihte davalı ...'ın tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalıların tacir sıfatı bulunmadığından 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın çözümünde Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı kuşkusuzdur. Genel görevli mahkeme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesidir. Yargıtay içtihatları, yasal düzenlemeler ve tüm bu açıklamalar uyarınca Mahkememizin görevli olmaması, eldeki davaya ilişkin aksine bir düzenleme bulunmadığından Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olması sebebiyle davanın görev yönünden usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2- HMK 20/1 maddesi gereğince, kararın kesinleşmesinden itibaren iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE tevzi edilmek üzere İstanbul Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna GÖNDERİLMESİNE, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3- Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, davalılar vekilinin yüzüne karşı davacı tarafın yokluğunda HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 20/10/2026

Katip ... e-imzalı*

Hakim ... e-imzalı*

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/392, K. 2026/773, T. 20.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-392-e-2026-773-k-1cf8416500d6