İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/783 E. 2026/678 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/783
- Karar No
- 2026/678
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/783 Esas KARAR NO : 2026/678
DAVA : Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 20/10/2025 KARAR TARİHİ : 30/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka ile davalı şirket arasında 22/05/2024 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalı ...’in sözleşmeyi 10.000.000,00 TL kefalet limitiyle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, sözleşme kapsamında kullandırılan kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine 30/04/2025 tarihli ihtarnamelerle hesabın kat edildiğini, ihtarnamelerin 03/05/2025 tarihinde tebliğ edildiğini, ödenmeyen borç nedeniyle ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasıyla 625.063,79 TL üzerinden ilamsız takip başlatıldığını, davalıların 27/05/2025 tarihinde takibe, borca, faize, ferilere ve yetkiye itiraz etmeleri üzerine takibin durduğunu ileri sürerek; yetki itirazı dahil tüm itirazların iptaline, takibin devamına, takip tarihinden itibaren alacağa temerrüt faizi uygulanmasına ve takip miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, sözleşmedeki yetki şartının genel işlem koşulu olup yazılmamış sayılması gerektiğini, bunun olumsuz dava şartı oluşturduğunu ve mahkemenin de yetkisiz olduğunu, hesap kat ihtarnamesinin hesap özetini içermediğini, hangi ödeme planından ve kaç günlük gecikmeden kaynaklandığının, faiz oranı ve tutarının gösterilmediğini, bu nedenle usulüne uygun bir kat işlemi bulunmadığını, takip dayanağı belgelerin İİK m.61 uyarınca ödeme emri ekinde tebliğ edilmediğini, alacağın likit olmadığını ve icra inkâr tazminatı koşullarının oluşmadığını, davacının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. DELİLLER; ... Banka Alacakları İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı takip dosyası, 22/05/2024 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi, 30/04/2025 tarihli hesap kat ihtarnameleri ve PTT tebliğ kayıtları, dava dilekçesi ekinde sunulan hesap ekstreleri, arabuluculuk son tutanağı ve bankacı bilirkişi ...l tarafından düzenlenen 02/06/2026 tarihli bilirkişi raporu dosya arasındadır. Rapora karşı davalılar vekili itirazlarını sunarak ek rapor talep etmiş, davacı vekili ise beyanında raporun iddialarını ispat ettiğini bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, İİK m.67 kapsamında açılmış itirazın iptali davasıdır. Uyuşmazlık, bir banka ile tacir olan davalılar arasındaki genel kredi sözleşmesine dayalı kredi kartı/KMH alacağına ilişkin olduğundan ticari dava niteliğindedir (TTK m.4). Dava açılmadan önce TTK m.5/A uyarınca arabulucuya başvurulmuş, son tutanak dosyaya sunulmuştur. İtirazın davacıya tebliğ tarihi 16/10/2025, dava tarihi 20/10/2025 olup dava, İİK m.67/1’deki bir yıllık süre içinde açılmıştır. Davalılar, takibin yetkisiz icra dairesinde başlatıldığını, sözleşmedeki yetki şartının genel işlem koşulu olması nedeniyle yazılmamış sayılması gerektiğini ileri sürmüşlerdir. İİK m.50 uyarınca para borçlarına ilişkin takipte HMK’nın yetki hükümleri kıyasen uygulanır. HMK m.17, tacirlerin aralarında doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıklar için sözleşmeyle yetkili mahkeme belirlemelerine imkân tanımaktadır. Taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesi’nin 62. maddesinde İstanbul (Çağlayan) Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır. Davalı şirket ticaret şirketi olup tacirdir; davalı ... ise şirketin ortağı ve yetkilisi sıfatıyla, şirketin ticari işletmesini ilgilendiren kredi ilişkisine müteselsil kefil olmuş ve sözleşmeyi asıl borçlu şirketle birlikte aynı yetki şartıyla imzalamıştır. Yetki şartı bu nedenle her iki davalıyı da bağlar. Yetki şartının genel işlem koşulu olduğu savunması da sonuca etkili değildir. Sözleşmenin matbu olması ve bankanın aynı metni çok sayıda sözleşmede kullanması hükmün genel işlem koşulu olarak nitelendirilmesine yeterli olabilir; ancak bu nitelendirme hükmün kendiliğinden geçersizliği sonucunu doğurmaz, hüküm TBK m.20 vd. hükümlerindeki yürürlük ve içerik denetimine tabi tutulur. Davalılar ticari işletmeleriyle ilgili faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlü (TTK m.18) tacirlerdir ve sözleşme hükümlerini bilerek imzaladıkları kabul edilmelidir. Yetkili kılınan yer olan İstanbul, davalıların yerleşim yerleriyle aynı il sınırları içinde bulunmakta olup bankanın merkezinin de bulunduğu yerdir; bu düzenleme davalılar için dava ve savunmayı olağan dışı güçleştirmemekte, şaşırtıcı ve dürüstlük kuralına aykırı bir yük de getirmemektedir. Kanun koyucunun HMK m.17 ile tacirler arasındaki yetki sözleşmesini açıkça geçerli kılması karşısında, sözleşmenin ayrıca müzakere edildiğine ilişkin kaydın TBK m.20/3 uyarınca tek başına yeterli olup olmadığının tartışılmasına da gerek kalmamıştır. Açıklanan nedenlerle icra dairesinin ve mahkememizin yetkisine yönelik itirazlar yerinde görülmemiş, takibin geçerli olduğu, itirazın iptali davası bakımından olumsuz dava şartının da gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır. Davalılar, takip dayanağı belgelerin tasdikli örneğinin ödeme emrine eklenerek tebliğ edilmediğini, bu nedenle geçerli bir ödeme emri bulunmadığını ileri sürmüşlerdir. İİK m.61/1 hükmü, icra dairesinin ödeme emri düzenlemesine ilişkin bir usul kuralıdır ve bu yöndeki eksiklikler İİK m.16 uyarınca yedi günlük süre içinde icra mahkemesine şikâyet yoluyla ileri sürülebilir. İtirazın iptali davasında ise takibin usule uygunluğu değil, alacağın varlığı ve itirazın haksız olup olmadığı incelenir. Dosya kapsamından, davacı banka ile davalı şirket arasında 22/05/2024 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin asıl borçlu sıfatıyla davalı şirket, müteselsil kefil sıfatıyla davalı ... tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır. Sözleşmenin ve imzaların aidiyeti davalılarca inkâr edilmemiştir. Kefilin sorumlu olacağı azami miktar (10.000.000,00 TL), kefalet tarihi (22/05/2024) ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluk altına girdiği hususu kefilin el yazısıyla yazılmış olup TBK m.583’teki şekil şartlarına uyulmuştur. Kefilin şirketin ortağı ve yöneticisi olarak şirketle ilgili kefalet vermesi nedeniyle TBK m.584/3 uyarınca eşin rızası da aranmaz. Ticari işletmeyi ilgilendiren borçlarda teselsül karinesi de bulunmaktadır (TTK m.7). Davalılarca kefaletin geçerliliğine yönelik bir itiraz ileri sürülmemiş olup mahkememizce yapılan inceleme sonucunda da kefaletin geçerli olduğu sonucuna varılmıştır. Talep edilen alacak, TBK m.589 uyarınca kefalet limiti içinde kalmaktadır. Müteselsil kefil, asıl borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması halinde doğrudan takip edilebilir (TBK m.586); ihtarnameler her iki davalıya 03/05/2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. Sözleşmenin 55. maddesi HMK m.193 anlamında delil sözleşmesi niteliğinde olup, bu hükümle taraflar davacı bankanın defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edileceğini öngörmüşlerdir. Davalılar bu kayıtların aksini ispatlayan herhangi bir delil sunmamışlardır. Davacı banka 30/04/2025 tarihinde ihtarname keşide ederek hesabı kat etmiş, ihtarnameler davalılara 03/05/2025 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalılar takip aşamasında kat ihtarnamesinin tebliğ edilmediğini ileri sürmüşlerse de, dava dilekçesi ekindeki PTT tebliğ kayıtlarından ihtarnamelerin her iki davalıya 03/05/2025 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmakta, davalılar da cevap dilekçesinde tebliğ olgusunu çürütecek bir savunma ileri sürmemekte, savunmalarını ihtarnamenin içeriğine yöneltmektedirler. Davalıların, ihtarnamenin hesap özeti içermemesi nedeniyle geçersiz olduğu yönündeki savunması yerinde değildir. Kanunda, hesap kat ihtarnamesinin ekinde hesap özetinin tebliğ edilmesini geçerlilik şartı olarak öngören bir hüküm bulunmamaktadır. 5464 sayılı Kanun, kredi kartı hesap özetinin düzenlenerek kart hamiline bildirilmesini zorunlu kılmış (m.10), kart hamiline hesap özetinin hangi unsurlarına itiraz ettiğini gerekçesiyle bildirmek üzere süre tanımış ve süresinde itiraz edilmeyen hesap özetinin kesinleşeceğini düzenlemiştir (m.11). Bu kesinleşme genel hükümlere göre dava hakkını ortadan kaldırmasa da, davalıların kendilerine dönemsel olarak bildirilen hesap özetlerine karşı itirazda bulunduklarını ileri sürmemiş ve ispatlamamış olmaları, kayıtlara karşı somut bir çekişmenin bulunmadığını göstermektedir. Kat ihtarnamesi, kat tarihi itibarıyla borcun toplam tutarını bildiren ve ödeme için süre veren bir fesih ve ihtar beyanıdır; davalılar da ihtarnamenin kat tarihi itibarıyla toplam tutarları içerdiğini kabul etmektedir. Borcun dayandığı dönem, faiz oranı ve gecikme süresi ise banka kayıtları ve hesap özetlerinden belirlenebilir olup bilirkişi incelemesiyle ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur. Bu nedenle ihtarnamede ayrıntılı döküm bulunmaması, borcun doğruluğunun denetlenmesini imkansız kılmamıştır. Bilirkişi raporuna göre 597.100,51 TL olan 20/04/2025 hesap kesim tarihli dönem borcu, kat tarihi olan 30/04/2025 itibarıyla akdi faiz ve BSMV ile birlikte 607.027,31 TL’ye ulaşmıştır. İhtarname ile verilen 7 günlük sürenin sonunda davalıların temerrüdü 11/05/2025 tarihinde gerçekleşmiştir. Davalılar vekili rapora itirazında; bilirkişinin görevine aykırı olarak savunmaları değerlendirmediğini, raporda incelendiği belirtilen hesap ekstreleri ve ödeme planlarının dosyada ve rapor ekinde bulunmadığını, hesabın kat edilmesinin haklı olup olmadığının mevzuat çerçevesinde araştırılmadığını ileri sürerek ek rapor alınmasını talep etmiştir. Rapor, bilirkişiye verilen görev kapsamında banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak düzenlenmiş; kat ve temerrüt tarihleri, kat tarihindeki borç, uygulanan faiz oranları, takip tarihi itibarıyla alacak ve takipte fazla talep edilen kalemler ayrıntılı tablolar halinde gösterilmiş olup gerekçeli, denetime elverişli ve dosya kapsamıyla uyumludur. Mahkememizce hükme esas alınmıştır. İtirazlar aşağıdaki nedenlerle yerinde görülmemiş, ek rapor talebi reddedilmiştir. Bilirkişiye verilen görev, davacı banka kayıtları üzerinden alacak miktarının ve buna ilişkin faiz oranlarının tespitidir. Davalıların savunmalarının önemli bölümü (yetki, genel işlem koşulu, ödeme emri ekleri, kat ihtarnamesinin geçerliliği ve hesap özeti eklenmesi zorunluluğu, icra inkâr tazminatının koşulları) özel veya teknik bilgiyi gerektirmeyen hukuki değerlendirmelerdir; bunların değerlendirilmesi HMK m.266 uyarınca bilirkişiye bırakılamaz, hâkime aittir. Nitekim bilirkişi de hukuki tavsif ve takdirin mahkemeye ait olduğunu raporunda belirtmiştir. Faiz oranı ve faizin başlangıcı yönündeki savunmalar ise rapor kapsamında incelenmiş, faiz oranları Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nca belirlenen oranlara göre hesaplanmış ve takipte fazla talep edilen tutar tespit edilmiştir. Bilirkişinin görevini aştığı veya eksik yerine getirdiği söylenemez. Hesap ekstrelerinin dosyada bulunmadığı iddiası gerçeğe uygun değildir. Davacı vekili, ihtarname tarihinden önceki son üç döneme ait hesap ekstrelerini dava dilekçesinin ekinde sunmuş, bu belgeler dava dilekçesi ekleriyle birlikte davalılara tebliğ edilmiştir. Ödeme planı bakımından ise dava konusu alacaklar kredi kartı ve KMH hesabından kaynaklanmaktadır. Bu ürünler, vade ve taksitleri baştan belirlenmiş bir ödeme planına bağlı taksitli kredi niteliğinde olmayıp hesap dönemi, hesap kesim tarihi, dönem borcu ve asgari ödeme tutarı esasına göre işleyen, borcun bakiyesi ve gecikmesi hesap özetleri ile hesap hareketlerinden belirlenen dönemsel hesaplardır (5464 s.K. m.3, 10, 26). Bu nedenle bu alacaklar için ödeme planı düzenlenmesi söz konusu olmadığından dosyada ödeme planı bulunmaması bir eksiklik oluşturmaz. Raporda ödeme planına yer verilmesi genel bir anlatım niteliğinde olup rapordaki hesaplamanın dayanağı ödeme planı değil, hesap kesim tarihindeki dönem borcu ve Merkez Bankası’nca ilan edilen faiz oranlarıdır. Gecikme ve temerrüt süresi de ödeme planına ihtiyaç duyulmaksızın, hesap özetindeki son ödeme tarihi ve asgari ödeme tutarı ile kat ihtarının tebliği ve ihtarnamede verilen süre esas alınarak belirlenebilmektedir. Davalılar, rapordaki tablolarda veya hesap özetlerinde hangi kalemin hatalı olduğunu somut olarak belirtmemiş, genel nitelikte denetim imkânının bulunmadığı yönünde beyanda bulunmuşlardır. Hesabın kat edilmesinin şartlarının bulunup bulunmadığı ve kat ihtarnamesinin geçerliliği hukuki değerlendirme gerektiren hususlar olup yukarıda mahkememizce incelenmiştir. Davalıların dayandığı Kredilerin Sınıflandırılması ve Bunlar İçin Ayrılacak Karşılıklara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik (RG 22/06/2016), bankaların kredilerinin niteliklerine göre sınıflandırılması ve bunlar için karşılık ayrılmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir (m.1). Bankanın bilanço ve karşılık uygulamasına yönelik bu düzenleme, banka ile müşterisi arasındaki sözleşme ilişkisinde hesabın kat edilmesinin şartlarını belirlememekte olup Yönetmelikte kredinin belirli bir gecikme süresi geçmeden kat edilemeyeceğine veya takibe konulamayacağına dair bir hüküm de bulunmamaktadır. Hesabın kat edilebilmesi sözleşme hükümlerine ve genel hükümlere tabidir. Davalıların yönetmeliğe aykırılık iddiası sözleşmesel kat yetkisini ortadan kaldırmaz. Açıklanan nedenlerle rapor, hükme esas alınabilecek nitelikte görülmüş; itirazlar hukuki değerlendirmeye ilişkin olup sonuca etkili bulunmadığından ek rapor alınmasına gerek görülmemiştir. Kredi kartı uygulamasından doğan borçlarda temerrüt hali dahil bileşik faiz uygulanamaz. Faiz hesabında, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na bildirilen veya ilan edilen oranlar değil, bankanın ilgili hesap bakımından fiilen uyguladığı oranlar esas alınmış, Merkez Bankası’nca ilan edilen azami oranlar ise aşılmaması gereken yasal sınır olarak gözetilmiştir. Bilirkişi raporunda, davacı bankanın kat tarihindeki alacağının içindeki anaparayı takip talebinde asıl alacak olarak istemesi nedeniyle faize faiz işletilmediği, kat tarihinden temerrüt tarihine kadar %57,00 akdi faiz oranıyla 8.729,87 TL, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar %60,60 temerrüt faiz oranıyla 9.281,23 TL faiz hesaplandığı, kat öncesi akdi faizin talep edilen 91.910,64 TL’sinin kabulünün mümkün olduğu, BSMV’nin ise hesaplanan tutarın (5.496,09 TL) talebi aşması nedeniyle HMK m.26 gereği talep edilen 1.002,14 TL ile sınırlı tutulması gerektiği belirlenmiştir. Bu hesaplamaya göre takip kalemlerinin durumu şöyledir: Asıl alacak 501.236,29 TL olarak talep edilmiş, bilirkişi hesabı da aynı çıkmış olup fazla talep bulunmamaktadır. Gecikme faizi 10.667,98 TL talep edilmiş, 8.729,87 TL kabul edilebilir bulunmuş, 1.938,11 TL fazla talep edilmiştir. Temerrüt faizi 20.042,74 TL talep edilmiş, 9.281,23 TL kabul edilebilir bulunmuş, 10.761,51 TL fazla talep edilmiştir. BSMV için talep edilen 1.002,14 TL, bilirkişi hesabı olan 5.496,09 TL’yi aşmadığından aynen kabul edilmiştir. Masraf (204,00 TL) ve kat öncesi akdi faiz (91.910,64 TL) kalemlerinde fazla talep bulunmamaktadır. Takipte talep edilen 625.063,79 TL’den 12.699,62 TL fazla talep bulunduğu, davacının takip tarihi itibarıyla 612.364,17 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Davalıların faizin başlangıç tarihinin belirtilmediği ve faizin fahiş olduğu yönündeki itirazları, faizin başlangıcı ve oranları bankanın fiilen uyguladığı oranlara göre belirlenip fazla talep edilen kısım ayrıştırıldığından kabul edilen miktar yönünden yerinde görülmemiştir. Davalı şirket asıl borçlu, davalı ... ise kefalet limiti içinde müteselsil kefil olarak bu alacaktan sorumludur. Takip tarihinden sonra asıl alacağa, bankanın fiilen uyguladığı gecikme faiz oranı uygulanacaktır. İİK m.67/2 uyarınca itirazın haksızlığına karar verilmesi halinde borçlunun, alacaklının talebi üzerine, hükmolunan meblağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi gerekir. Dava konusu alacak, banka kayıtları, hesap özetleri, kat ihtarnamesi ve fiilen uygulanan oranlarla belirlenebilen, davalılar bakımından da hesap kesim tarihindeki dönem borcu ve ihtarnamede bildirilen tutar itibarıyla bilinebilir nitelikteki likit bir alacaktır. Bilirkişi incelemesinin faiz oranları ve fazla talep edilen kalemler yönünden gerekmesi ve takipte faiz ile ferilerde bir miktar fazla talep bulunması, asıl alacağın belirli veya belirlenebilir olma niteliğini ortadan kaldırmaz. Davalılar asıl alacağa ilişkin somut bir ödeme veya borçsuzluk savunması ileri sürmemiş, itirazları şekli ve hukuki nitelikte kalmıştır. Bu nedenle kabul edilen kısım yönünden itirazın haksız olduğu sonucuna varılmış, itirazın iptaline karar verilen 612.364,17 TL alacak (asıl alacak ve işlemiş faiz dahil) üzerinden %20 oranında 122.472,83 TL icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 1-Davalıların ... Banka Alacakları İcra Dairesinin ... esas sayılı takip sayılı dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 501.236,29 TL asıl alacak, 8.729,87 TL gecikme faizi, 9.281,23 TL işlemiş faiz, 1.002,14 TL BSMV, 204,00 TL masraf, 91.910,64 TL akdi faiz olmak üzere toplam 612.364,17 TL üzerinden devamına,fazlaya ilişkin istemin reddine, Asıl alacağın 501.236,29 TL'lik kısmına takip tarihinden itibaren %63.60 oranında faiz ve faizin %5 BSMV'si uygulanmasına, 2-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK'nın 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarlarının %20 oranına tekabül eden 122.472,83 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 41.830,59.TL nispi karar harcının, peşin alınan 10.674,53.TL harcın mahsubu ile geri kalan 31.156,06.TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 97.854,63.TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Reddedilen miktar üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 12.699,62.TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 11.377,43TL (615,40.TL BHV, 87,5.TL VSH, 10.674,53.TL peşin harç) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 11.062,5TL (1.062,5TL tebliğler ve posta, 10.000,00.TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davadaki kabul ve red oranına göre hesaplanan 10.837,73.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine bakiye yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasına, 8-Arabuluculuk ücreti olan 4.700,00.TL'nin davadaki kabul ve red oranına göre; 99,50.TL'sının davacıdan, 4.600,50.TL'sının davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren kabul edilen kısım yönünden 2 hafta içerisinde İstinaf Kanun Yolu açık olmak, reddedilen kısım yönünden kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 30/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır