İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/741 E. 2026/721 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/741
- Karar No
- 2026/721
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/741 Esas KARAR NO : 2026/721
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 30/09/2025 KARAR TARİHİ : 08/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı temlik eden banka vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... T.A.Ş. ... Şubesi ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında akdedilen ... tarihli, .... numaralı, 15.000.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca anılan şirkete kredi kullandırıldığını, davalıların sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kredi borçlusunun ödemelerde temerrüde düşmesi üzerine kredi hesabının ... 7. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kat edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine ... Banka Alacakları İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası ile 6.373.241,34 TL asıl alacak ve 704.478,47 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.077.719,81 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların 23/07/2025 tarihinde takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşamama ile sonuçlandığını ileri sürerek; itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Dava açıldıktan sonra ... 48. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı alacağın temliki sözleşmesi ile dava konusu alacak ...A.Ş.’ye devredilmiş, temlik alan vekilinin beyanı üzerine davaya temlik alan sıfatıyla devam edilmiştir. Dava dilekçesi davalılara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır; bu nedenle davalılar dava dilekçesindeki vakıaları inkâr etmiş sayılmıştır (HMK m.128). Davalılar vekilince icra takibine yapılan itiraz dilekçesinde; kefaletin geçersiz olduğu, kötü niyetli ve mükerrer takip yapıldığı, davacıya herhangi bir borçlarının bulunmadığı belirtilerek borca, işlemiş faize, faiz oranına ve takibin tüm fer’ilerine itiraz edilmiştir. DELİLLER: ... Banka Alacakları İcra Dairesi’nin ...Esas sayılı takip dosyası, 10/08/2023 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi, ... 7. Noterliği’nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi ve tebliğ şerhleri, arabuluculuk son tutanağı (Arabuluculuk Dosya No: ...), hesap ekstreleri ve ödeme planları, Kredi Kayıt Bürosu raporları, bilirkişi kök ve ek raporları ile tüm dosya kapsamı delil olarak toplanmıştır. Mahkememizce bankacı bilirkişi ...’den alınan 12/05/2026 tarihli kök raporda özetle; davalıların 15.000.000,00 TL kefalet limiti ile müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıkları, TBK m.583’te aranan şartların gerçekleştiği, davalıların dava dışı şirketin ortak ve yetkili temsilcisi olmaları nedeniyle TBK m.584’e eklenen fıkra uyarınca eş rızasının aranmayacağı; kat tarihi (18/06/2025) itibariyle asıl alacağın ... numaralı taksitli ticari kredi yönünden 1.847.514,81 TL, ... numaralı taksitli ticari kredi yönünden 4.552.722,65 TL olmak üzere toplam 6.400.237,46 TL olarak hesaplandığı, kat ihtarnamesinde istenen tutarlar ile arasındaki toplam 210.345,89 TL farkın bileşik faiz niteliğinde bulunduğu, temerrüt faiz oranının yıllık %97,50 olarak belirlendiği, takip talebindeki asıl alacağın (6.373.241,34 TL) hesaplanan tutarın altında kalması nedeniyle talep ile bağlı kalınarak takip tarihi itibariyle toplam alacağın 6.858.310,47 TL olarak hesaplandığı; muacceliyet yönünden ise hesabın geçici mühlet tarihinden önce ve geciken taksit bulunmadan kat edildiği, kanaatince muacceliyetin doğmadığı, ancak hesap katının geçerli kabul edilmesi halinde takibin yerinde olacağı, bu hususun hukuki takdirinin mahkememize ait olduğu belirtilmiştir. Mahkememizin ara kararı uyarınca alınan 13/07/2026 tarihli ek raporda özetle; dava dışı şirket hakkında 11/07/2025 tarihinden itibaren geçici mühlet verildiği, ödeme planlarına göre geçici mühlet tarihinden sonra, 16/07/2025 tarihinde vadesi gelecek taksitler bulunduğu, bu nedenle gerek kat tarihinde gerekse geçici mühlet tarihinde geciken ve/veya muaccel hale gelen bir alacağın bulunmadığı, GKS m.31.2.10 hükmüne dayanılarak vadesi gelmiş borç bulunmaksızın hesabın kat edilemeyeceği, bu sözleşme hükmünün İİK m.296 karşısında bağlayıcılığının ve takibe devam edilip edilemeyeceğinin takdirinin mahkememize ait olduğu belirtilmiştir. Temlik alan davacı vekili rapor ve ek rapora karşı sunduğu dilekçelerde özetle; kat tarihi alacağındaki farkın bileşik faizden kaynaklanmadığını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22/11/2018 tarih ve...E., ... K. sayılı kararındaki yöntemin uygulanması gerektiğini, 16/06/2025 vadeli taksitlerin ödenmediğini, ayrıca GKS m.31.2.10 uyarınca kredinin muaccel hale geldiğini, Kredi Kayıt Bürosu raporlarıyla kat tarihinden önce dava dışı şirketin mali durumunun bozulduğunu, İİK m.296’nın somut olayda uygulanamayacağını ileri sürerek raporların bu yönlerinin dikkate alınmamasını, yeniden rapor alınmasını veya davanın kabulünü talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın İİK m.67 uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; kefaletin geçerliliği, hesap katının geçerliliği ve alacağın muacceliyeti, davalıların temerrüt tarihi ile alacak ve faiz miktarı noktalarında toplanmaktadır. Dava devam ederken dava konusu alacak 07/11/2025 tarihli temlik sözleşmesi ile ... A.Ş.’ye devredilmiştir. TBK m.183 ve m.189 uyarınca alacakla birlikte kefalet gibi bağlı haklar da devralana geçtiğinden ve HMK m.125/2 gereği devralan davacı yerine geçtiğinden, hüküm temlik alan davacı yönünden kurulmuştur. Dosyadaki 10/08/2023 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’nin incelenmesinde, davalıların sözleşmeyi 15.000.000,00 TL azami miktar ile müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, kefil olunan azami miktarı, kefalet tarihini ve “müteselsil kefil” ibaresini kendi el yazıları ile yazdıkları görülmüştür. Böylece TBK m.583/1’de öngörülen şekil şartları yerine getirilmiştir. Dosyada bulunan Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ilanından davalıların dava dışı asıl borçlu şirketin ortak ve yetkilileri olduğu anlaşıldığından, şirketle ilgili olarak verilen kefalet bakımından TBK m.584’ün ek fıkrası uyarınca eş rızası da aranmaz. Bu nedenle kefaletin geçersiz olduğuna ilişkin itiraz yerinde görülmemiştir. Davalılar müteselsil kefil olduklarından, TBK m.586/1 uyarınca alacaklı, borçluyu takip etmeden ve taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir; bunun koşulu borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olmasıdır. Somut olayda, asıl borçluya gönderilen ve 20/06/2025 tarihinde tebliğ edilen ihtarname sonuçsuz kalmış, ayrıca asıl borçlu hakkında takip tarihinden (18/07/2025) önce, 11/07/2025 tarihinden itibaren konkordato geçici mühleti verilmiştir. TBK m.586/1’de aranan koşullar takip tarihinde gerçekleşmiştir. Dava dışı şirketin borçları için davalılardan ...’a ait taşınmazlar üzerinde tesis edilen ipotekler ise, ipotek akit tablolarının incelenmesinden anlaşıldığı üzere, asıl borçlu şirketin kredilerinin teminatı olup davalıların kefaletten doğan borçlarının teminatını oluşturmamaktadır. İİK m.45 hükmü asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup kefiller hakkında uygulanmaz; rehin veya ipotek bulunması müteselsil kefil olan davalılar aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız takip yapılmasına engel değildir (Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 23/10/2024 tarih ve ...E.,... K. sayılı kararı). Tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla aynı alacak için başkaca takip bulunması da takibin iptalini gerektirmez. Bu nedenle mükerrer takip itirazı yerinde değildir. TBK m.589 uyarınca kefil, kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar asıl borç ile borçlunun temerrüdünün yasal sonuçlarından sorumludur. GKS m.15/1 hükmü de kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere anapara, akdi faiz, temerrüt faizi ve fer’ilerden sorumluluğu düzenlemektedir. Davalıların her birinin kefalet limiti 15.000.000,00 TL olup takip konusu alacak bu limitin altında kalmaktadır. Alacağın muacceliyeti ve hesap katının geçerliliği yönünden yapılan değerlendirmede; taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesi’nin 31.2.10 maddesinde, kredilerden doğan taahhütlerin yerine getirilmesine mani olacağı yahut tehlikeye sokacağı açıkça anlaşılan herhangi bir olayın vuku bulması veya iktisadi şartlarda değişiklik olması hâllerinde, herhangi bir yazılı ihbarda bulunulmasına ve başkaca bir bildirime gerek olmaksızın kredinin muaccel hale geleceği ve bankanın sözleşmeyi feshederek kredinin kat edilmesine yetkili olduğu kabul edilmiştir. Mahkememizce yapılan araştırma sonucunda ulaşılan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nin 17/12/2020 tarih ve ...E., ... K. sayılı kararında da; genel kredi sözleşmesi ile bankaya tanınan hesabı kat etme yetkisinin geçerli olduğu, bu yetkiye dayanılarak yapılan kat işlemi ile bankanın alacağını talep etme hakkının doğduğu, ancak henüz vadesi gelmemiş taksitlere ait faiz ve kar paylarının talep edilemeyeceği kabul edilmiştir. Somut olayda, dava dışı asıl borçlunun kat tarihinden önce de ödemelerde aksadığı ve mali durumunun bozulduğu anlaşılmaktadır. Dosyaya sunulan Kredi Kayıt Bürosu raporlarına göre; 12/06/2025 tarihinde dava dışı şirketin 10 banka hesabında en fazla 11 gün gecikme ve toplam 4.717.848,00 TL gecikmiş borç, 16/06/2025 tarihinde 5 hesapta toplam 3.093.185,00 TL gecikmiş borç bulunmakta; bu gecikmeler 24/06/2025 tarihinde 29 hesap ve 12.889.911,00 TL’ye, 02/07/2025 tarihinde 68 hesap ve 26.833.295,00 TL’ye yükselmiş, 11/07/2025 tarihinde ise şirket hakkında konkordato geçici mühleti verilmiştir. Bu olgular, kredilerden doğan taahhütlerin yerine getirilmesini tehlikeye soktuğu açıkça anlaşılan olay ve iktisadi şartlarda değişiklik niteliğinde olup, GKS m.31.2.10 uyarınca bankanın hesabı kat etmesi sözleşmeye uygundur. Bunun yanında, ... ve... numaralı kredilerin taksit vadeleri her ayın 16’sı olup, davacı kayıtlarına göre 16/06/2025 vadeli taksitler (sırasıyla 209.821,38 TL ve 628.870,60 TL) ödenmemiştir. Bilirkişi raporu ve ek raporundaki kat tarihi hesap tablolarında da her iki kredi için “tahsili gecikmiş anapara” kalemlerine (100.871,91 TL ve 415.397,00 TL) yer verilmiş olup, ek rapordaki “geciken taksit bulunmadığı” yönündeki kanaat raporun kendi hesap tabloları ile bağdaşmamaktadır. Ek rapor, ara kararın konusu olan 16/06/2025 vadeli taksitleri değerlendirmeksizin geçici mühlet tarihinden sonraki 16/07/2025 vadeli taksitleri esas almıştır. Davalılar bu taksitlerin ödendiğine ilişkin herhangi bir belge sunmadıkları gibi cevap dilekçesi de vermemişlerdir; ödeme olgusunu ispat yükü davalılara ait olup bu yönde bir ispat bulunmamaktadır. Hesabın kat edildiği 18/06/2025 tarihinde vadesi geçmiş ödenmemiş taksitlerin bulunduğu anlaşılmakla, hesap katının erken yapıldığına ilişkin bilirkişi görüşü ile ek rapordaki hukuki değerlendirme mahkememizce benimsenmemiştir. İİK m.296/1 hükmü, borçlunun konkordato talebinde bulunmasının sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel hale getireceğine ilişkin sözleşme hükümlerinin uygulanmayacağını düzenlemektedir. Somut olayda hesap kat ihtarnamesi 18/06/2025 tarihli, geçici mühlet kararı ise 11/07/2025 tarihlidir; kat işleminin dayanağı borçlunun konkordato talebi değil, kredi borçlarının ödenmemesi ve borçlunun kat öncesinde içine düştüğü ödeme güçlüğüdür. Bu nedenle anılan hüküm kat işleminin geçerliliğine engel teşkil etmemektedir. Öte yandan İİK m.294’teki takip yasağı mühlet içinde borçlu aleyhine yapılacak takipleri kapsamakta olup müteselsil kefiller aleyhine takip yapılmasına ve itirazın iptali davasının görülmesine engel değildir; davalılar kefil sıfatıyla TBK m.586/1’e göre asıl borçlunun konkordato sürecinden bağımsız olarak sorumludurlar. Hesap kat ihtarnamesi dava dışı asıl borçluya ve davalı kefillere gönderilmiş; asıl borçluya 20/06/2025 tarihinde, davalılara ise adreslerinde bulunamamaları nedeniyle 20/06/2025 tarihinde muhtarlığa bırakılmak suretiyle tebliğ edilmiştir. İhtarname ile ödeme için 1 günlük süre verilmiş, TBK m.590/3 uyarınca kefaletten doğan borç bakımından da bu süre bildirimin kefillere yapıldığı tarihte işlemeye başlamıştır. Verilen süre 21/06/2025 tarihinde dolmuş, davalılar bilirkişi raporunda da kabul edildiği üzere 22/06/2025 tarihinde temerrüde düşmüştür; hesap bu tarihe göre yapılmıştır. Alacak miktarı yönünden; bilirkişi tarafından kat tarihi itibariyle hesaplanan alacak (6.400.237,46 TL), takip talebindeki asıl alacaktan (6.373.241,34 TL) fazla olduğundan HMK m.26 gereği asıl alacak talep edilen miktar olan 6.373.241,34 TL olarak kabul edilmiştir. Kat tarihi (18/06/2025) ile temerrüt tarihi (22/06/2025) arasındaki 4 günlük dönem için, kredilere fiilen uygulanan akdi faiz oranlarının (%52 ve %69) ortalaması olan yıllık %60,50 oranı ile 6.400.237,46 TL üzerinden 42.434,45 TL akdi faiz; temerrüt tarihi ile takip tarihi (18/07/2025) arasındaki 26 günlük dönem için 6.373.241,34 TL üzerinden yıllık %97,50 oranı ile 442.634,68 TL temerrüt faizi hesaplanmış, işlemiş faiz toplam 485.069,13 TL, takip tarihi itibariyle toplam alacak 6.858.310,47 TL olarak belirlenmiştir. Bu yöntem, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 22/11/2018 tarih ve ...E.,...K. sayılı kararında benimsenen, kat tarihindeki alacağa temerrüt tarihine kadar akdi faiz, bu tarihten takip tarihine kadar temerrüt faizi uygulanması esasına uygundur. Temerrüt faiz oranı yönünden; GKS m.7.8.3 uyarınca temerrüt faizi, temerrüt tarihinde aynı tür krediler ve hesaplar için bankaca belirlenen en yüksek cari faiz oranının %50 fazlası olarak hesaplanacaktır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 02/05/2019 tarih ve ... E.,...K. sayılı kararında, Merkez Bankası’na bildirilen oranın değil krediye fiilen uygulanan akdi faize sözleşmede kararlaştırılan artırım oranının uygulanması suretiyle temerrüt faizi istenebileceği kabul edilmiştir. Takip konusu kredilere fiilen uygulanan akdi faiz oranları %52 ve %69 olup en yüksek orana (%69) sözleşmedeki %50 artırım uygulandığında temerrüt faizi %103,50 olmaktadır. Davacı takip talebinde yıllık %97,50 oranında temerrüt faizi talep ettiğinden HMK m.26 gereği talep ile bağlı kalınarak bu oran esas alınmış, takip tarihinden sonraki dönem için de takip talebindeki oranı geçmemek üzere hüküm kurulmuştur. Davalılarca faiz oranına ilişkin somut bir itiraz veya emsal ileri sürülmemiştir; ticari işlerde faiz oranı serbestçe belirlenebildiğinden (TTK m.8/1) oranın aşırı olduğu da anlaşılmamıştır. Takip konusu alacak, genel kredi sözleşmesi ve hesap kat ihtarnamesi ile belirlenebilir nitelikte likit bir alacak olup davalıların itirazı haksızdır. Bu nedenle İİK m.67/2 uyarınca itirazın iptaline karar verilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın KISMEN KABULÜ ile; 1-... Banka Alacakları İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı takip dosyasında davalıların yaptığı itirazın, 6.373.241,34 TL asıl alacak ve 485.069,13 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.858.310,47 TL üzerinden, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla İPTALİNE, takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2-Asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar takip tarihinden itibaren yıllık %97,50 oranında gecikme cezası ve %5’i oranında BSMV uygulanmasına, 3-Likit alacağa vaki haksız itiraz nedeniyle, İİK 67/2.maddesi uyarınca hükmedilen alacak miktarının %20’i oranına tekabül eden 1.371.662,09 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 468.491,18 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 85.481,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 383.010,01 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yatırılan toplam 86.184,07 TL (615,40 TL başvurma harcı, 85.481,17 TL peşin harç, 87,50 TL VSH) harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 18.190,40 TL (15.000,00 TL bilirkişi ücreti, 3.190,40 TL tebliğler ve posta) yargılama giderinin red ve kabul oranına göre hesaplanan 17.626,49 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye masrafın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 824.664,84 TL nispi vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddedilen miktar üzerinden AAÜT m.13/2 gözetilerek hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Mustafa Kamil Özkaynak'a verilmesine, 9-Arabuluculuk ücreti olan 4.700,00 TL'nin red ve kabul oranına göre hesaplanan 4.554,29 TL'sinin davalılardan, 145,71 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 10-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalılar vekilinin yüzüne karşı; 6100 sayılı HMK'nun 342. ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile veya HMK 348. maddesi gereğince istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize verecekleri bir cevap dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri cevap dilekçesi ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2026
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır