İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/682 E. 2026/578 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/682
Karar No
2026/578
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/682 Esas KARAR NO : 2026/578

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 16/09/2025 KARAR TARİHİ : 28/08/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamaları sonunda : TALEP: Davacı vekilinin mahkememize vermiş olduğu dilekçesinde özetle: "Karşı taraf/borçlunun kullanımında bulunan adreste 28.07.2023 tarihinde yapılan kontrolde, müvekkil şirket ile ikili anlaşma olmaksızın ilgili kulanım yerinde dağıtım sistemine müdahale ederek ayrı bir hat çekmek suretiyle sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketildiği tespit edilmiş olup karşı tarafın işbu tüketiminin, zabıt tarihinde cari olan Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42/1-b maddesi kapsamında kaçak elektrik kullanımı niteliğinde olması sebebiyle karşı taraf/borçlu adına ... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı düzenlenmiş olup buna istinaden dava konusu faturalar tahakkuk edilmiştir. Daha önce yapılan kontroller neticesinde davalı/borçlu aleyhine... seri numaralı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağının tanzim edildiğini, borçlunun kaçak elektrik kullanımını alışkanlık haline getirdiğini ve mükerrer kaçak elektrik kullanıcısı olduğunu önemle belirtmek isteriz. Mükerrer kullanıma ilişkin tutanak ve faturaların müvekkil şirketten celbini talep etmekteyiz. Karşı taraf/borçlunun işbu kaçak elektrik kullanımına istinaden karşı taraf/borçlu adına; Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri doğrultusunda ... ve ... numaralı faturaları tespit edildiği üzere kaçak enerji tüketimi karşılığı 358.631,17-TL tutarında kaçak elektrik tüketim bedeli tahakkuk ettirilmiştir.Davalı borçlu adına tanzim edilen işbu fatura neticesinde davalı borçlu aleyhine yukarıda izah ettiğimiz kaçak elektrik bedeline kaçak elektrik bedeline, 4.482,89-TL gecikmiş gün faizi ve 896,5-TL faizin KDV'si ilave edilerek toplam 364.010,64 -TL'nin tahsili amacıyla ... İcra Dairesi ... Esas sayılı takip dosyası ile ödeme emri gönderilmiştir. Davalı borçlu tarafından borca itiraz edilmesi üzerine takip durmuştur. Davalı/borçlu tarafça haksız ve hukuka aykırı bir şekilde yapılan işbu itirazın iptalini talep etme zaruretimiz hasıl olmuştur, Fatura hesaplaması, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri kapsamında yapılmış olup kaçak elektrik tarifesinden tahakkuk ettirilmiştir. Tespit ve tahakkukta hata bulunmamaktadır. Şirketimizce uygulanması zorunlu olan, onaylı ulusal tarife bileşenleri hakkında müvekkil Kurumun herhangi bir tasarrufu söz konusu değildir. Konu hakkında tasarruf sahibi olan Kurum EPDK'dır. Dolayısıyla müvekkil şirket tespit ve tahakkuklarında hata bulunmamakta olup haklı davamızın kabulü gerekmektedir. Kaçak tespiti için tespit anında mahalde fiili kullanıcının varlığı yeterlidir. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği m. 42'de gösterilen haller içerisinde elektrik tüketimi yapan herkes, kaçak tespiti ve tahakkukunun muhatabı olabilecektir. Dosya kapsamına davanın esası hakkında kaçak elektrik kullanımına dair açık deliller sunulmuş olup davanın esası yönünden haklılık tam olarak ispat edilmiştir. Dosya kapsamına kaçak elektrik tespit zaptı ve zabıttaki tespitlere ilişkin tahakkuklar tarafımızca işbu dilekçemiz ekinde sunulacaktır. Kaçak elektrik tespit tutanakları Hukuk Genel Kurulunun ve müstakar Yargıtay içtihatları gereği aksi ispat edilinceye kadar geçerli belgelerden olup; sunduğumuz delillerle haklılığımız ispat edilmiştir. Kaçak elektrik kullanımı eyleminin niteliği itibariyle "haksız fiil" teşkil etmesi ve haksız fiilden doğan davalarda "zarar görenin yerleşim yeri" icra daireleri ve mahkemelerinin de yetkisinin bulunması dolayısıyla zarar gören müvekkil şirketin yerleşim yerinin tabi olduğu İstanbul Adliyesinin mahkemeleri de İİK 50. maddesinin atfı ile HMK'nın 16. maddesi gereği yetkilidir. Karşı yan her ne kadar borca itirazlarında faize itiraz etmişse de dosya kapsamındaki asıl alacağa gecikme zammı işletilmesi gerekmekte olup müvekkil şirket hesaplamalarında herhangi bir hata bulunmamaktadır. Kaçak tespit tarihinde yürürlükte olan ... tarihli ... Sayılı Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği 35/6. Maddesi "(6) Tüketicilerin zamanında ödenmeyen borçlarına, görevli tedarik şirketi tarafından bu Yönetmelikte belirlenen oranı aşmamak üzere, gecikme zammı uygulanır. Gecikme zammı günlük olarak uygulanır." hükmü düzenlenmiş olup aynı Yönetmeliğin 4/1. maddesinin (i) bendi ile zamanında ödenmeyen elektrik enerjisi bedeline uygulanacak olan gecikme zammının tanımını yapılmıştır: "i) Gecikme zammı: 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammını ifade eder." gereği tüketici tarafından zamanında ödenmeyen borçlar için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirlenen gecikme zammının uygulanacağı belirlenmiştir. Yönetmeliğin açık hükmü gereğince; zamanında ödenmeyen borçlara, amme alacaklarına uygulanan gecikme zammının günlük olarak uygulanması gerektiği sabittir. Davalının zamanında ödememiş olduğu kaçak elektrik fatura bedeli borcuna da gecikme zammı uygulanmış olup müvekkil şirket hesaplamalarında herhangi bir hata bulunmamaktadır. 6.Kaçak elektrik kullanım hususu tutanak ve fatura ile sabit olduğundan bahisle davalı/borçlular tarafından ileri sürülen borca itiraz yerinde değildir. Bu nedenle borçlunun itirazının iptalini ve hükmolunacak meblağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye hükmedilmesini talep etme zarureti doğmuştur. Alacağın likit olması sebebiyle icra inkar tazminatı talebimizin karşılanması gerekmektedir. Davalı yan takibe itiraz etmekle takibin durmasına neden olmuştur. İcra inkar tazminatı takibe haksız yere itiraz edilmesi ve alacaklının alacağına geç kavuşmasına neden olunmasının hukuki yaptırımıdır. Somut uyuşmazlıkta davalı yan önce takibe haksız olarak itiraz ederek takibin durmasına neden olmuştur. Bu sebeple İİK'nın 67/2. maddesi gereğince alacağın yüzde 20'si oranında icra inkâr tazminatına karar verilmesi gerekmektedir. Tarafımızca, ihtiyati haciz kararı verilebilmesinin şartlarını düzenleyen 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 257 ve devamı maddelerinin yargılamaya konu olaylara uygulanmasında ve özellikle kaçak elektrik tespit tutanağı ve bu tutanağa dayalı tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle açılan davalarda, tutanak ve ekindeki belgeler ile faturaların ihtiyati haciz kararı verilmesine yeterli olup olmadığı noktasında, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin verdiği kesin nitelikteki kararlar ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi ve Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi tarafından verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi maksadıyla yapılan başvuruya ilişkin değerlendirmede, her uyuşmazlıkta somut olayın özellikleri ile bildirilen delillerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kaçak elektrik kullandığı tespiti üzerine ilgili mevzuat uyarınca tahakkuk ettirilen faturalar nedeniyle yapılan ihtiyati haciz başvurularında; ihtiyati haciz koşullarının varlığı kanaatine varan mahkemenin, ölçülülük ilkesine uygun düşecek şekilde ihtiyati haciz kararı verebileceğine karar verilmiştir. İşbu karar neticesinde kaçak elektrik tüketiminden kaynaklanan alacaklarda, İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesi kararlarının aksine tarafımızca sunulan bilgi belgeler ile yaklaşık ispat koşulunun sağlanmış olabileceği vurgulanmıştır. Kaldı ki işbu karar sonrası stanbul BAM 3. Hukuk Dairesi görüşleri de değişmiş olup ihtiyati haciz taleplerimizin kabulüne ilişkin emsal kararlar artmıştır. İşbu güncel ve emsal karar da nazara alındığında; huzurdaki davaya konu ihtiyati haciz talebimizin kabulünün gerektiği sabittir. Davalı/borçlunun taşınır, taşınmaz malları ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerinde İİK m. 257 gereği dava ve takip kesinleşinceye kadar teminatsız veya mahkemece uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati haciz konulmasına, 1.davalının ... icra dairesi ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve yersiz itirazının iptali ile takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine hükmolunacak meblağın % 20’sinden az olmamak kaydıyla icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Mahkememizde görülmekte olan dava dava dilekçesinde belirtilen nedenlerle; takip tarihi itibariyle davacının alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarının tespiti ile icra inkar tazminatına ilişkin koşullarının oluşup oluşmadığı hususlu davadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. Maddesinde; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11/2. Maddesinde; "Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir." şeklinde düzenleme yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. Maddesinde; "(1) Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. (2) Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. (3) Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur" şeklinde düzenleme yapılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ...E... K sayılı ilamında özetle; "Diğer taraftan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 22 nci maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz davalı borçlu, fahiş olduğu iddiasıyla cezai şarttan indirim yapılmasını mahkemeden isteyemez ise de, kararlaştırılan cezai şartın tarafların ekonomik yönden yıkımına sebep olacak derecede fahiş olduğunun belirlenmesi halinde makul düzeyde indirim yapılabileceği TBK 26, 27 (E.BK 19, 20) maddeleri uyarınca Yargıtayca kabul edilmektedir." şeklinde karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ...E ... K sayılı ilamında özetle; "İstinaf incelemesi bakımından çözümü gereken husus davalının işletmesinin hacim nedeniyle tacir sayılıp sayılmayacağı noktasındadır. VUK 177.1.madde de (2018 yılı itibariyle ) satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satan ve yıllık alımlarının tutarı 190.000-TL veya satışlarının toplamı 260.000-TL yi aşanların 1.sınıf tacir sayılacağı düzenlenmiştir. Ticari ilişkinin başladığı ve devam ettiği 2013-2014 yıllarında bu miktarlar 2013 ve 2014 yılı için yıllık alımların 150.000-TL satımlar ise 200.000-TL dir. Davanın açıldığı 2015 yılında ise Maliye Bakanlığınca belirlenen asgari had alımda 160.000-TL satımda ise 220.000-TL dir. Vergi Dairesinden davalının yıllık gelir vergisi beyannameleri getirtilmiş olup incelendiğinde 2014 yılı alımları 52.210-TL satışları 84.872-TL olduğu ,2015 yılı dava tarihi itibariyle ise alımları 39.385-TL ,satışları ise ; 48.811 -TL dir. Esnaf ve sanatkâr ile tacir ve sanayicinin ayrımına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı ile ; "5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri," karara bağlanmıştır. Anlatılanlara göre davalının faaliyetinin VUK 177.madde 1 bent dahilinde olan restoran işletmesi olduğu ve işletme defteri tuttuğu , 2.sınıf tacir sayılabilmesi için yıllık alım ve satımlarının yukarıda yazılı miktarların yarısını aşması gerektiği, ; davalının ise bu tutarların yarısını aşan ölçüde olmadığı anlaşılmakla ;esnaf ölçülerinde olan davalının tacir bulunmaması nedeniyle asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin hükme yönelik olarak ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde karar verilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın ...tarihli cevabi yazısına göre; davalının ... tarihleri arasında işletme esasına göre defter tutmakta olduğu, akabinde ise aktif vergi kaydının bulunmadığı, bir başka deyişle dava konusu tutanağın tanzimi esnasında ve dava tarihi esnasında davalının herhangi bir vergi kaydının bulunmadığı bildirilmiştir. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...tarihli yazı cevabında ise davalının gerçek kişi ticari işletme kaydı bulunmadığı bildirilmiştir. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre her dava açıldığı tarihteki şartlar itibariyle değerlendirilir. Bilindiği üzere bir davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülebilmesi için TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan yahut her iki tarafın tacir olması hasebiyle nisbi ticari davalardan olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklı alacak davası olduğuna göre TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalar kapsamında bulunmamaktadır. Bu kapsamda yukarıda alıntılanan emsal mahiyetteki Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre de bir davanın nisbi ticari davalardan sayılabilmesi için her iki tarafın dava tarihi itibariyle tacir olması ve aralarındaki uyuşmazlığın ise ticari işleri ile ilgili olması gerekmektedir. Somut olayda celp edilen yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere davalının işletme esasına göre defter tutmakta olduğu, VUK 177. Maddesindeki limitleri aşmadığı ve davalının gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı anlaşılmakla; dava ve takip tarihi itibariyle davalıların tacir olmaması nedeniyle uyuşmazlığın esası hakkında değerlendirme yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğinde dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın HMK 114/1-c ve 115/2 uyarınca USULDEN REDDİNE, *Görevli mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunun TESPİTİNE, 2-HMK 20. Madde uyarınca Mahkemece verilen kararın kesinleşmesi ve kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, *Süresi içerisinde talep edilmemesi hâlinde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına( ihtaratın tensip zaptı ve gerekçeli kararın davacıya tebliği suretiyle yapılmasına) 3-HMK 331/2 uyarınca yargılama giderleri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, süresinde başvurusu yapılmaması halinde talep üzerine yargılama giderleri ve vekalet ücreti hakkında mahkememizce karar oluşturulmasına, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinden verilen kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer Asliye Ticaret Mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/08/2026

Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/682, K. 2026/578, T. 28.08.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-682-e-2026-578-k-9d6f3420672c