İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/373 E. 2021/170 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/373
Karar No
2021/170
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/373 Esas KARAR NO : 2021/170 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 23/09/2019 KARAR TARİHİ : 18/02/2021 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, İDDİA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firma davalı tarafa muhtelif tarihlerde malları,ürünleri/hizmeti satıp teslim ettiğini, davalı taraf bu malları,ürünleri/hizmeti teslim almış, adına düzenlenen faturaları teslim alıp kayıtlarına da işlediğini, ancak fatura bedellerini ödemediğini, davacı uzun süre davalının borcunu ödemesini beklemiş ise de davalı taraf borcunu ödemediğini, bunun üzerine davalı hakkında tarafımızca İzmir ... İcra Müdürlüğünde takip başlatıldığını davalı taraf borcu olduğunu bile bile alacağa itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, davacı ile karşı taraf daha önce de pek çok iş yapmış olup çalışmalarının karşılıklarını aldıklarını, fakat belediye yönetiminin değişmesinden sonra davaya konu ettikleri işbu iki faturadaki alacak ile alakalı davacının mağduriyeti doğduğunu, davacının ve karşı taraf arasında düzenlenen 26/03/2019 tarihli iki adet faturada 103.840,00 TL ve 102.660,00 TL olmak üzere toplam 206,500,00 TL ile faizini davacıya ödenmemesi sonucunda davacının zararı ortaya çıktığını, davalı taraf itirazında haksız olduğu gibi kötüniyetli olduğunu, zira dava konusu faturalar davalıya ibraz edildiğini, davalı faturaları kabul ettiğini belirterek davalının İzmir ...cra Müdürlüğünün ...Sayılı takip dosyasında başlatılan takibe itirazın iptali ile takibin devamına, alacağa takipten itibaren ticari temerrüt faizi uygulanmasına ve asıl alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınıp müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA

Davalı ... Belediyesi vekilinin dosyaya sunmuş olduğu 05/11/2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça davalı ... aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin 31/03/2019 tarihinde yapılan yerel seçimlerden sonra yeni yönetimin kamuyu zarara uğratmamak amacı ile yapmış olduğu inceleme neticesinde takibe konu faturanın 29/08/2019 tarihinde davalı ... Mali Hizmetler Müdürlüğüne ulaştığı tespit edilerek sisteme kaydı gerçekleştirildiğini, davacı taraf dilekçesinde takibe konu fatura bedellerinin ödenmesi için uzun süre beklediğini beyan etmiş ise de takibe konu edilen fatura tarihlerinin yerel seçim tarihinden 5 gün öncesine ait olduğu, başlatılan icra takip tarihinin de seçimden 10 gün sonrasına ilişkin olduğu dikkate alındığında davacı tarafın söz konusu beyanının gerçeği yansıtmadığı izahtan vareste olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili tarafından 19/12/2019 tarihinde sunulan cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın esasa ilişkin ileri sürmüş olduğu beyanları kabul etmediklerini ve beyanlarını tekrar ettiklerini beyan etmişlerdir. Davalı vekili tarafından 23/12/2019 tarihinde sunulan ikinci cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçelerini aynen tekrarlar davacı tarafından takip açıldığı tarihte muaccel hale gelmiş yahut mal veya hizmetlerin teslimine ilişkin herhangi bir tespitin yapılmış olmaması ve davalı belediyenin kamu kuruluşu niteliğine sahip olması dikkate alındığında söz konusu borca ve ferilerine itiraz etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER İcra Dosyaları, ticari defter ve kayıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Davacı vekili, müvekkili firmanın davalı tarafa muhtelif tarihlerde malları, ürünleri/hizmeti satıp teslim ettiğini, davalı taraf bu malları,ürünleri/hizmeti teslim aldığını, adına düzenlenen faturaları teslim alıp kayıtlarına da işlediğini, ancak fatura bedellerini ödemediğini, müvekkili uzun süre davalının borcunu ödemesini beklemiş ise de davalı taraf borcunu ödemediğini, alacağın ödenmemesi üzerine davalı ... aleyhine İzmir ... İcra Müdürlüğü'nün...Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibine girişildiğini, takibe davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu, takibe vaki itirazın haksız olduğunu iddia ederek, davalının İzmir... İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı ilamsız icra takibine vaki itirazının iptali ile müvekkili yararına alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafça müvekkili belediye aleyhine başlatılan icra takibine ilişkin 31/03/2019 tarihinde yapılan yerel seçimlerden sonra yeni yönetimin kamuyu zarara uğratmamak amacı ile yapmış olduğu inceleme neticesinde takibe konu faturanın 29/08/2019 tarihinde müvekkili belediye Mali Hizmetler Müdürlüğüne ulaştığı tespit edilerek sisteme kaydı gerçekleştirildiğini, davacı taraf dilekçesinde takibe konu fatura bedellerinin ödenmesi için uzun süre beklediğini beyan etmiş ise de takibe konu edilen fatura tarihlerinin yerel seçim tarihinden 5 gün öncesine ait olduğu, başlatılan icra takip tarihinin de seçimden 10 gün sonrasına ilişkin olduğu dikkate alındığında davacı tarafın söz konusu beyanının gerçeği yansıtmadığı izahtan vareste olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Dava, fatura ve cari hesap ilişkisine dayanan alacağın tahsili için girişilen ve 2004 sayılı İcra Ve İflas Kanununun 67. Maddesine göre açılmış bulunan, ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Somut olayda davacı tarafça fatura ve cari hesap ilişkisi nedeniyle davalı Bayraklı Kaymakamlığından alacaklı olunduğunun iddia edildiği görülmektedir. Bayraklı Kaymakamlığı ve ona izafeten davalı gösterilen T.C İçişleri Bakanlığı tacir değildir. Davacı tarafça iddia edilen alacağın kaynağına ilişkin mallar bir ticari işletmeyi ilgilendirmemektedir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 08/10/2019 tarih ve 2019/4302 Esas 2019/5615 Karar sayılı ilamında aynen; ''...Dosya kapsamında, her ne kadar davacı tacir ise de, davalının gerçek kişi olduğu ve tacir olmadığı ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmadığı, takibinin cari hesap extresine dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir...'' denilerek davalının tacir vasfının bulunmaması durumunda görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu belirtilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14.Hukuk Dairesi'nin 12/04/2017 tarih ve 2017/194 Esas, 2017/262 Karar sayılı ilamında da aynen; ''....uyuşmazlık konusu davalı şirkete ait taşınmazlardaki kaba, ince sıva, alçı sıva ve şap dökülmesi işinin davalı şirketin ticari işletmesi ile ilgili olduğu hususunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak davacı gerçek kişi olup, işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığının ve bu itibarla davacının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı TTK'nın 11. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Konak Vergi Dairesi Müdürlüğü'ne Dairemizce yazılan yazıya verilen yanıtta, davacının bina inşaatı yapımı ve sıva işi faaliyetini 30/11/2010 tarihinde terk ettiği, bu nedenle bu belirlemelerin yapılamadığı bildirilmekle, davacının işletmesinin ticari işletme vasfında olduğunun tespiti yapılamadığından, davacının işletmesinin ticari işletme olarak kabulü mümkün bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, eldeki davaya bakma görevi 6100 HMK'nın 2.maddesi uyarınca Asliye Hukuk mahkemesine ait olup mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değerlendirme yapılarak davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken görevsiz mahkemece davanın görülerek sonuçlandırılmış olması nedeniyle davacı avukatının istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin HMK'nın 355/(1) ve 353/(1)-a-3 maddeleri doğrultusunda kabulü ile; İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/11/2016 tarih ve... Karar sayılı kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur..." ibarelerine yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gereklidir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyası ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, davaya konu uyuşmazlığın ticari nitelikte bulunmadığı, mutlak ya da nispi bir ticari ilişki ve bu kapsamda mutlak ya da nispi bir ticari dava olmadığı, davalının kamu kurumu niteliğinde olduğu, mahkememizin iş bu dava açısından görevsiz olduğu, davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait bulunduğu, dava şartlarının bulunup bulunmadığının mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlendiği üzere dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunması durumunda asliye hukuk mahkemesi olduğu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesinin diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Mezkur nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere 1-Görevli mahkemenin ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olması ve Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK nun 114(1)/c maddesinin yollaması ile HMK nun 115(2) maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE, 2- HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve yasal süre içinde istem halinde dosyanın görevli İZMİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-HMK'nun 331(2) maddesi uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine, 4-HMK'nun 20(1) maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yasal süre içinde görevli mahkemeye gönderme başvurusunun yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmek üzere dosyanın ele alınmasına, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize veya Mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'ne istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıklandı. okundu. 18/02/2021

Katip ... e-imza

Hakim ... e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2019/373, K. 2021/170, T. 18.02.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-373-e-2021-170-k-e7c0b37a9ab6