Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/3007 E. 2026/4227 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/3007
Karar No
2026/4227
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

4. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2026/3007

KARAR NO:2026/4227

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ :27/04/2026

NUMARASI:2026/113 Esas - 2026/350 Karar

DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/09/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde;Davalının 01.12.2025 İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nün .... Sayısına kayıtlı olarak başlattığı icra takibi ile ...Yönetim Kurulu’nun 130/8 karar sayılı, 14.08.2025 tarihli ve 139/2 karar sayılı, 23.10.2025 tarihli kararlarına istinaden müvekkili şirketin 02.01.2020- 31.07.2025 tarihleri arasında yaptığı satışlara ilişkin tescil ücretleri ile tescil cezalarının tahsilini talep ettiğini, davalının tek taraflı olarak aldığı yönetim kurulu kararları 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 77. Maddesi gereğince ilam hükmünde icra edilebildiğinden davalı tarafça ilamlı icra takibi olarak başlatıldığını, bu kapsamda müvekkili şirket icra emrinin tebliğinden sonra İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2026/6 D. İş 2026/7 K. sayılı dosyasından İİK m. 72/3 hükmü gereğince dosyaya ödenecek paranın alacaklıya verilmemesi yönünde ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin 07.01.2026 tarihinde kabul edilerek dosyaya ödenecek paranın alacaklıya ödenmemesine karar verildiğini, icra dosyasına ihtiyati tedbir kararıyla birlikte dosya borcunu tüm ferileriyle birlikte karşılayan miktarda kesin ve süresiz banka teminat mektubu sunulmuş olduğundan icra müdürlüğünce 12.01.2026 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, bilahare menfi tespit davası açılmadan önce dava şartı olan arabuluculuk yoluna da başvurulmuşsa da görüşmeler neticesinde taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, bu çerçevede davalının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verecek şekilde başlatılan icra takibiyle talep edilen alacak bakımından müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespiti, İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı takibin iptali ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesi talebiyle huzurdaki menfi tespit davasının ikame edildiğini, icra takibine konu faturaların, tescile yetkili borsa olan ...'na tescil edildiğini ve tescil ücretlerinin bu borsaya ödendiğini, oysa davalı tescile yetkili ticaret borsası olmadığını, Ticaret Bakanlığınca tasdik edilmiş en az miktarların altında kalan satışlar için tescil ücreti talep edilemeyeceğini, davalının icra takibine konu ettiği satışların bir kısmının en az miktarların altında kalmakta olduğunu, başlatılan icra takibinin mükerrer talep içermekte ve hukuka aykırı olduğunu, kötü niyetli takip sebebiyle kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ticaret borsalarının tescil ücretleri ve para cezaları için başlattıkları ilamlı icra takiplerine karşı adli yargıda İİK m. 72 hükmüne dayalı olarak menfi tespit davası açılmasının mümkün olduğunu, müvekkil şirketin İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyası tahtında borçlu olmadığının tespiti ile İstanbul 11. İcra Müdürlüğü’nün .... sayılı dosyası tahtındaki icra takibinin iptaline, kötü niyetli şekilde başlatılan icra takibi sebebiyle İİK m. 72/5 hükmü gereğince davalı’nın alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Görev itirazlarının bulunduğunu, davacının da İstanbul’da .... A.Ş. ... Şubesi (Eski adı ile ...Şubesi) bulunmakta olduğunu, davaya konu alım-satım işlemlerinin tarafı olan alıcı firmaların tamamının İstanbul’da faaliyet gösterdiğini, işlemlerin ...’nın çalışma alanı içerisinde gerçekleştiğini,bu sebeple, söz konusu işlemlerin ...’na tescil edilmesi hukuken zorunlu olduğunu, davacı tarafın, her ne kadar dava dilekçesinde yetkili borsanın ... olmadığı yönünde itiraz ileri sürmüş ise de, bu iddiası kendi fiili ve hukuki davranışlarıyla açıkça çelişmekte olduğunu, zira davacı şirketin, 21.07.2014 tarihinde bizzat ...’na müracaat ederek kayıt işlemlerini gerçekleştirdiğini, üyelik kapsamında doğan aidat borçlarını da ödemek suretiyle ...’nın yetkisini fiilen ve hukuken kabul ettiğini, davacının, uzun süre boyunca geçerli kabul ettiği ve gereğini yerine getirdiği bu üyelik ilişkisini, uyuşmazlık doğduktan sonra inkâr etmeye çalışması dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ile bağdaşmamakta olduğunu, bu husus davacının iddialarının dayanaksızlığını açıkça ortaya koyduğunu, firmanın Borsa Kayıt Beyannamesi delil olarak ekte sunulduğunu, davacı firma tarafından başkaca bir borsaya hatalı tescillerin yapılmış olması İstanbul Ticaret Borsasında tescil ettirme zorunluluğunu ortadan kaldırmamakta olduğunu, yasa gereği davacının dava konusu işlem ile tesciline karar verilen ve tescil ücreti kendisinden talep edilen alım satımlarının tescilini müvekkili kurum İstanbul Ticaret Borsasına yaptırması gerektiğini, dava konusu işlemin 5174 sayılı yasanın 46. maddesi hükmünün aradığı şartları haiz olduğunu, müvekkili kurum tarafından aynı fatura numarası ile alım-satımı gerçekleştirilen aynı ürünün toplam tutarı dikkate alınarak tescil ücreti talep edildiğini, tek bir fatura üzerinde aynı üründen iki adet girildiği durumda toplamı kotasyon tutarını geçtiğini, davacı tarafın iddia ettiği faturalar incelendiğinde bu hususun görüleceğini, öncelikle, iddia olunan kazanç hukuki bir ilişkiye/kanuni yükümlülüğe, kanundan açıkça kaynaklanan tescil ve tahsil yetkisine dayandığını, mevcut hukuki sebep ortadan kalkmadığı sürece sebepsiz zenginleşmeden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, kanuni düzenlemeye dayalı olarak yapılan bir tahsilatın, hukuken “haklı sebep” teşkil ettiğini, bu sebeplerle, sebepsiz zenginleşmeye dayalı talebin tamamen reddinin gerektiğini, tüm bu sebeplerle, dava konusu işlem hukuka uygun olup kötü niyet tazminatı talebinin reddinin gerektiğini, davacının, işlemle ilgili iddia ve talepleri mevzuata aykırı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğundan davanın reddine karar verilmesi ile icra takibinin devamına karar verilmesini, davanın reddine, takibin devamına karar verilmesine, kötü niyet tazminatının reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; "...Mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda; dava konusunun; davacı ... Şirketi aleyhine İstanbul 11. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatması sebebiyle davacının davalıya İİK m.72/1 gereğince borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu, davaya konu icra dosyası takip talebinde 6183 sayılı yasa gereği taleplerin bulunduğu, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan davalının tacir olmadığı anlaşılmakla; mutlak ve nispi nitelikte ticari dava niteliğinde bulunmadığından davacı ... Şirketi aleyhine İstanbul 11. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatması sebebiyle davacının davalıya İİK m.72/1 gereğince borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu,davaya konu icra dosyası takip talebinde 6183 sayılı yasa gereği taleplerin bulunduğu, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan davalının tacir olmadığı anlaşılmakla; mutlak ve nispi nitelikte ticari dava niteliğinde bulunmadığından davanın görev yönünden HMK 114/1-c ve HMK 115/2 md. gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine, HMK'nın 20/1 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde taraflarca mahkememize başvurularak talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce ek karar ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,..." karar verilmiştir.

Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; TTK 4/1-e hükmü gereğince mutlak ticari dava niteliğinde olduğunu, açılan davanın Ticaret Borsasına ilişkin olduğunu, davanın esasına girilmeksizin görev sebebiyle usulden reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava;Davalı ...'nın davacı ... Şirketi aleyhine İstanbul 11. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatması sebebiyle davacının davalıya İİK m.72/1 gereğince borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.İstinaf aşamasında uyuşmazlık görevli Mahkemenin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 4. maddesine göre; Ticaret ve Sanayi Odaları tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşlarıdır. Anayasamızın 135. maddesinde “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları” düzenlenmiş, "Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunla gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir." olarak belirtilmiştir.Ülkemizde değişik meslek kollarında faaliyet gösteren çok sayıda kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu bulunmaktadır.Bunlardan bazıları ;Ziraat odası, esnaf ve sanatkarlar odası, ticaret odası, sanayi odası, ticaret ve sanayi odası, deniz ticaret odası, ticaret borsası, tabipler odası, eczacılar odası, diş hekimleri odası, veterinerler odası, mimarlar odası, değişik dallardaki mühendislerin odaları, noterler odası, muhasebeci-muhasebeci mali müşavirler odası, yeminli mali müşavirler odası, barolar ve bunların üst kuruluşu olan birlikler ile esnaf ve sanatkarların üst kuruluşu olan birlikler, federasyonlar ve Konfederasyon’dur.5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 28. maddesinde; "Ticaret borsaları, bu Kanunda yazılı esaslar çerçevesinde borsaya dahil maddelerin alım satımı ve borsada oluşan fiyatlarının tespit, tescil ve ilânı işleriyle meşgul olmak üzere kurulan kamu tüzel kişiliğine sahip kurumlardır." 32. maddesinde; "Ticaret borsası kotasyonuna dahil maddelerin alım veya satımı ile uğraşanlar, bulundukları yerin borsasına kaydolmak zorundadırlar. Buna uymayanların kayıtları, borsaca re'sen yapılır ve kendilerine tebliğ edilir. Meslek gruplarına göre yapılacak bu üye kayıtları, elektronik ortamda Bakanlık ve Birlik bünyesinde düzenlenen ortak veri tabanında güncel olarak tutulur." 46. maddesinde ise; "Borsaya tâbi maddelerin en az miktarları üzerinde yapılan alım satım muamelelerinin borsalara tescili zorunludur. ...Tescil yükümlülüğü aşağıdaki şekilde yerine getirilir: a) Alıcı ve satıcının aynı borsanın çalışma alanı içinde bulunmaları halinde, işlem borsa örf ve adetlerine göre tespit olunan tarafça o borsaya tescil ettirilir ve tescil ücreti ödenir. Tescil ile yükümlü olan tarafın yokluğu halinde, diğer taraf tescili yaptırmak ve ücretini ödemekle yükümlüdür. b) Alıcı ve satıcıdan birinin borsanın çalışma alanı içinde, diğerinin dışında olması halinde; 1) İki tarafın bulunduğu yerde borsa mevcut ve mal her iki borsaya tâbi ise ve işlem de yazışma, telgraf, telefon, teleks ile yapılmış veya elektronik ortamda gerçekleştirilmişse, sözleşmenin kabul ile tamam olduğu yerdeki tarafça o yer borsasına tescil ettirilir ve ücreti ödenir. Sözleşmenin nerede kabul ile tamam olduğu tespit edilemediği takdirde, işlem satıcının merkezinin bulunduğu yerdeki borsaya, satıcı tarafından tescil ettirilir ve ücreti ödenir.... Tescil ücretinin oranı, malın alım satım değeri üzerinden azamî binde ikidir ve bu oranı borsa meclisi belirler. İşlem başına alınacak toplam tescil ücreti tavanı, yıllık aidat tavanının yüzde onundan az ve tamamından fazla olamaz. Ürün senedi tescil ücreti oranı ise alım satım değeri üzerinden en çok onbinde beştir. İhracatın tescilinden ücret alınmaz.Borsalar, üyelerinin alım satımlarının tamamını tescil ettirip ettirmediklerini denetlemeye yetkilidirler." 77. maddesinde; "Süresinde ödenmeyen kayıt ücretleri, yıllık aidat, munzam aidat, navlun hâsılatından alınacak oda payları, borsa tescil ücreti ve Birlik aidatına 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun gereğince günlük gecikme zammı tahakkuk ettirilir. Kayıt ücretleri, yıllık aidat, munzam aidat, navlun hasılatından alınacak oda payları ve Birlik aidatı ile borsa tescil ücreti ve bunlara ait kesinleşen gecikme zamları ile para cezalarının tahsiline ilişkin olarak oda, borsa ve Birlik Yönetim Kurulunca verilen kararlar ilâm hükmünde olup, icra dairelerince yerine getirilir. Kayıt ücretleri, yıllık aidat, munzam aidat, navlun hasılatından alınacak oda payları ve Birlik aidatı ile borsa tescil ücreti ve bunlara ait kesinleşen gecikme zamları ile para cezalarının tahsil zamanaşımı süresi beş yıldır." hükümleri yer almaktadır.2004 sayılı İcra İflas Kanununun 72. maddesinde; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez.Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir....Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir..." düzenlemesi mevcuttur.Somut olayda dava, 5174 sayılı Kanundan kaynaklanan tescil ücretinin ödenmemesi sebebiyle ... yönetim kurulu kararı ile davacı aleyhine icra takibi yapılması üzerine icra takibine konu meblağ bakımından davacının davalıya herhangi bir borcunun olmadığının tespiti istemine ilişkin İİK'nun 72. maddesine dayalı olarak açılmış menfi tesbit davasıdır (Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2014/5292 E., 20214/16449 K. Sayılı ilamı). Yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler de dikkate alındığında uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı olduğu ve TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların; ''Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın "a-f" bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği gözetildiğinde dava konusu uyuşmazlığın TTK 4/1-e maddesinde düzenlenen borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı anlaşılmakla Mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde görevsizlik kararının verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf sebebi yerindedir.Yukarıda açıklanan hususlar gereğince sair yönler incelenmeksizin davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıdaki eksiklikler gereğince yargılama yapılarak yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davacı vekilinin istinaf talebinin yukarıda açıklanan sebeplerle KABULÜ ile, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/113 Esas 2026/350 Karar sayılı, 27/04/2026 günlü kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

2-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

3-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde kendisine iadesine,

4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/3. ve 362/1/c. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/3007, K. 2026/4227, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-3007-e-2026-4227-k-a0c88fd374ac