İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1818 E. 2026/721 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1818
Karar No
2026/721
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/1818 Esas KARAR NO : 2026/721 Karar

DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/09/2026 KARAR TARİHİ : 01/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır. DAVA : Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı site yönetimi arasında sitede bulunan 8 adet asansöre ilişkin Asansör Revizyon Sözleşmesi ve Asansör Temel Bakım Sözleşmesi imzalandığını, revizyon sözleşmesi kapsamında asansörlerin kumanda panosu, iç ve dış buton kasedi, encoder ve tesisatlarının yenilenmesinin kararlaştırıldığını, iş bedelinin 1.256.160,00 TL + KDV olarak belirlendiğini ve ödemelerin %30’unun sözleşme imzasında, kalanının 15 gün ara taksitlerle, KDV’nin ise faturayı takip eden ayın 25. gününde ödenmesinin kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından 30.07.2024 tarihinde 1.507.392,00 TL bedelli fatura düzenlenerek davalıya gönderildiğini, faturaya süresinde itiraz edilmediğini, ancak davalı tarafından sözleşmede kararlaştırılan ödemelerin zamanında yapılmadığını, buna rağmen müvekkili tarafından çalışmalara devam edildiğini, 25.08.2024 tarihi itibarıyla yalnızca 215.000,00 TL ödeme yapıldığını, sonrasında bazı ödemeler yapılmış ve KDV tamamlanmış olsa da sözleşme kapsamındaki hakedişlerin tamamen ödenmediğini, davalı tarafın çeşitli talepleri nedeniyle işlerin aksamasına rağmen müvekkili tarafından asansör düğmelerinin dahi yeniden değiştirildiğini, yapılan işlerin yaklaşık %98 seviyesine getirildiğini, ancak 26.12.2024 tarihinde davalı tarafından müvekkilinin siteye girişinin engellenerek çalışmasının ve işi tamamlamasının engellendiğini, sözleşmenin aksamasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davalının eksik iş bulunduğu yönündeki iddiasının yerinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesiyle değerlendirilebileceğini, müvekkilinin gerçekleştirdiği imalat ve işlerin karşılığında hak ettiği bedelin ödenmesi gerektiğini ileri sürdüğünü, taraflar arasında yapılan arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmazlıkla sonuçlandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL asıl alacağın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasıdır. Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; davacı vekilinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkeme duruşma yapmadan, yani taraflara tebligat yapıp onları dinlemeden dosya üzerinden de görevsizlik kararı verebilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nun 19/2.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 2. maddesi ile değişik TTK’nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Buna göre, asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki hukuki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Bu nedenle, asliye ticaret mahkemesinin bakması gereken davalarda, asliye hukuk mahkemesi görevli sayılamaz. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtayca re'sen dikkate alınır. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nun 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez. Tekmil dosya kapsamından izah edilen nedenlerle; eldeki davanın ne mutlak ne nisbi ölçüde ticari dava olmadığı, davacının tüzel kişi limited şirket tacir olduğu, ancak davalı site yönetiminin ise tacir olmadığı, açılan davanın taraflar arasında imzalandığı iddia edilen "Asansör Bakım ve Revizyon Sözleşmesi" çerçevesinde açılan kısmi nitelikte alacak davası olduğu, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 3. maddesine göre tüketici; ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi, tüketici işlemi ise; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade edeceği ve yine 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 73.maddesinde, bu kanunun uygulanması ile ilgili her türlü ihtilafta tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtildiği, bu itibarla hukuki işlemin 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekeceği, somut olayda davalı site yönetimi ana taşınmazında oturan site sakinlerini temsilen davacı şirket ile eser sözleşmesi niteliğinde "Asansör Bakım ve Revizyon Sözleşmesi" imzaladığı, davacının da bu sözleşme gereği alacaklarını tahsil edemediğinden bahisle eldeki iş bu dosya tahtında alacak talebinde bulunduğu, davalı site yönetimi, ticari veya mesleki amaçlarla değil, nihai olarak site sakinlerinin ihtiyacı için mezkur sözleşmeyi imzaladığından davalı site yönetimi tüketici, taraflar arasındaki eser sözleşmesinin de tüketici işlemi niteliğinde olacağı bu nedenle uyuşmazlıkta Tüketici Mahkemesinin görevli olacağı, (bknz:İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesi 2025/1488 Esas 2025/1629 Karar; 2024/1677 Esas 2025/238 Karar; 37. Hukuk Dairesi 2026/501 Esas 2026/1596 Karar ) ezcümle davada Tüketici Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğu mahkememizce değerlendirilmiş ve açılan davanın görev dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;. 1-)Mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, davanın HMK 114/1-c ve 115/2.maddeleri uyarınca görev yönünden USULDEN REDDİNE, 2-)HMK'nın 20. Maddesi uyarınca; bu karar verildiği anda kesin ise kararın tebliği tarihinden, karara karşı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşir ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulursa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan biri veya ikisi mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli olan İSTANBUL NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, aksi takdirde mahkememizce dosya üzerinden re'sen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 3-)Harç, yargılama gideri ve gider avansının görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi.01/10/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1818, K. 2026/721, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1818-e-2026-721-k-0635cd5d7ff6