İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2019/276 E. 2020/344 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2019/276
Karar No
2020/344
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/276 Esas KARAR NO : 2020/344 DAVA : Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/05/2017 KARAR TARİHİ : 24/09/2020 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murise... adına... Kurumu'ndan işletme kredisi kullandığını, iş bu krediyi kullandığında kendisine hayat sigortası yapıldığının beyan edildiğini, ancak bu sigorta poliçesinin hayat sigortası olmadığının daha sonra söylendiğini, hayat sigortası yapılmamasının davalının sorumluluğunda olduğunu, müvekkilinin öldüğü güne kadar ve sonrasında müvekkillerinin ödediği 94.694,00 TL 'nin müvekkillerine iadesi gerektiğini iddia ederek davalarının kabulü ile 10.000,00 TL 'nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile vefat tarihi olan 08/04/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı... Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde, ...Kooperatif Krediler Sözleşmesi ile... kredi kullandırıldığını, muhatabın ... olması gerektiğini, müvekkili yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava davacıların murislerinin... çekmiş olduğu işletme kredisi kapsamında yalnızca ferdi kaza sigortası yapılmış olduğu, aynı zamanda hayat sigortası yapılmamasının sorumluluğundan kaynaklı muris tarafından ödenen bedellerin istirdatı istemine ilişkindir. İzmir ...Tüketici Mahkemesi'nin 27/09/2017 tarih,... K.sayılı kararı ile, davacıların murisinin işletme kredisi kullandığı, tüketici işlemi sayılmayacağı, genel mahkemelerin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı sonucu dosya İzmir...Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmiş, İzmir...Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 18/02/2019 tarih, ... K. Sayılı kararı ile, davanın bankacılık işleminden kaynaklandığı, (taraf değişikliğinden sonra) bankacılık işleminin bankaların Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir anonim şirket olduğu da gözönüne tutulduğunda Ticaret Kanunu kapsamında olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı sonucu İzmir Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosu'nca dosya mahkememize tevzi edilmiştir. Aliağa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin... Karar sayılı 07/11/2016 tarihli kararının mahkememize gönderildiği, muris ... mirasına ilişkin olduğu görülmüştür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 08/04/2016 tarihinde vefat eden davacılar murisi ... aracılığıyla davalı Türkiye... Anonim Şirketi Aliağa Şubesi'nden kullandığı 80.000,00-TL bedelli İşletme Kredisine ilişkin kredi borcunun davacılar murisi ile davalı ... Şirketi arasında 17/05/2018 tarihinde imzalanan Esnaf Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında davalılardan tazmini talebinden kaynaklanmaktadır. Murisin tacir vasfı araştırılma cihetine gidilmiş, Aliağa Vergi Dairesi'ne yazılan müzekkereye 28/07/2020 tarihli gelen cevabi yazıya göre, murisin basit usul mükellef olduğu, Bergama Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye 29/01/2020 tarihli gelen cevabi yazıya göre, davacının kaydına rastlanılmadığının bildirildiği, neticede muris... tacir sınırına ulaşmadığı kanaatine varılmıştır. Şöyleki; 6102 sayılı TTK'nun 12.maddesinde "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret sicile tescil ettirilerek durumu ilan etmiş olan kimse fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Kanunun 15.maddesinde "ister gezici olsun, ister bir dükkanda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan sanat veya ticaret ile uğraşan esnaftır." Mülga 6762 sayılı TTK'nun 1463.maddesine göre Bakanlar Kurulunca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf-tacir ayrımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. Ticari işletme ile esnaf işletmesinin arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. (TTK m.11/1-2) Tacir-esnaf ayırımı ise Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve yıllık gayri safi hasılatının Bakanlar Kurulu Kararında belirlenen sınırı aşan esnafların tacir sayılacağı belirlenmiştir. Bir davanın veya işin Asliye Ticaret Mahkemesinde görülebilmesi için ; her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya uyuşmazlığın 6102 sayılı T.T.K.'da düzenlenen hususlardan doğan bir uyuşmazlık olması veya TTK'nun 4.maddesinde ( b-c-d-e-f ) sayılan dava veya işlerde bulunması yahut özel bir yasal düzenleme ile dava Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğinin açıkça belirtilmesi şarttır. Her ne kadar davacılar vekilince davacılar murisinin servis şoförü olması sebebiyle kullandığı kredinin ticari kredi olduğundan bahisle mahkememizin görevli olduğu beyan edilmiş ise de, davacılar murisi servis şoförü olup kredinin kullandırılması sırasında davalı ... ve Emeklilik Anonim Şirketi ile imzalamış olduğu Esnaf Hayat Sigortası Sözleşmesi kapsamında muris tacir değildir. Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belge örneklerinin incelenmesinde; davacıların murislerinin Basit Usul Mükellef olduğunun belirtildiği, davaya konu kredi hesabının şahıs olarak kullanıldığı, murisin yaptığı bankacılık işlemlerinin ticari işletmesi ile ilgili olarak yapıldığına dair bir emareye rastlanılmadığı, Somut olayda murisin Bakanlar Kurulunca kararname ile belirlenen işletme hesabına göre defter tutan ve yıllık gayri safi hasılat sınırına ulaşmadığı görülmekle murisin tacir olmadığı, davalının tacir olmasının da tek başına uyuşmazlığı ticari bir dava niteliğine getirmeyeceği, uyuşmazlığın TTK.'nun 4.maddesinde sayılan uyuşmazlıklar arasında yer almadığı, davanın ticaret mahkemelerinde bakılacağına ilişkin açık bir yasa hükmünün de bulunmadığı, bu itibarla davanın; ticari bir dava olmaması nedeniyle davaya bakma görevi mahkememize ait olmayıp, genel hükümlere göre çözülmesi gereken ve genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, karşılıklı görevsizlik kararları nedeniyle ve mahkememiz kararının yasal yollara başvurulmadan kesinleşmesi halinde oluşacak olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla HMK'nın 21(c) maddesi uyarınca yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ...Hukuk Daire Başkanlığına gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi E: 2019/1562-K:2019/947, Yargıtay 11.HD.2016/69879) H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-HMK nın 114/1-c maddesinin yollaması ile HMK115/2. maddeleri uyarınca davanın görev dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-İş bu dosyanın İzmir.... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin... Karar sayılı görevsizlik kararı ile Mahkememize gönderilmiş olduğu anlaşıldığından, Mahkememizce verilen iş bu karşı görevsizlik kararının istinaf yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi durumunda, dosyanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 21/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 22. maddesi gereğince görevli Mahkemenin belirlenmesi için İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 3-Yargılama gideri ve vekalet ücretinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, 4-Gerekçeli kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2020

Katip... (e-imzalıdır)

Hakim... (e-imzalıdır)

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2019/276, K. 2020/344, T. 24.09.2020, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2019-276-e-2020-344-k-06651c9f99b4