Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/711 E. 2026/953 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/711
- Karar No
- 2026/953
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/711
KARAR NO: 2026/953
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/698
KARAR NO: 2024/968
DAVA TARİHİ : 12/09/2022
KARAR TARİHİ: 25/12/2024
DAVA: İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))
KARAR TARİHİ: 01/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı kooperatif arasında .... Noterliği 19/12/2015 tarih ... yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat ve Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeden kaynaklı olarak taraflar arasında yaşanan uyuşmazlığın Hakem Heyeti tarafından incelendiğini ve 13/07/2016 tarihli Hakem Heyeti Kararı ile 595.067,20 TL daire bedeli alacağı, 146.724,00 TL ödünç verilen paralardan kaynaklı alacak, 174.000,00 TL panjur bedelleri ve 10.000,00 TL şerefiye bedeli olmak üzere toplam 925.791,20 TL'nin faizleriyle ve yargılama giderleri ve vekalet ücretleriyle birlikte davalı kooperatif tarafından müvekkili şirkete ödenmesine hükmedildiğini, müvekkili tarafından ilam niteliğindeki Hakem Heyeti Kararına istinaden davalı Kooperatif aleyhine.... İcra Müdürlüğü'nde...Esas (Yeni Esas: ...) sayılı 4-5 Örnek İcra Takibi başlatıldığını, davalı Kooperatif tarafından, müvekkili şirketin ilama dayalı alacağının yapılan tüm şifai görüşmelere ve icrai işlemlere rağmen ödenmediğini beyan ederek davalı Kooperatif hakkında İİK 177/4. Maddesi uyarınca iflas kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava dilekçesinde sadece davacının alacağından söz edildiğini, aynı Hakem Heyeti tarafından verilen davalı alacaklarından bahsedilmediğini, Hakem Heyeti kararında davalının da alacağına karar verildiğini, bu alacak kalemlerinin takas ve mahsubunun gerekeceğinin açık olduğunu, İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/901 Esas sayılı dosyasında takas mahsup davası açıldığını, alınan bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle işlemiş faiz ve masraflar da dahil olmak üzere davacının 599.465,02 TL bakiye alacağı kaldığının belirlendiğini, davanın devam ettiğini, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini,
Hakem Muhakemesi sırasında davacı şirket yetkilisi olan ... tarafından şirket muhasebecisi ...'ya verilen 566.000,00 TL'lik üye senetlerinin inkar edildiğini, tamamen subjektif şekilde karar veren Hakem Heyetinin de dosyadaki delillere ve bilirkişi raporuna aykırı olarak ve davacı şirket yetkilisinin inkarı doğrultusunda şirkete verilen 566.000,00 TL'lik senetlerin verilmediği şeklindeki bir kabul ile yanlış karar verildiğini, hakem kararı esastan temyize tabi olmadığı için de yargı denetiminden geçemediğini, ancak ... aleyhine açtıkları İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesindeki 2021/296 Esas sayılı dosyada bu defa ...'nun eski beyanına aykırı olarak, bu senetleri şirkete verdiğini beyan ettiğinden dolayı ve esasen Hakem Heyeti dosyadaki bilirkişinin maddi tespitlerine aykırı karar oluşturduğundan, iade-i muhakeme sebepleri oluştuğundan yeniden iade-i muhakeme talep edeceklerini, bu durumda iade-i muhakeme davasının bu dava yönünden bekletici mesele olarak kabul edilmesi gerektiğini, gerek aldığı senetleri inkar ederek adaleti yanıltma suçu işlemiş olan davacı şirket yetkilisi ... ile ilgili olarak davalı kooperatif yönetim kurulu tarafından Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verilmiş olması gerekse maddi olgulara aykırı karar vermek suretiyle yargılama görevini kötüye kullanmaları nedeniyle hakem heyeti aleyhine suç duyurusu yapılmasına yönetim kurulunca karar verilmiş olması nedeniyle bu suç duyurusu sonuçlarının beklenmesi gerektiğini, davacı tarafından halen iskan izni alınmadığını, bu nedenle sözleşme eki olan Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi Hükümlerine göre teslim yapılmamış olduğundan dolayı geç teslimden ve nefaset farkından dolayı açılacak yeni davaların sonucunun da bekletici mesele olarak kabul edilmesi gerektiğini, davacı şirket tarafından inkar edilen 566.000,00 TL'lik senedin alındığı ispat edildiği takdirde davacı şirkete borçlarının olmayacağı olgusu karşısında bu davanın esastan da reddi gerektiğini beyan ederek; dava dilekçesi içeriğinde belirtilen dosyaların bekletici mesele olarak kabulüne, hala iskan alınmamış olması nedeniyle gerek nefaset farkı ve gerekse geç ifa nedeniyle kira tazminatı davasının sonucunun beklenmesine, 566.000,00 TL'lik senetlerin davacı tarafından alınıp-alınmadığı konusunda yapılacak bilirkişi incelemesi sonunda, borçları kalmayacağından davanın esastan reddini talep etmiştir.
DOSYA SAFAHATI;
Mahkemenin 25/12/2024 tarihli kararı; davalı yanca davacıya karşı yapılan Tahkim başvurusu ile davacı yanın davalı yana karşı yaptığı karşı başvuru sonucunda, Hakem Heyetince davacının kira tazminatı alacağı nedeni ile 360.000,00-TL, eksik işlerden dolayı 248.310,00 TL alacağın ticari işlerde uygulanan avans faiz oranı üzerinden gecikme faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, ayrıca toplam 64.801,13 TL vekalet ücreti ile 29.191,93-TL yargılama giderinin ödenmesine karar verildiği, söz konusu kararda, karşı davaya ilişkin olarak 595.067,20-TL beş daire bedelinden kaynaklanan alacak ile ödünç verilen paraya ilişkin 146.724,00-TL, panjur bedelleri nedeni ile 174.000,00 TL, şerefiye bedeli olarak 10.000,00-TL ile 50.981,65-TL avukatlık ücretinin ödenmesine karar verildiği, söz konusu Hakem Heyeti kararının iptali istemi ile açılan dava sonucunda, mahkeme kararının iptali istemiyle istinaf başvurusunda bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesince karar verildiği, kararın Yargıtay'ca bozulduğu, bunun üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesinin 2020/9 Esas 2022/16 Karar sayılı kararı ile yeniden karar verilerek, Hakem Heyeti kararında, dava konusu bir kısım taşınmazların mülkiyetinin devredilmesine ilişkin kararın iptal edildiği, söz konusu Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/2711 E. 2022/304 K. Sayılı kararı ile kararın kesinleştiği,
İstanbul 16. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/901 Esas 2022/744 Karar sayılı dosyası incelendiğinde ise her iki icra dosyasındaki alacakların takas mahsup istemi tarihi itibariyle hesaplanması gerektiğinden hesap bilirkişisince sunulan 28.09.2022 tarihli bilirkişi raporunda; dava tarihi itibari ile Hakem Heyeti kararında belirtilen ve yasa gereği takas edilemeyecek olan ilam vekalet ücretleri dışında kalan alacaklar yönünden yapılan karşılaştırma sonucunda davacının takas beyanında bulunduğu dava tarihi temel alındığında, davacının takasa konu edilebilecek toplam takas alacaklarının 1.602.175,31 TL olduğu, buna karşın davalının, yine takas beyanını ileri sürdüğü dava tarihindeki alacağının 1.002.710,29 TL olduğu, buna göre takas tarihinde davacının, davalıdan 599.465,02 TL alacaklı kaldığı sonucuna varılmıştır.
Mahkemece söz konusu bilirkişi raporu doğrultusunda davacının, takas beyanında bulunduğu dava tarihinde her iki takibe konu ilam vekalet ücreti alacakları ve vekalet ücreti alacağına işlemiş faizleri hariç, diğer alacak kalemleri birbirleri ile karşılaştırıldığında davacının, davalıdan 599.465,02 TL alacaklı kaldığı anlaşılarak davacının takas mahsup isteminin davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, takip ilama dayalı iflas talebine ilişkin olduğundan, davalıya depo kararı gönderilmesine gerek görülmediği, yine her ne kadar davalı tarafça yeni açılan hakem dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiği belirtilmiş ise de davanın niteliği gereği dosya sonucunun beklenmesi gerekmediği değerlendirilerek, davacının davaya dayanak 13.07.2016 tarihli hakem dosyasından alacağının kesinleştiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı şirketin iflasına karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hakem heyeti kararının yargı denetiminden geçmemiş, haklılığı veya haksızlığı esastan denetlenmemiş bir karar olduğunu, davacı tarafın aldığı parayı inkar ederek mükerrer tahsilat için hakem heyetinde dava açtığını ve savunmaları dikkate alınmadan hakem heyeti tarafından karar verildiğini, gerek iptal davasında ve gerekse temyiz mahkemesinde hakem kararı yasal düzenleme gereğince esastan denetlenemediği için ödenmiş bir borcu tekrar ödemekle karşı karşıya kaldıklarını, bu nedenle esastan haksız bir kararın neticesinden kurtulmak için davalı kooperatif tarafından davacı aleyhine aynı inşaat sözleşmesinden kaynaklı eksik ifa nedeniyle yeni bir hakem heyeti oluşturularak ikinci bir dava açıldığını, açılan davanın hala devam ettiğini, bilirkişi incelemesinde ve uzman raporunda haklı olduklarının belirlendiğini, bu nedenlerle 2.hakem davasının bekletici mesele yapılması yönündeki talepleri kabul edilmeden iflas kararı verilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Dairemizin 17/12/2025 tarihli 2025/197 E. 2025/1443 K. sayılı kararı; ilamın HMK'nın 301.maddesinin 2. fıkrasında "Taraflardan her birine verilen hüküm nüshası ilamdır..." şeklinde tanımlandığı, mahkemenin verdiği hükmün ilam olduğu, "İlâm mahiyetini haiz belgeler" İİK'nın 38. maddesinde; "Mahkeme huzurunda yapılan sulhlar, kabuller ve para borcu ikrarını havi re’sen tanzim edilen noter senetleri, istinaf ve temyiz kefaletnameleri ile icra dairesindeki kefaletler, ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir. Bu maddedeki icra kefaletleri müteselsil kefalet hükmündedir" şeklinde düzenlendiği ancak bir belgenin ilam niteliğinde olup olmadığının yalnızca İİK hükümlerine göre değil özel kanunların da incelenmesi suretiyle tespitinin mümkün olduğu, alacaklının ilâm niteliğindeki belgelerden (İİK m.38) birine dayanarak, doğrudan doğruya iflas yoluna başvuramayacağı (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, sayfa 727), ilam mahiyetini haiz belgeler İİK'nın 38. maddesi uyarınca ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi ise de İİK'nın 177/4. maddesinde ilam niteliğindeki belgeden değil ilamdan bahsedildiği, hakem kararının ise ilâm değil ilam niteliğinde belge olduğu, iflas hukuku kamu düzenine ilişkin olduğundan ilam niteliğini haiz belgeye dayanarak doğrudan iflas davası açılamayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına ve iflas davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
YARGITAY BOZMA İLAMI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 12/02/2026 tarihli 2026/529 E. 2026/517 K. sayılı kararı ile; "Yargıtay İçtihatı Birleştirme Genel Kurulu'nun 23.10.1972 tarih, 1972/2 E., 1972/12 K. sayılı ilâmında da belirtildiği üzere hakem kararları da mahkeme kararları gibi tarafları bağlayıcı ve kesin hüküm mahiyetindedir, hakem kararları da aynı mahkeme kararları gibi infaz edilir, hakem kararları ile mahkeme kararları arasında ilâmlı icra takibine başvurulması bakımından herhangi bir farklılık yoktur. HMK’nın tahkime ilişkin hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde de tahkim yargılamasında verilen hakem kararı ilam mahiyetinde belge olmayıp doğrudan ilamdır. HMK’nın 439/4. maddesinde açık bir şekilde, hakem kararına karşı iptal davası açılmasının kararın icrasını durdurmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Bu nedenle HMK hükümlerine göre yapılan yargılama neticesinde verilen hükümlerin kesinleşmesi veya mahkemeden icra edilebilir olduğuna dair şerh alınmasına ihtiyaç olmaksızın doğrudan İİK hükümlerine göre icraya konu edilmesi mümkündür. Aynı şekilde bir ilam olarak İİK’nın 177. maddesi gereğince doğrudan iflasa konu olabileceği konusunda da bir tereddüt bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince, işin esasına girilerek, iflas şartlarının oluşup oluşmadığının tartışılması gerekirken, hatalı gerekçelerle istemin usulden reddi doğru olmamış..." gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Yargıtay bozma kararı sonrası dairemizce duruşma açılarak usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmuştur.
Dava, ilama dayalı alacağın icra emriyle istenilmesine rağmen ödenmemesi sebebiyle 2004 sayılı İİK'nın 177. maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır.
İİK'nın 177. maddesinde; "1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yolulyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa, 2-Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa, 3-308 inci maddedeki hal varsa, 4-İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse" alacaklının, önceden takibe hacet kalmaksızın doğrudan borçlunun iflasını istemesi mümkündür.
İlamların icrasına ilişkin hükümler İİK'nın 24 ile 41. maddeleri arasında düzenlenmiş, İİK'nın 32 ve devamı maddelerinde ise para ve teminat verilmesi hakkındaki ilamların icrasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir. İİK'nın 32. maddesinde; "Para borcuna veya teminat verilmesine dair olan ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya bir icra emri tebliğ eder. Bu emirde 24 üncü maddede yazılanlardan başka hükmolunan şeyin cinsi ve miktarı gösterilir ve nihayet yedi gün içinde ödenmesi..." hükmü, "Haciz veya iflas istemek yetkisi" başlıklı 37. maddesinde; "İcra emrinde yazılı müddet geçtiği halde borcunu ödemeyenlerin malları haczolunur yahut borçlu iflasa tabi eşhastan olup ta alacaklı isterse yetkili ticaret mahkemesince iflasına karar verilir." hükmü yer almaktadır.
İlamı icraya koyarak borçluya icra emri gönderen alacaklı, icra emrine konu alacağın ödenmemesi üzerine haciz yolu ile takibe devam edebileceği gibi ticaret mahkemesine başvurarak borçlunun doğrudan doğruya iflasına karar verilmesini isteyebilir.
Usul ve yasaya uygun bulunan yargıtay bozma ilamında ifade edildiği gibi İİK’nın 38. maddesinde ilam mahiyetine haiz belgeler arasında hakem kararları sayılmamıştır.
HMK’nın tahkime ilişkin hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde tahkim yargılamasında verilen hakem kararı ilam mahiyetinde belge olmayıp doğrudan ilam vasfındadır. Nitekim tahkim sözleşmesi ile taraflar, aralarındaki bir uyuşmazlığın çözümlenmesi için tahkim yoluna, yani hakeme başvurmayı kararlaştırabilirler.
Tahkimin özel bir yargılama türü olmasının bir gereği olarak, hakem kararları da mahkeme hükümleri gibi yargısal nitelikte olan kararlar olup "İlam" kavramı içerisinde yer alırlar. Hakem kararı devlet mahkemeleri yerine, taraflarca tahkim sözleşmesi (veya tahkim şartı) yoluyla hakem veya hakem kuruluna verilen hüküm verme yetkisine dayanarak, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen karar olarak tanımlanmaktadır. (https://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2019-140-1817 yayınlanan Seyhan Selçuk; Hukuk Muhakemeleri Kanuna Göre Hakem Kararlarının İptali başlıklı makaleden atıf yapılan Turgut Kalpsüz, “Türk Hakem Kararı Kavramı”, Yabancı Hakem Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi II. Tahkim Haftası, Ankara, 25-26 Kasım 1983, s. 36; İbrahim Özbay, Hakem Kararlarının Temyizi, Yetkin Yayınları, Ankara 2004, s. 49; Kemal Dayınlarlı, “Hakem Kararlarının Bozulması Sebepleri”, Prof. Dr. Ernst E. Hirsch’e Armağan, Ankara 1986, s. 775-812, s. 777; Seyhan Selçuk, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na Göre Hakem Kararlarının İptali, Yetkin Yayınları, Ankara 2018, s. 33.)
Diğer yandan Mülga HUMK m. 536’ya göre, hakem kararının icra edilebilir hale gelmesi, söz konusu kararların temyiz süresi geçtikten sonra mahkeme tarafından tasdik edilmesi şartına bağlıydı. Bu hüküm gereğince, ancak bu tasdikten sonra hakem kararları icra edilebilir etki kazanmaktaydı. Kanun koyucu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK), bu kuraldan vazgeçerek, “hakem kararına karşı iptal davası açılması kararın icrasını durdurmaz” kuralını kabul etmiştir (HMK m. 439/4).11 Maddenin gerekçesinde de “hakem kararlarının verildiği anda icra edilebilir hâle getirilmiş” olduğu belirtilmiştir. Bu husus kanun koyucunun hakem kararlarını mahkeme ilâmlarıyla denk (eş) görmesinin bir sonucudur.
İflas davasında yetkili mahkeme, İİK'nın 154/3 maddesi uyarınca borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir. Bu yetki, kamu düzenine ilişkindir. Davalı şirketin muamele merkezi itibariyle işbu davanın görevli ve yetkili mahkemede açıldığı ve karara bağlandığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından İİK'nın 160.maddesi uyarınca iflas avansı yatırılmıştır.
İİK'nın 177/4 hükmüne dayanan iflas davalarında depo emri tebliğine gerek bulunmamaktadır. Mahkemece icra emri tebliğine rağmen ödeme yapmayan davalı şirketin iflasına karar verilebilir (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 727).
İİK'nın 177/1.4. bent 2. cümlesi, ''Türkiye'de yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır'' hükmü uyarınca davalı şirket temsilcisinin dinlenilmek üzere meşruhatlı davetiye ile çağrılması, davetiyeye uyarak gelmesi halinde dinlenmesi gerekmektedir. Bu hüküm emredici nitelikte olduğundan mahkemece re'sen gözetilmesi zorunludur.
İİK'nın 177/son maddesinde; "Bu Kanunun 178 inci maddesinin ikinci fıkrası burada da uygulanır.",
İİK'nın 178/2.maddesinde "İflas talebi 166 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. Alacaklılar iflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde davaya müdahale veya itiraz ederek, borçlunun iflas talebini, hakkındaki takipleri ertelemek ve borçlarını ödemeyi geciktirmek için yaptığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler",
İİK'nın 166.maddesinde ise "Daire, ayrıca kararı, karar tarihinde, tirajı ellibinin (50.000) üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden biri ile birlikte iflas edenin muamele merkezinin bulunduğu yerdeki bir gazetede ve Ticaret Sicili Gazetesinde ilan eder." hükümleri uyarınca yasal ilanlar yapılmıştır.
İİK'nın 177/1.4 maddesi gereğince doğrudan doğruya iflas davası açmak için kural olarak ilamın kesinleşmesine gerek yoktur. Ancak, takibin dayanağı ilam için istinaf mahkemesinden ya da Yargıtay'dan "icranın geri bırakılması" kararı alınması halinde ticaret mahkemesi, ilamın kesinleşmesini "bekletici mesele" yapmalıdır ((Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 726).
Hakem dosyasında, eldeki dosya davacısı .... Şti. davalı karşı davacı, eldeki dosya davalısı... ise davacı karşı davalı olarak dava açılmıştır. Yapılan tahkim yargılaması neticesinde Doç. Dr. ..., ... ve ...'dan oluşan hakem heyeti tarafından verilen 13/07/2016 tarihli kararla;
"Davacı/Karşı Davalının talepleri bakımından;
1-Konutların zamanında teslim edilmemesinden kaynaklanan kira tazminatı alacağı dolayısıyla 360.000,00 TL 'nin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin 2/II maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı faiz oranı üzerinden davalı/karşı davacının davacı/karşı davalıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; hükmün verildiği anda yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre 360.000,00 TL üzerinden hesaplanan 27.550,00 TL'lik avukatlık ücretinin davalı/karşı davacıdan tahsili ile davacı/karşı davalıya ödenmesine, reddedilen 290.000,00 TL üzerinden hesaplanan 23.350 TL'lik avukatlık ücretinin davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya ödenmesine,
2-Eksik işler ve nefaset bedelinden kaynaklanan alacağı sebebiyle davacı/karşı davalı kooperatifinin 248.310,00 TL'nin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin 2/II maddesi uyarınca dava tarihi itibariyle Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı faiz oranından davalı/karşı davacı tarafından davacı/karşı davalıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine; hükmün verildiği anda yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre 248.130,00 TL üzerinden hesaplanan 20.848,60 TL'lik avukatlık ücretinin davalı/karşı davacıdan tahsili ile davacı/karşı davalıya ödenmesine, reddedilen 101.690,00 TL üzerinden hesaplanan 10.885,20 TL lik avukatlık ücretinin davacı/karşı davalıdan alınarak davalı/karşı davacıya ödenmesine,
Ayrıca; karar ekinde bulunan yargılama giderlerinden asıl dava bakımından yapılan 48.013,04 TL harcamanın asıl davadaki haklılık/haksızlık oranına göre, 18.821,11 TL'nin davacı/karşı davalı üzerine bırakılmasına, 29.191,93 TL'nin davalı/karşı davacı üzerine bırakılmasına,
Davalı/Karşı Davacının Talepleri Bakımından;
1-Beş daire bedelinden kaynaklanan alacağı sebebiyle 595.067,20 TL'nin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin 2/II maddesi uyarınca temerrüt tarihi olan 30.04.2011 tarihinden itibaren Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan tahsili ile davalı/karşı davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine;
2-Ödünç verilen paralar sebebiyle 146.724,00 TL 'nin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin 2/II maddesi uyarınca karşı dava tarihinden itibaren Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan tahsili ile davalı/karşı davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine;
3-Panjur bedelleri sebebiyle 174.000,00 TL'nin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin 2/II maddesi uyarınca temerrüt tarihi olan 18.01.2010 tarihi itibariyle Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan tahsili ile davalı/karşı davacıya ödenmesine,
4-Şerefiye bedelleri sebebiyle 10.000,00 TL'nin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin 2/II maddesi uyarınca karşı dava tarihinden itibaren Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uyguladığı faizi ile birlikte davacı/karşı davalıdan tahsili ile davalı/karşı davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Tüm alacak kalemleri bakımından bir değerlendirme yapılarak, davalı/karşı davacının dilekçelerinde talep ettiği toplam 1.100.000,00 TL üzerinden bir değerlendirme yapılarak ve davacının talep edebileceği hesaplanan 925.791,20 TL üzerinden hükmün verildiği anda yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret tarifesine göre 50.981,65 TL avukatlık ücretinin davacı/karşı davalıdan tahsili ile davalı/karşı davacıya ödenmesine, reddedilen 174.208,80 TL üzerinden hükmün verildiği anda yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret tarifsine göre 16.402,53 TL 'nin davalı/karşı davacıdan tahsili ile davacı/karşı davalıya ödenmesine,
5-Taraflar arasında dava konusu edilen borç- alacak ilişkisinin tasfiyesinden sonra halen kooperatif adına kayıtlı olan ve mülkiyeti kooperatifte bulunan dava konusu iki adet bağımsız bölümün (dairenin) davacı/karşı davalı tarafından mülkiyetinin davalı/karşı davacıya devredilmesine,
6-Davacı/karşı davalının ortak alanlara ilişkin paylaşım talebinin ise gerek Kat Mülkiyeti Kanunu gerekse de Tapu Kanunu ve İmar Kanunu'na göre tüm maliklerin müşterek mülkiyetinde bulunması nedeniyle yasal olarak paylaşımının mümkün olmaması sebebiyle reddine,
Ayrıca; Karar ekinde bulunan yargılama giderlerinden karşı dava bakımından yapılan 48.013,04 TL harcamanın karşı davadaki haklılık/haksızlık oranına göre 40.330,95 TL'sinin davacı/karşı davalı üzerine bırakılmasına, 7.882,08 TL'sinin ise davalı/karşı davacı üzerine bırakılmasına,
Tarafların avans olarak yatırdıkları yargılama giderlerinden harcanmayan 1.473,92 TL'nin taraflara Hakem Sekreterliği tarafından eşit olarak iadesine" karar verilmiştir.
Karara karşı iptal davası açılması neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin (İlk Derece) 17/12/2020 tarihli 2020/9 E. 2020/16 K sayılı kararıyla "1-Asıl davada davacı ve birleşen davada davalı.... Şti'nin açtığı asıl iptal davasının REDDİNE, 2-Birleşen davada davacı ve asıl davada davalı ... tarafından açılan iptal davasında davanın KISMEN KABULÜ ile, Doç. Dr. ..., ... ve ...'dan oluşan hakem heyeti tarafından verilen 13/07/2016 tarihli hakem kararının hüküm fıkrasının "Davalı karşı davacının talepleri bakımından" başlıklı bölümünün 5 nolu bendinde yer alan "halen kooperatif adına kayıtlı olan ve mülkiyeti kooperatifte bulunan dava konusu iki adet bağımsız bölümün (dairenin) davacı/karşı davalı tarafından mülkiyetinin davalı/karşı davalıya devredilmesine" ilişkin tapu iptali ve tescile yönelik istem yönünden verilen hükmün İPTALİNE, 3-Birleşen davada davacı ve asıl davada davalı ...tarafından açılan iptal davasının tapu iptali ve tescil istemi dışındaki iptal talepleri yönünden davanın REDDİNE" dair karar verilmiş ve işbu karar Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 27/01/2022 tarihli 2021/2711 E. 2022/304 K sayılı ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.
Davacı tarafından karara istinaden davalı Kooperatif aleyhine.... İcra Müdürlüğü'nün...Esas (Yeni Esas: ...) sayılı dosyası ile hakem kararına dayalı olarak toplam 1.682.777,06TL alacağın tahsili için ilamlı takip başlatılmış, icra emri 12/08/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı (kooperatif) tarafından takibe karşı şikayet başvurusu üzerine İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 25/10/2018 tarihli 2016/909 E. 2018/1051 K. Sayılı kararı ile takipte 59.152,06 TL yargılama gideri talep edilmiş ise de hakem kararına göre yargılama giderinin 25.578,05 TL olduğu, bu nedenle 33.574.01 TL'nin fazladan talep edildiği gerekçesiyle anılan tutar ve faizinin iptaline karar vermiştir.
Yine davacı (İlke) tarafından hakem kararında her iki taraf lehine hükmedilen bedeller nedeniyle her iki tarafça ayrı ayrı takip başlatılmış olması nedeniyle takas/mahsup hakkında karar verilerek, davalı tarafça başlatılan icra takibinin iptali istemiyle açılan dava neticesinde İstanbul Anadolu 16. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 24/11/2022 tarihli 2016/901 E. 2022/744 K sayılı kararıyla; "-Davalının alacaklı olduğu İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takibe konu ilam ve icra vekalet ücretleri dışındaki borcun davacının alacaklı olduğu.... İcra Müdürlüğü'nün...esas sayılı icra takibine konu alacaktan TAKAS ve MAHSUBU İLE dava tarihi 22/08/2016 tarihinde,
a-Davacının alacaklı olduğu, .... İcra Müdürlüğü'nün...E esas sayılı dosyasında, davacının, 599.405,02-TL asıl alacak, 85.216,85-TL ilam vekalet ücreti ile ilam vekalet ücretine işlemiş 441,26-TL; ve bu alacaklara bağlı alacaklarının kaldığının TESPİTİNE,
b-Davalının alacaklı olduğu, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı . sayılı dosyasında 64.801,13-TL ilam vekalet ücreti ile ilam vekalet ücretine işlemiş 527,28-TL ve buna bağlı alacaklar dışında alacağının kalmadığının TESPİTİNE," karar verilmiştir.
Ayrıca süreç içerisinde.... İcra Müdürlüğü'nün...Esas dosyasının İcra Müdürlüğünce işlemden kaldırıldığı, davacı alacaklı vekilinin istemi üzerine dosyanın 07/09/2022 tarihinde yenilendiği ve ... E. Sayısını aldığı, yenileme emrinin borçlu davalı vekiline 01/10/2022 tarihinde tebliğ edildiği, borcun ödenmediği tespit edilmiştir.
İİK'nın 177/1.4. bent 2. cümlesi, ''Türkiye'de yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır'' hükmü uyarınca davalı şirket temsilcisinin dinlenilmek üzere meşruhatlı davetiye ile çağrılması, davetiyeye uyarak gelmesi halinde dinlenmesi gerekmektedir.
Bu hüküm iflas gerekçesi değil, iflas kararı verilmeden önce mahkemece yerine getirilmesi gereken emredici bir hükümdür, bu nedenle mahkemece re'sen gözetilmesi zorunludur. Dosya kapsamı incelendiğinde; davalı kooperatif yetkililerinin duruşmada dinlenerek, mahkemece yasa hükmünün yerine getirildiği anlaşılmıştır.
Sonuç olarak, istinaf başvurusunda bulunan davalı tarafça Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen hakem kararına dayalı ilama bağlı alacak icra emri tebliğine rağmen ödemediğinden, İİK'nın 177/1.4. Maddesi uyarınca iflas kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gibi İİK'nın 177/1-4 hükmü uyarınca yapılacak inceleme şekli nitelikte olduğundan, ilama dayalı alacağın ödenmemiş olduğunun tespiti halinde iflas kararı verilecek olup taraflar arasında aynı inşaat sözleşmesinden kaynaklı eksik ifa nedeniyle hakem nezdinde görülen yeni davanın tahkim davasının bekletici mesele yapılmasına da gerek bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kooperatifin iflası yönünde aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; ... Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... sicil sırasında kayıtlı davalı...nin İİK'nın 177/4 maddesi uyarınca 01/07/2026 günü, saat 10:35 itibariyle İFLASINA,
İflasın açıldığının İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... İflas sayılı dosyasına DERHAL BİLDİRİLMESİNE ve karar örneğinin iflas müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,
İflasın açıldığının ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne BİLDİRİLMESİNE,
İflasın, iflas müdürlüğü tarafından İİK'nın 166.maddesinde yazılı usullere göre İLANINA,
2-İlk derece mahkemesi yargılama giderleri yönünden;
a-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
b-Davacı tarafından yapılan; 19.500,00 TL iflas avansı, 3.564,00 TL ilan gideri, 761,00 TL posta gideri ve 161,40 TL harç gideri olmak üzere toplam 23.986,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
c-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
ç-Davacı vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince iadesine,
3-Yargılama giderleri yönünden;
a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,
b-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, davalı tarafından peşin olarak yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
c-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
ç-Davacı tarafından yapılan 60,00 TL tebligat masrafı, 400,00 TL posta gideri, 3.033,70 TL temyiz başvuru harcı olmak üzere toplam 3.493,70 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
d-Yatırılan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara ilk derece mahkemesince iade edilmesine,
e-Bozma kararı sonrası davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 2/4 maddesi uyarınca tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün 18'inci sırasının c bendine göre takdir ve tayin olunan 42.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.01/07/2026