İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/24 E. 2026/532 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/24
Karar No
2026/532
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/24 Esas KARAR NO : 2026/532

DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/04/2016 KARAR TARİHİ : 07/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından ... 15. Asliye Hukuk Mahkemesine verilen dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı araç çalışanı ...'un sevk ve idaresinde iken davalı şirketin maliki ve davalı ...'un sevk ve idaresinde olan ... plakalı araç ile 06/04/2010 tarihinde... caddesinde maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazasına karıştığını, aynı kazada müvekkili şirket çalışanlarının ağır yaralandığını, sağlık harcamaları ve hastane masraflarının müvekkili şirket tarafından karşılandığını, bu giderlerin tahsili için ... 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası üzerinden dava açıldığını, bu davada maddi tazminatın müvekkili şirkete ödenmesine karar verildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporlarında davalılardan ...'un %100 kusurlu bulunduğunu, davalı ... aleyhine ... 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında sanık/davalı hakkında birden çok kişinin yaralanmasına sebep olduğundan hakkında mahkumiyet kararı verildiğini ve kararın Yargıtay onaması ile kesinleştiğini, .... 10. Asliye HM'nin... Esas sayılı dosyasında davalılar aleyhine maddi-manevi tazminat davası açıldığını ve davanın 13/10/2015 tarihinde karara çıktığını, bu davada müvekkili şirket çalışanı ...'un %25,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğini, 9 ay süreyle çalışamadığını, davalı ...'un %100 kusurlu olması nedeniyle davacı ... lehine karar çıktığını, davacı müvekkili şirketin üçüncü kişilere karşı yükümlendiği sözleşmeleri gereği gibi yerine getiremediğinden ve bu nedenle cezai şart, reklamasyon faturalarına maruz kaldığını, ticari işlerini yetiştirememesi nedeniyle üçüncü kişilerin tekliflerini reddetmek zorunda kaldığını ve bu nedenlerle portföy kaybı yaşadığını belirterek kaza nedeniyle müvekkili şirketin yaralanan çalışanlarından faydalanamaması , ticari ilişkilerinde işlerini yapamaması - yetiştirememesi nedeniyle zarar görmesi, reklamasyon faturalarına maruz kalması, aracının değer kaybetmesi, aracının kullanılamayacak durumda olması nedeniyle araç kiralaması ve işlerinin aksaması, müşteri portföy kaybı yaşaması nedeniyle HMK 107 maddesi uyarınca sonradan arttırılmak kaydıyla kaza tarihi olan 06/04/2010 tarihinden itibaren bankalaraca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte 2.000 TL maddi zararın ve 10.000 TL manevi zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işbu davadaki taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının tazminat taleplerinin hukuki mesnetten ve hakkaniyetten yoksun olduğunu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. Diğer davalı ... 15 Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan yargılama sırasında duruşmada alınan beyanında; kendisinin istenen tazminatı ödeyecek maddi durumunun olmadığını, kendisi açısından iş kazasının söz konusu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. ... 15 Asliye Hukuk Mahkemesi'nce yapılan değerlendirme sonucu 20/04/2017 tarih ve ... Esas,...Karar sayılı kararı ile; davanın Ticaret Mahkemesi'nin görev alanına girdiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmesi üzerine dosya mahkememize tevzi edilerek mahkememizin yukarıdaki esasına kayıt edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, Mahkememizin... Esas... karar sayılı 03/07/2017 tarihli kararı ile; 1-Dava dilekçesinin 6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 mad uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin görevsizliğine, Karar kesinleştiğinde ve HMK 20.mad uyarınca 2 haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli ... 15. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, ... 15 Asliye Hukuk Mahkemesi ile mahkememiz arasında görev uyuşmazlığı çıktığından karar istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiğinde görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf Mahkemesi) 37. Hukuk Dairesine gönderilmesine, dair karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı 23/10/2019 tarihli ilamı ile "Davacı ve davalı şirket tacir olduğu gibi, uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı, davalı ... ' un davalı şirket çalışanı olduğu, aynı maddi olaydan kaynaklanan davaların birlikte görülmesi zorunlu olduğundan tüm talepler yönünden uyuşmazlığın özel mahkeme olan asliye ticaret mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince ... 4.Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE" dair karar verilmiştir. BAM ilamı doğrultusunda dosya yukarıdaki esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, ... 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin...Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları, ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları, ... 25. Asliye Ceza Mahkemesinin ...esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları, trafik tescil kayıtları, hasar dosyası, bilirkişi raporu dosyamız arasına alınmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin kazaya karışan aracı nedeniyle işlerinin aksadığını, başka araç kiralamak ve kira bedeli ödemek zorunda kaldığını, davacının işçileri kazaya uğrayıp çalışamadıklarından ve aynı zamanda ikame kalifiyeli işçi de bulunmadığından bu süre zarfında pek çok işi geri çevirmek zorunda kaldığını ve kar kaybına uğradığını, işçilerin kaza sonucu ağır yaralandıklarından uzun süre çalışamadıklarını, onların yerine kalifiyeli eleman bulunamadığı ve bu nedenle müvekkilinin ticari hayatının olumsuz etkilendiğini, ticari işlerinin aksadığı ve pek çok işini yetiştiremediğini, 3. Kişilerle karşı sözleşmelerle yüklendiği işleri yerine getiremediğini ve bu nedenle birçok sözleşmenin feshedildiğini ve elde edeceği kazançlardan mahrum kaldığını, müvekkilinin 3.kişilere karşı yükümlendiği işleri yerine getiremediğinden cezai şart ve reklamasyon faturalarına maruz kaldığını ve bu bedelleri ödemek zorunda kaldığını beyan ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, davalı ... davacı çalışanlarının iddia edildiği şekilde tekstil elemanı yani fabrika üretim sahasında çalışan kişiler olmadığını, sürücü pozisyonunda dağıtımda çalıştıklarını, davacının zarar iddiasının gerçeğe uygun olmadığını, ispat etmesi gerektiğini beyan ederek, husumet ve zamanaşımı yönünden itirazlarda da bulunarak davanın reddini savunmuş, diğer davalı ... tarafından ise yasal süresi içerisinde herhangi bir cevap dilekçesi sunulmadığından davacı iddialarını inkar etmiş sayılmıştır. Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 06/04/2010 tarihinde meydana gelen davalı asilin kullandığı davalı şirkete ait aracın davacıya ait araca çarpması neticesinde aracın değer kaybetmesi nedeniyle oluşan zarar ve kullanılamaz durumda olması nedeni ile araç kiralanması nedeniyle uğradığı zarar, ayrıca davacı şirket çalışanlarının söz konusu kazada yaralanması nedeni ile şirketin bu şahıslardan faydalanamayarak uğradığı zarar ve şirket işlerinin aksaması nedeni ile müşteri-portföy kaybından kaynaklı zarar iddiaları kapsamında maddi ve manevi tazminat istemlerinin yerinde olup olmadığı, öyle ise miktarı, davalıların sorumluluğu bulunup bulunmadığı, husumet ve zamanaşımı itirazlarının yerinde olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır. Mahkememizce tarafların bildirmiş olduğu delillerin toplanmasının ve eksikliklerin tamamlanmasının ardından Mahkememizin 06/07/2021 tarihli ara kararı gereğince, meydana gelen kaza nedeniyle, kazanın taraflarının kusur durumu ve hasar miktarı ve sair zararların belirlenmesi ile birlikte davalı ... ile dava dışı ... sahibi ... arasında imzalanan acentecilik sözleşmesi ek protokolünün taraflarının 2009-2010 yıllarına ait ticari defterleri de incelenmek suretiyle davalının malik olduğu kazaya karışan aracın dava dışı acenteye zilyetliğinin sürekli olarak devredilip devredilmediğinnin de denetlenerek rapor hazırlanmak üzere dosyamız mali müşavir ve makine mühendisi bilirkişilere tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından ibraz edilen 18/05/2022 tarihli raporda özetle; "1. Dava konusu olayda davalı sürücü ...'un %100 oranında tamamen kusurlu olduğu, 2. Davacı şirkete ait araçtaki hasara ilişkin olarak dosyada başka bir araç kiralama belgesi vs. evrak bulunmadığından araç kiralama bedeli yönünden bir inceleme yapılmasının mümkün olamadığı, 3. Davacı şirketin ticari defterlerinin incelenemediği, 4. Davalı ... ile diğer davalı ... arasında ticari ilişki bulunmamaktadır. Davalı ... ile dava dışı ... (acente) arasında 31.01.2009 tarihinde “acentelik Sözleşmesi” “Acentelik Sözleşmesi Ek Protokolü” “Acentelik leşmesi Ek Protokol Cari Hesap Sözleşmesi” düzenlenmiş, ... plakalı araç ... tarafından 02.02.2009 tarihinde dava Dışı ...'a “araç teslim tutanağı” ile teslim edilmiş, 06.04.2010 Tarihinde araç trafik kazasına karışmış Ve 14.07.2010 tarihinde hurdaya ayrıldığı tespit edilmiştir." şeklinde tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Davacı vekilince 30/11/2021 tarihli celsede; "müvekkili şirket ile görüştüm, ilgili çalışanların kayıtları çok eski olduğundan bu kayıtlara ulaşılamadığı bildirildi, dosyadaki mevcut delil durumuna göre yargılamaya devam olunmasını talep ederiz, ayrıca 16/07/2021 tarihli beyan dilekçemiz ile maddi tazminat kalemlerimizi ayrıntılı olarak açıkladık" şeklinde beyanda bulunulmuştur. Dosya kapsamına göre, davacı şirkete ait ... plakalı araç ile davalı şirketin maliki ve davalı ...'un sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın 06/04/2010 tarihinde maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası yaptığı, kazada davacı şirket çalışanlarının yaralandığı, yaralanan kişilerin uğradığı maddi ve manevi zararlar için başka mahkemelerde tazminat davası açtıkları, bir kısmını sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafça yapılan zamanaşımı itirazının kaza tarihi, dava tarihi, uzatılmış ceza zamanaşımı süresi nazara alındığında yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Husumet yönünden yapılan inceleme neticesinde; 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Bu hükme göre eldeki davada kaza tarihinde davalı ... ile dava dışı ... arasında kazaya karışan araç yönünden uzun süreli ve kira sözleşmesi sonunda mülkiyeti dava dışı ... a devir edilecek şekilde kira sözleşmesi düzenlendiği, araç dava dışı kiracı acentenin zilyetliğindeyken kazaya karıştığı, davalı ... kayıtları üzerinde yapılan incelemede de dava dışı acentenin aracı 02/02/2009 tarihinde işleten kiracı olarak teslim aldığı ve aracın 06.04.2010 tarihinde kazaya karıştığı tespit edildiğinden davalı ...'nun artık araç üzerindeki fiili hakimiyetinin ve ekonomik yönden yararlanma olanağının kalktığı, bu nedenle işleten sıfatıyla sorumluluğunun söz konusu olmadığı, aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerektiğinden davalı ... yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğundan ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının maddi tazminat istemi yönünden yapılan inceleme neticesinde; Haksız fiillerden doğan borç ilişkilerinde sorumluluğa ilişkin TBK'nın 49.maddesi hükmüne göre ise "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür". İspat kuralına ilişkin TMK'nın 6.maddesi hükmüne göre; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür”. HMK'nın 190/1.maddesi hükmüne göre ise “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir”. Bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur. Dolayısıyla anılan hüküm uyarınca, davacı taraf, davalının kusurlu fiili neticesinde kazaya karışan araca ilişkin tazminat alacak kalemleri, manevi zararı ile yaralanan çalışanları nedeniyle zarara uğradığını ve bu zarar miktarlarını ispatla mükelleftir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, Mahkememizin ... Esas...karar sayılı 18/10/2022 tarihli kararı ile; 1-Davalı ... yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğundan ayrı ayrı reddine, 2-Davalı ... yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davasının ispatlanamadığından ayrı ayrı reddine,..." dair karar verilmiştir. Mahkememiz kararı davacı vekilince istinaf edilmiş olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin ...esas, ...karar sayılı 27/11/2025 tarihli ilamı ile; "Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ... Esas ve ...Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere "2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işletenin" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar". Somut uyuşmazlıkta kazaya kusuru ile sebebiyet veren davalı ...'un sevk ve idaresinde olan ... plakalı aracın ... A.Ş. ünvanı altında faaliyet gösterdiği anlaşıldığından davalı ... Taş. A.Ş. işleten olarak ... plakalı araç sürücüsünün kusuru oranında 3.kişilerin KTK hükümlerine göre doğan zararından müteselsilen sorumlu olacağından aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesine göre, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. " 58.maddesine göre ise "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir." 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesinde bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta; Davacı şirketin meydana gelen kaza sebebi ile çalışanlarının yaralanması sonucu uğradığını iddia ettiği kazanç kaybı, portföy kaybı vb. zararlar TBK'nın 56/1. ve 58.maddesi kapsamında bir manevi zarara yol açmadığından manevi tazminat talebinin; çalışanın maluliyeti ve geçici iş göremezliği nedeniyle oluşan işletme zararı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1. maddesi kapsamında zarar görenin doğrudan uğradığı bir zarar olmadığından reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki dava dilekçesinde maddi tazminat kapsamında davacının maliki bulunduğu ve davalı sürücünün kusuru ile meydana gelen trafik kazası nedeniyle hasara uğrayan ... plakalı araç için değer kaybı ile bu aracı kullanamaması sonucu araç kiralanması nedeniyle araç mahrumiyet bedeli de talep edildiği halde öncelikle HMK'nın 31 ve 194.maddeleri gereğince davacı vekiline 2.000,00 TL maddi tazminata konu taleplerinin her birinin parasal karşılığını açıklamak üzere kesin mehil verilmesi, kesin mehil süresi içesinde beyanda bulunulması halinde ... plakalı araç için değer kaybı ve kullanılamadığı süre için oluşan araç mahrumiyet bedelinin hesaplanması için denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken kiralama yapıldığına ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına..." dair karar verilmiştir. BAM ilamı doğrultusunda dosya yukarıdaki esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur. Tensip zaptı ile HMK'nın 31 ve 194.maddeleri gereğince davacı vekiline 2.000,00 TL maddi tazminata konu taleplerinin her birinin parasal karşılığını açıklamak üzere süre verilmiş, davacı vekilince eşit oranda tazminat talep edildiği bildirilmiştir. Mahkememizin 24/02/2026 tarihli ara kararı gereğince dosyamız BAM kaldırma ilamı doğrultusunda rapor hazırlanmak üzere otomotiv uzmanı bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından ibraz edilen 08/04/2026 tarihli raporda özetle; "davalı tarafın olayda %100 oranında kusurlu olduğu, Davacının olay tarihi olan 06.04.2010 tarihi itibari ile değer kaybı zararının 2.000,00-TL araç mahrumiyet zararının 816,-TL olduğu..." rapor edilmiştir. Davacı vekilince sunulan 15/06/2026 tarihli talep arttırım dilekçesi ile ... plakalı araç yönünden 1.000-TL olan değer kaybı tazminat talebinin 1.000-TL artırarak 2.000-TL üzerinden kabulünü, araç mahrumiyet tazminatı talebinin ise 1.000-TL olarak kabulünü talep etmiş ve buna ilişkin harcın yatırılmış olduğu görülmüştür. Yapılan açıklamalar ışığında alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesinde; 08/04/2026 tarihli raporun BAM ilamı doğrultusunda, denetime elverişli şekilde düzenlendiği anlaşılmış, raporda yapılan tespitlere göre davacının 2.000,00-TL değer kaybı, 816TL araç mahrumiyet zararı talep hakkının bulunduğu anlaşıldığından hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davalı ... yönünden açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 2.000,00-TL değer kaybı ve 816,00-TL araç mahrumiyet zararının kaza tarihi olan 06/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte anılan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, BAM kaldırma ilamında bulunması halinde hesaplanacak maddi zarardan davalı şirketin de sorumlu tutulması gerektiği bildirilmiş olduğundan ancak kısa kararda sehven sorumlu tutulmaması nedeniyle kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmamak adına yalnızca bu hususa işaret edilmekle yetinilmiş, reddolunan maddi tazminat talebi yönünden davalı şirket lehine vekalet ücreti takdiri yoluna gidilmemiştir. Manevi tazminat istemi yönünden yapılan inceleme neticesinde ise, davacı tarafça dava konusu kaza nedeniyle ticari itibarının sarsılmasına neden olunduğu hususunda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında iddiasını ispata elverişli herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı da nazara alınarak davacının ticari itibarının sarsılması nedeniyle manevi tazminat isteminin reddi gerektiği sonucuna ulaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Açıklanan gerekçeye göre; 1-Davalı ... yönünden açılan maddi ve manevi tazminat davasının pasif husumet yokluğundan ayrı ayrı reddine, 2-Davalı ... yönünden açılan manevi tazminat davasının ispatlanamadığından reddine, 3-Davalı ... yönünden açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 2.000,00-TL Değer kaybı ve 816,00-TL araç mahrumiyet zararının kaza tarihi olan 06/04/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte anılan davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 4-Karar tarihine göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin ve ıslah olarak alınan toplam 229,93-TL harcın mahsubu ile bakiye ‭502,07 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Peşin ve ıslah olarak alınan toplam 2.816,00 TL harcın davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 2.816,00 TL vekalet ücretinin davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan 29,20 TL başvuru harcı, 4,30-TL vekalet harcı, 10.900,00 TL bilirkişi ücreti, 1.761,23 TL tebligat posta gideri olmak üzere toplam 12.694,73 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 11.916,12 TL nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı ... ... A.Ş. vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince, reddolunan manevi tazminat talebi yönünden talep edilen miktar üzerinden AAÜT ye göre hesaplanan 10.00,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine, 9-Davacı ve davalı tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekilinin, davalı ... ve Davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. 07/07/2026

Katip Hakim ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/24, K. 2026/532, T. 07.07.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-24-e-2026-532-k-fa7c1e4eadfe