Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1298 E. 2026/1015 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1298
Karar No
2026/1015
Karar Tarihi

T.C. SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 2. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2026/1298 KARAR NO : 2026/1015

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : SAMSUN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/05/2026 NUMARASI : 2026/634 ESAS 2026/1039 KARAR DAVACI : ... VEKİLLERİ : ... DAVALI : ... VEKİLİ : ... DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 03/05/2024 KARAR TARİHİ : 10/07/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 13/07/2026 Açılan davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi ve Bafra 1.Asliye Hukuk (Ticaret mahkemesi sıfatıyla) tarafından ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesi özetle; "Davacı şirket tarafından davalı ...'ın kaçak ve usulsüz elektrik kullandığı tespit edilmiş ve hakkında 30/12/2022 tarihli kaçak elektrik kullanımına ilişkin tespit tutanağı tutulduğunu, davalının kaçak elektrik kullanım bedelini ödememesi nedeniyle aleyhine borçlunun aleyhine icra takibi başlatılmış, borçlunun ikametgah adresinin Bafra Adliyesi yetkisi sınırlarında olduğu yönünde ki itirazı nedeni ile dosya Bafra İcra Müdürlüğü’nün .... E. nolu dosyası nezdinde yeniden başlatıldığını, ancak davalı borca itiraz etmiş ve takip durdurulduğunu, davalı ... tarafından Bafra İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı dosyaya yapılan itiraz neticesinde, takip dosyası hakkında durdurma kararı tarafımızdan öğrenildikten hemen sonra yasal süre içerisinde arabuluculuk başvurusu yapılmış olmasına karşın ekte sunmuş olduğumuz dava şartı arabuluculuk son tutanağında da anlaşılacağı üzere, müzakereler sonucunda anlaşmaya varılamadığını, bu nedenle de , borçlunun sırf alacaklığın ödenmesini geciktirmek için yaptığı itirazın iptali için işbu davayı açma gereği doğduğunu, davalının müvekkil kuruma borçlu olduğu sabit olduğunu, kaldı ki davalı firma kaçak/usulsüz elektrik tüketim faturasına ve bu faturaya dayanak olan 30/12/2022 tarihli tutanağa bugüne değin herhangi bir itirazda da bulunmamış, kendisine gönderilen usulsüz ve kaçak kullanım faturasını da ödemediğini, borçlunun yasal takibe geçilen güne değin hiçbir aşamada dile getirmediği itirazının, sayın mahkeme huzurunda dinlenme kabiliyeti olmadığı düşüncesinde oldukları, Takibe konu alacak ilgili yönetmelik ve tüm yasal düzenlemelere aykırı şekilde tüketilen elektirik bedeline ait faturanın vadesi gelmesine rağmen ödenmeyen borcundan/faturadan kaynaklandığını, kaçak elektrik tespit tutanakları, düzenlendiği tarih itibariyle maddi olgulara ilişkin tespitleri içermekte olup, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan belgelerden olduğu, tutanağın aksinin iddia edilmesi halinde bundan kendisine hak bahşeden kişinin aksini ispat etmesi gerektiğini, (Yargıtay 3. HD .... Esas- .... Karar nolu, 01/07/2020 tarihli, .... Esas- .... Karar numaralı 24/06/2020 tarihli, .... Esas- .... Karar numaralı 16/01/2020 tarihli ilamı) Eldeki davada; belirtilen mahalde kaçak elektrik kullandığından bahisle davalı hakkında düzenlenmiş tutanak ve buna dayalı yapılmış tahakkuklar bulunduğunu, davalı tarafın takip dosyasına sunmuş olduğu borca itiraz dilekçesi incelendiğinde , takibe somut hiçbir haklı gerekçe ya da başkaca dayanak belge vs. sunmaksızın itiraz ettiği , bu haliyle borca itirazın haksız ve kötüniyetli olduğu sabit olduğunu, Borçlunun haksız itirazının iptali ve takibin devamı için iş bu davayı açmak zorunlu olduğunu, Davalı/borçlunun takip dosyası olan Bafra İcra Dairesi .... E. sayılı dosyada müvekkil şirkete, ödeme emrinde belirtilen tutarlarda 6.426,21 TL asıl alacak , 278,46 TL gecikme zammı, 50,13 TL gecikme zammı KDV'si olmak üzere toplam 6.754,80 TL (takip tarihinden sonra işlemiş/ işleyecek faiz ve vekalet ücreti, masraflar vs hariç) alacaklı olduğu nazara alınarak; borçlunun haksız itirazının iptaline, takibin tüm fer'ileri ile birlikte devamına ve %20 ‘den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle borçlunun haksız itirazının iptali ve takibin devamı için iş bu davayı açmak zorunlu olduğunu, Arz ve izah ettiğimiz nedenlerle: Bafra İcra Müdürlüğü’nün .... E. nolu icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra takibinin tüm fer'ileri ile birlikte devamına, Takibe haksız ve kötüniyetle itiraz eden davalı tarafın takip konusu alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" dava ve talep etmiştir. Bafra 1.Asliye Hukuk (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesi kararında özetle; "Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin .... Esas,.... Karar sayılı ilamı doğrultusunda müzekkere cevapları ile dosya arasına alınan sözleşmenin ticari vasıfta olduğu anlaşılmakla; Adalet Bakanlığının teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli 608 numaralı 08.07.2021 tarihli ve 34535 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararı ile yargı çevresinin Samsun ili mülki sınırları olan ve 01.09.2021 tarihiden sonra açılan davalarda Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olduğu" gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi kararında özetle; "uyuşmazlık, taraflar arasındaki kaçak elektrik kullanımında kaynaklanmakta olup hukuki niteliği itibarıyla Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen satış sözleşmesine dayandığını, Uyuşmazlık; TTK’da düzenlenen hususlardan, ticaret şirketlerine, kıymetli evraka, taşıma işlerine, deniz ticaretine, sigortaya veya özel kanunlarda ticari dava olduğu açıkça kabul edilen bir alana ilişkin olmadığı, bu nedenle eldeki davanın mutlak ticari dava niteliğinde bulunduğu söylenemez. Somut olayda; icra takibi ise 2024 yılı içinde başlatılmıştır. Mahkemece celbedilen 19 Mayıs Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün cevabi yazısına göre davacının 01/01/2011 tarihinden itibaren serbest meslek erbabı olduğu, son 5 yıllık gelir vergisi beyannamelerinin zarar beyan etmesi nedeniyle matrahsız olarak verildiği bildirildiğini, Bafra 1 Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen görevsizlik kararında ticari dava olarak nitelendirilmiş ise de yukarıda açılandığı üzere dosyaya kazandırılan belgelerden davalının serbest meslek erbabı olarak vergi yükümlüsü olduğu ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşıldığını, tüm dosya kapsamına göre,davacının talebi kaçak elektrik tutanaklarına dayandığını, Davalının tacir sıfatı bulunmadığından mahkememizin görevli olmadığı, daha önce, Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmiş ve karar istinaf edilmeksizin kesinleşmiş ve mahkemeye geldiğinden, görevli mahkemenin Bafra 1.Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu" şeklinde karşı görevsizlik kararı vermiştir. Tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesine göre, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. Bu hükme göre ticaret mahkemelerinin görev alanı ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleridir. Ticari faaliyetleri ilgilendiren bütün davalar ticari dava değildir. Bu nedenle ticari işlerle ilgili bütün davalar ticaret mahkemelerinin görev alanına sokulmamış, yalnızca uzmanlık gerektiren hususların ticaret mahkemelerince karara bağlanması esası getirilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Dava, kaçak elektrik kullanıldığı iddiasıyla tahakkuk ettirilen bedelin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, davanın niteliği gereği tek başına ticari dava sayılamayacak olmasına, Vergi Dairesi Başkanlığının yazı cevaplarına göre, davalının serbest meslek erbabı olduğu, dosya kapsamı itibari ile, davalının vergi matrahının Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aştığının belirlenmemesine, dolayısıyla davalının tacir sıfatının bulunmadığının anlaşılmasına; uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli olmamasına göre, davanın genel hükümler uyarınca Bafra 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nce değerlendirilip sonuçlandırılması gerekmektedir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK'nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Bafra 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, HMK'nın 23/1 ve 362/1-c maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.10/07/2026

... Başkan ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Üye ... e-imza ... Katip ... e-imza

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1298, K. 2026/1015, T. 10.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1298-e-2026-1015-k-dc327abaec5c