İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1049 E. 2026/672 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1049
- Karar No
- 2026/672
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1049 Esas KARAR NO : 2026/672
DAVA : Borçtan Kurtulma Davası DAVA TARİHİ : 18/08/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2026
(Kapatılan) ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasının duruşma gününün her ne kadar 03/12/2026 günü saat 11:45'e verilmiş ise de, Hakimler Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ... tarihli ve ... sayılı kararı ile ... 4 Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.07.2026 tarihi itibariyle faaliyetinin durdurulmasına, ... 4 Asliye Ticaret Mahkemesi’nde görülmekte olan dava ve işler ile arşiv dosyalarının ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne devrine karar verildiği ve dosyanın yukarıdaki esas sırasına kaydının yapılan ve Mahkememizde görülmekte olan Borçtan Kurtulma Davası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili 18/08/2026 tarihli dava dilekçesinde özetle; davacının ... altında bulunan...'ın işletmecisidir. Davacı Müvekkil 20 yıldan uzun süredir bu otoparkı işletmekte ve faturalarını da düzenli olarak ödediğini, davacı müvekkilinin ekonomik sıkıntılarından dolayı 2022 yılı Ekim ve 2022 yılı Kasım aylarında elektrik borcunu ödeyememiş ve elektriği kesildiğini, aboneliğinin iptal edildiğini, davacının çevresinden aldığı borçlarla elektrik faturalarını ödediği halde elektrik aboneliği tekrar başlatılmadığını, bu süreçte abonelik başlatılmadığı için müvekkilinin mevcut sayaç bağlı şekilde elektrik kullanmaya devam ettiğini, daha sonra davacı her ne kadar kaçak faturalandırmalar haksız olsa da bir adet fatura hariç geri kalan tüm borçlarını ödeyip 2024 yılının Mayıs ayında tekrar abonelik aldığını, açıklanan bu nedenlerle; davalı kurumca haksız kazanç elde etmek maksadı ile müvekkil davacıya düzenlenen kaçak faturalarına ilişkin başlatılan icra takiplerinin ve davalı şirket tarafından elektrik kesintisi işlemlerinin tedbiren durdurulmasına, davacının abonelik talebinin davalı kurumca kabul edilmesine ilişkin tedbiren karar verilmesine, davalı ... A.Ş tarafından hukuka aykırı şekilde davacı müvekkilin abonelik sonlandırma işleminin hukuka aykırı olduğunun tespitine ve iptaline, yargılama sonunda kaçak elektrik kullanıldığı iddiasıyla davalı kurum tarafından düzenlenen faturaların iptaline ve bu faturalar nedeniyle davacı müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 22/09/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle; borçlu adına...adresinde ... tesisat/hizmet numarası ile elektrik enerjisi aboneliği bulunmakta ve güncel tarife üzerinden faturalandırıldığını; davacıya ait adreste 03/01/2023 ve 04/03/2023 tarihinde müvekkili şirketin kaçak elektrik kontrol ekiplerince yapılan kontrolde; ... numaralı sayacın ... fazlarına ait akım trafolarının ... uçlarından çıkarak sayaca giden ölçü kablosunun kesildiği, araya eklenen kablonun ölçü hücrelerinin altından geçirilerek trafo binasının dışına gittiği ve buradan yapılan müdahaleyle ölçü devresini bozularak, sayacın doğru kayıt etmesinin engellendiği ve EPDK Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin m.42/1-b bendine göre ilgili kullanım yerinde dağıtım sistemine müdahale edilerek ayrı bir hat çekmek suretiyle elektrik kullandığı tespit edildiğini, yani borçlu elektrik faturası ödememek için profesyonel şekilde sayaca ve ekipmanlarına müdahale etmiş, karşılığını ödemeden enerji kullanıldığını, yapılan tespite istinaden davacının aleyhine ... ve ... seri numaralı kaçak elektrik tespit tutanağı tutulduğunu. ilgili tutanağa istinaden yapılan incelemelerde; davalının orta gerilimden enerji aldığı, bağlantı gücünün 40275 kW olduğu tespit edildiğini, buna göre, 3,6 kW güç ve 2 kullanma faktörü hesaplamada esas alınmış ve davalı/borçlu adına kaçak elektrik tutanağına bağlı olarak 14/03/2023 tarihli fatura dönemi ... nolu 7725,78 TL tutarlı ve bedelli kaçak elektrik tüketim borcu tahakkuk ettirildiğini, açıklanan bu nedenlerle; haksız ve mesnetsiz davanın tümden reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, kaçak elektrik kullanıldığından bahisle hazırlanan faturaların iptali ve menfi tespit davasıdır. Kaçak elektrik kullanım iddiası bulunduğu takdirde, mahkemenin görevi noktasında aboneli kaçak veya abonesiz kaçak durumlarına göre mahkemenin görevi belirlenecek olup Ticarethane olan yerde aboneli kullanım varsa bu durumda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olacaktır (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi ... ilamı, İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesinin 12/10/2022 Tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı, İstanbul BAM 3. Hukuk Dairesinin 03/09/2020 Tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı, İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin 15/04/2022 Tarih, ... Esas ve ...Karar sayılı kararı ile İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin 23/12/2019 Tarih, ... Esas ve... Karar sayılı kararı). Huzurdaki davada; dükkan olarak kullanılan yerde elektrik sayacında sözleşme olmaksızın ve kayıtsız kaçak kullanım yapıldığı, bu durumun tespit edilerek 03/01/2023 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağı tutulduğu, davacının abonesiz olarak kaçak elektrik kullandığı, dolayısıyla uyuşmazlığın ticari abonelikten kaynaklı olmadığı anlaşılmıştır. Usul kanunumuz gereğince açılan davalarda öncelikli işlem mahkemenin yargılamada görevli olmasıdır. Gerçek kişiler tarafından açılan davalarda; takibin ya da davanın açıldığı tarihte ilgili yıllarda bağlı olduğu vergi dairesinden, hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir (esnaf) olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir (esnaf) ise ve işletme defteri tutuyor ise; VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre, faaliyetinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığına yönelik bir araştırma yapılması gerektiği bilinmektedir (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih, ...Esas ve... Karar sayılı kararı). Anlatılan kapsamda davacının bağlı olduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak; hangi esasa göre defter tuttuğu, ikinci sınıf tacir olup olmadığı, eğer ikinci sınıf tacir ise ve işletme defteri tutuyor ise VUK'un 177/2 fıkrasında düzenlenen hadlere göre faaliyetlerinin esnaf faaliyeti sınırını aşıp aşmadığının sorulmuştur. ... Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 21/08/2025 tarihli cevabi yazısında işletme hesabına göre defter tuttuğu ve VUK madde 177 maddesinde belirtilen sınırların altında kaldığı belirtilmiştir. Ticaret Sicil Müdürlüğünün 21/08/2025 tarihli cevabi yazısında da davacının şirket ortaklığı ya da gerçek kişi tacir kaydının bulunmadığı belirtilmiştir. 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grupta toplamaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez (Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, ...Esas ve ...Karar sayılı kararı). Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. ...tarih ve ... sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Taraflar arasındaki ilişkinin mutlak ticari davalardan olmamasına, dava tarihi itibariyle Ticaret Sicili'nde kaydı bulunmayan davacının, herhangi bir ticari faaliyetinin olmadığı, davacının takip ve dava tarihi itibariyle tacir olmadığından ve taraflar arasında uyuşmazlığın nispi ticari davalardan da olmamasına göre davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan (İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 06/04/2023 Tarih, ... Esas ve... Karar sayılı kararı, Ankara BAM 4.Hukuk Dairesinin 25/01/2023 Tarih, ...Esas ve ...Karar sayılı kararı ile Samsun BAM 2.Hukuk Dairesinin 13/07/2023 Tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararı) davanın görev nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Açıklanan yasal gerektirici nedenlere göre; 1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, dosyanın talep halinde ve karar kesinleştiğinde, yetkili ve görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE, 2-HMK 20/1 maddesi gereğince, mahkememiz kararının kesinleşme tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi durumunda DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 3-Harç, vekâlet ücreti, yargılama giderleri ve arabuluculuk ücreti konusunda görevli mahkemece karar verilmesine, 4-Davacı tarafından, HMK 20/1 maddesi gereğince işlem yapılmaz ve davanın açılmamış sayılmasına karar verilirse; davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı davacı yanın yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.18/09/2026
Katip ¸e-imzalıdır
Hakim ¸e-imzalıdır