Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/4 E. 2026/1235 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/4
Karar No
2026/1235
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/4 Esas 2026/1235 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/4 KARAR NO : 2026/1235

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 20/09/2023 NUMARASI : 2022/826 Esas 2023/582 Karar DAVA : Tazminat DAVA TARİHİ : 27/04/2022 KARAR TARİHİ : 25/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2026 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı banka müşterisi olduğunu, online bankacılık sistemini aktif olarak kullandığını, dövize yönelik yatırımlarını mobil bankacılık üzerinden gerçekleştirdiğini, 20/12/2021 tarihinde dolar kurunun son 10 yılın en yüksek değerini gördüğünü, müvekkilinin anılan tarihte 20:15 sıralarında mobil bankacılık hesabından 64.000,00 Usd'yi 17,80 TL satmak istediğini, sisteme onay verildiğini ancak kur değişikliği uyarısı verildiğini, tekrar işlem yapmak istediğinde "...tüm müşterilerimiz için ayrılan üst limite ulaşıldığı için işlem yapamıyoruz." şeklinde gerekçe gösterilerek işlemin yapılamadığını, limitleri yetersiz olduğu yönünde uyarılardan sonra 1 Usd satmayı denediğini ancak çabasının da sonuçsuz kaldığını, satış yapamadığı için zararının arttığını, konuyla ilgili davalı banka çalışanları arasında karşılıklı olarak e-posta gönderildiğini, gelen cevapta "...toplam kanal işlem limiti dolduğu için müşteriler bu hatayı almıştır. Hazine ekibi müdahale edip en kısa sürede sistemi güncellemiş ve işleme açmıştır." ifadesini kullandığını, davacının karşılaştığı problemin bir hata olduğunu müdahale edildiğinde düzeltilebildiğini kendi aralarında teyit ettiklerini, davalı bankanın kusuru nedeniyle müvekkilinin döviz alım-satım işlemini gerçekleştiremediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL'nin 20/12/2021 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında talebini toplam 382.080,00 TL'ye artırmıştır.

CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, döviz kurunun belirlenmesinde müvekkilinin herhangi bir etkisinin bulunmadığını, döviz kurunun düşmesi nedeniyle müvekkili bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, 20.12.2021 tarihinde finansal piyasaların kapalı olduğu saatte, döviz kurundaki dalgalanmaları önlemek amacıyla resmi mercilerce alınan yeni önlemlerin açıklandığını, yeni finansal alternatiflerin bildirildiğini, açıklamalar sonrasında TL karşılığı olan döviz işlemlerinde hayatın olağan akışına aykırı talep yaşandığını, geçici kesintinin yeni finansal alternatiflerin açıklanmasına bağlı aşırı talep yığılmalarından kaynaklandığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının 20.12.2021 tarihinde internet bankacılığı şubesinden 64.000,00 Usd'yi 17,80 TL'den satışını yapmak istediği, davalı bankaca gerekli limit satışa hazır bulundurulmadığından işlem yapamadığı, döviz kurunun 3 gün gibi kısa bir süre içinde 11,15 TL'ye düştüğünü, davacının daha sonraki bir tarih olan 28.12.2021 tarihinde 65.000,00 Usd'sini döviz olarak çektiği, alınan bilirkişi raporunda davalı bankanın güven kurumu olduğu, mudisinin kullanımına mevduatını hazır tutması gerektiği, basiretli tacirden beklenen özen der200 TL'sinin olacağı, bankadan dövizin çekildiği tarih olan 28.12.2021 tarihinde döviz kurunun 11,83 TL olduğu, 64.000,00 Usd x 11,83 TL = 757.120,00 TL olduğu, 382.080,00 TL fark oluştuğu, bu tutarın davacının zararına tekabül ettiği, bilirkişi marifetiyle de tespit edilmiş olmakla bankaların özen yükümlülüğü, bankacılık mevzuatı ve Yargıtay kararları doğrultusunda açık ve ayrıntılı bilirkişi raporunun hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 382.080,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili 24/10/2023 tarihli istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı yan, döviz kurlarındaki dalgalanma nedeniyle dolar kurunun son 10 yılın en yüksek değerini gördüğünü, davalı bankadaki döviz hesabında bulunan dolarını internet bankacılığı yoluyla yüksek kur üzerinden TL'ye çevirmek istediğini, ancak sistemin tüm müşteriler için ayrılan üst limite ulaşıldığı için işlem yapılamadığı uyarısı verdiğini, dolarını yüksek kur üzerinden TL'ye çeviremediğinden zarara uğradığını, zararından davalının sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı ile davalı banka arasında bireysel ... bankacılık işlemleri sözleşmesi imzalanmış olup, sözleşmenin ticari amaç ile akdedildiğine ilişkin herhangi bir hükme sözleşmede yer verilmemiştir. 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun Tanımlar başlıklı 3/k. maddesine göre; Tüketicinin ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi ifade ettiği, Kanunun m. 3/l. bendine göre tüketici işleminin mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi kapsayacağı, temel ilkeler başlıklı 4/5 maddesinde ise tüketicinin yapmış olduğu işlemler nedeniyle kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı olacak şekilde senet düzenlenebileceği, bu fıkra hükümlerine aykırı olarak düzenlenen senetlerin tüketici yönünden geçersiz olacağı, diğer tüketici sözleşmeleri başlıklı 49/1. maddesinde; finansal hizmetlerin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri ifade ettiği, finansal hizmetlere ilişkin mesafeli sözleşmenin ise finansal hizmetlerin uzaktan pazarlanmasına yönelik olarak oluşturulmuş bir sistem çerçevesinde sağlayıcı ile tüketici arasında uzaktan iletişim araçlarının kullanılması suretiyle kurulan sözleşmeler olduğu, Kanunun 83/2. maddesine göre; taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, 73/1. maddesinde ise; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu, Finansal Hizmetlere İlişkin Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nin 4.maddesinin "a" bendinde; finansal hizmetin her türlü banka hizmeti, kredi, sigorta, bireysel emeklilik, yatırım ve ödeme ile ilgili hizmetleri, aynı yönetmeliğin 8.maddesinde; cayma hakkının kullanımı ve tarafların yükümlülüklerinin ilişkin düzenlendiği, aynı yönetmeliğin 13. maddesinde ise; cayma hakkının istisnaları hükme bağlanmıştır. Bu durumda davaya bakmakla görevli mahkeme, davaya dayanak bankacılık işlemleri sözleşmesinin niteliğine göre belirlenecektir. Yukarıda açıklandığı üzere davacının davalı banka ile akdettiği anılan sözleşmede ticari amaca ilişkin herhangi bir hükme açıkça yer verilmediği, bireysel nitelikli sözleşme olduğunun açıkça belirtildiği gibi, davacının da tacir olmadığı dosya içeriğiyle sabittir. Mahkemenin görevli olması, HMK'nun 114/1.c maddesi uyarınca dava şartlarından olup, anılan kanunun 115. maddesi uyarınca davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılır. Hal böyle olunca, mahkemece davacının tüketici olduğu, taraflar arasında akdedilen sözleşmede ticari amaca ilişkin herhangi bir hükme yer verilmediği, yapılan işlemin tüketici işlemi olup, 6502 Sayılı Kanun hükümleri dikkate alındığında açılan işbu davada tüketici mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık yönünden kabulü gerekmiş, HMK'nın 353(1)-a.3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının görevli mahkemenin tayini yönünden kaldırılmasına, HMK'nın 353(1)-a.3 maddesinin hükmü özel düzenleme içerdiğinden HMK'nın 360. maddesinin atfı ile HMK'nın 20. maddesi hükmü uygulanmaksızın ve talebe bağlı olmaksızın dosyanın görevli Ankara Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık yönünden KABULÜNE, 2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/09/2023 tarih ve 2022/826 Esas 2023/582 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 3-HMK'nın 353(1)-a.3 maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın görevli ve yetkili Ankara Tüketici Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine, 4-Bir karar örneğinin bilgi ve UYAP üzerinden dosyanın görevli mahkemesine aktarılması için Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, 5-Davalıdan peşin alınan 6.525,39 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalıya iadesine, 6-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada dikkate alınmasına, 7-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353(1)-a.3 maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 25/09/2026 Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ... Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/4, K. 2026/1235, T. 25.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-4-e-2026-1235-k-b43fb673c1f7