Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/626 E. 2026/1451 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/626
- Karar No
- 2026/1451
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2026/626
KARAR NO:2026/1451
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:10/02/2026
NUMARASI:2024/181 Esas - 2026/126 Karar
DAVA:İtirazın İptali
DAVA TARİHİ:07/01/2020
İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/09/2026
Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili; müvekkili banka ile dava dışı borçlu ... AŞ arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri gereğince taksitli ticarî kredi kullandırıldığını, kredinin teminatı olarak ... plakalı araç üzerine banka lehine rehin konulduğunu,davalıların borçtan müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduklarını, kredinin geri ödenmemesi üzerine alacağın Gebze ... Noterliğinin 08.07.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle kat edildiğini,alacağın muaccel hâle geldiğini ve davalıların temerrüde düştüğünü, asıl borçlu hakkında İstanbul Anadolu 14. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından rehnin paraya çevrilmesi yoluyla, davalılar hakkında ise İstanbul Anadolu 18. İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip yapıldığını, davalılarca borca itiraz edilerek takibin durduğunu ve arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığını beyanla; itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalılar vekili; kat edilen kredi hesaplarının farklı bir genel kredi sözleşmesine ait olduğunu, ispat yükünün davacıda bulunduğunu, müvekkillerinin davacı bankaya borcu olmadığını, taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinde kefilin sorumluluğuna dair açık hüküm bulunmadığından kefaletin hukuka uygun olmadığını beyanla; davanın reddine ve davacının kötü niyetli olması nedeniyle %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece; dava dışı şirket ile davacı banka arasında 2.000.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, kredi tarihinde ticaret sicili kayıtlarına göre davalı ...'un şirkette ortak olduğu ve eş muvafakati bulunmasa dahi şirket ortağı olması sebebiyle kefaletinin geçerli olduğu, TBK nın 586 madde uyarınca müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına giren davalılara rehne müracaat edilmeden başvurulabileceği, borcun yeni bir genel kredi sözleşmesinden doğduğu iddiasının ispat edilemediği ve kaldırma kararından sonra davacı bankadan başkaca sözleşme gelmediği, KGFndan alınan cevaba göre asıl borçlu lehine 13.10.2016 tarihli kefalet taahhütnamesiyle 500.000-TL'ye kadar kefalet tanımlandığı ve 15.04.2019 tarihli kredinin %75 risk oranına tekabül eden 375.000- TL kısmına müteselsil kefil olunduğu, ancak Fon tarafından geri ödeme yapılmadığı gerekçesiyle, "A- Kredili mevduat hesabından kaynaklanan talebin … davalı/borçlu ... AŞ yönünden; 919,89- TL asıl alacak, 8,71- TL işlemiş akdi faiz, 45,63- TL işlemiş temerrüt faizi, 2,74 TL BSMV olmak üzere 976,97- TL üzerinden devamına, - … ... yönünden; 919,89- TL asıl alacak, 46,61- TL işlemiş faiz, 2,33 TL BSMV olmak üzere 968,83- TL üzerinden devamına, Asıl alacağa takip tarihinden itibaren %48 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 oranında BSMV işletilmesine ,B- … nolu kredinden kaynaklanan talebin … ... AŞ yönünden; 151.832,58- TL asıl alacak, 7.308,21- TL işlemiş akdi faiz, 365,41- TL BSMV, olmak üzere 159.506,20- TL üzerinden devamına, - … ... yönünden; 151.832,58- TL asıl alacak, 1.350,13- TL işlemiş akdi faiz, 11.923,92 TL işlemiş temerrüt faizi, 665,42- TL BSMV, olmak üzere 165.772,05- TL üzerinden devamına"karar verilmiştir.
EK KARAR:Davacı vekilinin 24.03.2026 tarihli dilekçesiyle kararın tamamlanmasını talep etmesi üzerine, ilk derece mahkemesince 26.03.2026 tarihinde HMK nın305/A maddesi uyarınca tamamlama kararı verilerek hüküm fıkrasına "11- bent eklenerek " alacağın %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine" karar verilmişmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili;dava dışı asıl borçlunun 13.12.2013 tarihinde limited şirketten anonim şirkete tür değiştirdiği, bu değişiklik sonrasında müvekkillerinden onay alınmadığı, tür değişikliğinin kefilin risk profilini ağırlaştırdığı ve TTKnın190 maddesinin kefalet gibi kişisel sorumlulukları kapsayacak biçimde yorumlanması gerektiğini,13.12.2018 tarihli elektronik posta ile TBK'nın 599 maddesi uyarınca kefaletten dönme iradesinin açıklandığı, asıl borçlunun malî durumunun bozulduğu, bankanın bu beyana rağmen kredi kullandırmaya devam etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, TBK nın584/3' maddedeki şirket ortağı istisnasının dar yorumlanması gerektiği,asıl borçlu hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmışken müteselsil kefillere doğrudan genel haciz yoluyla gidilmesinin, "tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" ibaresine rağmen dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,hükmedilen temerrüt faizi oranlarının (KMH için %48, diğer krediler için %57,60 ve %45,60) ticarî kredilerde dahi fahiş ve TBK m.120'deki sınırların çok üzerinde olduğu, sözleşme serbestisinin fahiş orana izin vermediğini, KGF'nin asıl borçluya 375.000-TL'ye kadar kefil olduğunu, bu tutarın bankanın alacağından mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu, kefilin temerrüdü için hesap kat ihtarının kefile fiilen tebliğ edilmesinin şart olduğu, müvekkile gönderilen ihtarın iade edildiği ve mahkemenin temerrüt tarihini 18.09.2019 olarak kabul ettiği dikkate alındığında bu tarihten önceki faiz hesaplamalarının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE VE SÜREÇ:Dava, davalıların müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu tutuldukları genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasında uyuşmazlık, takibe konu üç kredinin hangi genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığıdır. Davalılar, borcun imzaladıkları sözleşmeden değil, sonradan imzalanan başka sözleşmelerden kaynaklandığını savunmuştur.Kredi belgelerinde kredinin hangi genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı yazılı ise o sözleşme esas alınır; böyle bir belirleme yapılmaksızın kullandırılmış ise kredi, kullandırıldığı tarihten hemen önce imzalanmış olan genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılmış sayılır. Çerçeve nitelikteki genel kredi sözleşmelerinde her kullandırım için ayrı bir sözleşme yapılmadığı, kullandırımın yürürlükteki çerçeve sözleşmenin limiti içinden gerçekleştirilmektedir.Dosyadaki kredi belgeleri ,ödeme planları ve kredi hesap hareketlerinin hiçbirinde belirli bir genel kredi sözleşmesine yapılmış bir atıf bulunmadığı görülmüştür. Dosyada bulunan genel kredi sözleşmeleri 24.08.2010, 26.12.2012 ve 26.06.2013 tarihlidir. Takibe konu kredilerin kullandırım tarihleri (KMH ile 14.10.2016 ve 14.02.2017 tarihli krediler ve bunların kapatılmasına yönelik 15.04.2019 tarihli kullandırım) karşısında, kullandırımlardan önce imzalanmış olan son sözleşme 26.06.2013 tarihli genel kredi sözleşmesidir. Kaldırma ilamımız üzerine davacı bankaya ve ... Fonuna yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda da bu tarihten sonra imzalanmış başka bir genel kredi sözleşmesi olmadığı bildirilmiştir.Mevcut belgelere göre kredi belgelerinde başka bir genel kredi sözleşmesine atıf bulunmamakta, kullandırımlardan önce imzalanmış son sözleşme 26.06.2013 tarihli sözleşme olmakta ve dosyada bu tarihten sonra imzalanmış bir sözleşme bulunmamaktadır; durum bu olup, aksi ispat edilememiştir. Kefalet sözleşmesinin geçerliliği için kefilin sorumlu olduğu azamî miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefalet iradesinin kefilin el yazısıyla belirtilmiş olması gerekir (TBK 583). Somut olayda davalıların el yazılarıyla, kefil oldukları sözleşmeye ve sorumlu oldukları azamî tutara açıkça atıf yapan beyanları bulunmakta olup kefalet ferdileştirilmiştir. Davalılar 2.000.000- TL limitle müteselsil kefildir. Ticaret sicili kayıtlarına göre davalı ...'un, kefaletin verildiği ve kredilerin kullandırıldığı tarihlerde asıl borçlu şirkette ortak olduğu saptanmıştır.TTK nın 180 maddesi uyarınca şirketin tür değiştirmesi yeni bir tüzel kişilik yaratmaz; mevcut tüzel kişilik değiştirilmiş türde devam eder. TTKnın190 maddesinin atfıyla uygulanan hükümler de bu ilkeyi doğrulamakta olup, tür değişikliği asıl borcu sona erdiren ya da değiştiren bir işlem değildir. Kefalet, asıl borca bağlı fer'î bir borç olduğundan asıl borç aynen devam ettiği sürece kefilin sorumluluğu da devam eder.Kefilin sorumluluğunun sonradan yapılan değişikliklerle ağırlaştırılamayacağı kuralı (TBK 584/2) ise burada uygulanmaz: davalıların sorumluluğu belirli bir azamî tutarla sınırlandırılmış olup tür değişikliği bu sınırı genişletmemiştir. Davalılar, tür değişikliğinin somut olarak nasıl bir risk artışı doğurduğunu da ortaya koyamamıştır. TBKnın 586/1 uyarınca müteselsil kefil sıfatıyla yükümlülük altına giren kefile, alacaklı borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden başvurabilir; bunun için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması yeterlidir. Somut olayda asıl borçluya hesap kat ihtarı gönderilmiş, borç ödenmemiş koşul gerçekleşmiştir.Aynı kanunun599/1 maddesi uyarınca kefilin kefaletten dönebilmesi için gelecekte doğacak bir borca kefalet bulunması, borçlunun malî durumunun kefaletten sonra önemli ölçüde bozulmuş ya da kefalet sırasında iyiniyetle varsayılandan çok daha kötü olduğunun ortaya çıkmış olması, alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunulması ve dönmenin borç doğmadığı sürece gerçekleşmesi gerekir. 15.04.2019 tarihinde kullandırılan kredi, ödeme planlarındaki "izleme kredisi" kaydı ile hesap hareketlerindeki "kapama" kaydı karşısında, daha önce doğmuş bulunan borçların yapılandırılması niteliğindedir; dolayısıyla kefilin sorumluluğunu doğuran borç, ileri sürülen beyandan önce doğduğundan kefaletten dönme koşulları gerçekleşmemiştir. Asıl borçlu hakkında rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmış olması, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla kefiller hakkında ayrıca genel haciz yoluyla takip yapılmasına engel değildir; bu kayıt mükerrer tahsili önlemekte olup, alacaklının kanunun tanıdığı takip yollarını birlikte kullanması hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirilemez (TMK m.2)Kaldırma ilamımız üzerine KGFndan alınan cevaba göre, asıl borçlu lehine 13.10.2016 tarihli kefalet taahhütnamesiyle 500.000-TL'ye kadar kefalet tanımlanmış ve 15.04.2019 tarihinde kullandırılan kredinin %75 risk oranına tekabül eden 375.000- TL kısmına müteselsil kefil olunmuş; ancak Fon tarafından bankaya yapılmış herhangi bir geri ödeme bulunmamaktadır.Kefalet, ifa edilmedikçe alacaklının alacağını sona erdirmez. Fon'un kefaleti, banka alacağını kendiliğinden azaltan bir mahsup sebebi değil, ödeme hâlinde Fon lehine rücu hakkı doğuran bir teminattır. Fon'un ödeme yapmamış olması karşısında, bankanın alacağından bu tutarın düşülmesi gerektiği yönündeki iddia dayanaksızdır; aksi kabul, ödenmemiş bir teminatın borçluyu borçtan kurtarması sonucunu doğuracağından aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.İİK m.68/b-1, kredi kuruluşunca sözleşmede belirtilen adrese gönderilen hesap özetinin, adres değişikliği usulünce bildirilmemişse eski adrese ulaştığı tarihte tebliğ edilmiş sayılacağını öngörmektedir. Ancak bu kabul tebligat, hükmün konuluş amacı gereği kredi sözleşmesinin tarafı olan kredi lehdarı bakımından işler; kefil hakkında uygulanamaz. Nitekim TTK m.7/1'in son cümlesi "kefil ve kefillere, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez" diyerek, ticarî borçlara kefalette temerrüt faizinin yürütülmesini kefile yapılacak fiilî ihbara bağlamıştır. Kefil bakımından temerrüt, ancak ihbarın kendisine ulaşmasıyla ya da bunun yerini tutan bir işlemle doğar.Somut olayda hesap kat ihtarnamesi, davalı ... AŞne 11.07.2019 tarihinde tebliğ edilmiş; davalı ...'a gönderilen ihtarname ise iade edilmiştir. Buna göre ... AŞ yönünden temerrüt ihtarnamenin tebliğiyle, davalı ... yönünden ise takip talebiyle, yani 18.09.2019 tarihinde doğmuştur. Nitekim ilk derece mahkemesi de ... yönünden temerrüt tarihini 18.09.2019 olarak kabul etmiş ise de hüküm fıkrasının (C) bendi, bu kabulle bağdaşmayacak şekildedir. biçimde ; İcra takibinde ...'dan 152.270-TL asıl alacak , 7.329-TL akdi faiz ,366-TL BSMV, 495-TL ihtar masrafı olmak üzere toplam 160.461 -TL talep edilmiş kaldırma kararından sonra alınan bilirkişi raporunda davalı ... bakımından 151.832,58-TL asıl alacak ,7.308,21-TL işlemiş akdi faiz,365,41-TL BSMV olmak üzere 159.506-TL hesaplanmış ise de ; davalı ... aleyhinde ... şirketi çin yapılan hesaplama kadar ( 165.772,05-TL) alacağa hükmedilmiştir. Bu kez ... AŞ yönünden 7.308,21- TL işlemiş akdî faiz ve 365,41-TL banka ve sigorta muameleleri vergisi hesaplanarak toplam 159.506,20- TL üzerinden takibin devamına karar verilmişken, temerrüdü daha geç doğan davalı ... yönünden 1.350,13 TL akdî faize ek olarak 11.923,92 TL işlemiş temerrüt faizi ve 665,42 TL bsmv hesaplanmış ve toplam 165.772,05- TL üzerinden takibin devamına karar verilmiştir. Davalı ... bakımından icra takibinde ki talebinde aşılarak hüküm verildiği anlaşılmaktadır. Temerrüdü takip tarihinde doğan bir kefil bakımından takipten önceki dönem için temerrüt faizi yürütülemeyeceğinden, anılan bendin bu davalıya ilişkin kısmı, ... AŞ yönünden hesaplanan kalemlerle aynı esasa göre düzeltilmiş ve toplam 159.506,20 TL olarak belirlenmiştir. Böylece davalı ... yönünden takibin devamına karar verilen toplam tutar 331.636,08- TL'den 325.370,23 TL'ye inmiş, hükmedilen miktar 6.265,85- TL azalmıştır.Aynı bentte davalı ... AŞ yönünden ise temerrüdün takip tarihinde oluştuğu kabul edilen ... hesaplamasına göre karar verilmiş ise de, bu eksiklik davacı banka aleyhine olup davacı istinaf kanun yoluna başvurmadığından kaldırma sebebi yapılmamıştır.Taraflar arasındaki kredi ilişkisi TTK m.3 ve m.19 uyarınca ticarî iş niteliğindedir. TTK m.8/1 uyarınca ticarî işlerde faiz oranı serbestçe belirlenebilir ve TBK m.88 ile m.120'deki sınırlamalar ticarî kredilere uygulanmaz. Buna göre, sözleşme uyarınca %57,60 ve %45,60 oranlarında kararlaştırılan temerrüt faizi, ticarî kredi niteliğindeki taksitli krediler bakımından sözleşme serbestisi kapsamındadır. Bu oranlar, kredilerin kendi akdî faiz oranlarına dayanmakta olup kat sayısı itibarıyla da fahiş kabul edilmesini gerektirecek bir aşırılık taşımamaktadır. Kredili mevduat hesaplarında uygulanacak akdî ve gecikme faiz oranları,5464 sayılı Kanun'un 26. maddesinin üçüncü fıkrasıyla TCMB azamî akdî ve gecikme faiz oranlarını tespit ve ilan etmeye yetkili kılınmıştır. Bu, ticarî işlerde faiz serbestisini düzenleyen TTK nın 8'maddesine göre özel hüküm niteliğindedir.Takipten önceki döneme ilişkin işlemiş faiz zaten azamî gecikme faiz oranı üzerinden hesaplanmış olup takip tarihinden itibaren yürütülecek temerrüt faizi %48 oran olarak gösterilmiştir. Anılan oranın, faizin yürütüleceği dönem boyunca azamî oranı aşması mümkün olmadığından takip tarihinden itibaren kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azamî gecikme faiz oranını geçmemek üzere temerrüt faizi yürütülmesine karar verilmiştir.Takibe konu alacak, genel kredi sözleşmesi, kredi kullandırım belgeleri ve hesap kayıtlarıyla belirlenebilir nitelikte olduğundan likit olup, davalıların itirazının haksızlığına karar verildiğine göre İİKnın 67/2 maddesi uyarınca davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekir. Ne var ki hükmün tamamlanmasına ilişkin ek kararda tazminat yalnızca oran gösterilerek hüküm altına alınmış, miktarı belirlenmemiştir. HMK m.297/2 uyarınca hüküm sonucunun taraflara yüklenen borçları şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde göstermesi zorunlu olduğundan, tazminat bu kararda miktar olarak belirlenmiştir. Tazminat, davalıların sorumlu tutuldukları tutarlar farklı olduğundan tek hüküm hâlinde en yüksek tutar üzerinden kurulmuş ve daha az tutardan sorumlu olan davalı yönünden sınırı ayrıca gösterilmiştir: kabul edilen tutarın %20'si, davalı ... AŞ bakımından 333.460,20 TL üzerinden 66.692,04 TL, davalı ... bakımından 325.370,23- TL üzerinden 65.074,05-TL'dir.Davalıların, davacının kötü niyetli olduğu iddiasıyla İİK m.67/2 uyarınca tazminat istemine gelince; dava kısmen kabul edilmiş ve davacının takibinde haksız ya da kötü niyetli olduğu saptanmamıştır. Açıklanan nedenlerle ; davalılar vekilinin davalı müteselsil kefil ...'un temerrüt tarihi başlangıcının hatalı tesbit edildiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görüldüğünden kararın kaldırılmasına ; yapılan hata yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden yeniden karar verilerek davalıların itirazlarının kısmen iptaline ,fazla istemin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/02/2026 Tarih 2024/181 Esas - 2026/126 Karar sayılı kararı ve 10/02/2026 tarihli ek kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA;"Davanın kısmen kabulüne; davalıların İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptaline "tahsilde tekerrür olmamak üzere ";
a- Kredili mevduat hesabından kaynaklanan talebin, davalı ... AŞ yönünden 919,89- TL asıl alacak, 8,71- TL işlemiş akdi faiz, 45,63 TL işlemiş temerrüt faizi, 2,74 TL BSMV olmak üzere 976,97 -L üzerinden ;Davalı ... yönünden; 919,89-TL asıl alacak, 46,61-TL işlemiş faiz, 2,33 -TL BSMV olmak üzere 968,83 -TL üzerinden devamına,;Asıl alacağa takip tarihi olan 18.09.2019'dan itibaren, kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azamî gecikme faiz oranını geçmemek üzere temerrüt faizi ile faizin %5'i oranında BSMV yürütülmesine;
b- ...numaralı krediden kaynaklanan talebin,davalı ... AŞ yönünden 155.000- TL asıl alacak, 15.376- TL işlemiş temerrüt faizi, 1.742,32 -TL işlemiş akdi faiz, 858,71- TL BSMV olmak üzere toplam 172.977,03 TL üzerinden devamına,Davalı ... yönünden; 155.000- TL asıl alacak, 9.424-TL işlemiş faiz, 471,20 -TL BSMV olmak üzere 164.895,20 -TL üzerinden devamına Asıl alacağa 18.09.2019 takip tarihinden itibaren %57,60 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'oranında BSMV yürütülerek tahsili için takibin devamına,
c- … numaralı krediden kaynaklanan talebin,her iki davalı yönünden 151.832,58- TL asıl alacak, 7.308,21- TL işlemiş akdi faiz, 365,41 - TL BSMV,olmak üzere 159.506,20- TL üzerinden devamına Asıl alacağa takip tarihi olan 18.09.2019'dan itibaren %45,60 oranında temerrüt faizi ile faizin %5'i oranında BSMV yürütülmesine;
d- Takibe konu alacağın % 20 oranındaki 66.692,04 TL icra inkar tazminatının, (...yönünden 65.074,05- TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,fazla istemlerin reddine;"İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 22.711,92-TL karar ve ilam harcından, icra veznesine yatırılan 1.706,80-TL mahkeme veznesine yatırılan 4.122,77-TL olmak üzere toplam 5.829,57-TL harcın mahsubu ile 16.882,35-TL harcın davalılardan müteselsilen tahsili ile Hazineye ödenmesine,Davacı tarafından yatırılan 5.873,97-TL peşin harçların davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 6.000-TL bilirkişi ücreti ve 345-TL posta masrafı olmak üzere toplam 6.345-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 6.180-TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalılar tarafından yapılan 70,50-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 1,83-TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalanın davalılar üzerinde bırakılmasına,Davacı lehine taktir olunan 53.197,32-TL vekalet ücretinin(davalı ... 52.059,23-TL sinden sorumludur.) davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, Davanın reddolunan kısmı üzerinden davalılar lehine taktir olunan 7.899,26-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 35-TL'sinin davacıdan, 1.285-TL'sinin davalılardan müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydına,"Yatırılan 5.802-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davalılara iadesine,Davalılar tarafından yapılan 405-TL istinaf yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 10,53-TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, kalanın davalılar üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 10/09/2026