İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/63 E. 2026/993 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/63
Karar No
2026/993
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO :2024/63 Esas KARAR NO:2026/993

DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ:23/12/2014 KARAR TARİHİ:13/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... .. Şubesi ile borçlu dava dışı ....ŞTİ. arasında kredi genel sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye istinaden söz konusu şirkete kredi kullandırıldığını ve davalıların kredi sözleşmelesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kullandırılan kredi borçları, davalılar tarafından müvekkili bankaya geri ödenmediğini, bunun üzerine hesap katı yapılarak davalılara ... 20. Noterliğinin 22.07.2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek; "kredi hesaplarının kesildiği ve fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere, 22.07.2014 itibariyle toplam 341.216,85.-TL kredi borcunun ödemenin yapılacağı güne kadar işleyecek temerrüt faizi ve diğer ferileriyle birlikte, ihtarnamenin tebliğinden itibaren bir içinde gün ödenmesi, aksi halde kanuni takibe geçileceğinin ihtar ve ihbar edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini, borç ödenmediğinden dolayı borçlu firma ve kefilleri hakkında 21.08.2014 tarihinde 320.287,51.-TL üzerinden, .... İcra Müdürlüğü'nün 2014/... E. sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, davalıların takibe itiraz ettiğini, bu nedenlerle ....İcra Müdürlüğü'nün 2014/... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalıların takip konusu borcun % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı dava dışı kredi asıl borçlusu ... İth.İhr. San ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı firmaya krediler kullandırdığını ve davalı diğer şahıslarında müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduklarını, Genel Kredi sözleşmesinden doğan borç ödenmediğinden müvekkillerine ....İcra Müdürlüğü'nün 2014/... Esas sayılı dosyasıyla ilamsız takip yapıldığını,müvekkillerinin davacı bankaya borcu olmadığından yapılan itiraz üzerine davacı banka huzurda bulunan davayı ikame ettiğini ve davacının iddialarını kesinlikle kabul etmediklerini, müvekkillerinin borçlu ... Ay. İth. San ve Tic. Ltd. Şti.inde bulunan hisselerini .... Noterliğinin 03.12.2013 gün ve ..., ... ve ... yevmiye sayılı hisse devir sözleşmeleri ile ayrı ayrı diğer ortak ...'ya devretmek suretiyle şirket ortaklığından ayrıldıklarını, ayrıca ... Noterliğinin l5/02/2014 gün ve ... yevmiye sayılı ihtarı ile durumu davacı bankaya bildirerek kefilliklerinin sonlandırılmasmı talep ettiklerini, bankanın göndermiş olduğu kat ihtarına karşı ... Noterliğinin 08/08/2014 gün ve ... Yev. Sayılı ihtarı ile kat ihtarını kabul etmediklerini ve bankaya borçlu olmadıklarını beyan ettiklerini, müvekkillerinin ortak ve kefil olduğu dönemde davacı banka ile müşteri çeklerinin teminata verilmesi suretiyle kredi kullanılmakta ve banka kullanılan kredilere karşılık % 125 çeki teminata aldığını, banka tarafından bu çeklerin akibeti ile ilgili olarak hiç bir beyanda bulunulmadığını, müvekkillerin kefil oldukları dönemde kullanılan krediler sona ermişse yeni kullanılan kredilerden ve kredi sözleşmesinden müvekkillerinin sorumlu olmadığını, bu nedenlerde davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkememizin 2019/... Esas, 2021/... Karar sayılı dosyası ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş olup İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 2021/1382 Esas 2023/1970 Karar sayılı kararı ile kaldırılarak Mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedilmiştir. İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 2021/1382 Esas 2023/1970 Karar sayılı kararı ile kaldırma gerekçesinde "...Kefalet sözleşmesinin kanun gereği sona erme sebepleri 6098 Sayılı TBK'nun 598 maddesinde düzenlenmiş olup buna göre; hangi sebeple olursa olsun kefil olunan asıl borcun sona ermesi, alacaklı için kefaletten doğan özel yararlar saklı kalmak kaydıyla, borçlu ve kefil sıfatı aynı kişide birleşmesi, gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefaletin kurulmasından itibaren on yıllık hak düşürücü sürenin geçmesi hallerinde kefalet sözleşmesi sona erer. TBK'nun 600/1 maddesinde, kefalet sözleşmesinin kendisinden kaynaklanan bir sebep olarak süreli kefalette sürenin sona ermesi ile kefaletin de son bulacağı düzenlenmiştir. Kefilin kefalet sözleşmesinden dönmesi koşulları ise TBK'nun 599/1 maddesinde öngörülmüş olup, gelecekte doğacak bir borca kefalette, borçlunun borcun doğumundan önceki mali durumu, kefalet sözleşmesinin yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya mali durumunun, kefalet sırasında kefilin iyiniyetle varsaydığından çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, kefil alacaklıya yazılı bir bildirimde bulunarak, borç doğmadığı sürece her zaman kefalet sözleşmesinden dönebilir. TBK'nun 601/1 maddesinde düzenlenen belirsiz süreli kefaletlerde kefile belli koşullarla tanınan kefaleti sonlandırma imkanının ise somut olayda koşulları oluşmamıştır. Görüldüğü üzere, kefalet sözleşmesinin sona erme sebepleri arasında kefilin lehine kefil olduğu şirketin ortaklığından ayrılması yer almadığı gibi, belirli süreli kefalet sözleşmelerinde sözleşmeden dönme ancak TBK'nun 599/1 fıkrasında düzenlenen koşulların varlığı halinde mümkündür. Şüphesiz anılan sebepler arasında sayılmasa bile kefalet sözleşmesinin taraflarını oluşturan alacaklı ile kefilin anlaşmaları halinde de kefalet sözleşmesi sona erebilecektir. Davalılar ile davacı banka arasında bu yönde bir anlaşma bulunmadığına göre, davalıların ortaklıktan ayrılmaları nedeniyle kefaletin sona erdiği yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davalıların 14/02/2013 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğan borçlara ilişkin kefaletleri devam etmektedir. Mahkemece, dairemizin kaldırma kararı sonrasında yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde, dava dışı şirkete kullandırılan ve takip konusu edilen altı kredinin beşinin iskonto kredisi, birinin ise kredili mevduat hesabı kredisi olduğu anlaşılmıştır. İskonto kredilerinde bankaca, kredi tutarının tamamı için kredi lehdarından kambiyo evrakı temlik alınmakta, temlik alınan her bir kambiyo senedinin vadesine kadar işleyecek faiz, BSMV ve diğer masraflar peşin olarak hesaplanıp, kredi lehdarına kullandırılan krediden en başta mahsup edilmekte, temlik alınan her bir kambiyo senedi vadesi geldiğinde bankaca tahsil edilerek kredi borcundan düşülmekte ve tüm kambiyo senetleri vadesi geldiğinde tahsil edilmiş ise kredi borcu kapatılmaktadır(bkz. Özen, Burak; Kredi Açma Sözleşmeleri, Vedat Kitapçılık, İstanbul, 2017, s.1902 vd,) Somut olayda da, bilirkişi raporu ekindeki kredi ekstrelerden iskonto kredilerinin dava dışı şirket tarafından verilen çekler karşılığında kullandırıldığı anlaşılmış olup, hangi kredi için hangi çeklerin temlik alındığı dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Nitekim takip ve dava tarihi arasında yapılan tahsilatlara ilişkin dekontların, takip sonucu yapılan tahsilatlar olduğu kaydının bulunduğu, fakat bu takiplerin bilgilerinin mevcut olmadığı görülmektedir. İskonto kredilerinin mahiyeti gereği, davacı bankanın dava dışı şirketten kredi karşılığı temlik aldığı kambiyo ve elinde tuttuğu kambiyo senetlerini, vadesi geldiğinde tahsil etmesi mümkün olduğu gibi, ödenmeyen seni takibe konu etmesi de mümkündür. Ancak hesabın kat edilerek kredi sözleşmesinin feshedilmesi halinde tüm kredi alacaklarını muaccel hale getirip kredi lehdarı ve kefiller aleyhine takip başlatan bankanın, ayrıca kullandırdığı krediler karşılığında elinde tuttuğu kambiyo senetlerine dayalı takip yapması mükerrer tahsilata netice verebilecektir. Şu halde mahkemece davacı bankaya, takibe konu ettiği her bir iskonto kredisi karşılığında aldığı kambiyo senetlerini(çek, bono vb), keşide (vade)tarihi, bedeli, muhatap banka ve keşideci ve tahsilat bilgilerini içerir şekilde eksiksiz ve sıralı listesini sunması, tahsil edilemeyen kambiyo senetlerine dayalı takip başlatılmış ise tamamının bildirilmesi için süre verilmesi, akabinde bildirilen takip dosyalarının getirtilmesi ve iskonto kredilerinde faizin peşin tahsil edildiği hususu da nazara alınarak, takip ve dava tarihi itibariyle davacı banka alacağının varlığı ve miktarının hesaplatılması, alacağın varlığı halinde kararda kambiyo senetlerine dayalı başlatılmış takipler de belirtilerek tahsilde tekerrüre sebebiyet vermeyecek şekilde hüküm tesis edilmesi gerekirken, davalıların gerek cevap dilekçesinde, gerek rapora itiraz dilekçelerinde iskonto kredisi için verilen çeklerin araştırılması gerektiğine yönelik talepleri değerlendirilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuş, bu yöndeki istinaf sebebi yerinde bulunmuştur. Kabule göre de; davacının takip ve dava tarihi arasında yaptığı tahsilatlar bakımından, dava açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığının tartışılmaması isabetsiz olmuş, davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde bulunmuştur. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır..." şeklinde karar verilmiştir. Kaldırma üzerine Mahkememizce yeniden oturum günü tayin edilmiş, taraflara tebliğ edilerek yargılamaya devamla esas hakkında hüküm tesis edilmiştir. Davacı vekili 29.09.2026 tarihli Uyap üzerinden gönderilen dilekçesi ile dava konusu alacağın davalılar tarafından haricen ödenmekle davanın konusuz kaldığı, yargılama gideri ve vekalet cüreti talepleri bulunmadığı belirtilmiştir. Davalılar vekili 29.09.2026 tarihli Uyap üzerinden gönderilen dilekçesi ile davacı tarafın davadan feragat etmesi halinde davacı taraftan yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 315/1.maddesi “Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.” şeklinde düzenlenmiştir. HMK 331.maddesi uyarınca davanın konusuz kalması halinde hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumlarına göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği belirtilmiştir. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; Mahkememizce yargılamaya devam edildiği sırada, davacı vekili tarafından 29/09/2026 tarihli dilekçe ile davalılar tarafının dava konusu alacağı haricen ödediği bildirilmekle dosyanın konusuz kaldığını ve dosyadan vekalet ücreti veya herhangi bir talepleri olmadığını beyan etmiştir. Mahkememizde yapılan yargılama sonunda, davacı tarafça dava konusu alacağın haricen ödendiği bildirilmekle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve davacı tarafın talebi bulunmadığından davalı aleyhine yargılama ve vekalet cüreti takdirine yer olmadığına hükmedilerek aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 1-Dava konusuz kaldığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Alınması gereken maktu 732,00-TL harcın, peşin alınan 3.839,35-TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.107,35-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, (Mahkememizin 08/04/2021 tarihli kararında harç tahsil müzekkeresi yazılmış olmakla, mükerrer olmayacak şekilde tahsiline,) 3-Taraflar vekalet ücreti ve yargılama gideri talebi olmadıklarını beyan etmekle bu hususta hüküm kurulmasına yer olmadığına, 4-Taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde resen ilgilisine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu kabil olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/10/2026

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/63, K. 2026/993, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-63-e-2026-993-k-1ec90740b5ed