Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1379 E. 2026/2293 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1379
Karar No
2026/2293
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1379 KARAR NO : 2026/2293

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2026 NUMARASI : 2025/1214 Esas 2026/470 Karar DAVA : KONKORDATO KARAR TARİHİ : 15/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ:15/10/2026

İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/1214 Esas ve 2026/470 Karar sayılı dava dosyasından yapılan konkordato yargılaması sonucunda konkordato talebinin reddine ve geçici mühletin kaldırılmasına, iflasa dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacılar vekili mahkememize sunduğu dava dilekçesinde; davacı şirketlerden ....A.Ş.'nin telekominikasyon, otomat sistemleri, gıda, turizm, inşaat ve nakliyat faaliyet konusunda kurulduğunu, şirketin faaliyete başladığından bu yana Türkiye genelinde yer alan askeri bölgelerde, kantin ve fastfood işletmeciliği, askeri malzeme satışı ve otomat işletmeciliği alanlarında iştigal ettiğini, kuruluşundan bu yana iş hacmi, cirosu ve sermayesinin artmaya devam ettiğini, şirketin satış ve tahsilat sıkıntısı yaşamadığını, satışların askeri bölgede yapılması nedeni ile alacak sıkıntısı yaşanmadığını, davacı şirketin dava açmadan önce en son Kasım ayı itibarı ile 406 çalışanının bulunduğunu, davacı şirketlerden ....A.Ş. 'nin her türlü gıda maddelerinin üretimi, toptan ve perakende alımı, besicilik ve hayvan üretimi, her türlü canlı hayvanın toptan ve perakende alım satımı, her nevi sıcak, soğuk, dondurulmuş, kurutulmuş ve konsantresi yapılmış besin maddelerinin pazarlanması, inşaat ve taahhüt vb.faaliyet konularında kurulduğunu, şirketin faaliyete başladığından bu yana askeri noktalar başta olmak üzere farklı alanlarda geniş ürün yelpazesi ile üretim ve satış faaliyetine devam ettiğini, şirketin satış ve tahsilat sıkıntısı yaşamadığını, davacı şirketin dava açmadan önce en son Kasım ayında 3 çalışanının bulunduğunu, davacı şirketlerden.... A.Ş.'nin her türlü gıda maddeleri üretimi, toptan ve perakende alımı, besicilik ve hayvan üretimi, her türlü canlı hayvanın toptan ve perakende alım satımı, her nevi sıcak soğuk, dondurulmuş, kurutulmuş, konsantresi yapılmış besin maddelerinin pazarlanması faaliyet konularında kurulduğunu, davacı şirket askeri noktalar başta olmak üzere farklı alanlarda geniş ürün yelpazesi ile üretim ve satış faaliyetine devam ettiğini, şirketin satış ve tahsilat sıkıntısı yaşamadığını, davacı şirketin dava açmadan önce en son Kasım ayında 42 çalışanının bulunduğunu, ancak özellikle son dönemlerde bankaların yeni kredi verme konusunda yüksek teminatlar istemesi, ilave kefalet ve ipotek şartı öne sürmesi üzerine mevcut kredilerin çevrilmesi konusunda güçlükler yaşandığını, kredilerin ödenmesi ve tedarikçi ödemelerinin yapılabilmesi için yüksek maliyetlere katlanılarak finansman kaynağı kullanıldığını, ayrıca döviz kurlarında yaşanan dalgalanmalardan sektörde üretici ve tedarikçilerin etkilendiğini, hammadde ve temel girdi fiyatlarındaki artışların satış fiyatlarına yansıtılamadığını, piyasada talep daralması yaşandığını, Türkiye ve dünya genelinde ekonomik sıkıntılar nedeni ile ticaretin olumsuz yönde etkilendiğini, nakit döngüsünün azaldığını, likidite sorunlar yaşanmaya başladığını, kısa bir süre içinde davacı şirketlerin bu sıkıntıları aşabilme imkanı olmadığını, alacaklıların başlatabileceği icra takipleri ve diğer yasal süreçlerin işletmelerin faaliyetlerini aksatacağını. konkordato talep etmek zorunda kaldıklarını, davacı gerçek şahısların da ortağı olduğu şirketin çektiği kredilere kefaletleri bulunduğundan, hem şirketler hem de ortak olan gerçek şahıslar hakkında dava açtıklarını ileri sürerek, davacılar hakkında İİK 285 ve devamı maddeleri uyarınca vade konkordatosu talep ettiklerini, önce geçici mühlet kararı ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ardından bir yıllık kesin mühlet kararı verilmesini ve akabinde de tasdik tarihini takip eden ay sonunda başlamak üzere 36 ay 2 'şer aylık eşit taksitler halinde % 30 faizi ile 18 taksitte ödemeyi teklif ettikleri konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dava dilekçesi ve ekindeki belgeler incelenmiş, mahkememizin 29.12.2025 tarihli ara kararı ile davacı şirketler ile davacı gerçek şahıslar yönünden 7101 sayılı yasa ile değişik, İİK'nun 286. Maddesindeki belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğu tespit edilmekle, İİK 287/1 Maddesi uyarınca 29.12.2025 tarih, saat 16.00'dan itibaren davacı şirketler ile davacı gerçek şahıslar hakkında 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, davacı şirketlere Bağımsız Denetçi Mali Müşavir..., Hukukçu ..., sektör konusunda Prof. Dr.. .. davacı gerçek şahıslara ise Bağımsız Denetçi Mali Müşavir ...'ın geçici konkordato komiseri olarak görevlendirilmesine, ihtiyati tedbire, İİK 288 maddesi uyarınca geçici mühlet verildiğinin ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine karar verilmiştir. Geçici mühlet verildiğine ilişkin gerekli ilanların yapıldığı, ilgili kurumlara bildirildiği belirlenmiştir. Yukarıda belirtilen müdahiller ayrı ayrı katılma taleplerini ve itirazlarını bildirmiş, harcı yatırılan katılma taleplerinin kabulüne karar verilmiştir. Geçici konkordato komiser heyetinin davacı şirketler yönünden, geçici konkordato komiserinin ise davacı gerçek şahıslar yönünden ayrı ayrı sundukları ön raporlarında davacıların konkordato başvuru şartlarını taşıdığı belirtilmiş, yine kesin mühlete ilişkin görüşlerini içeren 23.02.2026 tarihli raporlarında, davacı şirketlerden .... A.Ş.'nin 30.09.2025 tarihinde çalışan sayısının 441 olduğu, rapor hazırlandığı tarihte çalışan sayısının 40 olduğu, davacı şirketin sermaye büyüklüğü, net satış hacmi ve çalışan sayısı birlikte değerlendirildiğinde davacı şirketin bağımsız denetime tabi olduğu, dosya kapsamından bağımsız denetimden geçilip geçilmediğine ilişkin bilgi ve belge bulunmadığı, şirketin 31.12.2025 tarihli bilançoya göre aktif toplamının 1.075.525,731,44-TL olduğu, borçlarının 1.234.798.166,90-TL olduğu, şirketin -159.272.435,46-TL borcunun aktifinden fazla olduğu, mal varlığının borçlarını karşılamaya yetmediği, şirketin borca batık olduğu, şirketin dönem net zararının -693.903.044,57-TL olduğu, yine bilançoda stoklarının 31.12.2025 tarihi itibarı ile ''0'' olduğu, şirketin faaliyetlerini sürdürebilir bir şekilde devam ettirme kapasitesinin zayıf olduğu, bu çerçevede sunulan ödeme planının uygulanabilir ve sürdürülebilir nitelikte olmadığı, davacı ..... A.Ş.'nin faaliyet karlılığı mevcut olduğu ancak finansman giderlerinin faaliyet karını azaltarak şirketin -10.515.356,21-TL net zarara yol açtığı, şirketin satış hacminin yüksek ancak tahsilat yönetiminin kritik olduğu, şirketin grup şirketi olan diğer davacı şirketlerle yoğun ticari ilişkisi bulunduğu, davacı ... şirketinden 28.232.798,19-TL, davacı .... A.Ş.'den 74.934.234,09-TL alacağı olduğu, alacaklarının çok büyük bir bölümünün grup şirketlerden olduğu, şirketin nakit döngüsünün grup şirketlerin mali durumuna bağlı olduğu, ayrıca şirketin çalışan sayısının önceki dönemde 40 kişi olduğu, şu anda 12 kişiye düştüğü, bu nedenlerle diğer şirketlerin kesin mühlete geçmemesi halinde faaliyetlerini sürdürebilir bir şekilde devam ettirme kapasitesinin zayıf olduğu, konkordato ön projesinin uygulanabilir ve sürdürebilir nitelikte olmadığı, davacı .... A.Ş.'nin şirketin aktif toplamının büyük bir kısmının dönen varlıklardan ve dönen varlıkların da büyük bir kısmının ticari alacaklardan oluştuğu, şirketin stoğunun bulunmaması, hazır değerlerin verilen çekler nedeni ile negatif görünmesi, işletmenin nakit üretim kapasitesinin zayıf, tahsilata bağımlı bir yapıda olduğu, şirketin dönem zararının -36.381.344,16-TL olduğu, şirketin rapor tarihi itibarı ile çalışanının olmadığı, şirketin 31.12.2025 tarihi itibarı ile -2.123.043,00-TL borca batık durumda olduğu, şirketin aktifinin büyük bir kısmının .... şirketinden olan 119.787.783,52-TL lik alacağından oluştuğu, şirketin borç ödeme kapasitesinin nakit üretiminden değil, grup içi alacağın tahsiline bağlı olduğu, yine davacı şirketin stok miktarının ''0'' olduğu, faaliyetlerini sürdürebilir bir şekilde devam ettirme kapasitesinin zayıf olduğu, konkordato ön projesinin uygulanabilir ve sürdürebilir nitelikte olmadığı ortaya koyulmuştur. Davacılar vekilinin 05.03.2026 tarihli dilekçesi ile komiser heyeti raporunun kaydi bilançoyu esas alarak rapor düzenlediğini, bu durumun da şirketlerin gerçek durumunu belirlemeye yeterli olmadığını, davacı şirketlerin rayiç bilançolarının hazırlanması gerektiğini, davacı şirketlerin Türkiyede yaklaşık 100 den fazla noktada faaliyet gösterdiklerini, makina ve demirbaşları ile menkul mallarının güncel muhtemel satış fiyatlarının belirlenerek buna göre rayiç değer bilançolarının hazırlanması için geçici mühlet süresinin uzatılması talep edilmiştir. Mahkememizde yapılan 13.03.2026 tarihli duruşmada davacılardan .... A. Ş. ile .... A. Ş. 'nin kaydi olarak borca batık olduğu, ancak davacı şirketlerin öz varlıklarının rayiç değerine ilişkin inceleme yapılmadığı belirlenmekle, davacı şirketlerin mal varlığı unsurlarının rayiç değerlerinin belirlenerek, davacı şirketlerin rayiç bilançoya göre borca batık olup olmadığının tespiti için komiserlerden rapor alınmasına, bu nedenle davacılar hakkındaki geçici mühlet süresinin, geçici mühletin bitim tarihi olan 29.03.2026 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatılmasına karar verilmiştir. Geçici mühletin uzatıldığına ilişkin gerekli ilanların yapıldığı, ilgili kurumlara bildirildiği belirlenmiştir. Geçici Konkordato Komiser Heyeti sundukları 11.05.2026 tarihli raporda; 31.12.2025 tarihli mizan ve bilanço verileri ile 2025 yılı kurumlar vergisi beyannamesi esas mali tablolar arasında farklılıklar bulunduğunun tespit edildiği, şirket yetkililerinden açıklama ve dayanak belge istendiği, ancak açıklayıcı ve denetime elverişli bilgi ve belge sunulmadığından, 2025 yılı kurumlar vergisi beyannamesi esas alınarak rayiç bilanço oluşturulduğu, davacı şirketlerin finansal yapılarının birbirine yüksek derecede bağımlı olduğu, davacı şirketlerden .... A.Ş.'nin 31.12.2025 tarihli rayiç bilançosuna göre aktif toplamının 704.468.525,81-TL olduğu, şirketin borç toplamının 886.558.556,96-TL olduğu, böylece şirketin -182.090.031,15-TL borca batık olduğu, davacı şirketlerden .....A.Ş.'nin 31.12.2025 tarihli rayiç bilançosuna göre aktif toplamının 120.210.951,27-TL olduğu, şirketin borç toplamının 48.645.244,49-TL olduğu, böylece şirketin +71.565.706,78-TL aktif fazlalığı olduğu ve borca batık olmadığı, davacı şirketlerden ......A.Ş.'nin 31.12.2025 tarihli rayiç bilançosuna göre aktif toplamının 125.369.764,01-TL olduğu, şirketin borç toplamının 117.922.975,47-TL olduğu, böylece şirketin +7.446.788,54-TL aktif fazlalığı olduğu ve borca batık olmadığı belirtilmiştir. Davacılar vekili tarafından 12.05.2026 tarihli dilekçe ile hem geçici konkordato komiser raporuna karşı beyanda bulunulmuş, hem de revize proje sunulmuş, konkordato projelerinin başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun tespitini ve revize projelerin ve beyanlarının değerlendirilmesi için geçici konkordato komiser heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkememizce davacılar vekilinin 12.05.2025 tarihli beyan dilekçesi ile beyan dilekçesi ekindeki revize projelerin geçici konkordato komiser heyetine tevdii edilerek, geçici konkordato komiser heyetinden ek rapor alınmıştır. Geçici konkordato komiser heyeti mahkememize sunduğu 14.05.2025 tarihli ek raporda, davacı şirketlerin finansal yapılarının birbirine yüksek derecede bağımlı olduğu, heyetçe dosyaya sunulan 23.02.2026 tarihli raporda yer alan hususların geçerliliğini koruduğu, sonuç olarak davacı .... A.Ş.'nin bağımsız denetime tabi olmasına rağmen 2024 yılı sonu bağımsız denetiminin yapılmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılması halinde ve davacı şirketin finansal tablolarının düzenlenmemiş sayılması halinde, gerek dürüstlük kuralının ihlal edildiği ve gerekse de makul güvence raporunun da TTK 515. Maddesi düzenlenmesine uygun hazırlanmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmasına sebep olacağı, revize projede kaynak kalemi olarak gösterilen ticari alacakların önemli kısmının grup şirketlerinden kaynaklanan cari hesap alacaklarından oluşması karşısında bu alacakların gerçek tahsil kabiliyetinin grup şirketlerinin mali durumundan bağımsız olarak değerlendirilemeyeceği, konkordato projesinin uygulanabilirliliği ve ödeme kabiliyeti bakımından değerlendirme kapsamına alınmasının gerektiği belirtilmiştir. Konkordatonun başvurusu ve tasdiki için borçlunun dürüst olma şartının varlığı tartışılmaktadır. Konkordatoya başvuru için geçmişte aranan dürüstlük koşulu 4949 sayılı Yasa'nın İİK'nun 285'inci maddesinde yapılan değişiklikle, tasdik için aranan dürüstlük koşulu da 7101 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle kaldırılmıştır. Ancak bu değişiklikler kötü niyet boyutuna gelmiş konkordato taleplerine göz yumulacağı şeklinde yorumlanamaz. TMK 2. maddesinde yer alan "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır." hükmü karşısında konkordato talep edenin de dürüstlük kuralına uyması gerektiği değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra 19/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa ile değişik İİK'nun 292/1-c maddesine göre borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa geçici/kesin mühletin kaldırılacağı ortaya konulmuştur. Dolayısıyla borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiğinin tespiti halinde konkordato müessesesinden faydalanamayacağı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla konkordato talep eden borçlunun ve ortaklarının gerek konkordato başvurusu öncesi gerekse konkordato sürecinde dürüstlük kuralına uygun hareket etmeli ve alacaklıları zarara uğratma amacıyla davranmamalıdır. İİK'nun 289/3. Maddesinde ''Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olduğunun anlaşılması hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Bu yasa maddesi ile borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin “konkordatonun başarı şansı“ kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. İİK'nda da konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça, "borçlunun iyileşmesi" kavramına yer verildiği, buna göre geçici mühletin, açıkça iyileşme ümidi görülmüyorsa, yani konkordatonun tasdikine gerek kalmaksızın iyileşme yahut konkordato ihtimali yoksa kaldırılacağı ifade edilmiştir. Ancak burada iyileşmeden söz edebilmesi için bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp başarılı bir iyileşme için yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. Geçici konkordato komiseri raporları ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacılar vekili tarafından davacı şirketlerin kaydi bilançolarına göre alınan raporlar kabul edilmemiş, davacı şirketlerin rayiç bilançosuna göre rapor düzenlenmesi için geçici mühletin uzatılmasına rağmen, geçici konkordato komiserleri tarafından davacı .... Şirketinin 31.12.2025 tarihli mizan ve bilanço verileri ile 2025 yılı kurumlar vergisi beyannamesi esas mali tablolar arasında farklılıklar bulunduğunun tespit edilmesi üzerine geçici komiserler tarafından şirket yetkililerinden açıklama ve dayanak belge istenmiş ise de, açıklayıcı ve denetime elverişli bilgi ve belge sunulmadığından, komiserlikçe 2025 yılı kurumlar vergisi beyannamesi esas alınarak rayiç bilanço oluşturulmuştur. Komiserlerin tespiti üzerine rayiç bilanço hazırlanması için davacı şirket yetkilileri tarafından komiserliğe bilgi ve belge verilmemiş olması, ayrıca davacı ....A.Ş.'nin bağımsız denetime tabi olmasına rağmen 2024 yılı sonu bağımsız denetiminin yapılmadığı, davacı şirketin finansal tablolarının bağımsız denetime tabi düzenlenmeden alınan makul güvence raporunun TTK 515. Maddesi düzenlenmesine uygun hazırlanmadığı sonuç ve kanaatine varılarak, bu durumda davacıların iyi niyetinden söz edilemeyeceği değerlendirilmiştir. Tüm bu değerlendirmelere rağmen davacı şirketlerin konkordatosunun başarıya ulaşıp ulaşmayacağı da irdelenmiştir. İİK 'nun 285. Maddesi uyarınca, borçlarını, vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için konkordato talep edebilir, hükmüne yer verilmiştir. Dosya kapsamına ve alınan geçici konkordato komiseri raporlarına göre grup şirketi olan davacı şirketler arasında mali yapının birbirine yüksek derecede bağımlı olduğu, şirketlerin önemli ölçüde grup içi cari hesaplar üzerinden finanse edildiği, dolayısı ile şirketlerden birinin mali yapısında meydana gelecek olumsuzluğun diğer grup şirketini de doğrudan etkileme potansiyeline sahip olduğu görülmektedir. Davacı .....şirketinin dava dilekçesi ekindeki ön projeye konu ettiği 30.09.2025 tarihli bilançosunda stok miktarının 623.859.500,41-TL olduğu, ancak geçici konkordato komiserinin 31.12.2025 tarihli bilanço esas alınarak hazırladığı raporda, stok miktarının ''0'' olduğu, yine 30.09.2025 tarihinde çalışan sayısının 441 iken rapor hazırlandığı tarihte çalışan sayısının 40 olduğu, davacı ....şirketinin hiç stoğunun bulunmaması olağan bir ticari yapı ile uyumlu olmadığı, işletmenin fiilen durma noktasına geldiği, borçlu şirketin Türkiye genelinde yer alan askeri bölgelerde, kantin ve fastfood işletmeciliği, askeri malzeme satışı ve otomat işletmeciliği alanlarında iştigal ettiği dikkate alındığında Türk Silahlı Kuvvetleri ile sürdürülen kantin / otomat işletme faaliyetinden yasaklanmış olması birlikte değerlendirildiğinde, özsermayesi negatif olan ve toplam borcu 1.234.798.167,00-TL olan davacı .... Şirketinin banka mevcudu ve stoğu bulunmadan yeni mal alımı yapabilmesi için peşin finansman veya güçlü tedarikçi kredisine ihtiyaç duyduğu, şirketin 31.12.2025 tarihli rayiç bilançosuna göre aktif toplamının 704.468.525,81-TL olduğu, şirketin borç toplamının 886.558.556,96-TL olduğu, böylece şirketin -182.090.031,15-TL borca batık olduğu, revize projede kaynak kalemi olarak gösterilen ticari alacakların önemli kısmının grup şirketlerinden olan cari hesap alacaklarından oluştuğu, söz konusu alacakların gerçek tahsil kabiliyetinin bulunup bulunmadığının, diğer şirketlerin de faaliyetlerini sürdürebilmesine ve nakit üretmesine bağlı olduğu, nitekim grup şirketlerden.....'ın hiç çalışanının bulunmadığı gibi faaliyetinin de olmadığı, diğer grup şirketi olan ..... şirketinin de personel sayısında ciddi azalma sonucunda üretimde azalma meydana geleceği dikkate alındığında, kaynak olarak gösterilen ticari alacakların tahsilinin bu tabloya göre mümkün olmadığı, bu alacakların tahsiline dayalı revize projenin uygulanabilir olmadığı gibi davacı şirketin çalışan personel sayısı ve sıfır stok durumu dikkate alındığında davacı .... şirketinin mevcut durum itibariyle konkordatosunun başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı ..... A. Ş.'nin 31.12.2025 tarihli rayiç bilançosuna göre aktif toplamının 125.369.764,01-TL olduğu, şirketin borç toplamının 117.922.975,47-TL olduğu, böylece şirketin +7.446.788,54-TL aktif fazlalığı olduğu ve borca batık olmadığı ancak, şirketin stoğunun bulunmaması, şirketin dönem zararının -36.381.344,16-TL olması, şirketin rapor tarihi itibarı ile çalışanının olmaması, şirketin aktifinin büyük bir kısmının ... şirketinden olan 119.787.783,52-TL lik alacağından oluşması, ayrıca şirketin faaliyetlerini sürdürebilir bir şekilde devam ettirme kapasitesinin zayıf olması gibi bir çok neden birlikte değerlendirildiğinde, davacı .... şirketinin mevcut durum itibariyle konkordatosunun başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı .... A.Ş.'nin 31.12.2025 tarihli rayiç bilançosuna göre aktif toplamının 120.210.951,27-TL olduğu, şirketin borç toplamının 48.645.244,49-TL olduğu, böylece şirketin +71.565.706,78-TL aktif fazlalığı olduğu ve borca batık olmadığı ancak, davacı .... A.Ş.'nin faaliyet karlılığı mevcut ise de finansman giderlerinin faaliyet karını azaltarak şirketin -10.515.356,21-TL zarar etmesine neden olduğu, ayrıca şirketin grup şirketi olan diğer davacı şirketlerle yoğun ticari ilişkisinden kaynaklı olarak davacı .... şirketinden 28.232.798,19-TL, davacı .... A.Ş.'den 74.934.234,09-TL alacağı olması, alacaklarının çok büyük bir bölümünün grup şirketlerden olması, şirketin nakit döngüsünün grup şirketlerin mali durumuna bağlı olması, şirketin çalışan sayısının önceki dönemde 40 kişi, en son durum itibarı ile 12 kişiye düşmesi nedeni ile şirketin küçülmeye gittiği, imalat faaliyeti sürdüren şirketin faaliyetini sürdürebilmesinin diğer şirketlere bağlı olduğu, diğer şirketlerin de faaliyetlerini sürdürebilir bir şekilde devam ettirme kapasitesinin zayıf olduğu dikkate alındığında, davacı .... şirketinin mevcut durum itibariyle konkordatosunun başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı şirketlerin konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı sonucuna varılmakla, davacıların konkordato taleplerinin reddine, geçici mühletin kaldırılmasına, geçici komiser heyetinin görevine derhal son verilmesine ve ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Davacı şirketlerden .... A.Ş.'nin 31.12.2025 tarihli rayiç bilançoya göre aktif toplamının 704.468.525,81-TL olduğu, şirketin borç toplamının 886.558.556,96-TL olduğu, böylece şirketin -182.090.031,15-TL borca batık olduğu belirlenmekle, davacı ......A.Ş.'nin iflasına karar verilmiş, davacı şirketin mal varlığı bulunduğundan iflasın adi tasfiye usulüne göre yürütülmesine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile, davacılar İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 145431 sicil nolu, Şirinyer Vergi Dairesinin 8780525.. vergi sicil nolu, .... ŞİRKETİ, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 183.. sicil nolu, Şirinyer Vergi Dairesinin 7820701... vergi sicil nolu, ....A. Ş., İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 177.. sicil nolu, Şirinyer Vergi Dairesinin 8770257... vergi sicil nolu, .... ŞİRKETİ, ... TC kimlik nolu ..., ... TC kimlik nolu ....'in konkordato taleplerinin reddine ve geçici mühletin kaldırılmasına, davacı şirketler ile davacı gerçek şahıslar için görevlendirilen konkordato komiserlerinin görevine derhal son verilmesine, davacı şirketler ile davacı gerçek şahıslar hakkında verilen ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına, geçici mühletin kaldırıldığının ilanına ve ilgili yerlere bildirilmesine, davacılar İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 145... sicil nolu, Şirinyer Vergi Dairesinin 8780525... vergi sicil nolu, .. . ŞİRKETİ'nin İFLASINA, iflasın 15/05/2026 günü saat 14.46 itibariyle açılmasına, iflasın adi tasfiye usulüne göre yürütülmesine karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın gerekçesinin büyük ölçüde soyut ve denetlenemeyen kanaatlere dayalı olup, somut finansal olguların yeterince dikkate alınmadığını, somut ve denetlenebilir gerekçenin eksik olduğunu, mahkemece somut olayda konkordato projesinin başarısız olacağı yönünde esin yargıya varmak için yeterli ve kesin delil ortaya konulamadığından, İİK'nun 289/3 maddesi gereğince kesin mühlet verilmesi gerektiğini, borçluların dürüstlüğü hakkındaki tespitlerin yanlış olduğunu, Komiser raporlarındaki olumlu tespitlerin mahkeme tarafından gözardı edildiğini, müvekkili .... A.Ş.'nin borçlarının aktif toplamını aştığı olduğu belirtilmişse de müvekkili şirket tarafından sunulan revize projedeki hedeflerin gerçekleşmesi ile şirketin öz kaynaklarının pozitif hale geleceğinin aşikar olduğunu, revize proje çerçevesinde, taşınmazların ve birçok aracın satışı taahhüt edilmekte olup, bu satışlardan elde edilecek gelirler ile gerek adi alacaklılara gerekse kredi kuruluşlarına olan borçların tamamen ödenecek kapasitede olduğunu, revize projede öngörülen mal terkini sureti ile konkordato teklifinin alacaklıların tamamını, iflas durumuna kıyasla tamamen tatmin edecek nitelikte olduğunu, müvekkili ... şirketinin dürüstlük kuralına aykırı hiçbir işlemde bulunmadığını, raporda belirtildiği gibi grup şirketi ... A.Ş.'nin hem kaydi hem de rayiç bilançoya göre, müvekkili ... A.Ş.'nin de rayiç bilanço açısından borca batık olmadığını, ... A.Ş.'nin, alacaklarının büyük kısmının grup şirketi olan ... A.Ş.'den olması karşısında iki şirketin birleşmesini hedefleyen revize proje de alacaklıların tamamen tatmin edilmesini sağlayacak olan gerçekçi bir yapılanma olduğunu, Komiser raporlarında, ... A.Ş.nin ve ... A.Ş'nin teknik anlamda borca batık olmadıklarının açıkça belirtildiğini ayrıca ...A.Ş.’nin aktif varlıkların borçları karşılamaya yeterli olduğunun tespit edildiğini yani müvekkili şirketlerin teknik anlamda borca batık olmadıklarını, mahkemenin sadece olumsuz senaryolara dayanarak karar vermesinin hukuki değerlendirme hatası olduğunu, eksik inceleme yapıldığını, revize projelerin mahkeme tarafından hiç değerlendirilmediğini, revize edilmiş bir ödeme planı sayesinde alacaklıların iflasa göre çok daha yüksek oranda tatmin olacağını, revize proje ile ödeme taksitlerinin artırıldığını, vadelerin kısaltıldığını, bazı borçlar için erken ödeme planları ve ek teminatlar getirildiğini, konkordato teklifinin alacaklılar bakımından iflas haline göre açık şekilde daha avantajlı olduğunu, mal terkininin, konkordato borçlarının tamamını karşılamakta olduğunu, konkordato projesinin başarısı halinde alacaklıların, alacaklarının tamamını üstelik faizi ile birlikte tahsil edebileceğini, müvekkillerinin, konkordato süreci öncesinde veya sırasında alacaklılar arasında eşitsizlik yaratan ya da alacaklılara zarar veren hiçbir eylemde bulunmadığını, Kanunun aradığı dürüst borçlu niteliğinin müvekkili şirketlerde mevcut olduğunu, dosya kapsamından alacaklıların büyük çoğunluğunun konkordato talebine destek verdiğinin anlaşılmakta olduğunu, müvekkili şirketlerin hazırladığı konkordato projesinin, alacaklılar bakımından iflas ihtimaline göre açıkça daha avantajlı olduğunu, kesin mühletin verilmesi ve konkordato taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, konkordato istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. 7101 Sayılı Kanunla değişik İİK.305.maddesine göre; 302 nci madde uyarınca yapılan toplantıda ve iltihak süresi içinde verilen oylarla kabul edilen konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların gerçekleşmesine bağlıdır: a) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, borçlunun iflası hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya çevirme hâlinde elde edilen hasılat veya üçüncü kişi tarafından teklif edilen tutarın iflâs yoluyla tasfiye hâlinde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması, b) Teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, borçlunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder), c) Konkordato projesinin 302 nci maddede öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş bulunması, d) 206 ncı maddenin birinci sırasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması (302 nci maddenin altıncı fıkrası kıyasen uygulanır), e) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından önce, borçlu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması, Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep üzerine gerekli gördüğü düzeltmenin yapılmasını isteyebilir." hükmünü amirdir. İİK.305 maddesindeki şartların gerçekleşmesi halinde İİK.306 maddesi uyarınca konkordato tasdikinin şartları, kararı, ilanı düzenlenmiştir. İİK.307 maddesine göre ise; Borçlunun talebi üzerine, tasdik kararında rehinli malın muhafaza altına alınması ve satışı, karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere aşağıdaki şartlarla ertelenebilir. a) Rehinle temin edilen alacak konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır, b) Rehinle temin edilen alacağın konkordato talep tarihine kadar ödenmemiş faizi bulunmamalıdır, c) Borçlu rehinli malın, işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve paraya çevrilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır, Rehinli malın muhafazası ve paraya çevrilmesinin ertelenmesi hâlinde satış isteme süresi işlemez. Borçlunun talebi üzerine, tasdik kararında finansal kiralama konusu malların iadesi, karardan itibaren bir yılı geçmemek üzere aşağıdaki şartlarla ertelenebilir. a) Borçlu finansal kiralama sözleşmesinin aynen ifasını 294 üncü maddenin yedinci fıkrası uyarınca üstlenmiş olmalıdır. b) Finansal kiralamadan doğan kira alacağı konkordato talebinden önce doğmuş olmalıdır. (1) Bu maddenin “Konkordato haricinde yapılan vaitler:” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 34 üncü maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. (2)Bu maddenin “Konkordatonun alacaklılardan birinin müracatiyle onun hakkında feshi:” olan başlığı, 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanunun 35 inci maddesiyle metne işlendiği şekilde değiştirilmiştir. c) Ödenmemiş kira borcu, üç aylık tutarı aşmamalıdır. d) Bu erteleme nedeniyle finansal kiralama konusu malın değer kaybından kaynaklanabilecek zarar, teminat altına alınmış olmalıdır. e) Borçlu finansal kiralama konusu malın işletmenin faaliyeti için zorunlu olduğunu ve iade edilmesi durumunda ekonomik varlığının tehlikeye düşeceğini yaklaşık olarak ispat etmiş olmalıdır. Birinci ve üçüncü fıkrada belirtilen alacaklılar yazılı görüşlerini konkordatonun tasdikine ilişkin duruşmadan önce sunmaya davet edilirler; bu alacaklılar ayrıca tasdik duruşmasına çağırılırlar. Borçlu, rehinli veya finansal kiralama konusu malı rızasıyla devreder, iflâs eder veya ölürse, erteleme kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Konkordatoyu tasdik eden mahkeme, ilgili alacaklının talebi üzerine ve borçluyu da davet ederek aşağıdaki hâllerden birinin varlığının yaklaşık olarak ispat edilmesi kaydıyla erteleme kararını kaldırır. a) Borçlu ertelemeyi yanlış bilgiler vermek suretiyle elde etmişse. b) Borçlunun serveti ve gelirleri artmış ve borçlu, ekonomik varlığını tehlikeye sokmadan borcu ödeyebilecek hâle gelmişse. c) Rehinli malın paraya çevrilmesi veya finansal kiralama konusu malın iadesi, borçlunun ekonomik varlığını artık tehlikeye sokmayacaksa. Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflâsı Madde 308- (Değişik: 28/2/2018-7101/36 md.) Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288 inci madde uyarınca ilân edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına resen karar verir. İİK m.308 gereğince, borçlunun iflasına ancak doğrudan doğruya iflas şartlarının oluşması ve borçlunun iflasa tabi olması halinde karar verilebilecektir. Konkordatoyu reddeden mahkeme, şartların oluşması halinde borçlunun iflasına re'sen karar verecektir. Malvarlığının terki suretiyle konkordato, borçlunun borçlarını ödeyebilmesi için malvarlığının tamamını veya bir kısmını alacaklılara devrettiği bir konkordato türüdür.Mal varlığının terki suretiyle konkordato türünde, borçlunun malî durumunun iyileşmesi ve işletmenin faaliyetine devam etmesi amaçlanmaz. Mal varlığının terki suretiyle konkordatonun iki şekilde yapılacağı kabul edilmektedir. Bunlardan ilki, borçlunun mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisini alacaklılara bırakması ve alacaklıların da borçlunun mal varlığını satarak ele geçen paradan alacaklarını tahsil etmeleridir. Mal varlığının terki suretiyle konkordatonun diğer bir görünüm şekli ise, belirli vadelerde alacaklılara ödeme yapması kaydıyla, mal varlığının tamamının ve bir kısmının üçüncü kişiye devredilmesidir. Bu ihtimalde, alacaklılar alacaklarını borçlunun mal varlığının üçüncü kişiye devrinden elde edilen parayla tahsil etmektedirler. Mal varlığının terki suretiyle konkordatoda borçlu borçlarını belli şartlar dâhilinde ödemeyi değil, mal varlığının aktifi üzerindeki tasarruf yetkisini alacaklılara (veya üçüncü kişiye) devretmeyi teklif etmektedir. Mal varlığının terki suretiyle konkordatoya niteliğine aykırı düşmedikçe adi konkordatonun hükümleri (İİK m. 285 ilâ 308/g) uygulanır (Pekcanitez/Erdönmez s. 6 vd.). İİK'nun 309/1. maddesine göre; "Niteliğine aykırı düşmedikçe 285 ila 308/g maddeleri malvarlığının terki suretiyle konkordatoda da uygulanır" Konkordatonun tasdik edilmemesine benzer bir düzenleme İİK m. 292'dedir. İlgili madde gereğince konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde mühlet kararı kaldırılarak iflasa tabi borçlunun iflasına karar verilecektir. Görüldüğü üzere, tasdik talebinin reddinde olduğu gibi geçici mühlet ve kesin mühletin kaldırılması halinde de borçlunun iflası mümkündür. Belirtelim ki, m. 292'de hükme bağlanan iflasın şartları ile m.308 gereğince konkordatonun tasdik edilmemesi halinde mahkemece verilecek iflas kararının şartları birbirinden farklıdır. En temel farklılık ise, doğrudan doğruya iflas koşullarının aranıp aranmadığı noktasında kendisini göstermektedir. İİK m.292 gereğince borçlunun iflasına karar verebilmek için borçlunun tacir olması ve ilgili maddede sayılan işlemlerin borçlu tarafından gerçekleştirilmesi yeterlidir. Ayrıca borçlunun doğrudan doğruya iflas koşullarını gerçekleştirip gerçekleştirmediği aranmaz. 308. madde gereğince iflasın gerçekleşebilmesinin ilk koşulu yine borçlunun tacir olmasıdır. İkinci koşul ise, konkordatonun tasdiki talebinin reddedilmesidir. Üçüncü koşul ise, doğrudan doğruya iflas koşullarının varlığıdır. Tasdik edilmeyen konkordato doğrudan doğruya borçlunun iflasına da sebebiyet vermeyebilecektir. Mahkemenin tasdik talebini reddi ile birlikte iflas kararı verebilmesi için borçlunun iflasa tabi olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinin bulunması, borca batıklık halinde kooperatif veya sermaye şirketi olması gerekir. İİK 305. maddede belirtilen tasdik şartları gerçeklememesi nedeniyle konkordato talebinin reddine karar verilmesi durumunda İİK 308. maddesinde düzenlenen iflas şartının değerlendirilmesi gerekir. Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflası başlıklı 308. maddesi " Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine verir ve bu karar 288. madde uyarınca ilan edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflas sebeplerinden birinin bulunması halinde mahkeme, borçlunun iflasına karar verilir." şeklinde düzenlenmiştir. Doğrudan doğruya iflas sebepleri ise İİK 177 ila 179. maddelerde ( İİK m. 179 atfıyla TTK 377 m.) düzenlenmiştir. İİK 179. maddesine göre, " Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir. Türk Ticaret Kanununun 377 nci ve 634 üncü maddeleri ile 24/4/1969 tarihli ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanununun 63 üncü maddesi hükmü saklıdır." Borca batıklığın tespiti için TTK'nın 324. maddesi uyarınca bir borca batıklık bilançosu hazırlanmalıdır. TTK'nın 324. maddesine göre borca batıklık bilançonda aktiflerin rayiç değerden bilançoya geçirilerek borca batıklık bilançonun çıkarılması gerekir. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Konkordatonun tasdik edilmemesi ile birlikte mahkeme, şartları varsa, derhal borçlunun iflasına karar verecek ve bu karar ile birlikte iflasa bağlanan sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bu noktada dikkat etmek gerekir ki, konkordatonun tasdik edilmediğine (reddedildiğine) ilişkin karar m. 288'e göre ilan edilecektir. İflasın açılmasına ilişkin karar ise m.166 çerçevesinde tebliğ ve ilan edilir. Görüldüğü üzere, konkordatonun tasdik edilmemesi halinde iki farklı ilan yapılacaktır. (YENİ KONKORDATO HUKUKU Prof Selçuk Öztek, Prof Ali Cem Budak, Prof Serdar Kale, Doç.Müjgan Tunç Yücel, Doç.Bilgehan Yeşilova shf,550 vd) ''...Dava konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir. Konkordato dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi alacaklarını yetkili makamın onayı ve alacaklı çoğunluğunun kabulü ile tasfiyesinin sağlandığı bir icra prosedürü olup, amacı borçlunun içinde bulunduğu maddi dar boğazı aşması, bununla paralel olarak alacaklıların iflasa nazaran daha yüksek oranda tatmin edilmesini sağlamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek için mahkemeye proje sunulması zorunludur. Konkordato talebinde bulunan borçlu mahkemeye sunulan projesinde alacaklarının borcun ne kadarından feragat edecekleri, alacaklarına hangi vade ile kavuşacaklarını, ödemelerin yapılabilmesi için hangi kaynakların kullanılacağı, kesin bir şekilde belirtilmelidir. Borçlunun ancak dürüst olması halinde konkordato teklifinin mahkemece tasdik edileceğini öngören İİK.mad.298/I-1 hükmü, 17.07.2003 tarihinde kabul edilen 4949 sayılı Kanun ile kaldırılmış, yeni yasal düzenlemede ise konkordatonun mahkemece tasdik edilmesi için borçlunun dürüst olması koşuluna yer verilmemiş ise de, İİK’nın 308/f maddesinde hâlâ kötüniyetle sakatlanmış bir konkordatonun tamamen feshine ilişkin düzenlemenin aynen korunmuş olması nedeniyle konkordatonun tasdiki aşamasında dürüstlük koşulu’nun gözetilmesi gerektiği, kaldı ki diğer alacaklılar ile eşitsizlik yaratacak şekilde işlemler yapılması, konkordato nisabını sağlamak için fiktif alacak oluşturulması, mühlet talebine yakın tarihlerde mal varlığı devirleri gibi mal varlığını kaçırmaya yönelik davranışlarının da kötüniyetli olarak kabul edilmesi gerektiği ve bu halde borçlunun konkordato müessesinin sağladığı imkanlardan faydalanmasının mümkün olmadığının gözetilmesi gerekmektedir. İİK’nın 305/d maddesi uyarınca konkordatonun tasdiki için imtiyazlı alacakların tam olarak ödenmesi ve mühlet içinde komiserin izni ile akdedilmiş borçların ifasının alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması gerekmektedir... Konkordato talebinden sonra doğan vergi, kira, işçi alacakları elektrik, su gideri gibi şirketin olağan masraflarını dahi ödemeyen şirketin konkordato müessesinden faydalanması mümkün olmamalıdır. Bu nedenle bu alacaklar ile ilgili araştırma yapılarak özellikle kanunun 308/d maddesinde belirlenen teminat konusunda araştırma yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli inceleme ve araştırma yapılmaksızın konkordatonun tasdikine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir...''(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 17.02.2022 tarih ve 2021/4168 Esas 2022/872 Karar sayılı İlamı) ''...Konkordato vade verilmesi, tenzilat yapılması ve bu ikisinin birlikte istendiği kombine/karma konkordato şeklinde olabilir. Borçlu bu seçenekleri değerlendirirken alacaklılar arasındaki eşitliği ya da en azından denkliği sağlayacak ve onların kabul oyunu alacak uygun bir kombinasyona ulaşmaya çalışacaktır. Yukarıda belirttiğimiz tasdik için aranan koşulların dışında mahkemenin Yasa'nın öngördüğü birtakım ilkeleri de gözetmesi gerekir. Bunlardan ilki borçlu tarafından alacaklılardan birine konkordato projesinde öngörülenden fazla olarak yapılan vaatlerin hükümsüz olduğuna ilişkin kuraldır.(İİK m.308/d). Bu düzenleme "alacaklılar arası eşitlik ilkesinin dayanağı olarak kabul edilmektedir. Bu ilkenin mevcudiyeti öğretide de tartışmasız kabul görmektedir (Postacıoğlu, İ. E.: Konkordato, İstanbul 1965, s.11; Kuru, s.3818; Üstündağ, S.: İflas Hukuku (İflas, Konkordato, İptal Davaları), 8.b., İstanbul 2009. s.261; Budak, A.C.: Öztek Konkordato Şerhi, Ankara 2018, m.308/d, n.2; Pekcanıtez, H./Erdönmez, G.: 7101 sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, İstanbul 2018, s.159; Altay, S./Eskiocak, A.: Konkordato ve Yeniden Yapılandırma Hukuku, 5.b., İstanbul 2019, s.15, n.21; Akdeniz, M./Kayıhan, Ş.: Konkordato Hukuku El Kitabı, İstanbul 2019, s.21). Alacaklılar arası eşitlik ilkesine göre kural olarak hiçbir alacaklı diğerinin zararına olarak öncelik ya da ayrıcalık elde edemez. Konkordato süreci alacaklılar arasında eşitlik ilkesine dayalı olarak yürütülür. Konkordatoda alacaklılar arasında herhangi bir ayırım yapılmaksızın benzer durumda bulunan bütün alacaklıları kapsayan adil ve dengeli bir ödeme planının ortaya konulması ve alacaklıların tatmin edilmesinde de aynı ilkeler gözetilmelidir. Konkordatoda alacaklılar arası eşitlik ilkesi geçerlidir. Eşitlik ilkesini adi konkordato özelinde meselenin, “sınıfsal” değil; adi alacaklıların kendi içinde, borçlu nezdinde farklı hukuki ve ekonomik özellikler gösteren alacak “grupları” arasında olduğu görülmektedir. Borçlu açısından bakıldığında ayrıcalık sağlama yasağı hem proje aşamasında hem de konkordatonun tasdikinden sonraki süreçte söz konusudur. Bu yolla oylamanın manipüle edilmesi suretiyle nisabın sağlanmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Nitekim yasa koyucu gerek eşitlik ilkesinin korunması gerek diğer tasdik şartlarının sağlanması bağlamında mahkemeye, yetersiz gördüğü konkordato projesinin düzeltilmesini isteme yetkisini de vermiştir. Mahkemenin gözeteceği ikinci ilke konkordatonun kötü niyetle sakatlanmamış olması halidir. Mahkeme henüz tasdik aşamasında kötüniyeti fark ettiğinde konkordatoyu tasdikten kaçınmalıdır...(Aynı yönde Ankara BAM 23. Hukuk Dairesi'nin 2020/1159 Esas ve 2020/1104 Karar sayılı kararının temyizi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/2409 Esas ve 2021/638 Karar sayılı İlamı)...''(Bknz. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 11.11.2021 tarih ve 2021/1498 Esas 2021/1722 Karar sayılı Kararı) "....2. Konkordato, borçlarını vadesi geldiği hâlde ödeyemeyen ya da herhangi bir borçlunun, borcun belirli koşullarda ödenmesi için alacaklılarıyla anlaştığı ve yetkili ticaret mahkemesinin onayı ile geçerlilik kazanan hukuki çözüm işlemidir (Türk Hukuk Lûgatı, Ankara 2021, s. 709). 3. Konkordato İİK’da tanımlanmamış ise de; öğretide konkordato, dürüst bir borçlunun belli bir zaman kesiti içerisindeki bütün adi borçlarının alacaklılar tarafından kanunda gösterilen nitelikli çoğunlukla kabul edilmesi ve yetkili makamın (mahkemenin) onayı ile gerçekleşen ve borçlunun borcun bir kesiminden kurtulmasını ve/veya ödeme şeklinin borçlu yararına değişmesini sağlayan, haciz ve iflâs gibi klasik ve borçlu bakımından sert cebri icra yöntemlerinin yerine ikame edilmiş bir kolektif icra biçimi şeklinde ifade edilmiştir (Baki Kuru, İcra İflas Hukuku, C. IV, İstanbul 1997, s. 3585; Süha Tanrıver, Adnan Deynekli, Konkordatonun Tasdiki, Ankara 1996, s. 29; Serdar Kale, Sorularla Konkordato (İflas Dışı ve İflas İçi Adi Konkordato), İstanbul 2017, s. 2; Hakan Pekcanıtez, Güray Erdönmez, 7101 sayılı Kanun Çerçevesinde Konkortado, İstanbul 2018, s. 4; Sümer Altay, Ali Eskiocak, Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku, İstanbul 2019, s. 10, 15).4. Konkordato kurumu ile ilgili farklı ayrımlar yapılmaktadır. Bunlardan ilki, mahkeme dışı ve mahkeme içi konkordato ayrımıdır. Mahkeme içi konkordato içeriğine göre vade, tenzilat ve karma konkordato olarak ayrılmaktadır. Sözü geçen sınıflandırmaya göre, borçlunun borcunu tam olarak ödemeyi vaat etmesi ve bunun için alacaklıların borçluya ödeme süresi tanımaları veya borcun itfasını takside bağlamaları hâlinde vade konkordatosu; borçlunun borçlarının belli bir yüzdesini ödemeyi taahhüt ettiği ve alacaklıların da kalan alacaklarından vazgeçtiği durumda tenzilat konkordatosu; tenzilat ve vade konkordatosunun bir araya getirilmesiyle teşekkül eden konkordatoya ise karma (bileşik) konkordato denilmektedir. Yapıldığı zamana göre ise; iflâsa tâbi olmayan borçlular ile iflâsa tâbi borçlulardan henüz iflâsına karar verilmeyenlerle yapılan konkordatoya iflâs dışı konkordato; müflisin teklif ettiği konkordatoya ise iflâs içi konkordato denilmektedir. 5. Konkordato konusunda yapılan diğer bir ayrım ise, adi (alelade) konkordato ve mal varlığının terki suretiyle konkordatodur. Mal varlığının terki suretiyle konkordato türünde, borçlunun mali durumunun iyileşmesi ve işletmenin faaliyetine devam etmesi amaçlanmaz. Mal varlığının terki suretiyle konkordatonun iki şekilde yapılacağı kabul edilmektedir. Bunlardan ilki, borçlunun mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisini alacaklılara bırakması ve alacaklıların da borçlunun mal varlığını satarak ele geçen paradan alacaklarını tahsil etmeleridir. Mal varlığının terki suretiyle konkordatonun diğer bir görünüm şekli ise, belirli vadelerde alacaklılara ödeme yapması kaydıyla, mal varlığının tamamının ve bir kısmının üçüncü kişiye devredilmesidir. Bu ihtimalde, alacaklılar alacaklarını borçlunun mal varlığının üçüncü kişiye devrinden elde edilen parayla tahsil etmektedirler. Mal varlığının terki suretiyle konkordatoda borçlu borçlarını belli şartlar dâhilinde ödemeyi değil, mal varlığının aktifi üzerindeki tasarruf yetkisini alacaklılara (veya üçüncü kişiye) devretmeyi teklif etmektedir. Mal varlığının terki suretiyle konkordatoya niteliğine aykırı düşmedikçe adi konkordatonun hükümleri (İİK md. 285 ilâ 308/g) uygulanır (Pekcanitez/Erdönmez s. 6 vd.). 6. Mahkeme içi adi konkordato İİK’nın 285 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş ve konkordatoya başvurabilecek kişiler İİK’nın 285 inci maddesinde “herhangi bir borçlu” denilerek açıklanmış olup, Kanunun bu ifadesi karşısında tüzel kişiler ile tacir olup olmadığına bakılmaksızın bütün gerçek kişiler konkordatoya başvurabilecektir. İİK’nın 285/2 nci maddesindeki düzenleme uyarınca konkordatoya başvuru imkânı sadece borçluya tanınmamıştır. İflâs talebinde bulunabilecek her alacaklı da gerekçeli bir dilekçe ile borçlu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir.7. Konkordato talep eden borçlu veya iflâsını isteyebileceği borçlusu hakkında konkordato talep eden alacaklı, bir nüsha olarak düzenlenen dilekçe, konkordato ön projesi, ayrıntılı bilanço, gelir tablosu ve İİK’nın 286 ncı maddesinde sayılan diğer belgeler ile birlikte asliye ticaret mahkemesine başvurarak üç aylık geçici konkordato mühleti verilmesini ister (İİK md. 285-287). Asliye ticaret mahkemesi 286 ncı maddede sayılan belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu belirlediği takdirde borçluya derhâl geçici mühlet (üç ay) verir ve bir veya işin kapsamına göre üç kişiden oluşan komiser veya komiserler kurulu oluşturulur (İİK. md. 287).8. Borçlu, konkordato mühletinin kapsadığı ve mühlet hükümlerinin devam ettiği dönem içerisinde komiserin denetimi altında 7101 sayılı Kanun ile değişik İİK’nın 297 nci maddesinin öngördüğü sınırlamalar içerisinde mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunmak imkânını kural olarak muhafaza eder.9. Asliye ticaret mahkemesi komiserin veya borçlunun makul sebeplere dayalı talebi üzerine geçici mühleti en fazla iki ay daha uzatarak, geçici mühlet süresini beş aya yükseltebilir.10. Geçici mühletin ilânı ve ilgili kurumlara bildirilmesinden itibaren, alacaklılar ilândan başlayarak yedi gün içerisinde borçluya kesin mühlet verilmesini gerektiren durum bulunmadığını delilleri ile birlikte ileri sürerek konkordato talebinin reddini isteyebilirler (md. 288).11. Geçici mühlet içinde mahkeme borçluyu ve varsa konkordato talep eden alacaklıyı duruşmaya davet eder. Bu süreçte geçici komiser duruşmadan önce raporunu mahkemeye ibraz eder. Mahkeme yapacağı değerlendirmede itiraz eden alacaklıların dilekçelerinde ileri sürdükleri itiraz sebeplerini de dikkate alır (md. 289/2). 12. Konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün görülmesi hâlinde borçluya bir yıllık kesin mühlet verilir (md. 289/3). Gerekiyorsa geçici komiser veya komiserler değiştirilerek yeni bir görevlendirme yapılabilir veya geçici komiserlerin görevine devam etmesine karar verilerek dosya komisere teslim edilir.13. Konkordatonun geçici mühlet içerisinde başarıya ulaşmayacağına kanaat getirilmişse, borçluya kesin mühlet verilmez ve konkordato talebinin reddine karar verilir. Kesin mühlet verilmesine, kesin mühletin uzatılmasına ve kesin mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine dair kararlar İİK’nın 288 inci maddesi uyarınca ilân edilir ve ilgili yerlere bildirilir.14. Güçlük arz eden özel durumlarda kesin mühlet, komiserin bu durumu açıklayan gerekçeli raporu ve talebi üzerine mahkemece altı ay daha uzatılabilir (md. 289/5).15. Mahkemece, kesin mühlet içinde uygun görülecek bir zamanda yedi alacaklıyı geçmemek, herhangi bir ücret takdir edilmemek ve tek sayıda olmak koşuluyla ayrıca bir alacaklılar kurulu oluşturulabilir. Bu durumda, alacaklıları hukuki nitelik itibariyle birbirinden farklı alacaklı sınıfları ve varsa rehinli alacaklılar, alacaklılar kurulunda hakkaniyete uygun şekilde temsil edilir. Bu konuda komiserin de görüşü alınır (md. 289/4).16. Kesin mühlet içerisinde komiser, konkordatonun hazırlanmasına ilişkin işlemleri gerçekleştirir. Kısaca belirtmek gerekirse, bunlar aktif ve pasifin tespit edilerek aktif defterlerinin tutulması ve değerlerinin takdiri, alacakların bildirilmesi için İİK’nın 288 inci maddesine göre ilân yapılması, borçlunun yazdırılan alacaklara tamamen veya kısmen kabul veya ret şeklinde beyanlarının alınması (md. 299), çekişmeli alacaklar hakkında dosyanın asliye ticaret mahkemesine sunularak bu alacaklar hakkında konkordato oylamasına katılıp katılmayacakları konusunda karar alınması, rehinli alacak müzakerelerinin yapılması, alacaklılar toplantısı ve oylamaların tutanakla tespiti (md. 302), alacakların geçerli ve sağlıklı olup olmadıklarının borçlunun ticari defterlerinin incelenmesi suretiyle tespiti ve bu konuda oluşan kanaatin ticaret mahkemesine sunulan raporda belirtilmesi, konkordato mühleti içerisinde dosyanın asliye ticaret mahkemesine konkordatonun tasdiki veya reddine karar verilmek üzere sunulması ve sonuçta asliye ticaret mahkemesinin duruşma günü ilân ederek, komiseri de dinlemek suretiyle, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırarak tasdik veya ret kararı vermesidir. Bununla birlikte belirtmek gerekir ki, borçlu iflâsa tâbi ise, konkordatonun reddi ve doğrudan iflâs sebeplerinin varlığı hâlinde borçlunun iflâsının açılmasına da karar verilecektir. 17. Konkordatonun tasdiki için aranan şartlar İİK’nın 305 inci maddesinde belirtilmiştir. Buna göre; konkordato projesinin İİK’nın 302 nci maddesinde öngörülen çoğunlukla kabul edilmiş olması (kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya kaydedilmiş olan alacaklıların dörtte birini ve alacakların üçte ikisini aşan çoğunluk) ile birlikte teklif edilen tutarın borçlunun iflâsı hâlinde alacaklıların eline geçebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması, konkordatoda teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması, İİK’nın 206 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak ödenmesinin ve mühlet içinde komiserin izniyle akdedilmiş borçların ifasının, alacaklı bundan açıkça vazgeçmedikçe yeterli teminata bağlanmış olması ve konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile alacaklılara ödenmesi kararlaştırılan para üzerinden alınması gereken harcın tasdik kararından önce mahkeme veznesine depo edilmesi gerekir. 18. Konkordatonun tasdikine ilişkin karar İİK’nın 288 inci maddesi uyarınca ilan edilecek ve kesin ödeme projesinin tasdik ilânı gereğince onun yönetiminde uygulanması için bir kayyım atanabilecektir (md. 306).19. Asliye ticaret mahkemesince kabul edilerek tasdik edilen konkordato, konkordato prosedürüne katılmayanlar (alacak kaydı yaptırmayanlar) da dâhil olmak koşuluyla tüm alacaklıları bağlar. Bu temel ilke “konkordatonun bütün alacaklılar için kural olarak zorunlu olması” şeklinde de ifade edilmektedir. Ancak rehinli alacaklarla bazı imtiyazlı ve kamusal alacaklar ve komiserin izniyle mühletten sonra doğan alacaklar bu kuralın istisnasını teşkil etmektedir (md. 308/c-III). Bu kategoriye giren alacaklar konkordatodan kesinlikle etkilenmeyip tümüyle ödenmesi gerekir. Çünkü kanun, konkordatonun borçlu ile alacağı rüçhanlı olmayan alacaklılar arasında akdedilebileceğini öngörmüş, rüçhanlı alacaklıları konkordatodan istisna tutmuştur. 20. Konkordatonun taraflar için bağlayıcı hâle gelmesi, geçici mühlet kararından önce başlamış takiplerde konulan ve henüz paraya çevrilmemiş olan hacizleri hükümden düşürür (md. 308/ç). Borçlu mühletten önce doğan borçlarını, mahkemece tasdik edilen konkordato projesinde öngörülen ödeme planı çerçevesinde ödemek imkânına kavuşur. Bu itibarla konkordato, borcun yenilenmesini gerektirmemekte, ancak ödeme şekil ve şartlarında önemli değişiklikler meydana getirmektedir. Bu değişikliğin şeklini ve içeriğini, asliye ticaret mahkemesince tasdik edilerek kesinleşen konkordato ödeme projesi belirler. Bu açıklamalara göre borçlu, mühletten önce doğan borçları için artık takip edilmemekte ve borçlarını ödeme konusunda fevkalâde elverişli bir hukuki statüye kavuşmaktadır. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki, mühletten sonraki dönemde komiserin onayı olmadan borçlunun üstlendiği borçlar da konkordatoya tâbidir [(md. 308/c-II) Altay/Eskiocak s. 44 vd.]. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 03.03.2022 tarihli ve 2021/(15)6-772 Esas, 2022/240 Karar, 10.03.2022 tarihli ve 2021/(15)6-966 Esas, 2022/283 Karar sayılı kararlarında da değinilmiştir.21. İcra ve İflas Kanunu’nun “Kesin mühlet içinde konkordato talebinin reddi ile iflâsın açılması “ başlıklı 292 nci maddesi, “İflâsa tabi borçlu bakımından, kesin mühletin verilmesinden sonra aşağıdaki durumların gerçekleşmesi hâlinde komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflâsına resen karar verir: a) Borçlunun malvarlığının korunması için iflâsın açılması gerekiyorsa. b) Konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa. c) Borçlu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa ya da borçlunun alacaklıları zarara uğratma amacıyla hareket ettiği anlaşılıyorsa. d) Borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse. İflâsa tabi olmayan borçlu bakımından ise birinci fıkranın (b) ve (c) bentlerindeki hâllerin kesin mühletin verilmesinden sonra gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine mahkeme kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine resen karar verir. Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder” şeklinde düzenlenmiş olup, İİK’nın geçici mühleti düzenleyen 287/5 inci maddesinde de, İİK’nın 291 ve 292 nci maddelerinin, geçici mühlet hakkında kıyasen uygulanacağı belirtilmiştir. 22. İcra ve İflas Kanunu’nun 292 nci maddesinde, konkordato sürecinin devam ettirilmesinin artık hukuken temelinin kalmadığı, konkordato sürecinin kesilmesi ve iflâsın açılması gereken hâller düzenlenmiştir. Mahkeme bu hâllerden birinin gerçekleşmesi durumunda, herhangi bir talebe gerek olmaksızın, borçlu iflâsa tâbi ise resen iflâsın açılmasına; iflâsa tâbi olmayan borçlu bakımından ise resen konkordato talebinin reddine karar verecektir. Ancak bu kararı vermeden önce bir duruşma açarak borçluyu, konkordatoyu bir alacaklı talep etmişse onu ve varsa alacaklılar kurulunu dinlemesi gerekir. Diğer alacaklıları ise gerek görürse dinler (Selçuk Öztek, Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni Konkordato Hukuku 7101 sayılı Kanunla Değişik İcra ve İflas Kanunu m. 285-309 Şerhi, Ankara 2018, s. 194, Hukuk Genel Kurulunun 18.5.2022 tarihli ve 2022/(15)6-387 Esas, 2022/695 Karar sayılı kararı). 23. İcra ve İflas Kanunu’nun "Konkordatonun tasdik edilmemesi ve borçlunun iflası" başlıklı 308 inci maddesi, "Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar 288 inci madde uyarınca ilân edilerek ilgili yerlere bildirilir. Borçlunun iflâsa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya iflâs sebeplerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme, borçlunun iflâsına resen karar verir. Konkordato süreci iflâsla sonuçlandığı takdirde, iflâs kararını veren mahkeme tasfiyenin basit veya adi tasfiye usulüne göre yapılmasına ve gerektiğinde adi tasfiyenin komiserler tarafından yerine getirilmesine karar verir. Bu hâlde iflâs idaresine ait görev ve yetkiler komiserler tarafından kullanılır" şeklinde düzenlenmiştir. 24. Anılan düzenleme uyarınca konkordato talebinin reddi hâlinde talep edenin iflâsa tâbi şahıslardan olması durumunda iflâs kararı verilmesi mümkündür, ancak talep edenin iflâsına karar verilebilmesi için doğrudan doğruya iflâs şartlarının da oluşması gerekir. Örneğin borca batık bir sermaye şirketinin konkordato talebinin reddedilmesi hâlinde mahkemece konkordato talep eden şirketin iflâsına resen karar verilecektir. Bu hususta alacaklının ya da talep eden şirketin ayrıca iflâs talebinde bulunması şartı aranmamaktadır. 25. Konkordatonun tasdik edilmemesine ilişkin benzer düzenleme az yukarıda da ifade edildiği üzere İİK'nın 292 nci maddesinde yer almaktadır. İlgili madde uyarınca konkordato mühleti içerisinde maddede öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde mühlet kararı kaldırılarak iflâsa tâbi talep edenin iflâsına karar verilecektir, ancak belirtmek gerekir ki İİK'nın 292 nci maddesinde belirtilen iflâsın şartları ile 308 inci maddesi gereğince konkordatonun tasdik edilmemesi hâlinde mahkemece verilecek iflâs kararının şartları birbirinden farklıdır (Öztek, Budak, Tunç Yücel, Kale, Yeşilova, s. 308). 26. Konkordato talep eden şirketin iflâsına karar verilebilmesinin ilk şartı konkordatonun tasdik edilmemesidir. Konkordato ise az yukarıda da açıklandığı üzere İİK'nın 305 inci maddesinde sayılan şartlardan birinin eksik olması durumunda tasdik edilmeyecektir. 27. Tasdik edilmeyen konkordato doğrudan doğruya borçlunun iflâsına neden olmayabilir. Mahkemece talep edenin konkordato talebinin reddi ile birlikte iflâsına karar verilebilmesi için talep edenin iflâsa tâbi şahıslardan biri olması ile birlikte doğrudan doğruya iflâs nedenlerinin de (kooperatif veya sermaye şirketinin borca batık olması gibi) bulunması gerekir. Aksi hâlde mahkemece sadece talep edenin konkordato talebinin reddine karar verecek, ancak iflâsına hükmedemeyecektir. 28. Doğrudan doğruya iflâs nedenleri ise İİK'nın 177 ilâ 179 uncu maddelerinde (ve md. 179 atfıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu md. 377, md. 634 ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu md. 63'te) düzenlenmiştir. 29. İcra ve İflas Kanunu'nun "Evvelce takibe hacet kalmaksızın iflas" başlıklı 177 nci maddesinde, "Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir. 1–Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoliyle yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2 – Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3 – 308 inci maddedeki hal varsa; 4 – İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır. Bu Kanunun 178 inci maddesinin ikinci fikrası burada da uygulanır" düzenlemesi bulunmaktadır. 30. Alacaklı İİK'nın 177 nci maddesinde sayılan hususlardan birinin gerçekleşmesi hâlinde önceden takip yapmadan doğrudan borçlunun bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurarak iflâsını isteyebilir. İİK'nın 177 nci maddesinin üçüncü bendinde, aynı Kanun'un 308 inci maddesindeki hâlin bulunması da doğrudan doğruya iflâs nedeni olarak gösterilmiş, dördüncü bendinde de borçlunun dinlenmek üzere mahkemeye çağrılacağı belirtilmiştir. 31. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; talep eden şirket tarafından yapılan konkordato teklifi İlk Derece Mahkemesince adi alacaklılar yönünden kabul edilerek tasdik kararı verilmiş, bir kısım alacaklıların istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince tasdik kararı kaldırılarak talep eden şirketin borca batık olduğu da dikkate alınarak İİK'nın 308 inci uyarınca iflâsına karar verilmiş, Özel Dairece İİK'nın 292/son maddesi uyarınca şirketin yetkili temsilcisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden iflâs kararı verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur. 32. Her ne kadar Özel Dairece bozma kararında şirket yetkilisinin çağrılarak dinlenmeden karar verilemeyeceğinin yasal dayanağı olarak İİK'nın 292/son maddesi gösterilmiş ise de söz konusu düzenleme yukarıda da açıklandığı üzere kesin mühlet aşamasında henüz tasdik yargılaması aşamasına geçilmeyen süreçte anılan maddede sayılan hâllerden birinin gerçekleşmesi durumunda, komiserin yazılı raporu üzerine herhangi bir talebe gerek olmaksızın iflâsa tâbi borçlu hakkında iflâs kararı verilmesini düzenlemekte olup somut olayda, komiserler mühlet içerisinde işlemlerini tamamlanmakla nihai rapor sunulmuş, tasdik yargılamasına başlanmış ve teklif edilen konkordato, şirketin mali yapısı, nihai raporun değerlendirilmesi sonucunda İİK'nın 308 inci maddesi uyarınca resen iflâs kararı verilmiştir. 33. Bu nedenle somut olayda İİK'nın 292/son maddesinin uygulama yeri bulunmamaktadır, ancak İİK'nın 308 inci maddesinde, aynı Kanun'un 292/son maddesinden farklı olarak doğrudan doğruya iflâs nedenlerinden birinin bulunması hâlinde iflâs kararı verilmeden önce şirket yetkilisinin çağrılarak dinlenmesi yönünde açık bir düzenleme olmamakla beraber doğrudan doğruya iflâs nedenlerini düzenleyen İİK'nın 177 nci maddesinde, aynı Kanun'un 308 inci maddesindeki hâlin bulunması ve borçlunun dinlenmek üzere mahkemeye çağrılması gerektiği yönündeki düzenlemeler dikkate alındığında, İİK'nın 308 inci maddesi uyarınca, şirket yetkilisi mahkemeye çağrılarak dinlenmeden iflâs kararı verilmesi yerinde değildir. 34. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; somut olayda İİK'nın 292/son maddesinin uygulama yeri bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesince İİK'nın 308 inci maddesi uyarınca konkordato talebinin reddi ile birlikte doğrudan doğruya iflâs nedenlerinden biri olarak talep eden şirketin borca batık olması nedeniyle iflâs kararı verildiği, İİK'nın 308 inci maddesinde aynı Kanun'un 292/son maddesinden farklı olarak şirket yetkilisinin çağrılmasına ilişkin düzenleme bulunmadığı, komiserlerin hazırladığı nihai rapordan ve ilan edilen tasdik duruşma gününden haberi olan talep eden şirketin iflâs kararı verilmeden önce yeniden duruşmaya çağrılmasına gerek olmadığı, İİK'nın 177 nci maddesinin alacaklının talebi hâlinde doğrudan doğruya iflâs hâlini düzenlendiği bu nedenle somut olayda uygulama yeri bulunmadığı açıklanan nedenlerle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesi uyarınca istinaf aşamasında bölge adliye mahkemesince duruşma yapılmadan karar verilebileceği, bu nedenle iflâs kararı verilmesi gereken hâllerde şirket yetkilisi çağrılarak dinlenmesi için duruşma açılmasına gerek olmadığı açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüşler yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir..." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 06.12.2023 tarih ve 2023/6-603 Esas 2023/1216 Karar sayılı Kararı) Borca batıklık, 6102 Sayılı TTK’nın 377. maddesinde gösterilen şekilde varlıkların rayiç değerine ve alacaklılar listesinde gösterilenler ile gerçek anlamda tespit edilebilecek diğer borçların tutarına göre, yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi veriler üzerinden oluşturulacak şirket bilançosu ile belirlenmelidir. Borca batıklıktan kurtulma ise tüm borçların ödenmesi anlamına gelmeyip, aktifin pasiften fazla olmasını ifade eder. Bir sermaye şirketinin borca batıklık bildiriminde bulunarak iflasını istemesi halinde, bu durumun mahkemece re’sen tespiti gerekir. Bu tesbitin yapılmasında, davacının sunduğu delillere ek olarak, mahkemece gerekli görülen diğer delillerin toplanması, bu kapsamda ilgisi görülen kamu kurumlarından alınacak bilgiler, yapılacak keşif ve mahkemece atanacak bilirkişilerce düzenlenecek raporlar da değerlendirilmelidir. Borca batıklığın tesbitinde sadece davacının kayıtlarına değil, varlıklarının rayiç değerlerine de özellikle bakılmalı, bu noktada, konusunda uzman bilirkişilerin görüşüne başvurulmalıdır. Dava teorisindeki genel ilkenin bir istisnası olarak, borca batıklık sadece dava tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir. "...Mahkemece konkordato tasdik talebinin reddi ile borca batık olan şirketlerin iflasına karar verilmiştir. 3.1. İİK 292/ son fıkrası “Mahkeme, bu madde uyarınca karar vermeden önce borçlu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli görürse davet eder” hükmünü içermektedir. 3.2. Somut olayda, mahkemece iflaslarına karar verilen borçlu şirketler .... Şti’nin ve .... Şti.’nin yetkili temsilcilerinin yargılama sırasında mahkemeye çağrılarak dinlenmediği, kanunun amir hükmünün yerine getirilmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır. Bu durumda, adı geçen borçlu şirketlerin yetkilileri mahkemeye çağrılarak dinlenmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 07.12.2023 tarih ve 2023/3541 Esas 2023/4144 Karar sayılı ilamı, aynı yönde bknz. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 17.03.2021 tarih ve 2021/2926 Esas 2021/930 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 27.01.2021 tarih ve 2020/1581 Esas 2021/266 Karar sayılı ilamı) Yukarıdaki yasal düzenlemeler, emsal içtihat ve kararlar ile açıklamalar ışığında; dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle hükme esas alınan geçici konkordato Komiser Heyeti raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, İİK.'nun 305. maddesinde aranılan koşulların davacılar lehine oluşmamasına, davacı ... AŞ. ve .... A.Ş.'nin borca batık olmamasına ve bu şirketler yönünden İİK'nun 178. ve 179 maddesinde belirtilen iflas koşullarının oluşmamasına, davacı gerçek kişinin tacir sıfatına haiz olmamasına ve iflasa tabi kişilerden olmamasına, davacı .... AŞ'nin kayden, reel/rayiç manada borca batık olmasına ve bu şirket yönünden İİK'nun 178. ve 179 maddesinde belirtilen iflas koşullarının oluşmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 3 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/05/2026 tarih ve 2025/1214 Esas 2026/470 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında her bir davacıdan ayrı ayrı alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden karşı taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 6-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde davacı ....A.Ş. yönünden İİK'nun 164. ve HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere diğer davacılar yönünden İİK'nun 288/1 maddesi atfı ile İİK'nun 293. maddesi gereğince kesin olmak üzere 15/10/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1379, K. 2026/2293, T. 15.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1379-e-2026-2293-k-35d28eec415a