Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2457 E. 2026/1599 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2457
- Karar No
- 2026/1599
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO:2023/2457
KARAR NO:2026/1599
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:(KAPATILAN)İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:19/11/2020
NUMARASI:2017/1198 Esas - 2020/661 Karar
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:07/11/2017
İSTİNAF KARAR TARİHİ:01/10/2026
Davanın reddine ilişkin verilen kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan 02/08/2010 tarihinde satın aldığı otomobilin gizli ayıplı olması nedeniyle iadesi için davalıya İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2014/294 esas sayılı dosyasında dava açıldığını, mahkemece davalının müvekkiline 49.158,06-TL maddi tazminat ile birlikte ifa kuralı gereğince, aracın fiilen davalıya iadesine ve teslim tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesine karar verildiğini, karar doğrultusunda aracın davalı şirkete iade edildiğini ve hükmedilen bedelin davalı tarafından ödendiğini, ancak aracın satın alındığı tarih ile bedelinin iade edildiği tarih arasında otomobil fiyatlarında meydana gelen artış nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, aracın iade tarihindeki piyasa değerinin 85.602,06 TL olmasına rağmen müvekkiline 49.158,06 TL üzerinden ödeme yapıldığını, aradaki 36.444,00 TL farkın yasal faizle karşılanamayan munzam zarar niteliğinde olduğunu, bu kapsamda 36.444-TL asıl alacak ve 13.776,98-TL işlemiş faiz (05/11/2014-05/12/2016) olmak üzere toplam 50.120,98-TL'nin değişen oranlarda yasal faiziyle tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu 19. İcra Dairesi'nin ... sayılı ilamsız takibinin başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili, davacı tarafından gönderilen ödeme emrine yasal süresi içinde itiraz edildiğini, munzam zararın alacaklısının öncelikle temerrüte uğrayan asıl alacağının varlığını bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanamayan zararını, zarar ile borçlu temerrütü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlü olduğunu belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece, TBK'nın 122. maddesinde alacaklının, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusurunun bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlü olduğunun düzenlendiği, davalı satıcının aracın gizli ayıplı çıkmasında kusurunun bulunmadığı; davalının önceki yargılamada hüküm altına alınan 49.158,06-TL bedeli davacıya ödediği, davacının ödeme tarihinde yeni araç alabileceği fiyatla oluşan farkı munzam zarar adı altında bu dava ile talep ettiği, ancak davalının bu borcu ödemede temerrüde düşmediği, Yargıtay'ın "Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazandığı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Yani temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarardır." şeklindeki tanımı uyarınca, somut olayda davalı temerrüdünün söz konusu olmadığı ve davalının kusuruyla oluşan ilave bir zararın bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek, müvekkilinin davalıdan 02/08/2010 tarihinde 49.158,06-TL'ye satın aldığı ve ayıplı çıkmış araç için açılmış önceki davanın 05/11/2014 tarihinde sonuçlandığını, 2014 yılında aynı aracın fiyatının 85.602,06-TL olduğunu, iade edilen 49.158,06-TLile aradaki 36.444-TL farkın müvekkilinin munzam zararını oluşturduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE:Dava, davacının davalıdan satın aldığı aracın gizli ayıplı çıkmasından dolayı açılmış dava sonucunda davacıya iade edilmiş araç bedeli ile iadenin gerçekleştiği tarihte aynı aracın yenisinin bedeli arasındaki farkın munzam zarar olduğundan bahisle bu bedelin tahsili için başlatılmış ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul Anadolu 1. ATM'nin 2014/291 esas 2014/466 karar (bozma ilamından önce 2011/361 esas ve 203/348 karar) sayılı dosyasının incelemesinde, dava tarihinin 22/04/2011 olduğu, davacının davalıya karşı 2011 model ... model aracın ayıplı olduğundan bahisle maddi ve manevi tazminat istemli olarak dava açtığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda aracın gizli ayıplı olduğu gerekçesiyle, 05/11/2014 tarihli kararla davacının aracın davalıya iadesi isteminin kabulüne, araç bedeli ve masraflar ile ilgili olarak maddi tazminat talebinin kabulü ile 49.158,06-TL maddi tazminatın aracın davalıya iade edildiği tarihten işleyecek avans faiziyle davacıya ödenmesine, manevi tazminat isteminin reddine karar verildiği ve kararın 09/04/2015 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiştir.Munzam zarar talebiyle ilgili olarak uygulanması gereken 6098 sayılı TBK'nın 122. maddesi hükmünce, alacaklının uğradığı zarar geçmiş günler faizinden fazla olduğu takdirde borçlu kendisine hiçbir kusur ileri sürülemeyeceğini kanıtlamadıkça bu zararı dahi karşılamak zorundadır. Temerrüt faizi, temerrüte düşen borçlunun para borcunu ödemede gecikmesi halinde alacaklıya ödemek zorunda olduğu asgari miktardır. Alacaklı geç ödeme sebebiyle zararının temerrüt faizinden fazla olduğunu ileri sürüp kanıtlayabiliyor ise aşkın zarar diye de ifade edilen faizi aşan zararını borçludan isteyebilir.Temerrüt faizini talep edebilmek için gecikme nedeniyle uğranılan zararın ispatı gerekmediği halde faizi aşan zarar-munzam zararın istenebilmesi için, alacaklı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararının varlığını kanıtlamak zorundadır.Munzam zararın varlığı için de, borçlunun mütemerrit olması, borçlunun temerrütü ile aşkın zararı arasında nedensellik bağı olması, temerrüt faizi ile karşılanmayan zararın bulunması ve borçlunun zararın doğumunda kusurlu olması koşullarının gerçekleşmesi gerekir.Somut olayda davacı, davalıdan 02/08/2010 tarihinde 49.158,06-TL'ye (0) km satın aldığı ve ayıplı çıkmış araç için açtıkları davanın 05/11/2014 tarihinde sonuçlandığını, karar üzerine aracın davalıya iade edildiğini ve bedelin alındığını, 2014 yılında aynı aracın yenisinin fiyatının 85.602,06-TL olduğunu, iade edilmiş 49.158,06-TL ile aradaki 36.444-TL farkın müvekkilinin munzam zararını oluşturduğunu ileri sürmektedir. 06/12/2016 tarihinde başlatılmış icra takibinde de 05/11/2014 tarihi itibariyle asıl alacağın 36.444-TL olduğu ve o tarihten 05/12/2016 tarihine kadar işlemiş faizi talep etmiştir. Aracın davalıya ve bedelinin de davacıya iadesine ilişkin 05/11/2014 tarihli İstanbul 1. ATM'nin kararının ve 09/04/2015 tarihinde kesinleştiği ve uygulanmadığı hususunda bir iddia yoktur. Buna göre davalının temerrütü ve kusurlu olmasından söz edilemeyeceğinden, davacı munzam zararını ispat edememiştir. Kaldı ki, söz konusu mahkeme kararının konusu davacının 02/08/2010 tarihinde satın aldığı araca ilişkin olup, karar tarihi olan 2014 yılında aracın yenisinin davacıya verilmesine ilişkin değildir.Açıklanan nedenlerle, davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85-TL harcın mahsubu ile kalan 462,15-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.01/10/2026