Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1389 E. 2026/1311 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1389
Karar No
2026/1311
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/1389 Esas 2026/1311 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1389 KARAR NO : 2026/1311

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/08/2026 NUMARASI : 2026/675 Esas (Derdest Dosya) DAVA :Tazminat DAVA TARİHİ : 16/07/2026 TALEP : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : 04/08/2026 KARAR TARİHİ : 02/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2026

Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davanın yargılaması sırasında ihtiyati tedbir isteminin reddine dair ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü. TALEP İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili 04/08/2026 tarihli dilekçesinde özetle; müvekkillerinin ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin hissedarı olduklarını, 04/09/2025 tarihli genel kuruldan kısa süre sonra davalıların Mahkemenin 2025/732 Esas sayılı dosyası ile ... ....Ltd.Şti'ne kayyım olarak atandıklarını, davalıların usul ve yasaya aykırı anlaşma belgeleri ile şirketi borca soktuklarını, şirketin faiz, harç ve vekalet ücreti gibi çok sayıda kalem yönünden zarar ettiğini, şirket aleyhine başlatılan icra takiplerine kasten itiraz etmeyerek şirkete haciz gelmesine sebebiyet verdiklerini, davalı ...'ın avukatının ihtiyari arabulucu olarak görevlendirilip bu avukata çok sayıda arabulculuk anlaşma belgesi imzalatıldığını, dava dışı ... tarafından şirkete gönderilen hesap kat ihtarnamesine usulüne uygun olarak itiraz edilmemesi nedeniyle hesap kat ihtarının kesinleşmesine sebebiyet verdiklerini, davalı ...'a ait ... AŞ tarafından Eskişehir İcra Müdürlüğünün 2026/29098 Sayılı dosyası ile kendisinin kayyım olduğu ......Ltd. Şti aleyhine icra takibi başlatıldığını, 302.000,00 TL alacak yaratıldığını, kendi şirketine kiralanan taşınmazlardaki mallara haciz konulduğunu ve satışının istenildiğini, sözkonusu dosyada alacaklı vekilinin davalı ...'ın avukatı ... olduğunu, davalı ... tarafından verilen vekaletname ile şirket avukatı haline gelen avukatların bile bile borca itiraz etmeyerek takibi kasten kesinleştirdiğini, davalı ...'ın kasten haciz yapılmasına itiraz etmediğini ileri sürerek Eskişehir İcra Müdürlüğünün 2026/29098 sayılı icra takip dosyasında satışın durdurulması ve icra veznesine yatan paraların alacaklı olarak görünen Şirkete ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; eldeki davanın menfi tespit davası olmadığı gibi icra dosyasında alacaklı ve borçlu olan şirketlerin iş bu davada taraf olmadığı, her ne kadar tek ortağı ...'da olsa alacaklı ... AŞ'nin ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunduğu, davacı tarafın iddialarının yargılamayı gerektirmesi ve bu aşamada yaklaşık ispatı sağlayacak kanaat oluşturacak delillerin sunulmamış bulunduğu ve ihtiyati tedbire yönelik gerekli koşulların oluşmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince kayyım olarak atanan davalılardan ...'ın şirket kayyımı olduğu sırada % 100 ortağı olduğu dava dışı ... A.Ş adına ilamsız icra takibi başlattığını, kayyım olduğu için bu takibe itiraz etmeyerek takibi kesinleştirdiğini, şahsi olarak davalı ...'ın bir kısım belgelerinin takip dayanağı belge olarak eklendiğini, kendisinin kayyımı olduğu şirket aleyhine haciz işlemi başlatılması, şirket mallarına haciz konulması ve satışının istenilmesinin kayyımların açıkça mahkemenin verdiği görevi şirketin mallarını ve paralarını ele geçirmek için kötüye kullandığını ispatlar nitelikte olduğunu, mahkemece HMK hükümleri çerçevesinde değerlendirme yapılması gerekirken İİK'nın 72. maddesine göre değerlendirme yapılmasının isabetsiz olduğunu, müvekkili ... Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2026/30 E. - 2026/873 K. sayılı kararı uyarınca tekrar ... Ltd. Şti.'nin müdürü olsa da, davalı ... ile müşterek yetkili müdür olup, tek başına dava açamadığını, yetkisi müşterek olmasa dahi, yerel mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin 2026/30 E. - 2026/873 K. Sayılı kararındaki, ...'ın müdürlüğünün kaldırılmasına yönelik tedbirin kaldırılması yönündeki kararı açık bir şekilde tanımadığı için, şirket adına dava açılsa da dinlenilmeyeceğini, dosya arasına alınan Eskişehir İcra Müdürlüğü'nün 2026/29098 E. sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklı şirketin ... A.Ş olduğu, şirketin %100 ortağı ve yetkilisinin ... olduğu, alacaklı vekilinin kayyım atanmasına karar verilen dosyada ...'ın avukatlığını yapan Avukat ... olduğu, alacaklı vekilinin vekaletnamesindeki imzanın ...'a ait olduğu, takip dayanağı belgelerdeki dekontların, alacaklı gösterilen ... A.Ş tarafından değil, ... tarafından gönderildiği iddia edilen paraları gösterdiğini, davalı ...'ın açıkça muvazaalı işlem yaparak, kendisinin sözde alacaklarını, kendisinin %100 ortağı olduğu şirket üstünden icraya koyup, bizzat kendisi itiraz etmeyerek şirketi hem faiz hem harç hem de vekalet ücreti yüküne soktuğunu, üstelik şirket mallarını satış aşamasına getirerek bir de şirketi satış masrafı ödeme yüküne soktuğunu, hal böyleyken ... ile onun %100 ortağı ve yetkilisi olduğu ... arasında hiçbir bağ olmadığını ve bu işlemlerin muvazaalı olmadığını, şirketin ayrı tüzel kişiliği olduğunu düşünmenin isabetli olmayacağını ileri sürerek 06/08/2026 tarihli ara kararın kaldırılmasına, Eskişehir İcra Müdürlüğü'nün 2026/29098 sayılı icra takibinin durdurulmasına, bu talebin kabul edilmemesi halinde, dosyada satış talep edildiği ve kıymet takdiri aşamasında olduğu dikkate alınarak satışın durdurulması, bu talebin de kabul edilmemesi halinde, dosyaya yatacak paranın, borçlu şirket kayyımının muvazaa yaratmak için kullandığı %100 sahibi olduğu ... A.Ş.'ye ödenmesinin engellenmesi yönünde tedbir kararı verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep;HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Somut olayda, davalıların dava dışı ... Tic. Ltd. Şti'nin kayyumu oldukları dönemde Şirkete verdikleri zararların tazmini istemi ile eldeki dava açılmış olup, eldeki davanın tazminat davası olduğu, ihtiyati tedbir kararının ancak uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceği ve davada taraf olmayan kişiler hakkında ihtiyati tedbir kararı verilmeyeceği gözetildiğinde mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara kararda isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harç peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi-

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1389, K. 2026/1311, T. 02.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1389-e-2026-1311-k-a20e1a2ae79b