Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1480 E. 2026/1282 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1480
Karar No
2026/1282
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2026/1480 Esas 2026/1282 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1480 KARAR NO : 2026/1282

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 38. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/05/2026 NUMARASI : 2026/100 Esas 2026/386 Karar

DAVA : İtirazın İptali (Kasko Sigorta Poliçesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/12/2022 KARAR TARİHİ : 30/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/10/2026

Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar ... ve ... vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı aracın trafikte seyir halinde iken davalı ...'in maliki, ...'in sürücüsü olduğu araç ve davalı ...'nın maliki, ...'nın sürücüsü olduğu araçla karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini, sigortalıya ödenen bedelden davalıların sorumlu olduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek davalıların takibe itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında ıslah ile bildirdiği 9.936,50 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir. Diğer davalılara dava dilekçesi tebliğ edilmesine rağmen diğer davalılar davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacının sigortalısı ile davalı yanın karıştığı trafik kazasında sigortalı araçta meydana gelen hasarın sigortacı tarafından tazmin edildiği, kusurlu davalılardan rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki davalı itirazının iptali istemi ile eldeki davanın açıldığı, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile tarafların kusurlu hareketlerinin belirlendiği, mahkemece de davacı sigortalısının kusuru bulunmadığı ve davalı yanın kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu, yukarıda açıklandığı üzere %50'şer kusurlu olduklarının kabulü gerekeceği kanaatine varıldığı, davalının aksi yöndeki savunmalarına dosya kapsamı gözetilerek itibar edilemeyeceği, bu hali ile davacının sigortalıya yaptığı ödemenin tahsili isteminin yerinde olduğu, ancak ödemesi gereken gerçek zararın tazminini talep edebileceği, makine mühendisi bilirkişi tarafından rücuen tahsili talep edilebilecek miktarın 29.750,00 TL olduğunun belirlendiği, davacı yanın dava dilekçesi ile TBK'nun 61. maddesi kapsamında müteselsil sorumluluğa dayalı eldeki davayı açtığını beyan ettiği, bu hali ile takip talebine konu edilen miktarın rücuen tahsil edilmesine ilişkin talebin yerinde olduğu, ödeme ile takip tarihi arasındaki faizin mahkemece hesaplandığı ve takipte talep edilen miktarın yerinde olduğu, davalı yanın takibe vaki itirazının yerinde olmadığı ve iptali gerektiği, alacak yargılamayı gerektirmekle likit olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara 19. İcra Dairesi’nin 2021/12706 sayılı dosyasında davalıların itirazının iptali ile takibin aynen devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; kaza sırasında müvekkillerinin aracının ... A.Ş. tarafından sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, anılan sigorta şirketinin kazadan kaynaklanan riskleri karşılamakla yükümlü olduğunu, sigorta şirketine başvurulmadan, sigortaya karşı arabuluculuk görüşmeleri yapılmadan dava açılmasının hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, davanın ıslahla artırıldığını, ıslah bedeli kabul edilmediğine göre ıslah bedeli üzerinden davanın reddi ile davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili ...'nın araç sürücüsü olmadığını, kendisine kusur atfedilemeyeceğini bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; İşbu dava Ankara 38. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup 2022/567 Esas 2024/21 Karar sayılı karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Anılan karara karşı davalılar vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2024/444 Esas 2025/1690 Karar sayılı kararıyla görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın görevli ve yetkili Ankara Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş, dosya Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilerek 2026/100 Esas sırasına kaydı yapılmıştır. Davacı yan kasko sigortalı aracın trafikte seyir halinde bulunduğu sırada davalı ...'in maliki, ...'in sürücüsü olduğu araç ve davalı ...'nın maliki, ...'nın sürücüsü olduğu araçla karıştığı trafik kazası sonucu hasara uğradığını, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, sigortalıya ödenen bedelden davalıların sorumlu bulunduğunu, alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı vekili yargılama aşamasında ıslah dilekçesi sunmuş ise de, davasını tam ıslah ederek alacak davasına dönüştürmemiştir. Islah ile bildirdiği 9.936,50 TL yönünden ıslah harcını yatırdığından anılan miktar yargılama giderleri kısmında Dairemizce gözetilmiştir. Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davacının kasko sigorta poliçesi ile teminat altına aldığı sigortalı araçla 15/08/2020 tarihinde dava konusu kazaya karışan davalı ...'nın maliki ve davalı ...'nın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın kaza tarihinde zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesi ile ... A.Ş. tarafından teminat altına alındığı dosya içeriğiyle sabittir. Somut olayda tartışılması gereken hususlar, meydana gelen trafik kaza tarihinde davalı ...'nın maliki, ...'nın sürücüsü olduğu aracın dava dışı ... A.Ş. tarafından ZMMS poliçesi ile teminat altına alınması nedeniyle davacının rücuen alacak talebini doğrudan anılan davalılara yöneltip yöneltemeyeceği, davalılar ... ve ... aleyhine başlatılan icra takibinin bu noktada usulüne uygun olup olmadığı, anılan davalılar yönünden itirazın iptali dava şartı olan usulüne uygun icra takibi yapılmış olmasına ilişkin şartın gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmiş ise dava konusu kazada istinaf kanun yoluna başvuran anılan davalıların kusurlu olup olmadığı, sigortalı araç sürücüsüne atfı kabil kusur bulunup bulunmadığı, sigortalı araçta oluşan hasardan anılan davalıların sorumlu olup olmadığı, sigortalı araçta oluşan hasar nedeniyle sigortalıya ödeme yapan davacının ödediği bedeli anılan davalılardan talep edip edemeyeceği, anılan davalıların icra takibine itirazının haklı olup olmadığıdır. İstinaf kanun yoluna başvuran davalı yan, yargılama aşamasında aracının ZMMS poliçesi ile teminat altına alındığını, ZMMS şirketine başvuru yapılmadan hakkında dava açılamayacağını bildirmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davalı ...'nın maliki, ...'nın sürücüsü olduğu araç kaza tarihinde ZMMS poliçesi ile dava dışı ... A.Ş. tarafından teminat altına alınmıştır. Kaza tarihi olan 11/08/2020 tarihinde yürürlükte bulunan Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.4.4.3. maddesi "Sigorta şirketi ödediği tazminat tutarınca sigortalıya halef olur. Sigorta şirketi ödediği tutar için rücu talebini, sigorta limitleri dahilinde, öncelikle ilgili risk için teminat sunan sigorta şirketine yöneltir. Sigorta şirketi ilgiliye karşı sahip olduğu rücu hakkını ilgili risk için sigorta teminatının bulunmadığı durumda kullanabilir. Sigorta ettiren ve sigortalı, sigortacının açabileceği davaya veya takibe yararlı ve elde edilmesi mümkün belge ve bilgileri vermeye zorunludur" hükmünü içermektedir. Anılan hüküm uyarınca sigortalısına ödeme yapan davacının sigortalısının halefi olarak ödediği tutar için rücu talebini, davalılara karşı ancak ilgili risk için sigorta teminatının bulunmadığı durumda kullanabilecektir. Somut olayda ise, davalılardan ...'nın maliki, davalı ...'nın sürücüsü olduğu aracı ZMMS poliçesi ile teminat altındadır. Bu durumda davacı, rücuen alacak talebini sigorta limitleri dahilinde, öncelikle ilgili risk için teminat sunan anılan davalıların maliki ve sürücüsü olduğu aracın ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olan dava dışı ... A.Ş.'ye yöneltmek zorundadır (Emsal Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/03/2016 tarih ve 2015/9080 Esas 2016/3878 Karar sayılı ilamı). Öte yandan, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 11/05/2022 tarih 2022/3223 Esas 2022/4460 Karar sayılı ilamında hayat sigortasına ilişkin olarak "Dosya kapsamından mirasbırakan Sabri’nin kullandığı, 07/02/2013 tarihli ve 20.000 TL tutarlı bireysel kredi nedeniyle aynı başlangıç tarihli hayat sigortası poliçesi tanzim edildiği, mirasbırakanın 26/06/2013 tarihinde öldüğü, geriye davacı mirasçısının kaldığı anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta; sigorta poliçelerinin kredi veren banka tarafından açılan kredilere teminat olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Tüketici kredisi sözleşmesinde ve tüm sigorta poliçelerinin üzerinde kredi veren bankanın adına dain ve mürtehin kaydı bulunacağı yazılı olup sigorta şirketinin menfi yanıtına karşı, kredi veren banka lehtar olduğu sigorta poliçesindeki hakları talep ettiğinde, sigorta şirketinin ona karşı ileri sürebileceği bir defi ve itiraz hakkı bulunmamaktadır. Muris, bankadan kullandığı krediye teminat oluşturmak üzere bankanın talebiyle hayat sigortası yaptırmıştır. Esasen kredi veren bankanın talebi ile tüketici tarafından yaptırılan hayat sigortası, tüketicinin kendi isteğiyle yaptığı bir sigorta olmayıp, bankanın talebi üzerine kredi alacağına teminat oluşturmak üzere yapılan bir sigortadır. Sigorta poliçesinde, tüketici sigortalı, banka lehtar ve sigorta poliçesini düzenleyen sigorta şirkedir. Poliçenin dain ve mürtehini bankadır. Rizikonun gerçekleşmesi halinde, bankanın poliçe teminatı kapsamında kalan bakiye kredi alacağını, öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmesi gerekir. Sigorta şirketi lehtar konumunda olduğundan, bankaya karşı tüketicinin sağlık sorunları olduğunu, örneğin, kalp hastası veya kanser hastalığını gizlediğini ileri süremez. Çünkü, sigorta poliçesini düzenleyen, sigorta şirketinin kendisi veya yetkili acentesidir. Bankanın elinde hayat sigortası poliçesi gibi kolayca alacağını tahsil etme imkanı varken, sigortacının ödeme talebini geri çevirdiği şeklindeki bir gerekçeyle, poliçe limiti kapsamında kalan alacağı için icra takibi başlatması veya dava açması TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırılık oluşturur. Bu nedenle tüketici işlemi niteliğindeki banka kredileri nedeniyle, hayat sigortası yapılmış olması durumunda, bankanın poliçe limitleri dahilinde kalan kredi alacağını öncelikle sigorta şirketinden tahsil etmesi zorunludur. Bu husus, banka tarafından tüketicinin mirasçıları (halefleri) hakkında dava açılabilmesinin ön şartıdır. Banka sadece poliçe limitinin yeterli olmadığı bakiye alacak için tüketicinin mirasçılarından talepte bulunabilir. Kredi kullanan tüketici adına yapılan hayat sigortası poliçesi mevcutken, bankanın tüketicinin ölümü nedeniyle, tüketicinin mirasçılarından ödenmeyen bakiye kredi alacağının tahsili için dava açması veya icra takibi başlatması, sigorta hukukunun temel ilkelerine ve sigorta yapılmasının amacına aykırılık oluşturacağı gibi sigorta yapılmasına duyulan güven ve itimadı da zedeler. Bu nedenle banka alacağını öncelikle sigorta poliçesinden tahsil etmelidir. TMK'nun 2. maddesinde, "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmü düzenlenmiştir. 2918 sayılı yasanın 91. maddesine göre işletenin aynı yasanın 85. maddesindeki hukuki sorumluluğunu karşılanmak üzere yaptırılan ZMMS poliçesinin lehtarı aynı yasaya göre zarar gören üçüncü kişi olup, kasko şirketi de zarar görene halef olduğuna göre ZMMS sigortacısına başvuru hakkına sahiptir. Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, mirasçının ölüm nedeninin tespit edilemediğinden dava konusu kredinin davacıdan tahsil etme işleminin haksız olduğu yönündeki yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir." şeklindeki kararında da uygulandığı üzere sigorta ettirmek ile davalı işleten riskini teminat altına almıştır. Sigortacı davacı şirketin sigortalısı da üçüncü kişi olarak ZMMS'nin doğal lehtarı olduğundan, sigorta ilişkisinin amacına uygun olarak, lehtarın sigorta şirketine başvurması gerekir. Yargıtay 13. ve 3. Hukuk Dairesi'nin ihtiyari olan hayat sigortası yönünden getirdiği bu kriter, yapılması zorunlu olan ZMMS poliçesi yönünden evleviyetle uygulanmalıdır. Diğer taraftan TTK'nun 1472. maddesine göre davacının halef olması kanuni dayanak sağlamış ise de, davacı sigorta şirketi rücu hakkının sigorta şirketine başvuru şartı getiren genel şartları kabul ettiğine göre bu haklar sınırında belirlenmiştir. Genel şartlarla sigortalı aleyhine hüküm getirilemez ise de (TTK'nun 1452. maddesi) sigorta şirketi yönünden böyle bir kısıtlama da bulunmamaktadır. Bu durumda, kasko genel şartlarının davacı sigorta şirketini bağlamayacağı da söylenemez. Öte yandan TTK'nun 1472. maddesi sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder hükmü dava hakkının intikalini düzenlemektedir. Sigorta şirketinin dava hakkını kullanmasına ilişkin dava şartı/takip şartı kıstasının gözetilmeksizin dava hakkı verildiğine ilişkin bir düzenleme değildir. Dava itirazın iptali davası olduğundan anılan dava şartının tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olup olmadığı da somut uyuşmazlıkta tartışma konusu yapılmamıştır. Hal böyle olunca, mahkemece istinaf kanun yoluna başvuran davalı ...'nın maliki, ...'nın sürücüsü olduğu aracın kaza tarihinde ZMMS poliçesi ile teminat altına alındığı, anılan davalıların aracının ZMMS poliçesi bulunduğunu ileri sürdüğü, Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.4.4.3. maddesi uyarınca davacının rücuen alacak talebini sigorta limitleri dahilinde, öncelikle ilgili risk için teminat sunan anılan davalıların ZMMS poliçesini düzenleyen sigorta şirketi olan dava dışı ... A.Ş.'ye yöneltmek zorunda olduğu, davacının anılan sigorta şirketine başvurmadan anılan davalılar aleyhine doğrudan icra takibi yapamayacağı, itirazın iptali dava şartı olan usulüne uygun başlatılan icra takibinin varlığına ilişkin şartın gerçekleşmediği gözetilerek anılan davalılar yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Davalılar ... ve ... hakkında ilk derece mahkemesince verilen 05/05/2026 tarih 2026/100 Esas 2026/386 Karar sayılı karara karşı anılan davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığından ilk derece mahkemesi kararı anılan davalılar yönünden kesinleşmiş olup, anılan davalılar hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına hükmedilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında istinaf kanun yoluna başvuran davalılar ... ve ... yönünden isabet görülmediğinden davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, istinaf kanun yoluna başvuran davalılar ... ve ... yönünden davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/05/2026 tarih 2026/100 Esas 2026/386 Karar sayılı kararının istinaf kanun yoluna başvuran davalılar ... ve ... yönünden KALDIRILMASINA, 2-Davalılar ... ve ... hakkında ilk derece mahkemesince verilen 05/05/2026 tarih 2026/100 Esas 2026/386 Karar sayılı kararı kesinleştiğinden anılan davalılar hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, 3-Davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 4-Alınması gerekli olan 732,00 TL karar ilam harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davacı tarafından davalılar ... ve ... hakkında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalılar ... ve ... tarafından posta, tebligat ve adli tıp masrafı olarak yapılan toplam 5.686,25 TL yargılama giderinin davacıdan tahsil edilerek anılan davalılara verilmesine, 7-Yargılama aşamasında kendisini vekille temsil ettiren davalılar ... ve ... yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 31.572,30 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, B)1-Davalılar ... ve ... tarafından istinaf aşamasında yatırılan 370,00 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalılara iadesine, 2-Davalılar ... ve ... tarafından istinaf aşamasında yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 103,75 TL posta ve tebligat giderinin davacıdan alınarak anılan davalılara verilmesine, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar ... ve ... yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 30/09/2026

Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1480, K. 2026/1282, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1480-e-2026-1282-k-d1e436ae31b3