Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1439 E. 2026/1293 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2026/1439
Karar No
2026/1293
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2026/1439 Esas 2026/1293 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2026/1439 KARAR NO : 2026/1293

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 17/07/2026 (Ara karar) NUMARASI : 2026/593 Esas DAVA : Ticari Şirketin Feshi-Tasfiyesi DAVA TARİHİ : 16/07/2026 TALEP : İhtiyati tedbir KARAR TARİHİ : 30/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/09/2026

Taraflar arasındaki ticari şirketin feshi/ tasfiyesi istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sırasında, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair mahkemece verilen 17/07/2026 tarihli ara karara karşı, davacılar tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TALEP İhtiyati tedbir talep eden yan dilekçesinde özetle; davalı ... San. Tic. A. Ş.'nin murisi ...'ın 26/10/2023 tarihinde vefat ettiğini, mirasçıların Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/1933 Esas 2023/1616 Karar sayılı veraset ilamı ile belirlendiğini, ancak vasiyetnamelerin okunmasıyla bazı mirasçıların mirastan çıkarıldığını ve bu duruma ilişkin Eskişehir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/356 Esas sayılı dosyasında mirasçılık belgesinin iptali davasının derdest olduğunu, taraflar arasında vasiyetnamelerin iptali ve soybağının reddi gibi çok sayıda uyuşmazlık bulunduğunu, davalı şirket yönetiminin geçersiz miras taksim sözleşmelerini esas alarak genel kurullar düzenlediğini, davacının pay sahipliğinden doğan bilgi alma ve inceleme haklarının sistematik olarak engellendiğini, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/724 Esas sayılı dosyasında bilgi alma hakkının kullanılmasına dair davanın kabul edildiğini, icra takibi neticesinde yapılan incelemelerde şirketin mali tablolarının gerçeği yansıtmadığının ve usulsüz işlemler yapıldığının bilirkişi raporlarıyla tespit edildiğini, şirket varlıklarının rayiç değerinin altında üçüncü kişilere devredilerek şirket nakdinin çoğunluk pay sahiplerine aktarıldığını, sermaye artırımı kararlarının hukuka aykırı olduğunu, azınlık pay sahibi olarak yok sayıldığını, şirket yönetiminin çoğunluk gücünü kötüye kullandığını, ortaklık ilişkisinin çekilmez hale geldiğini, 6102 sayılı TTK'nın 531. maddesi uyarınca haklı nedenlerin varlığı sebebiyle şirketin feshini, mahkeme aksi kanaatte ise payların gerçek değerinin ödenerek davacının şirketten çıkarılmasını, ayrıca şirketin içinin boşaltılmasının önlenmesi amacıyla HMK m. 389 ve TMK m. 427 gereğince davalı şirkete yönetim kayyımı atanması ve şirketin çift imza ile temsili veyahut yönetim kurulu işlemlerinin mahkemece atanacak denetim kayyımının onayına tutulmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece 17/07/2026 tarihli ara karar ile; tedbir talebinin konusunun, yargılama süresinde davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin olduğu nazara alındığında, TMK 427/1-4 bent uyarınca, tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalması ve yönetimin de başka yoldan sağlanamamış olması şartının, yaklaşık ispat ölçüsünde (6100 sayılı HMK 390/3 uyarınca) gerçekleşen somut olayda bulunmadığı anlaşılmakla davacı yanın davalı şirkete yönetim kayyımı atanması ve şirketin çift imza ile temsili veyahut yönetim kurulu işlemlerinin mahkemece atanacak denetim kayyımının onayına tutulması yönündeki ihtiyati tedbir taleplerinin ayrı ayrı reddi gerektiği gerekçeleriyle; "davacı vekilinin, davalı şirkete yönetim kayyımı atanması talebinin reddine, davacı vekilinin, davalı şirketin çift imza ile temsili veyahut yönetim kurulu işlemlerinin mahkemece atanacak denetim kayyımının onayına tutulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine" dair karar verilmiş, karara karşı davacılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ İhtiyati tedbir talep eden davacı yan istinaf dilekçesinde özetle; Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2026/593 Esas sayılı dosya kapsamında tesis ettiği 17/07/2026 tarihli ihtiyati tedbir isteminin reddine dair ara kararının hatalı olduğunu, yargılama neticesinde hakkın elde edilmesinin imkansızlaşmasını engellenmesi adına HMK m. 389 ve TMK m. 427 uyarınca davalı şirkete tensiben ihtiyati tedbir yoluyla yönetim kayyımı atanması gerektiğini, yönetim kayyımı talebinin kabul edilmemesi durumunda ihtiyati tedbir yoluyla şirketin çift imza ile temsili veyahut yönetim kurulu işlemlerinin mahkemece atanacak denetim kayyımının onayına tabi tutulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini, şirketin içinin boşaltılmasının önlenmesi adına şirket malvarlıklarının üçüncü kişilere devrinin ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesine, bu mümkün değilse davalıdır şerhi işlenmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; davalı A.Ş.'ye yönetim kayyumu atanması yönünde ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nın 389/(1). maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nın 390/(2). maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 390/(3). maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. İhtiyati tedbir kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı hukuki korumadır. İhtiyati tedbir kararı verilebilmesinin diğer bir koşulu ise mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle bir hakkın elde edilmesi önemli ölçüde zorlaşacak ya da tamamen imkansız hale gelecek ise veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Somut olayda, davacı mirasçılar tarafından, davalı ... ... A.Ş.'nin, TTK 531 maddesi uyarınca haklı nedenle fesih ve tasfiyesi istemiyle açılan davada şirkete yönetim kayyımı atanması, bu talep yerinde görülmediğinde şirketin çift imza ile temsili veya yönetim kurulu işlemlerinin mahkemece atanacak denetim kayyımının onayına tabi tutulması, şirketin içinin boşaltılmasının önlenmesi adına şirket malvarlıklarının üçüncü kişilere devrinin ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesine, bu mümkün değilse davalıdır şerhi işlenmesine karar verilmesi yönünde ihtiyati tedbir talep edilmiş, mahkemece, 17/07/2026 tarihli ara karar ile "bu aşamada yaklaşık ispat şartının yerine getirilmediği" gerekçesiyle ihtiyati tedbir istemlerinin reddine ilişkin karar verilmiştir. Dosya kapsamından; davalı şirketin tek pay sahibi Muris ... 26/10/2023 tarihinde vefat ederek geriye mirasçı çocukları ..., ... ve ... ile ...'dan olma torunları ..., ... ve ... kalmış, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2023/1933 E. 2023/1616 K. sayılı veraset ilamında da bu kişiler mirasçı olarak gösterilmiştir. Ancak Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2023/1745 E. sayılı dosyası üzerinden murisin, Ankara 15. Noterliği’nin 13.01.1988 tarih ve ... yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetnamesi ile Ankara 25. Noterliği’nin 02.11.2004 tarih ve ... yevmiye numarası ile tutanağa bağlanan el yazılı vasiyetnamesinin okunmasıyla murisin, mirasçıları olan ... ile ...'ün mirastan çıkardığı, bunun öğrenilmesi üzerine davacılar ve dava dışı kardeşleri ... tarafından mirasçılık belgesinin iptali talebiyle davalar açıldığının, bu davaların Eskişehir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2024/356 E. sayılı dosyası üzerinden birleştirildiğinin, davaların derdest olduğunun, öte yandan ... tarafından Ankara 31. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2024/172 E. sayılı dosyası üzerinden; ... tarafından ise Ankara 13 Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2024/118 E. sayılı dosyası üzerinden vasiyetnamelerin iptali davaları açıldığının, ... ile ... tarafından ayrıca davacıların babası olan ...'ın, muris ...'ın oğlu olmadığı iddiası ile Ankara 12. Aile Mahkemesi'nin 2024/139 E. sayılı dosyası üzerinden soybağının reddi davası açtığının, bu davaların da derdest olduklarının, mirasçılık belgesinin iptali talebiyle ikame edilen davada vasiyetnamenin iptali davaları ile soybağının reddi davasının bekletici mesele yapıldığının, murisin mirasçılarının kim olduğu hususunun ihtilaflı bulunduğunun, vasiyetnamelerin açılmasından önceki dönemde taraflar arasında miras taksim sözleşmeleri imzalanmış olup sonrasında vasiyetnamelerin içeriğini öğrenen davacılar tarafından Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2024/476 E. sayılı dosyası üzerinden miras taksim sözleşmelerinin geçersizliğinin tespiti talepli dava açıldığının, bu davanın da derdest bulunduğunun davacı yanca ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca somut olayda, davanın ve iddianın ileri sürülüş şekline göre Anonim Şirkette organ boşluğu bulunmadığı gibi TTK hükümleri uyarınca esas olanın genel kurulun yönetim kurulunu görevden alarak yenisini seçmesi olup Anonim Şirketlere ilişkin TTK hükümlerinde doğrudan kayyum atanması öngörülmemiş olmakla, yine TMK 426/3 ve 427/1-4 maddesi hükümleri dikkate alındığında; ilk derece mahkemesinin, davacı yanın tüm ihtiyati tedbir taleplerinin yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilmediğinden bahisle reddine yönelik verilen ara kararı, sonuç itibariyle usul ve yasaya uygundur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir taleplerinin reddi yönündeki ara kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden ihtiyati tedbir talep eden davacıların istinaf başvurularının esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacıların istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Yapılan istinaf yargılama giderlerinin istinafa başvuran taraf üzerinde bırakılmasına, varsa kullanılmayan gider avansının istek halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-f. maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/09/2026

Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2026/1439, K. 2026/1293, T. 17.07.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2026-1439-e-2026-1293-k-5b2aede8d2bf