Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/127 E. 2026/1714 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/127
- Karar No
- 2026/1714
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/127
KARAR NO: 2026/1714
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (Kapatılan) Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 08/09/2022
NUMARASI: 2020/814 Esas - 2022/779 Karar
DAVANIN KONUSU: Alacak (Ticari satımdan kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket ile aralarındaki satış sözleşmesi üzerine birçok fatura tanzim ettiklerini ve faturalara konu ürünleri davalı firmaya teslim ettiklerini, satış sözleşmesinin niteliği gereği ifa tarihinin faturanın düzenlenme tarihi olarak kabul edildiğini, faturalara konu malları teslim etmelerine rağmen herhangi tam ödeme alamadıklarını, faturalara herhangi bir itirazda bulunmadıklarını, davalıdan 9.532,73.TL tutarında alacaklı olunduğunu, alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine ....İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile 02.09.2020 tarihinde icra takibine başlandığını, davalının itirazı sonucunda 02.10.2020 tarihinde takibin durduğunu, itirazın haksız olduğunu iddia ederek, ....İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili savunmasında özetle; davacı tarafından düzenlenen faturaların Mart-Mayıs 2014 tarihleri arasını kapsadığını, ticari işlerde zamanaşımı süresinin 5 yıl olması nedeniyle alacağın zamanaşımına uğradığını, tacirin alacağını 6 yıl boyunca bekletmesi ve bunun sonucunda icra takibi başlatarak dava açmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tüm borçlarını ödediklerini, yapılan tüm ticari işlerde ödemelerinin tamamını yaptıklarını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkememizce yapılan yargılama, dava ve cevap dilekçeleri, taraf vekillerinin mahkememiz huzurundaki beyanları, dosya arasına alınan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ve tüm kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı ticari defter ve kayıtlarına göre davalının takip ve dava tarihine kadar davacıya borçlu olmadığının belirlenmesi, 01/12/2020 tarihinde bu tutar kadar davalının borçlandırılması, bunun sebebinin ön muhasebe personeli ile genel muhasebe personeli arasındaki iletişim eksikliğinden kaynaklı olduğunun belirtilmesi ürünleri elden teslim edildiğinin belirtilmesi ve buna ilişkin belgenin olmaması hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının davaya ve takibe konu faturadan kaynaklı alacağının olduğunu ve ürünleri teslim ettiğini ispat edememesi sebebiyle ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemenin kararında davaya konu ürünlerin teslim edilip edilmediği hususu belirtilmiş ise de davalı tarafın ürünlerin teslim edilmediğini inkar etmediğini aksine ürünlerin borcunu ödediğini iddia ettiğinden savunma kapsamı dışına çıkarılarak inceleme yapılması sebebiyle mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, müvekkili şirketin davalıya hazır beton ve inşaat demiri sattığını, bu satış bedeline istinaden 08.03.2014 ve 10.05.2014 tarihli çeşitli miktarlarda faturalar tanzim ettiğini, davalı borçlunun müvekkilinin alacağını ödemediğini, defter ve kayıtlar üzerinde yaptırılan inceleme neticesinde tespit edildiğini, davalı tarafın davaya konu ödemenin sebebini oluşturan ürünlerin kendisine teslim edilmediği iddiasında bulunmadığını, davalı tarafın cevap dilekçesinde açıkça söz konusu ödemelerin yapıldığını iddia ettiğini, HMK 188/1.maddesi gereğince tarafların veya vekillerinin mahkeme önünde ikrar ettikleri vakıaların çekişmeli olmaktan çıkacağını ve ispatının gerekmeyeceğini, her ne kadar gerekçeli kararda davalının takip ve dava tarihine kadar borçlu olmadığının belirlendiği iddia edilmiş olsa da ek raporda ticari defter ve kayıtlarının usule aykırı olmadığı, takip tarihi itibariyle müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunun ortaya çıktığını, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunmadığını, müvekkili şirketin usulüne uygun olarak tutulan defter ve kayıtlarını sunduğunu, davalının borçlu olduğunun tespit edildiğini, açık hüküm uyarınca karşı tarafın ticari defterlerini sunmamasının sonucu olarak taraflarınca sunulan ticari defterlerin delil olarak kabulünün gerektiğini iddia ederek, kararın kaldırılmasını yeniden esas hakkında talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının dava konusu alacağını ispat edip edemediği, davalının cevap dilekçesindeki tüm borcunu ödediğine dair kabul şeklinin değerlendirilmeye alınmamış olmasının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket tarafından davalı adına 2014 yılına ait birden fazla değişik tutarda hazır beton satışına dair faturalar düzenlediği, 13.08.2020 tarihli cari hesap ekstresinde gözüken 9.532,73 TL asıl alacak ile 7.787,79 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 17.320,52 TL alacağın davalıdan tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 02.09.2020 tarihinde ilamsız icra takibi başlattığı, davalı borçlu tarafından icra takibine karşı itirazda bulunulduğu, itiraz dilekçesinde; borca ve ferilere itiraz ettiği, davacının takip talebine ekli 13.08.2020 tarihli cari hesap ekstresinde toplam borcun 76.432,73 TL, ödemenin 66.900,00 TL, bakiye borç miktarının ise 9.532,73 TL olarak gösterildiği, borç kalemleri olarak hazır beton ve ayrıca demir-inşaat ifadelerine yer verilmiş olduğu anlaşılmıştır. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve ilgili delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir.
29.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacıya ait 2014 ve 2015 dönemi yasal defterlerin fiziki olarak tutulduğu açılış noter tasdiki ve yevmiye defteri kapanış noter tasdikinin, zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, davacıya ait 2016-2017-2018-2019-2020 dönemi defter-i kebir ve yevmiye defteri elektronik ortamda tutulduğu, beratları zamanında ve usulüne uygun olarak alındığı, fiziki tutulan envanter defteri açılış noter tasdikinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırıldığı, davalının inceleme gün ve saatinde, incelemeye iştirak etmediği, yerinde inceleme talebinde bulunmadığı ve yasal defterlerini incelemeye sunmadığı, davacı tarafından, davalıya toplam 76.432,73.TL (KDV Dahil) tutarında (11) adet fatura düzenlendiği, karşılığında, davalıdan toplam 66.900,00 TL tutarında ödeme alındığı, tüm bu işlemlerin davacı yasal defterlerine, kaydedildiği, davalı hesabının 2014 yılı sonunda 9.532,73.TL tutarında borçlu olduğu, davacı yasal defterlerinde, davalı hesabındaki bakiyenin 31.12.2015 tarihinde (...) hesabına virmanlanarak kapatıldığı, bu tarihten itibaren 2016-2017-2018-2019 ve takip talebi tarihi (31.08.2020) de dahil olmak üzere 01.12.2020 tarihine kadar, davacı yasal defterlerinde, davalıya ilişkin borç alacak ve bakiye kaydın mevcut olmadığı, 01.12.2020 tarihinde ise “Fiş Tashihi” kaydı ile 9.532,73.TL tutarında (...) hesabı alacaklandırılarak, davalı hesabının borçlandırıldığı, davacı tarafından, davalıya düzenlenen faturalar incelendiğinde, açık fatura olarak düzenlenmiş olduğu, davacının kendi yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, faturaların davalıya tebliği ve fatura içeriklerinin davalıya teslimine ilişkin bir bilgi ve belgenin olmadığı, takip talebi tarihinden sonra, ise her ne kadar davacı yasal defterlerinde “fiş tashihi” olarak ortaklara borçlar hesabı alacaklandırılarak davalı hesabı 9.532,73.TL tutarında borçlandırılmış ise de söz konusu bu kayıt ve öncesinde davalı hesabında bulunan 9.532,73.TLtutarındaki bakiyenin 31.12.2015 tarihinde ortaklara borçlar hesabına virmanlanması işlemlerinin, davacı tarafından izah edilmesi gerektiği, bu bakımdan her iki kaydın da bir belgeye dayanmadan gerçekleştirilmiş olduğu ve hatalı kayıtlar olduğu sabit olduğu belirtilmiştir.
Davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itiraz dilekçesinde; müvekkiline ait defterlerin usulüne uygun tutulmuş olduğunun tespit edildiğini, 2014 yılı yasal defterlerinde müvekkilinin alacaklı olduğunun tespit edildiğini, muavin defterlerinin iddialarını doğrular nitelikte olduğunu, davacı yasal defterlerine davalının takip talebi tarihinde borçlu olmadığı belirtilse de müvekkili şirkette çalışmakta olan muhasebeci tarafından sehven hata yapıldığını, davacı şirketin yasal defterlerindeki davalı hesabındaki bakiyenin 31.12.2015 tarihinde hesabına virmanlanarak kapatıldığını, takip talebinde bulunulduğu öğrenilince müvekkili çalışanı muhasebecinin yanlış yaptığı hatayı düzeltmek adına 01.12.2020 tarihinde fiş tashihi kaydı oluşturduğunu, söz konusu durumun raporun taraflarına tebliği ile ortaya çıktığını, davalının borcu olduğunu, ek rapor alınması gerektiğini, söz konusu faturaların elden verildiğini, davalının faturayı bizzat müvekkili şirketten teslim aldıktan sonra 8 gün içinde içeriklerini itiraz etmeyerek faturaları kabul ettiğini belirtmiştir.
Davacı şirket muhasebecisi dava dışı ...imzasını taşıyan yazılı beyan dilekçesi ,davacı vekili tarafından 31.03.2022 tarihli dilekçeye ekli olarak ibraz edilmiştir. 09.06.2022 tarihli ek bilirkişi raporunda; 17.03.2022 tarihli duruşmada; davalının bağlı bulunduğu vergi dairesine müzekkere yazılarak 2014-2015 yıllarına ait BA formlarının mahkememize gönderilmesinin istenildiği, Esenler Vergi Dairesine 21.03.2022 tarihli yazı ile belirtilen dönemlere ilişkin Ba formlarının gönderilmesi istenildiği, ilgili vergi dairesinin 22.03.2022 tarihli yazısında; “ödevlinin 213 sayılı 177. Maddesine göre birinci sınıf tacir olup olmadığı 2014-2015 yıllarında işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, işletme hesabı esasına göre beyan ettiğinden ilgili yıllar BA formunun verme zorunluluğu bulunmadığından BA formu verilmediği anlaşılmıştır. ” denildiği, davacının kök rapora karşı yapmış olduğu itirazında; yasal defterlerindeki 31.12.2015 tarihli virman kaydının sehven yapılan bir hata olduğu ve söz konusu kayıt işlemine istinaden 01.12.2020 tarihinde düzeltme işlemi yapıldığının izah edildiği, bu bakımdan, söz konusu hatanın, sehven yapıldığı ve düzeltme kaydının da muhasebe tekniğine uygun olduğunun anlaşıldığı, davacının kök rapora karşı yapmış olduğu bir diğer itirazında ise; davacı tarafından davalıya düzenlenen faturaların ve içeriklerinin elden teslim edildiği, mahkemece, davalının bağlı olduğu vergi dairesinden BA formlarının gönderilmesi istenilmişse de söz konu dairenin vermiş olduğu cevaptan anlaşıldığı üzere, davalının belirtilen dönemlere ilişkin BA verme zorunluluğu bulunmadığının beyan edildiği, netice olarak; davacı yasal defter kayıt ve belgeleri dikkate alınarak haklı olduğuna karar verilmesi ve davalının, ....İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali halinde, davacının, takip tarihi öncesinde, davalıya yapmış olduğu herhangi bir ihtarname veya sözleşmeye rastlanılmadığı, bu bakımdan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 10.maddesi' dikkate alındığında, takip öncesi faiz hesaplaması yapılmadığı, takip sonrası faiz talebine ilişkin, 3095 Sayılı Kanun (Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun) hükümlerine istinaden takip talebi tarihinden (31.08.2020), dava tarihine (13.11.2020) kadar geçen (74) gün için %10 oranında avans faizi 195,95.TL tutarında hesaplandığı, davacının talep ettiği icra inkar tazminatı 1.906,55.TL (9.532,73.TL X %20) tutarında hesaplandığı belirtilmiştir.
Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın reddine dair hüküm tesis edilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Buna göre davacı takip konusu bakiye cari hesap alacağının varlığını ispatlamakla mükelleftir. Davalı cevap dilekçesinde davacıya tüm borcunu ödediğini, davacı tarafın kötü niyetli olarak icra takibi başlattığını savunmuştur.
Davacının usul ve yasaya uygun olarak tutulan ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalı tarafın borcunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Her ne kadar icra takip tarihinden sonra 01.12.2020 tarihinde fiş tashihi açıklaması ile...hesabına alacak kaydı düşülerek davalı hesabı takip miktarı olan 9.532,73 TL tutarında borçlandırılmış ise de söz konusu borçlandırma işlemi davanın itirazın iptali davası olması göz önünde bulundurulduğunda bağlayıcı olmayacaktır. İtirazın iptali davasında esas olan davalı borçlunun takip tarihi itibariyle takip konusu alacaktan dolayı borçlu olup olmadığına ilişkindir.
HMK'nın 222. maddesine göre, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.
Davacı ticari defterlerinin usul ve yasaya uygun tutulmuş olması kendi aleyhine de sonuç doğuracağından ve takip tarihi itibariyle davalı tarafın borçlu olmadığı ticari defter ve kayıtları ile sübuta erdiğinden davacı vekilinin özellikle davanın itirazın iptali davası olması nedeniyle istinaf nedenlerinin yerinde bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usule ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;
HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 08.10.2026
KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a hükmü uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.