Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1697 E. 2026/2270 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1697
Karar No
2026/2270
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1697 KARAR NO : 2026/2270

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 11/05/2023 NUMARASI : 2021/470 Esas 2023/354 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 14/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2026

Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından cari hesaba dayalı alacağının tahsili amacı ile davalı aleyhine İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2021/3718 E. sayılı icra takip dosyası ile icra takibine başlandığını, takibe ilişkin ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiğini, davalı tarafından borcun tamamına itiraz edilmesi üzerine takibin durduğunu, müvekkilinin, davalı taraftan cari hesaptan kaynaklı alacağının bulunduğunu, ancak müvekkilinin alacağı sabit olduğu halde davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz edildiğini, davalının tek amacının borca itiraz ederek takibi durdurmak ve alacağın tahsilini zorlaştırmak olduğunun açık olduğunu belirterek davalı-borçlu aleyhine başlatılan İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2021/3718 E. sayılı icra takip dosyasına haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve itiraz ile duran icra işlemlerine devam edilmesi ile davalı-borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, dava masrafları ve vekalet ücretinin dahi davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde İstinaf incelemesine konu karar ile: "...Dava, 2004 sayılı İİK 67.maddesine göre açılan ve cari hesap ile faturaya dayalı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkememizce dosya SMMM bilirkişiye tevdi edilerek rapor aldırılmıştır. 25/04/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda; taraflar arasında 26.06.2020 tarihinde başlayan ticari ilişkinin 24.09.2020 tarihinde sona erdiği, davalı firmanın, şahıs (gerçek kişi) firması olup merkez adresinin Aziziye/ERZURUM olduğu, Erzurum Vergi Dairesi Başkanlığına bağlı Kazım Karabekir Vergi Dairesi Müdürlüğüne bağlı mükellef olduğu, 2020 yılı beyannamelerini Karabekir Vergi Dairesi Müdürlüğüne verdiği, muhasebesinin Erzurum'da faaliyet gösteren SMMM .... tarafından tutulduğunun dosyadan anlaşıldığı, ihtilafa ilişkin olarak davacının kayıtlarının incelendiği, davacının 2019 yılından devreden bir alacağının olmadığı, 2020 yılı içerisinde davalı adına 6 adet fatura düzenlediği, bu faturalardan 5 adedinin ”maske teli, gipe lastik beyaz, gipe lastik siyah” sarf malzemelerine ilişkin olduğu, davacı tarafından davalı adına tanzim edilen diğer bir faturanın ise 24.09.2020 tarihli ARV2020000000254 sıra nolu 660.000,00-TL bedelli e-arşiv faturası olduğunun tespit edildiği, bu faturanın full ultrasonik cerrahi maske üretim makinesine ilişkin olduğu, 24.09.2020 tarihli, ARV2020000000254 sıra nolu davacı faturasına konu “full ultrasonik cerrahi maske üret.makinesi"nin davalıya sevk ve teslimine ilişkin ise dava dosyasında bilgi ve belge bulunmamakla birlikte makinenin satışına ilişkin taraflar arasında bir sözleşme veya bir protokol yapıldığına ilişkin bir bilgi de bulunmadığı, davacı kayıtlarına göre 05.04.2021 takip tarihi itibariyle davalıdan 411.214,29-TL alacağın olduğu, davalıya ihtar çekilmediği, temerrüde düşürülmediği, temerrüdün takiple birlikte oluştuğu, ayrıca davacının takip öncesine ilişkin faiz talebinin bulunmadığı sonucuna varıldığı hususlarında tespitlerine yer verilmiştir. 27/10/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda;... davacıya ait cari hesaptan anlaşılacağı üzere, davacının 660.000,00-TL bedelli fatura dışında davalı adına tanzim ettiği 5 adet fatura bulunmakta olup, bu faturalar aşağıya çıkarılmıştır. Tarih Yev. no Say. No Fatura No Tutar İrsaliye No 26.06.2020 162 177 ARV2020000000175 e-fatura 2.584,91- - 06.07.2020 172 189 ARV2020000000179 e-fatura 5.642,41- - 23.07.2020 182 212 ARV2020000000185 e-fatura 5.204,68- - 24.08.2020 202 252 ARV2020000000215 e-fatura 5.031,56- - 07.09.2020 210 263 ARV2020000000227 e-fatura 10.334,73- 120692 Toplam 28.798,29- Yukarıda yer alan faturalardan ARV2020000000227 e-fatura içeriği ürünler için 05.09.2020 tarihli A seri 120692 sıra nolu sevk irsaliyesi düzenlenmiş olup, tablodaki diğer 4 adet faturanın sevk irsaliyesi bulunmamaktadır. Bu faturalar içeriği ürünlerin işyerinde teslim edildiği, bu husus davacı tarafın 21.10.2022 tarihli yazısında ifade edilmiştir. Davacının 21.10.2022 tarihli yazısı rapora eklenmiştir. Ayrıca; davacı vekillerince verilen 28.04.2022 tarihli itiraz dilekçesi tetkik edilmiş, kök raporumuzda değişiklik yapılmasını gerektirecek bir husus bulunmadığı sonucuna varıldığı hususlarında tespitlerine yer verilmiştir. Tüm dosya kapsamı, icra dosyası, davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen faturalar, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 25/04/2022 tarihli raporu, 27/10/2022 tarihli ek raporu ve sair deliller birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturadan ve cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine davalı tarafından süresinde yapılan itirazın iptali ve asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili talebi ile iş bu davanın ikame edildiği, icra dosyasında davacı ...nin davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla davalı ... aleyhine 437.036,29-TL üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının süresinde yapmış olduğu itirazı üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, mahkememiz denetimine uygun ve elverişli olarak düzenlendiği kanaatiyle Serbest Muhasebeci Mali Müşavir bilirkişinin 25/04/2022 tarihli raporu doğrultusunda davacının cari hesaptan ve faturalardan kaynaklı olarak davalıdan 411.214,29 TL alacağı olduğu fakat 07.09.2020 tarih 210 numaralı 263 sayılı 10.334,73 TL bedelli fatura haricindeki diğer faturalara ilişkin sevk irsaliyesi bulunmadığı, davacının söz konusu malları davalıya teslim ettiğinin ispatlanamadığı, 07.09.2020 tarih 210 numaralı 263 sayılı 10.334,73 TL bedelli faturanın ise davalı tarafından ödendiğinin ispatlanamadığı anlaşıldığından açılan davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. '' şeklindeki gerekçe ile; Davanın KISMEN KABULÜ İLE, İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2021/3718 Esas sayılı dosyasından başlatılan takipte tahsili talep edilen 10.334,73-TL asıl alacağa yapılan itirazın İPTALİ ile, Takibin 10.334,73-TL asıl alacak ile asıl alacağa işleyecek %16,75 faizi ile birlikte DEVAMINA, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin kararda müvekkili şirket tarafından davalıya 26.06.2020 tarihinde 2.584,91 TL , 06.07.2020 tarihinde 5.642,41 TL, 23.07.2020 tarihinde 5.204,68 TL, 24.08.2020 tarihinde 5.031,56 TL, 24.09.2020 tarihinde 660.000,00 TL tutarlarında kesilen faturaların içeriğini oluşturan ürünlere ilişkin sevk irsaliyesinin yokluğundan bahsederek davacının söz konusu malları davalıya teslim ettiğinin ispatlanamadığına kanaat getirdiğini, fakat TTK 21/2 uyarınca "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmüne aykırı olduğunu, davalı tarafından söz konusu faturalara ilişkin itirazda bulunulmadığını ve TTK gereği faturaların içeriği kabul edilmiş olduğunu, davalı tarafça da gerek yargılama esnasında gerek öncesinde hiçbir zaman makinenin teslim edilmediği iddia edilmediğini, taraflar arasında makinenin teslim edilip edilmediği hususunda bir ihtilaf bulunmadığını, her şekilde borcunun varlığını kabul etmiş olan davalının borcunun ispatlanması için de artık sevk irsaliyesinin varlığına gerek olmadığını, yine de müvekkil şirket tarafından 21.10.2021 tarihli beyan ile faturalar ve sevk irsaliyeleri dosyaya sunulmuş olduğunu, bu belgelerin de değerlendirilmediğini, bunun yanında, işbu faturaların içeriğini oluşturan ürünlerin davalının iş yerinde teslim edildiğine dair beyanlarının da dosya içeriğinde bulunduğunu, bu hususun gerektiği gibi araştırılmadığını, ayrıca kararda, alacağın mahkemece kabul edilen kısmı için, bilirkişi raporundaki hatalı " ...Davalıya ihtar çekilmediği, temerrüde düşürülmediği, temerrüdün takiple birlikte oluştuğu, ayrıca davacının takip öncesine ilişkin faiz talebinin bulunmadığı..." tespitinden bahisle alacağa takip talebinden itibaren faiz işletilmişse de, alacak, cari hesaba konu olup faturadan kaynaklandığını, bu durumda TTK 1530/4 a-b açık hükmü gereğince alacaklar, fatura tarihlerine müteakip 30 gün sonra muaccel hale geleceğini ve dolayısıyla faiz de bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağını, alacağa faiz işlemeye başlaması için ayrıca borçlunun ihtarname ile temerrüde düşürülmesi gibi bir yasal zorunluluk bulunmadığını, bu doğrultuda, alacağa işleyen faizin fatura tarihinin 30 gün sonrasından değil, takip tarihinden itibaren hesaplanmasının kanuna açıkça aykırılık oluşturduğunu ve kararın kaldırılmasını gerektiğini, davanın kabulüne, İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2021/3718 E. Sayılı icra takip dosyasına ödeme emrinde gösterilen tüm miktar yönünden devam edilmesine, davalı- borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde "Davanın KISMEN KABULÜ İLE, İzmir 4. İcra Müdürlüğünün 2021/3718 Esas sayılı dosyasından başlatılan takipte tahsili talep edilen 10.334,73-TL asıl alacağa yapılan itirazın İPTALİ ile, Takibin 10.334,73-TL asıl alacak ile asıl alacağa işleyecek %16,75 faizi ile birlikte DEVAMINA, Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE" karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konu İzmir 4. İcra Müdürlüğü'nün 2021/3718 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında, 437.036,29 TL asıl alacağın temini için ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı borçlu vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. Takip dayanağı olarak taraflar arasındaki cari hesap gösterilmiştir. Davalı gerçek şahıs olup İzmir Ticaret Sicilden gelen cevabi yazıya göre gerçek kişi ticaret sicil kaydının olmadığı anlaşılmıştır. Ancak davalı ile ilgili olarak vergi dairesinden gelen cevabi yazıda ihtilaflı faturaların düzenlendiği 2020 yılı beyannameler gönderilmiş olup gayrisafi hasılatına göre işletmesinin esnaf boyutunu aştığı ve tacir olarak kabulünün gerektiği görülmüştür. 6100 sayılı HMK 222/1 maddesine göre mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. HMK 222/2 maddesine göre de ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de, ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Dava konusu somut olayda; Mahkemece yapılan yargılama sırasında davacıya ait ticari defter ve kayıtlar incelenmiş olup davalıya ait ticari defterlerin incelenmediği görülmüştür. Dosyanın incelenmesinden mahkemece yapılan yargılama sırasında dava dilekçesinin davalı asile tebliğ edildiği ve ardından 02.12.2021 tarihli duruşmada İzmir BAM 17. Hukuk Dairesinin kararları kapsamında icra dosyasında davalı adına itirazda bulunan vekil adına dava dilekçesi ile birlikte duruşma gün ve saatinin tebliğine karar verildiği, dava dilekçesinin 07.12.2022 tarihinde icra dosyasında davalı adına itiraz dilekçesi sunan vekile tebliğ edildiği, 20.01.2022 tarihli duruşmada oluşturulan 3 nolu ara kararı ile de ticari defter ve kayıtların ibrazı için icra dosyasında davalı adına itirazda bulunan davalı vekiline duruşma zaptının tebliğine karar verildiği ve 26.01.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı asile ticari defterlerini ibraz etmesi için ihtaratlı tebligat çıkartılmadığı görülmüştür. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 2021/1, 2022/3 Karar ve 03.06.2022 tarihli kararında; icra takibine maruz kalan borçlunun vekil marifetiyle takibe itiraz ettiğinde itiraz üzerine duran icra takibinin devamını sağlamak için alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin asile tebliğ edilmesi gerektiğine karar verilmiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş; ihtilafın bulunduğu ilgili yıllara ilişkin ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmek üzere, ibraz edilmemesi halinde HMK 222. maddesi gereğince müeyyidesi de belirtilmek suretiyle meşruatı içerir şekilde davalı tarafa usulüne uygun meşruhatlı davetiye çıkartılması, davalı tarafça ihtilafın bulunduğu yıllara ilişkin ticari defterlerin ibraz edilmesi halinde, taraflar arasındaki ticari ilişkinin davalı defterlerine ne şekilde yansığı, davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davalı defterlerinin usulüne usulüne uygun tutulup tutulmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve yine ibraz edilmemesi halinde de yukarıda belirtildiği şekilde HMK 222. maddesi hükümleri de birlikte değerlendirilerek oluşacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi yerinde olmamıştır. Ayrıca mahkemece alınan 25.04.2022 tarihli kök raporda davacı taraf ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının rapor ekinde olduğu belirtilmiş olup süresinde olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu durumda mahkemece davacı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının gerekirse ek rapor alınarak belirlenmesi ve sonuca gidilmesi gerekmektedir. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/05/2023 tarih, 2021/470 Esas ve 2023/354 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 269,85 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE, 6- İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7- İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 14/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1697, K. 2026/2270, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1697-e-2026-2270-k-e8029d710ca6