Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1710 E. 2026/2340 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1710
- Karar No
- 2026/2340
- Karar Tarihi
. T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1710 KARAR NO : 2026/2340
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/06/2023 NUMARASI : 2020/800 Esas 2023/504 Karar DAVA : İTİRAZIN İPTALİ KARAR TARİHİ : 20/10/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 21/10/2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/800 Esas, 2023/504 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili ile davalı şirket arasında 25/08/2016 tarihinde akdedilen sözleşme uyarınca 38 adet perfüzyon cihazından 30 adedinin 25/08/2016, 8 adedinin ise 30/10/2017 tarihinde teslim edildiğini, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği, 38 perfüzyon cihazından 15 adedinin davalı şirketçe bulunamadığı için taraflarına iadesinin sağlanmadığını, iadesi sağlanmayan 15 adet perfüzyon cihazı için İzmir 27. Noterliği 09344 yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, davalı tarafın İzmir 10. Noteriği 07474 yevmiye nolu ihtanamesi ile 15 adet perfüzyon cihazının ücretinin ödenmeyeceğinin anlaşıldığını, bunun üzerine İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6238 E. sayılı dosyası ile 44.250,00 TL değerinde davalı şirket aleyhine takip başlatıldığını, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği, borçlu şirketin yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu beyan ederek davanın kabulü ile davalının alacağı semeresiz bırakmak amacıyla haksız ve kötü niyetli olarak yapmış olduğu itirazın iptali ile İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6238 E. sayılı dosyasındaki takibin 44.250,00 TL asıl alacak, 4.471,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 48.721,98 TL olarak devamına, alacağı semeresiz bırakmak amacıyla yapılan haksız itiraza istinaden kötü niyetli davalı/borçlu aleyhine %20'den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan işbu davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve reddinin gerektiğini, davacı tarafından iddia edildiği şekilde 25/08/2016 tarihinde taraflar arasında geçerli bir sözleşme akdedilmediğini, davacı delilleri arasında sunulan “kullanım amaçlı pompa tutanağı” sadece bir teslim tutanağı olduğunu, bunun bir sözleşme olarak addedilmesi, hüküm ifade edebilmesi için tacir olan tarafların yetkili temsilcileri tarafından akdedilmiş olması, imzalanması gerektiğini, tutanakta müvekkili davalı şirket adına yetkili olmayan eski bir çalışanı olan Yusuf Volkan Yanık imzası olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirketten iddia edildiği gibi 38 değil 35 adet cihaz alındığını, bu şahısla ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmış 2019/52033 Haz. E. nolu şikayetlerinin olduğunu, şikayet konusunun benzer şekilde olmayan tıbbi sarf malzemelerinin teslim alınmış gibi gösterilerek ve faturalandırılarak müvekkili şirketi dolandırılması olduğunu, davacı taraf delillerinde sunulan 30/10/2017 tarihli kullanım amaçlı pompa tutanağı münderecatının doğru olduğunu, bu cihazların bizzat şirket yetkilisi tarafından teslim alındığını, 04/11/2019 tarihinde bu cihazlardan 18 adedi, daha öncesinde de 20/01/2018 tarihinde de 5 tanesi müvekkili şirket tarafından davacı şirkete teslim edildiğini, davacı tarafından 30/10/2019 tarihinde keşide edilen İzmir 29. Noterliği'nin 7501 yevmiye nolu ihtamamesi ile müvekkili şirkette kullanılmayan pompaların iadesinin talep edildiğini, bu ihtarname üzerine davacı şirkete ulaşılmaya çalışıldığını fakat sonuç alınamadığını, bunun dışında davacı şirketin müvekkili şirket ile arasındaki iş ilişkisi gereği tamir ve bakım için geri alınan cihazların müvekkili şirkete iade etmediğini, davacı şirketin 121914 nolu 13/12/2019 tarihli 44.250,00 TL tutarlı faturayı müvekkili şirkete gönderdiğini, bu faturanın 17/12/2019 tarihinde tebellüğ edildiğini, bunun üzerine taraflarınca 19/12/2019 tarihinde İzmir 10. Noterliği'nin 18661 yevmiye nolu ihtarname ile, kendilerince 38 değil 35 adet cihazın teslim alındığı ve 14/01/2019 tarihinde iadelerin olduğu hususunun yanısıra cihaz başına talep edilen fiyatın fahiş olduğu itirazının yapıldığı ve davacı tarafından keşide edilen faturaya yasal süresi içinde ihtamame eki ile davacıya iade edildiğini, davacı şirket tarafından ise İzmir 27. Noterliği'nin 18/06/2020 tarih 9344 nolu ihtarnamesi ile sözde davacı tarafından teslim edilmiş ve fakat müvekkili davalı şirket tarafından iade edilmemiş cihazların bedeli olan faturaya itiraz edilmediğinden bahisle ödenmesinin ihtar edildiğini, bu durum karşısında fatura iadesi yapılan İzmir 10. Noterliği'nin 19/12/2019 tarih 18661 nolu ihtarnamesinin bir kere daha 24/06/2020 tarih 7104 nolu talepleri ile yeniden tebliğ edildiğini, açılan icra takibine itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu belirterek davanın reddine, yasal orandan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama neticesinde İstinaf incelemesine konu karar ile: "Dava; İcra İflas Kanunun 67. Maddesi uyarınca açılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Öncelikle taraflar arasında hukuki ilişki olup olmadığı, varsa hukuki ilişkinin niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu sebeble de davacı ve davalının ileri sürmüş olduğu iddialar, vakıalar ve bunları ispat edip etmedikleri ve ispat yükünün kimde olduğu hususuna değinmekte yarar vardır. HMK 190. maddesi ""İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " hükmü mevcuttur. İleri sürülen bir önermenin doğruluğu hususunda kanaat oluşturmak için bir nedenselliğin ortaya konulması olarak tanımlanabilen ispat, yargılama hukuku açısından dava konusu hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların var olup olmadıkları hakkında mahkemeye kanaat verilmesi işlemidir. İspatın konusu olan vakıalar, hukuk açısından doğrudan önem taşıyan veya dolaylı olarak önem taşıyan vakıalar olarak ayrılabilir. Hukuk açısından doğrudan önem taşıyan olaylar; hukuken hakların ve hukuksal ilişkilerin doğumu, değişmesi, işlemez duruma gelmesi, doğumunun engellenmesi veya doğduktan sonra düşmesine yol açan olaylardır. Hukuk açısından dolayısıyla önem taşıyan ve “emareler (belirtiler) ” olarak da tanımlanan olaylar ise; hak ve hukuksal ilişkilerde yukarıda belirtilen durumların meydana gelmiş olduğu, kendilerinden olağan yaşam deneyimleri kuralları uyarınca anlaşılabilen, bir başka deyişle bir eylemsel karine bağının kurulmasına olanak veren olaylardır. Emareler, ancak hâkimin delilleri serbestçe değerlendirme (takdir) serbestisinin bulunduğu (HMK madde 198), bu serbestinin özel kurallar ile sınırlanmamış olduğu (HMK madde 200 ve 201 gibi) durumlarda ispat konusu olabilir.( Bilge Umar; (1980), İspat Yükü, (2. Baskı), Büyükçekmece, Kazancı Matbaacılık Sanayi. sf. 19.) İspatın, doğrudan delil göstererek ispat ve dolaylı ispat olarak ayrıma tabi tutulup, dolaylı ispatın emareler ile ispat olarak değerlendirildiği, bu kapsamda emareyi bir delil vasıtası olarak değil, ispata yardımcı, kanuni maddi unsura uymayan yabancı vakıalar olarak nitelendirildiği de görülmektedir.( M. Kamil Yıldırım; (1990), Medeni Usul Hukukunda Delillerin Değerlendirilmesi, İstanbul, Kazancı Kitap Ticaret. sf. 120, 121.) İspat yükü belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinin anlaşılamaması, yani olayın ispatsız kalması yüzünden hâkimin aleyhte bir kararıyla karşılaşma tehlikesidir. Bu tanımda asıl davayı kaybetmek tehlikesinden değil, hâkimin aleyhte bir kararı ile karşılaşma tehlikesinden bahsedilmesi dikkate değerdir. Zira yalnızca davanın asıl konusu bakımından değil, aynı zamanda bir ön sorun veya bir ara sorun hakkında da iki tarafın birbirine zıt olarak ileri sürdükleri olayların hiçbirinin ispat edilememesi olasılığı vardır. Bu durunda hâkimin yapacağı iş söz konusu sorun bakımından ispat yükünü taşıyan tarafın, o sorunda ileri sürdüğü istemi reddetmek olacaktır.(Umar; İspat Yükü, sf. 3) İspat yükü taraflar için bir yükümlülük (mükellefiyet) değil, sadece bir yüktür (külfettir). Taraf kendisi tarafından ispatı gereken bir vakıayı ispat edemezse, karşı taraf (ve mahkeme) onu mutlaka ispat etmesini isteyemez (yükümlülük). Bilâkis kendisine ispat yükü düşen taraf, o vakıayı ispat edememiş sayılır; meselâ, kendisine ispat yükü düşen ve fakat bunu yerine getiremeyen taraf davacı ise, davasını ispat edememiş sayılır ve dava bu nedenle reddedilir.(Kuru; Arslan; Yılmaz; sf. 370.) Davacı şirket dava dilekçesinde; davalı şirket ile arasında 25/08/2016 tarihinde akdedilen sözleşme uyarınca 38 adet perfüzyon cihazından 30 adedi 25/08/2016, 8 adedi ise 30/10/2017 tarihinde teslim edildiğini, ancak taraflar arasındaki sözleşme feshedildiği 38 perfüzyon cihazından 15 adedi davalı şirketçe bulunamadığı için taraflarına iadesi sağlanmadığını davalı taraf dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde;davacı tarafından iddia edilen 25/08/2016 tarihinde taraflar arasında geçerli bir sözleşme akdedilmediğini, davacı delillerinde sunulan “kullanım amaçlı pompa tutanağı” sadece bir teslim tutanağı olduğunu, bunun bir sözleşme olarak addedilmemesi, hüküm ifade edebilmesi için tacir olan tarafların yetkili temsilcileri tarafından akdedilmiş olması, imzalanması gerektiğini, tutanakta müvekkili davalı şirket adına yetkili olmayan eski bir çalışanı olan Yusuf Volkan Yanık imzası olduğunu, müvekkili şirketin davacı şirketten iddia edildiği gibi 38 değil 35 adet cihaz alındığını, bu şahısla ilgili olarak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına yapılmış 2019/52033 haz. E. Nolu şikayetlerinin olduğunu, şikayet konusunun benzer şekilde olmayan tıbbi sarf malzemelerinin teslim alınmış gibi gösterilerek ve faturalandırılarak müvekkili şirketi dolandırılması olduğunu, davacı taraf delillerinde sunulan 30/10/2017 tarihli kullanım amaçlı pompa tutanağı münderecatının doğru olduğunu, bu cihazların bizzat şirket yetkilisi tarafından teslim alındığını, 04/11/2019 tarihinde bu cihazlardan 18 adedi, daha öncesinde de 20/01/2018 tarihinde de 5 tanesi müvekkili şirket tarafından davacı şirkete teslim edildiğini beyan etmiş olduğundan taraflar arasındaki ticari ilişki ikrar etmiştir. Davacı şirketin ticari defterlerinin yapılan incelemesinde; 2019 yılı ticari defterlerinde; 2018 yılından devreden bakiyenin olmadığı, 20/12/2019 tarihinde 75 yevmiye no ile 44 250,00 TL bedelli fatura kaydı yapıldığı, işbu faturanın takibe konu fatura olduğu, bu fatura dışında herhangi bir muhasebe kaydının bulunmadığı, 2019 yıl sonunda davacı şirket ticari defterlerinde davalı şirketin 44.250,00 TL borçlu olduğu, davalı şirketin ticari defterlerinin yapılan incelemesinde; 2019 yılı ticari defterlerinde; 2018 yılından devreden bakiyenin 10.530,00 TL olduğu, 21/02/2019 tarihinde 10.530,00 TL ödeme kaydı yapıldığı, 2019 yıl sonunda davalı şirket ticari defterlerinde davacı şirketin borç ve alacağının bulunmadığı, Davalı şirket ticari defterlerinde davacı şirket ticari defterlerinde kayıtlı olan 121914 NOLU FATURA nolu 44.250,00 TL bedelli faturanın kayıt altına alınmadığı tespit edildiği" anlaşılmıştır. 25.08.2016 tarihli “kullanım amaçlı pompa tutanağı “ nda ; tutanakta teslim eden kısmında davacı kaşesi ile birlikte Ramazan TEKİN ismi ve imzası olduğu, teslim alan kısmında davalı firma kaşesi ile birlikte Volkan YANIK ismi ve imzası olduğu, tutanakta mülkiyeti davacıya ait olan Aitecs marka 2016 Üniversal ve SEP 10S Plus model seri numaraları yazılı 30 adet şıringa infüzyon( perfüzyon) pompasının Hayat Perfusa ve BD marka perfüzyon şırıngaları ve uzatmaları ile birlikte kullanılmak üzere Özel Su Hospital hastanesine teslim edildiği cihazların seri numaralarını 62113332,62113334,62113335,62113336,62113337,62113339,62113340,62113341,62113343,62113344,62113345,62113346,62113349,62113350,62113351,62113352,62113354,62113355,62113356, 62113357, 6702,7657,109607, 43603, 43803, 45704, 068805,069205, 070005, 10P100030 olduğu,30.10.2017 tarihli “kullanım amaçlı pompa tutanağı “ nda ; tutanakta teslim eden kısmında davacı kaşesi ile birlikte Ramazan ... ismi ve imzası olduğu, teslim alan kısmında davalı firma kaşesi ile birlikte Haydar SUCUOĞLU ismi ve imzası olduğu, tutanakta mülkiyeti davacıya ait olan 5 Adet şırınga pompası, 3 adet infüzyon pompası Hayat Perfusa ve BD marka perfüzyon şırıngaları ve uzatmaları ile birlikte kullanılmak üzere Özel Su Hospital hastanesine teslim edildiği , cihazların seri numaralarının 4328, 3221, 7653, 5606, 6541, 0130129 Angel , NE12C0053 AMP, NE10H0026 AMP olduğu,22.01.2018 tarihli 0006 nolu davacı firma antetli servis fişinde; kaşe ve isim bulunmadığı, teslim eden ve teslim alan kısımlarının imzalı olduğu, ait olduğu kurum bölümünde Su Hastanesi yazılı olduğu, cihazlar kısmında A62113343, A62113351, A62113357, A62113344, A62113349 seri numaraları cihazların yer aldığı, 04.11.2019 tarihli cihaz teslim tutanağında teslim eden kısmında davalı kaşesi iİle birlikte Haydar SUCUOĞLU ismi ve imzası olduğu, teslim alan kısmında davacı adına Ramazan TEKİN isim ve imzası olduğu, tutanakta 25.08.2016 tarihinde yapılan sözleşme gereğince bırakılan 30 adet cihaz ve 30.10.2017 tarihinde bırakılan 8 adet cihaz gereğince imzalanan sözleşmenin fesh edildiği, 5 adet cihazın 22.01.2018 tarihinde 0006 nolu servis fişi ile teslim alındığı, seri numaraları yazılı 18 adet cihazın teslim alındığı, 15 adet cihazın bulunmadığının ifade edildiği, kanuni hakları saklı kalmak kaydı ile tutanağın imza altına alındığı , teslim alınan cihazların seri numaralarının 07005, A62113346, 069205, 109607, 100030, ,A62113357, A62113337, A62113336, 43603, A62113339, A62113334, 7653, 6b541, 5606, 4328, NE12C0053, NE10H0026, 0130129 olduğunun tespit edildiği,Tutanaklara göre; teslim edilmeyen cihazların; 62113332, 62113335, 62113340, 62113341, 62113345, 62113350, 62113352, 62113355, 62113356, 6702, 7657, 43803, 45704, 068805, 3221 seri numaralı cihazlar olduğu tespit edildiği, söz konusu cihazların , davacı yan tarafından davalı adına toplam 44.250 TL bedelle 13.12.2019 tarihinde faturalandırıldığı, faturaya göre 1 adet perfüzyon cihaz bedelinin 2.950 TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı yetkilisince imzalanan ve davalı tarafça kabul edilen tutanakta hem aradaki sözleşme ilişkisi, hem de 15 adet cihazın teslim edilemediği iddiası kabul edilmektedir. Davalı tarafça dolandırıcılık iddiası kapsamında kabul edilmeyen ve yetkisiz şirket personeli eliyle imzalandığı belirtilen tutanak ise çok daha önceki 25.08.2016 tarihli eyleme ilişkin olduğundan ceza dosyasının sonucu beklenilmeyerek davalı şirket temsilcisinin 04.11.2019 tarihli tutanak ve içeriğindeki teslim edilemeyen cihaz sayısı (15) bilgisi dikkate alınarak davacının iddiasını ve alacağını ispat ettiği kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 2004 sayılı İİK'nun 67/2. Fıkrasına göre ;bir davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Kanuni düzenlemeye göre davalı borçlunun icra inkar tazminatına mahkum edilebilmesi için takip tarihi itibari ile itirazında haksız bulunması yeterlidir. Diğer bir anlatımla kötüniyetli olması alacaklı bakımından getirilmiş bir koşuldur. Ancak itirazın haksızlığı tek başına icra inkar tazminatına hükmedilmesine elverişli değildir. Yani bu tazminata hükmedilmesi için takip konusu alacağın belirli, sabit olması, borçlu tarafından bilinmesi veya tayin ve tahkik edilmesinin mümkün nitelikte bulunması, hakimin takdirine bağlı olmaması gerekir. (Yargıtay HGK 13/12/1967 Tarih, 9/1344- 615) Diğer bir anlatımla alacağın likit ve belli olması gerekir. Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçe ile; "Davanın KABULÜ ile; İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6238 Esas sayılı dosyasında davalının İTİRAZIN İPTALİ ile takip talebindeki koşullarda TAKİBİN DEVAMINA, Alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Taraflar tüm aşamalarda cihazların teslimine ilişkin aralarında bir sözleşme ve teslim tutanağı olmadığını bildirmişler ve bunun üzerine ilk derece mahkemesince tarafların tanıkları dinlenilmiş ve dinlenilen davacı ve davalı tanıklarının zabıtlara geçen beyanlarından taraflar arasında bir sözleşme olmadan dava konusu tıbbi cihazların davalı müvekkili hastaneye vasıf, cins, mahiyet ve önemlisi miktarları kayıt altına alınmadan ve yazılı belge olmadan teslim edildiklerini, teslim edilen şirketin önce Beril firması olduğunu, sahibinin davacı tanığı olarak dinlenilen Dr. Sedat Diker olduğunu, davacı şirketin ortağı ve yetkilisi ve davada tanık olarak dinlenilen Ramazan Tekin’in de önceki şirketin çalışanı olduğunu, Beril firması sahibi Dr. Sedat Diker’in rahatsızlanması üzerine çalışanı olan ve davada tanık olarak dinlenilen Ramazan Tekin’in davacı şirketi kurduğunu ve dava konusu cihazları devir ve temlik aldığını, bu devrin ve temlik sırasında ve sonrasında da davacı şirket ile davalı müvekkili hastane arasında dava konusu cihazların vasıf, cins, mahiyet ve önemlisi miktarları konusunda bir sözleşme yapılmadığını, cihazların sayılmadığını, kaç cihaz olduğunun yazılı belge ile belirlenmediğini, dava konusu cihazların ikinci el olduklarını, çok sıklıkla mekanik ve elektronik arıza yaparak kullanım dışı kaldıklarını, cihazların tamirini iki kez Dr. Sedat Diker’in hastaneye gelerek yaptığını, diğer zamanlarda ise önce Dr. Sedat Diker’in çalışanı sonrasında davacı şirketin sahibi olan Ramazan Tekin’in arızalanarak kullanım dışı kalan cihazları hastaneye gelerek aldığını ve dışarıda tamirini ve bakımını yaptıktan sonra hastaneye getirerek cihazları kullanıma açtığını, cihazların tamire götürülürken ve tamirden gelirken hastaneden çıkış ve girişleri sırasında taraflarca kayıt tutulmadığını ve tarafların bu hususta yazılı bir belgeye sahip olmadıklarının anlaşılmış ve dinlenilen davacı tanıklarından Dr. Sedat Diker'in hastanede kalan cihazlarının sayısını bilemediğini, davacı şirketin ortağı ve yetkilisi Ramazan Tekin’in isticvap beyanında on beş cihazın kaldığını bildirmişlerken, huzurda dinlenilen davalı tanıkların ise hastanede cihaz kalmadığını bildirdiklerini, davalı müvekkili şirket yetkilisinin isticvap beyanında davalı tanıklarının beyanlarını doğruladığını, tüm bu deliller irdelendiğinde davacının iddiasının doğrulanmadığını, davacıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan ve yerine getirilmeden ve davalıya yemin teklif edilmeden ve sonucu elde edilmeden kurulan hüküm doğru, yerinde ve yasal dayanaklı olmadığını, dava konusu cihazların teslim tutanağında imzası olan Yunus Volkan Yanık'ın davalı müvekkili şirketin eski çalışanı olup, üçüncü şahıs Öz-Ba Medikal / Bakiye Özkan firmasıyla işbirliği yaparak müvekkili şirketin bu firmadan teslim almadığı malları teslim almış gibi göstererek zarara uğratmış olduğunu ve yapılan suç duyurusu üzerine TCK 155/2 maddesine muhalefet ederek Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanmak suçundan hakkında İzmir 39. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2021/361 e. sayılı dosyasıyla kamu davası açılmış olduğunu davanın derdest olduğunu, Yunus Volkan Yanık’ın ilk derece mahkemesince tanık olarak dinlenilmiş olmasının ve tutanak altındaki imzasına itibar edilmek suretiyle hüküm kurulmasının hukuka uygun olmadığını, bilirkişi heyetinin aralarında tıbbi cihaz / medikal uzmanı bulunmayan, meslekleri makine mühendisi ve SMMM olan bilirkişi heyeti tarafından dava konusu tıbbi cihazların ikinci el piyasa fiyatının 2.950,00TL olduğunun piyasa rayiçlerine göre uygun ve makul olduğuna dair görüşleri doğru olmadığını, davacının davasının kabulüne ilişkin kararının kaldırılmasına, davacının davasının reddine ve sonuçlarına karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde "Davanın KABULÜ ile; İzmir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6238 Esas sayılı dosyasında davalının İTİRAZIN İPTALİ ile takip talebindeki koşullarda TAKİBİN DEVAMINA, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İş bu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konusu İzmir 5. İcra Dairesi'nin 2020/6238 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 44.250,00 TL asıl alacak, 4.471,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 48.721,98 TL üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı borçlu tarafından sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının itirazının iptali amacı ile eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Davaya konu olan ve davacı tarafça davalı adına düzenlenen 13.12.2019 tarih ve KDV dahil 44.250,00 TL bedelli fatura içeriğinde açıklama olarak birim fiyatı 2.500,00 TL'den 15 adet perfüzyon cihazı açıklaması ile iade edilmeyen perfüzyon cihazlarının bedeli açıklamasının yer olduğu görülmüştür. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacı tarafça delil olarak sunulan ve imzası davalı tarafça inkar edilmeyen 04.11.2019 tarihli tutanakta taraflar arasındaki sözleşmeye konu 15 adet cihazın bulunamadığının belirtilmiş olmasına ve dava konusu faturanında iş tutanakta bulunamadığı ve bu nedenle davacıya iade edilmediği anlaşılan 15 adet cihaz karşılığı olarak düzenlenmiş olmasına, faturada gösterilen cihaz bedellerine ilişkin olarak, gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/06/2023 tarih ve 2020/800 Esas 2023/504 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 3.328,20.TL nispi karar harcından peşin olarak alınan 983,10.TL harcın mahsubu ile bakiye 2.345,10.TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu sırasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 20/10/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Turgut GÖK Başkan 42075
Filiz YILDIZ Üye 35886
Suna TANRIVERDİ Üye 104962
Ömür Gürkan ÇINAR Katip 307752