Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1088 E. 2026/1034 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1088
- Karar No
- 2026/1034
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2026/1088
KARAR NO: 2026/1034
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2025/30
KARAR NO: 2025/969
DAVA TARİHİ : 13/01/2025
KARAR TARİHİ: 18/12/2025
DAVA: İflas (Kambiyo Senetlerine Mahsus Takipten Doğan İflas (İİK 173))
KARAR TARİHİ: 14/07/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından.... İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyasında ..../12/2023 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığını ve kesinleştiğini, borçluların ikisinden de herhangi bir ödeme alınamadığını, akabinde dosyaya borçlular tarafından herhangi bir ödeme yapılmaması sebebi ile İİK'nın 43. maddesi uyarınca bir defaya mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirerek borçlulara kambiyo senetlerine özgü iflas yolu ile yapılacak takipte ödeme emri gönderildiğini, ödeme emrinin borçlulara ulaştığını ve dosyanın iki borçlu açısından da kesinleştiğini, borçlu ...'in diğer borçlu ... Anonim Şirketi'nin hissedarı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalı ...'in aynı zamanda .....Dairesine kayıtlı gerçek kişi vergi mükellefiyetinin olduğunu ve Türk Ticaret Kanunu uyarınca iflasa tabi kişilerden olduğunu, tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda her iki borçlu açısından işbu iflas davasın ikame etme zaruriyetlerinin hasıl olduğunu beyan ederek; İİK md. 173 vd. uyarınca öncelikle depo emri verilmesini, akabinde emrin yerine getirilmemesi durumunda borçluların ayrı ayrı iflasına karar verilmesinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ...ve ... Anonim Şirketine usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; "... ''Dava, kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla yapılan takibin kesinleşmesi üzerine İİK 173/3 maddelerine dayalı olarak açılan iflas davasıdır. Uyuşmazlık, İİK'nın 173. ve İİK'nın 158. maddesi kapsamında kambiyo senedine dayalı iflas takibine itiraz etmeyen gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir davalıların iflasına karar verilmesi için gereken koşullarının mevcut olup olmadığı hususunda toplanmıştır.
Kambiyo senedinin hamili olan alacaklılar, borçlu aleyhine haciz yoluyla veya iflas yoluyla takip yapabilir. İflas yoluyla takip yapılabilmesi için borçlunun iflasa tabi kimselerden olması gerekir. Öncelikle davalı gerçek kişinin esnaf sınırını aşan gelire sahip olup olmadığının, bilanço esasına göre defter tutma yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.”,
Türk Ticaret Kanununun 11/1.maddesinde, "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir.",
Aynı Yasanın 12/1.maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir.", 2 ve 3.fıkrasında ise,"Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur." hükümlerini amirdir.
TTK'nın 14. Maddesine göre " bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. Maddesi hükmünce de ; iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK'nın 1463. Maddesinde de önce 17. Maddeye gönderme yapılarak , Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardar aşağıya gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. Maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir kişinin ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermemektedir. Tarafların esnaf sayılabilmesi için vergiye esas hasılat/satış unsuru yanında, iktisadi faaliyetinin sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayanması ile esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil(berber, terzi gibi) olması gerekmektedir.
Eldeki davada, davalı gerçek kişi hakkında 2024 yılından itibaren başlatılan ve dosya içine celp edilen icra dosyalarına dayanak kambiyo senetlerinin toplam miktarı ile işbu dava konusu bono bedelinin esnaf gelirini aştığı, davalının bilanço esasına göre defter tutması gerektiği ve davalı gerçek kişinin tacir olduğu dolayısıyla iflasa tabi bulunduğu anlaşılmıştır.
İİK 173/1.maddesinde, iflas yoluyla yapılan takipte ödeme emrine borçlu tarafından itiraz edilmemesi halinde alacaklının takip borçlusunun iflasını isteyebileceği belirtilmiştir ve İİK 158.maddesinde de, iflas takibinin kesinleşmesi halinde açılan iflas davasında İİK 166/2. maddesindeki usulle ilanların yapılacağı açıklanmıştır.
Davalılar hakkında.... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla yapılan takibe itiraz edilmemesi üzerine takibin kesinleştiği, İİK 158. ve 166. maddeleri doğrultusunda yazılı basında ve sicil gazetesinde ilanların yaptırıldığı, davalı şirketin ticaret sicilinde kayıtlı olduğu adresin mahkememiz yargı çevresinde bulunduğu, bu davaya bakma konusunda mahkememizin kesin yetkili olduğu, İİK 176 m. atfı ile İİK 173 ve 156/4. maddesi uyarınca, iflas ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde iş bu davanın ikame edildiği anlaşılmıştır.
.... İcra Dairesinin ...Esas sayılı dosyasına konu borcun 13.11.2025 tarihi itibari ile toplam tutarının bildirilmesi.... İcra Müdürlüğü'nden istenilmiş, .... İcra Müdürlüğü'nün 13/11/2025 tarihli müzekkere cevabı ekinde borç toplamını gösteren detay tablo gönderilmiş, 13.11.2025 tarihli duruşmada davalılara, .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına konu toplam 25.469.565,66 TL borcun 7 günlük kesin süre içinde ödenmesi veya mahkememiz veznesine depo edilmesi gerektiğinin aksi halde İİK'nın 173. ve 158. maddeleri uyarınca davalıların iflasına karar verileceği hususunda ihtar yapılmasına karar verilmiş, toplam 25.469.565,66 TL borcun 7 günlük kesin süre içinde ödenmesi hususunda davalı gerçek kişi vekiline duruşmada, davalı şirkete ise tebliğ evrakı ile ihtar yapılmasına rağmen borcun ödenmediği anlaşılmıştır.
Dava, kambiyo senetlerine mahsus iflas yoluyla yapılan takibin kesinleşmesi üzerine açılan iflas davası olup, iflas ödeme emrine itiraz edilmemesi sebebiyle takibin kesinleşmesi halinde artık takibe konu edilen alacağın varlığının araştırılamayacağı, yapılacak incelemenin şekli bir inceleme olup, davaya esas takibin kesinleşip kesinleşmediğinin tespitinden ibaret bulunduğu ve takibin kesinleştiği ve borcun kesinleşen takibe rağmen ödenmediğinin belirlenmesi durumunda artık davalılara depo kararının tebliği ile borcun ödenmesi için yasal sürenin tanınması ve ödeme yapılmaması halinde iflas kararı verilmesi gerektiği, işbu dosyada İİK 166.maddesi gereğince ilanların yapılması üzerine davaya müdahale ederek borçlunun iflasını gerektiren bir hal bulunmadığı yönünde yapılmış bir itiraz bulunmadığı ve depo emrinin davalılara tebliğine rağmen kesinleşen borcun ödenmediği anlaşılmakla İİK 173/3 ve İİK 176 ve İİK 158. maddesi gereği davalıların iflasına..." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; icra dosya borcunun 3.kişi tarafından ödendiğini beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, İİK'nın 167 vd maddelerinde düzenlenmiş olan kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takip sonucu, borçlunun 5 günlük süre içerisinde borcu ödememesi, icra takibine itiraz veya şikayette bulunmaması nedeniyle İİK'nın 173.maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır.
İİK'nın 154. maddesi uyarınca iflas yoluyla takip yetkili icra dairesinde başlatılmış, dava yetkili ve görevli mahkemede açılmıştır.
İİK'nın 158.maddesinde; "Alacaklının iflas takibi kesinleştiğinde l66 ncı maddenin ikinci fıkrasındaki usulle ilan edilir. İflas talebinin ilanından itibaren onbeş gün içinde diğer alacaklılar davaya müdahele veya itiraz ederek iflası gerektiren bir hal bulunmadığını ileri sürerek mahkemeden talebin reddini isteyebilirler.
Mahkeme, icra dosyasını celbeder ve basit yargılama usulüne göre duruşma yaparak, gerek iflas talebini gerek itiraz ve defileri umumi hükümler dairesinde tetkik ve intac eder. Şu kadar ki, borçlu takibe karşı usulü dairesinde itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri varit görülmemişse mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masrafları ile birlikte borcunu ifa veya o miktar meblağın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya veya iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, dava vicahda devam ediyorsa duruşmada, aksi takdirde Tebligat Kanunu hükümleri dairesinde yapılacak tebliğ ile emreder. Borçlu imtina ederse ilk oturumda iflasına karar verilir." düzenlemesi ile iflas yoluyla takipte, iflas davasının yargılama usulü belirlenmiştir.
.... İcra Müdürlüğü'nün ...E. sayılı dosyasında; davacı alacaklı tarafından, davalı borçlular aleyhine 250.000,00 Euro (Harca Esas değer 250.000,00 EURO = 7.814.925,00 TL) alacağın tahsili istemiyle kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatılmış, Örnek No:10 (kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte gönderilen) ödeme emri düzenlenmiş ve tebliğ edilmiştir.
Davacı vekilinin 09/12/2024 tarihli dilekçesiyle takip yolunu İİK 43/2.maddesi uyarınca kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takibe çevirdiğini beyan ederek, kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emri gönderilmesini talep etmesi üzerine düzenlenen Örnek No:12 (kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takipte gönderilen) ödeme emri borçlu ... A.Ş.'nin e-tebligat adresine 15/12/2024 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Diğer borçlu ...'in mernis adresine gönderilen ve 25/12/2024 tarihinde tebliğ edilen ödeme emri ise Örnek No:12 değil Örnek No:10 (kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte gönderilen) ödeme emridir. İİK'nın 176.maddesinin göndermesi ile İİK'nın 156/son fıkrası uyarınca "İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer" yani iflas ödeme emrine itiraz edilsin edilmesin, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde iflasın istenmesi gerekmektedir. Söz konusu süre hak düşürücü nitelikte olup re'sen nazara alınması gerekmektedir. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 08/05/2018 tarih 2016/4144 E. 2018/2981 K.)
Davalı ... A.Ş. Yönünden inceleme;
Somut olayda; kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takipte gönderilen Örnek No:12 ödeme emri borçlu ... A.Ş.'nin e-tebligat adresine 15/12/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, dava 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 13/01/2025 tarihinde açılmıştır. İİK'nın 176. maddesinin göndermesi ile İİK'nın 158/1 ve 166/2 maddesinde belirtilen usule göre mahkemece "... A.Ş. yönünden" ilanlar yapılmış, İİK 160. maddesi uyarınca davacı tarafından iflas avansı yatırılmıştır.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 26/10/2020 tarihli 2017/3091 E. 2020/3281 K.sayılı kararında da belirtildiği gibi; "...Dava, iflas istemine ilişkindir. İİK'nın 158. maddesine göre depo emrinin, verildiği güne kadar alacağın esas ve eklentileri hesaplattırılıp, buna göre bulunacak miktar üzerinden verilmesi ve bu miktarın 7 gün içinde depo edilmemesi halinde iflasa karar verileceği ihtarını içermesi gerekir..."Mahkemece 13/11/2025 tarihli celsede o tarih itibariyle hesaplanan tutar üzerinden ve her bir alacak kalemi ayrı ayrı belirtilmek suretiyle depo kararı verilmiş, davalı şirkete 19/11/2025 tarihinde tebliğ edilmiş, depo emri 7 günlük kesin süre içerisinde yerine getirilmediğinden şirketin iflasına karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.
Ayrıca istinaf dilekçesinde dosya borcunun 3.kişi tarafından ödendiği ifade edilmiş ise de, dosya kapsamına ödemeye dair bir belge sunulmadığı gibi icra dosyasının incelenmesi neticesinde de dosya borcunun ödendiğine dair bir kayıt olmadığı anlaşılmıştır.
Davalı ...yönünden inceleme;
Eldeki dava İİK'nın 167 vd maddelerinde düzenlenmiş olan kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takibin itirazsız kesinleştiği iddiasıyla İİK'nın 173.maddesi uyarınca açılan iflas davasıdır. İşbu davanın açılması için öncelikle davalı hakkında usulüne uygun olarak iflas yoluyla takip başlatılması, iflas ödeme emrinin tebliğ edilmesi, akabinde itiraz edilsin yada itiraz edilmesin iflas ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davanın açılması gerekmektedir.
Davalı ...yönünden yapılan incelemede ise, yukarıda icra dosyasının incelenmesi kısmında açıklandığı üzere mernis adresine gönderilen ve 25/12/2024 tarihinde tebliğ edilen ödeme emri, kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takipte gönderilen Örnek No:12 ödeme emri değil kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte gönderilen Örnek No:10 ödeme emri olup davalıya kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takipte gönderilen Örnek No:12 ödeme emri tebliğ edilmediğinden davalı ...yönünden işbu davanın açılması koşullarının oluşmadığı tespit edilmekle, mahkemece davalı yönünden HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm tesis edilmesi hatalıdır.
İstinaf başvurusunda bulunan, ilk derecedeki hükmün tamamı için değil, bir kısmı için başvuruda bulunmuşsa kamu düzenine de aykırı bir durum yoksa istinaf başvurusu haklı bulunursa sadece başvurulan kısım için karar kaldırılarak yeni bir karar verilmelidir. Ayrıca taraf hükmün tamamı için istinaf başvurusunda bulunsa dahi, istinaf incelemesi sonucu kararın kısmen doğru olduğu anlaşılırsa sadece o kısım için karar kaldırılıp yeni bir karar verilmelidir... Özellikle kısmi kabul kararı verilen durumlarda, kaldırılan ilk derece hükmü ve kabul edilen kısım tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açık yazılmalıdır. Çünkü böyle bir durumda eski ilk derece kararıyla yeni istinaf kararının karışıklığa sebep olması ihtimali bulunmaktadır. (Pekcanıtez Usul, Prof. Dr.Hakan Pekcanıtez, Prof.Dr. Muhammet Özekes, Doç.Dr.Hülya Taş Korkmaz, Doç.Dr.Mine Akkan, Cilt.III, s.2274).
İlk derece kararını kaldırıp davanın esastan kabulüne karar verilmesi, özellikle davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı istinafa başvurulduğunda söz konusu olur. Esasa ilişkin istinaf başvurusu kısmen haklı bulunursa, kabul edilmeyen istinaf sebepleri yönünden başvurunun reddine, kabul edilen istinaf sebepleri bakımından ilk derece kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilir.
Aleyhine karar verilen davacı, hükmün bir kısmına karşı istinafa başvurursa, karşı konulmayan hüküm kısımları bakımından ilk derece kararının muhafazasına, haklı bulunan talepler bakımından ise ilk derece kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmelidir. (Tolga Akkaya, Medenî Usul Hukukunda İstinafa Başvuru, İstinaf İncelemesi Ve İstinaf Mahkemesinin Verebileceği Kararlar, Eskişehir Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Doktora Tezi 2008, s. 351)
Açıklanan nedenlerle; davalı ... A.Ş. yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, davalı ...'in istinaf başvurusu ise HMK'nın 355.madddesi uyarınca kabul edilerek dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde yeniden hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M : gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalı ... A.Ş. yönünden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı ...'in istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../12/2025 tarihli 2025/..... E. 2025/..... K. sayılı kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı ...yönünden KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİS EDİLEREK,
a-Davanın HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,
b-İflas kararının kaldırıldığının.... İflas Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyasına DERHAL BİLDİRİLMESİNE,
c-Davalı ...vekille temsil olunduğundan, Dairemizin karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-İstinaf yargılama giderleri yönünden;
a-Davalılar tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının ve istinaf karar harçlarının Hazineye gelir kaydına,
b-Davalı ... A.Ş. tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
c-Davalı ...tarafından yapılan 2.734,00 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
ç-Yatırılan gider avansından artan kısmın davalılara ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde iade edilmesine,
d-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. fıkrası ve 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14/07/2026