Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/1015 E. 2026/1109 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1015
- Karar No
- 2026/1109
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2026/1015 KARAR NO : 2026/1109
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/1201 KARAR NO : 2026/360 DAVA TARİHİ : 01.11.2024 KARAR TARİHİ : 01.04.2026 DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 14.07.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 14.07.2026
İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.04.2026 tarih ve 2025/1201 Esas, 2026/360 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davaya konu icra takibinin dayanağı satış sözleşmesi olup ayrıca takibe konu alacak para borcu olduğundan, icra takibinde yetkili yer müvekkil şirketin yerleşim yerindeki İzmir İcra Daireleri olduğunu, davalı borçlu icra takibinde bulunduğu itirazında, takibe yetki yönünden itiraz etmiş ve Didim İcra Müdürlüklerinin yetkili olduğunu iddia ettiğini, ancak davalının yetki itirazı haksız olduğunu, davalı borçlu, itiraz dilekçesinde borca itiraz etmişse de müvekkili şirket tarafından icra takibi yoluyla istenilen alacak, davalıya yapılan mal satışına ilişkin olarak düzenlenen faturalara dayandığını, taraflar arasında anlatıldığı şekilde satış sözleşmesi ilişkisi bulunmakta olup, anılan ilişki nedeni ile takibe konu edilen alacak para alacağı olduğunu, müvekkili alacaklının yerleşim yerindeki İzmir 11. İcra Müdürlüğü’nde davalı borçlu şirket aleyhine takip başlatması hukuka uygun olduğunu, bu nedenle davalının haksız nitelikteki yetki itirazının iptali gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca zorunlu arabuluculuğa başvuru şartı yerine getirilerek, İzmir Arabuluculuk Bürosuna başvurulmuş, ancak daha sonra gerçekleşen arabuluculuk faaliyetinde davalı ....Şti. ile anlaşma sağlanamadığını, müvekkili .... Şti. ile davalı .... Şti arasında mal satımına dayalı hukuki ilişki süregeldiğini, müvekkili şirketin davalıya sattığı çeşitli mallara ilişkin faturalar keşide edilerek hukuki ilişki boyunca açık hesaba borç olarak kaydedilmiş, buna karşılık davalının yaptığı ödemeler ile verdiği çeklerin bedelleri bu borçtan düşüldüğünü, cari hesabın son durumuna göre, müvekkili şirketin davalıya sattığı mallara ilişkin fatura bedellerine ilişkin olarak işlemiş faiz hariç 51.350,36 TL'lik alacağı ödenmediğinden müvekkili şirket ödenmeyen fatura bedeli toplamı 51.350,36 TL ve işlemiş faiz miktarı 3.849,17 TL olmak üzere toplam 55.199,53 TL'nin tahsili amacıyla borçlu aleyhine İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2024/6781 sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, takip dosyasından tebliğe çıkarılan 7 örnek ödeme emrine davalı tarafından yasal süresi içerisinde itiraz edilmiş ve İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, müvekkili şirketin davalı borçlu şirketten 55.199,53.-TL alacaklı olduğu gerek dosyada mübrez delillerden gerekse yargılama sırasında tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde sübuta ereceğini, davalı borçlu tarafça icra takibinde yer alan faiz miktarına, faiz oranına ve faiz başlangıcına itiraz edilmişse de talep edilen faiz miktarı da hukuka ve kanuna uygun olduğunu, davaya konu icra takibi faturaya dayalı olarak başlatıldığını, takip talebinde de işlemiş faiz miktarı talep edilirken ve faiz oranı kademeli olarak yıllık %48 olarak talep edildiğini. satış bedelini içeren faturalara dayanılarak başlatılan icra takibinde işlemiş faiz istenebilmesi için, TTK m. 1530/2 uyarınca borçlu şirketin temerrüte düşmesi için ihtara gerek bulunmadığını, icra takibinde, TTK m. 1530/4 uyarınca borçluya fatura ve mal teslim tarihini takip eden 30 günlük sürenin sonundan itibaren faiz hesaplanarak talep edildiğini, tüm bu nedenlerle, davalı borçlunun faiz miktarına ve oranına ilişkin itirazı da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tüm bu anlatılanlar ışığında, davalının haksız, hukuki dayanaktan yoksun ve kötüniyetli itirazının iptali ile takibin devamı ve davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesi davalının, İzmir 11. İcra Müdürlüğü’nün 2024/6781 sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle, İİK. m. 67/2 uyarınca davalı borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine; kötüniyeti sebebi ile dava açılmasına neden olduğu için davalının HMK. m. 329/I uyarınca, dava tarihinde yürürlükte olan İzmir Barosu Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca müvekkilin avukatlık ücreti olarak ödemiş olduğu bedelin tamamını müvekkile ödemeye mahkum edilmesine, kötüniyeti sebebi ile dava açılmasına neden olduğu için davalının ayrıca HMK m. 329/2’de öngörülen disiplin para cezasını ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. YANIT: Davalı vekili yanıt dilekçesinde özetle; mahkemenin "yetkisine itiraz" ettiklerini, davaya konu icra takibinde de davada da yetkili yer Didim İcra Müdürlüğü ve Didim Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, dava konusu İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2024/6781 sayılı ilamsız icra takibinde, borca itirazımızda hem borca hem yetkiye itirazlarının açık ve net olduğunu, yetkili icra müdürlüğü'nün de Didim İcra Müdürlüğü olduğunu bildirildiğini, yetkili icra müdürlüğüne dair verilip kesinleşmiş bir mahkeme hükmü olmadan, yetkili icra müdürlüğünde icra takibi yapılmadan açılan iş bu itirazın iptali davasında, mahkemece öncelikle yetki hususunun karara bağlanması gerektiğini, yetkili olmayan İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce davada esasa dair yargılama yapılması hukuken mümkün olmadığını, mahkemece, esasa girmeden davanın "dava şartı yokluğundan reddine" karar verilmesini talep ettiğini, davacı tarafından yetkili Didim İcra Müdürlüğünde usulüne uygun olarak bir icra takibi başlatılıp ödeme emri tebliği sağlanmadan, ortada geçerli bir icra takibi olmadan, İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nde itirazın iptali davası açılamayacağını, yetkisiz icra müdürlüğünde yapılmış olan tüm işlemler hukuken geçersiz olduğunu, mahkemece esasa girmeden dava şartı yokluğundan iş bu davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, tacir olan taraflar, 2 Adet Sözleşmede yetkili icra müdürlüğü ve yetkili mahkeme didim olarak belirlenmiş olup, "yetki sözleşmesine" göre, H.M.K. 17. maddesi gereğince Didim İcra Daireleri ve Mahkemeleri yetkili olduğunu, taraflar arasında imzalanmış 18.01.2024 tarihli ve 08.02.2024 tarihli istisna akitleri olduğunu, bu akitler satış değil istisna akti olduğunu, davacı sadece Didim İcra Müdürlüğünde icra takibi yapabilir ve Didim Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açabilecekken, İzmir'de icra takibi yapması ve İzmir'de dava açması yetki sözleşmesine ve HMK.'ya açıkça aykırı olduğunu, tacirler arası her iki sözleşmede de, yetki sözleşmesi olmasaydı dahi; sözleşmelerin ifa edileceği yer de Didim olup, H.M.K.'nın 10. MD. Gereğince DE, yetkili icra daireleri ve mahkemeler Didim olduğunu, taraflar arasında, davalı otelin mutfak departmanına bir kısım ürünlerin imali, teslimi, montajı ve sözleşme tarihinde otelin mevcut buzdolaplarında cam değişikliği, soğuk vitrin motor çubuğu değişikliği, gerekli yerlerde boyama ve mevcut ön mobilyaların sökümü işi için sözleşme yapıldığını, iş bu sözleşme satış sözleşmesi değil, istisna sözleşme olduğunu, sözleşmeye bakıldığında davacı şirket yüklenici, davalı şirket işveren olarak yazılı olduğunu, tüm bu işlerin ifa yeri Didim'de bulunan .... otel olduğunu, davacı da dava dilekçesinde, davalı şirketin adresini ... Otel olarak yazıldığını, 18.01.2024 ve 08.02.204 tarihli sözleşmelerde, sözleşmelerin ifa yerinin davalı ..... otel olduğunu, ilk sözleşmenin 5. Maddesinde 2. Paragrafta :" ...Yüklenicinin yapılacak işleri ve tüm alanakları incelediğini ve kabul ettiğini, bu suretle adı geçen işlerle ilgili Teknik Uygulama ve hukuki yükümlülükleri yüklendiğini kabul eder..", sözleşmenin 5. Maddesinde 4.5. paragrafta : " Yüklenici ve çalışanları, otelden yemek yediği takdirde kişi başı 15 TL ücret ödemek zorundadır.Yüklenici işverenden lojman kullanımı talep etmeyecektir.Konaklamadan ....Şti. Sorumlu değildir.Konaklamadan yüklenici sorumludur.", 08.02.2024 tarihli 2. sözleşmede, sözleşmenin ifa yerinin davalı otel olduğu aşikardır. Sözleşmenin 5. Maddesinde 4.5. Paragrafta: "Yüklenici ve çalışanları, otelden yemek yediği takdirde kişi başı 42 TL ücret ödemek zorundadır.Yüklenici işverenden lojman kullanımı talep etmeyecektir.Konaklamadan ..... Şti. Sorumlu değildir.Konaklamadan yüklenici sorumludur.", davacı yüklenicinin yaptığı işin davalı otele, davalı otel için üretilmiş ekipmanları, otele getirip, montajını yaparak teslim etmek, teknik uygulamasını yapmak olduğu, var olan mutfak dolaplarında ön mobilya malzemelerdeki tadilat, bakımların, değişimlerin ve söküm işleri de ancak işverenin otelin olduğu Didim'de ifa edilmek zorunda olduğu izahtan vareste olduğunu, bu sebeple Mahkemece öncelikle H.M.K. 10.17. madde,HMK'nın 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine karar vermesini talep ettiklerini, ayrıca, H.M.K.'nın 6. maddesi Gereğince genel yetkili icra dairesi ve mahkemenin de Didim olduğu Ticaret Sicil Belgesi ile sabit olduğunu, yetkili icra müdürlüğünde, hukuken geçerli bir takip olsaydı ve yetkili mahkemede dava açılmış olsaydı dahi, davacının davalı müvekkilde hiçbir hak ve alacağı olmadığını, aksine davalının davacıda gecikmiş ifa cezai şart ve eksik ifa nedeniyle fazla ödemeden kaynaklı alacağı bulunmakta olup, davalı müvekkilinin cezai şart alacağı ve eksik ifa alacağı nedeniyle takas-mahsup definde bulunduğunu, yetkili icra müdürlüğünde ve yetkili mahkemede usulüne uygun dava açılması halinde beyanda bulunma ve delilleri sunma hakkını saklı tuttuklarını, ayrıca, (kabul anlamına gelmemek üzere) davacının 22.07.2024 ile 23.07.2024 tarihleri arası için yıllık %48'den olmak üzere, 51.350,36 TL için 3.849, 53 TL faiz talebi de, faiz cinsi, oranı ve miktarı hukuka ve gerçeğe aykırı olduğunu, yetkili icra müdürlüğünde ve yetkili mahkemede usulüne uygun dava açılması halinde ayrıntılı olarak beyanda bulunma ve delillerimizi sunma hakkını saklı tuttuklarını, Didim İcra Müdürlüğü yetkili olduğu halde, dava konusu icra takibinin İzmir 11. İcra Müdürülüğünde, 2024/6781 sayılı dosya olarak , yetkisiz icra dairesinde yapıldığı ve geçerli bir icra takibi bulunmadığı gözetilerek itirazın iptali davasında da Didim Mahkemeleri yetkili olduğu halde, İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olması nedeniyle HMK'nın,10. maddesi 17. maddesi, 114/2. ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını, bir ve 2 nolu taleplerimiz konusunda mahkemece, aksi kanaatte olunması hali için davalının alacaklarından dolayı takas ve mahsup defi bulunduklarını, bununla birlikte mahkemece, davalının borcu bulunmadığına dair ayrıntılı savunma ve delilleri sunmak için süre verilmesini, yargılama sonunda iş bu davanın haksız olduğu hukuka aykırı olduğu sabit olacağından, davanın hem ana alacak hem faiz türü, başlangıcı, miktarı yönünden esastan reddine, talep edilen alacağı %20'sinden aşağı olmamak üzere icra tazminatının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi 12.03.2025 tarih ve 2024/934 Esas, 2025/241 Karar sayılı kararında özetle; "Dava konusu takibin Didim İcra Müdürlüğünde yapıldığı, davalının adresinin dava dilekçesinde de belirtildiği üzere Didim/Aydın adresi olduğu, yetkili mahkemenin İİK'nın 72/son maddesi "Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir." hükmü ve HSK'nın 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı Ticaret Mahkemeleri kurulması ile mevcut Ticaret Mahkemelerinin yargı çevrelerinin belirlenmesine dair kararı ile Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi’nin yargı çevresi Aydın ili mülki sınırları olarak belirlendiğinden ticari nitelikteki dava yönünden Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla yetki itirazında Didim Mahkemelerinin yetkili mahkeme olduğu beyan edilmiş, kanun hükmü gereği Didim Mahkemeleri yetkili mahkeme olmakla birlikte HSK'nın anılan kararı gereği Aydın Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili mahkeme olmakla yasal süresinde ileri sürülen yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." dair karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup dosya dairemize gönderilmiştir. Dairemizin 20.11.2025 tarih ve 2025/1517 Esas, 2025/1485 Karar sayılı kararında özetle; "Eser sözleşmelerinde yetkili mahkeme HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili mahkeme olan davalının ikametgahı mahkemesi veya Kanun'un 10. maddesinde düzenlenen sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesidir. Davacı, eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davasını bu iki yer mahkemesinden birinde açabileceği gibi, tarafların tacir veya kamu tüzel kişisi olması kaydıyla HMK'nın 17. maddesi gereğince yetki sözleşmesi ile kararlaştırdıkları yerde de açabilir. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takibinin bulunması dava şartı olup, icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi halinde, Mahkemece, dava konusu takibin yetkili icra dairesinde yapılıp yapılmadığının öncelikle ve re'sen belirlenmesi gerekmektedir. İcra takibinin yetkili icra dairesinde yapılmadığının belirlenmesi durumunda geçersiz takip nedeniyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekir. Taraflar arasında eser sözleşmesi düzenlenip düzenlenmediği, takibe dayanak faturanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin olup olmadığı uyuşmazlık konusu olduğuna göre mahkemece öncelikle, taraf delilleri toplanarak bu husus açıklığa kavuşturulmalıdır. Taraflar arasında davalı tarafça sunulan eser sözleşmelerinin yapılmadığı ya da takibe dayanak faturanın eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin olmadığının, taraflar arasında yalnızca satış sözleşmesi bulunduğunun anlaşılması halinde, para borçlarının alacaklının yerleşim yerinde ifa edileceğine dair TBK'nın 89. maddesindeki kural gereği İzmir İcra Müdürlüğü ve mahkemelerinin yetkili olduğu sonucuna varılacaktır. Taraflar arasında davalı tarafça sunulan eser sözleşmelerinin yapıldığı, takibe dayanak faturanın da eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin olduğunun anlaşılması halinde ise; tarafların ticari şirket olduğu, sözleşmelerde Didim mahkemeleri ve icra daireleri yetkili kılındığı, davacı tarafça yetkisiz İzmir İcra Müdürlüğü'nde takip başlatıldığı, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça icra takibinin sadece sözleşmeyle belirlenen yer icra dairesinde başlatılabileceği, davalı tarafça icra takibine itiraz edilirken, hem icra müdürlüğünün yetkisine, hem de borca itiraz edildiği, itirazın iptali davalarında yetkili icra dairelerinde geçerli bir takip yapılmasının davan şartlarından olduğu gözetilerek, bu durumda yetkisizlik kararı değil, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair karar verilmesi gerekecektir. Mahkemece eksik inceleme ve yetersiz araştırma ile karar verilmesi doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkra (a-3) bendi gereğince kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine" dair karar verilmiştir. Dairemiz kararı sonrası ilk derece mahkemesince dosyaya 2025/1201 Esas numarası alınarak yargılamaya devam olunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 01.04.2026 tarih ve 2025/1201 Esas, 2026/360 Karar sayılı kararı ile özetle; "Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; davalı borçlu tarafından icra takibinde icra dairesinin yetkisine ilişkin itirazda bulunulduğu ve yetkili icra dairesi olarak Didim İcra Dairesi'ni gösterdiği görülmüştür. Bu durumda itiraz süresi içerisinde usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunulduğu ve davanın yetkisiz olan İzmir 11. İcra Dairesi'nde takip başlatıldığı, yetkisiz icra dairesinde başlatılan icra takibine yapılan itirazla ilgili olarak iptal davası görülemeyeceği gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili tarafından verilen 15.05.2026 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; 1.ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi ile hüküm kısmının uyumsuz olduğunu, gerekçede HMK'nın 10. maddesi uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin yetkili olduğu, dava konusu uyuşmazlığın satış sözleşmesine dayandığı, taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunmadığı, para borcunun TBK'nın 89. maddesi uyarınca alacaklının yerleşim yerinde ifa edilmesi gerektiği, buna göre takip tarihinde alacaklının yerleşim yerinde takip başlatabileceğinin belirtildiğini, hüküm kısmında ise icra takibinin yetkili icra dairesinde başlatılmadığından bahisle davanın usulden reddine karar verildiğini, yine gerekçede anlamsız şekilde "Mahkememizce davacının yerleşim yeri icra dairelerinde davalı aleyhinde takip başlatabileceği kabul edilmiş ise de, davalı şirket merkezinin "..... Mah... Cad.No... Apt. Didim/ AYDIN" adresi olduğu, takip tarihi itibariyle davalının yerleşim yerinin Didim olması nedeniyle davacının para borcu için yerleşim yerinde açabileceği icra takiplerinin Didim İcra Dairesi'nde açılması gerektiği ancak görülmekte olan davanın konusunu oluşturan takibin İzmir 11. İcra Dairesi'nde açılmış olması nedeniyle takibin yetkisiz icra dairesinde açılmış olduğu ve geçerli bir icra takibi bulunmadığından itirazın iptali davasının dinlenemeyeceği gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmiştir. Takipte yetkili icra daireleri Didim Dairesi olmakla birlikte davacının bu icra dairelerinden birinde takip başlatabileceği ancak seçimlik hakkını yanlış kullanarak takibi İzmir İcra Dairesi’nde açtığı, davalının süresinde bildirdiği itirazda yetki icra dairesi olarak Didim Dairesi'ni gösterdiği, bu aşamadan sonra seçim hakkı borçluya geçtiğinden takibin ancak Didim İcra Daireleri'nde sürdürülebileceği değerlendirilmiştir." denildiğini, maalesef ki yukarıda belirtilen gerekçe hukuki garabetten ibaret olup mahkemelere olan güveni zedelediğini, ilk derece mahkemesi hüküm kısmında da tacirler arasında yetki kaydı bulunduğundan bahsederek gerekçe ile çelişkiyi sürdürdüğünü, davaya konu icra takibinin dayanağı satış sözleşmesi olup ayrıca takibe konu alacak para borcu olduğundan, icra takibinde yetkili yerin müvekkili şirketin yerleşim yerindeki İzmir İcra Daireleri olduğunu, taraflar arasında anlatıldığı şekilde satış sözleşmesi ilişkisi bulunmakta olup, anılan ilişki nedeni ile takibe konu edilen alacağın para alacağı olduğunu, bilindiği üzere, İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesinde para borcuna ilişkin icra takiplerinde yetki kuralları açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun kıyasen uygulanacağının düzenlendiğini, HMK'nın 10. maddesi uyarınca da sözleşmeden doğan davalarda, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde takip yapılabileceğinin son derece açık olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 89. maddesinde ise sözleşmenin konusu olan para borcunun aksi kararlaştırılmadıkça alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinin belirtildiğini, sunulan 18.01.2024 tarihli sözleşmenin konusunun; "iki dolabın ön camlarının değişmesi, soğuk vitrinin motor çubuğunun değişmesi, gereken yerlerin boyanması ve ön mobilyaların sökülmesidir." sunulan diğer 08.02.2024 tarihli sözleşmeni ise müvekkili şirket yetkilisinin imzasını içermediğini, iş bu davaya konu icra takibinin ise müvekkili şirketçe davalı şirkete satılan indüksiyonlu ocak çerçeveleri ve malzeme dolabına ilişkin faturanın ödenmemesinden kaynaklandığını, kısacası davalı tarafça sunulmuş ve ifa edilmiş sözleşmeler iş bu uyuşmazlıkla ilgili olmayıp, bahsi geçen yetki şartının da davaya uygulanabilirliğinin bulunmadığını, yine davalı tarafın yukarıda da belirttikleri üzere dava ile ilgili olmayan sözleşmeleri dayanak göstererek taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi olduğunu iddia ettiğini, oysaki yukarıda da belirttikleri üzere taraflar arasında satış sözleşmesi ilişkisi bulunduğunu belirterek; yukarıda arz edilen nedenlerle; Hukuka ve Kanuna aykırı olan ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesi tarafından "yetkili icra dairesinde açılmış usulüne uygun icra takibi bulunmadığından davanın usulden reddine" karar verilmesi üzerine, davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İtirazın iptali davasının görülebilmesi, usulüne uygun şekilde yapılmış ve geçerli bir icra takibinin varlığına bağlıdır. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra müdürlüğünün yetkisine itiraz edilen hâllerde, bu itiraz usulünce incelenip sonuçlandırılmadığı müddetçe açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. İİK’nın 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. HMK’nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır. İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”. HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu faturadan kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir. Eldeki dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkin olup, icra dairesinin yetkisi İİK’nın 50. maddesine göre HMK hükümleri çerçevesinde hadise şeklinde incelenip değerlendirilmelidir. Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğu, davanın bir miktar para alacağına ilişkin olduğu gözetilerek TBK’nın 89/1. maddesi uyarınca davacı alacaklının ikametgahı olan İzmir İcra Dairesinin yetkili olduğunun kabulü ile yargılamaya devam edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken; mahkemece yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir icra takip bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddine kararı verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne karar verilmiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4. ve a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.04.2026 tarih ve 2025/1201 Esas, 2026/360 Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-4 ve 6. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına, 5-Davacı tarafından yatırılan 732,00 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine, 6-Davacı tarafından yatırılan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 7-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 14.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.