Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/486 E. 2025/116 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/486
Karar No
2025/116
Karar Tarihi

T.C. BURSA BAM 13. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/486 - 2025/116 T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 13. HUKUK DAİRESİ K A R A R

DOSYA NO : 2024/486 KARAR NO : 2025/116

BAŞKAN : ... ÜYE : ... ÜYE : ... KATİP : ...

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BURSA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/1311 KARAR NO : 2023/1150 KARAR TARİHİ : 13/12/2023 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 04/01/2024 DAVACI : ... VEKİLİ : ... DAVALILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) B.A.M. KARAR TARİHİ : 15/01/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 17/01/2025

Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, ... Gazetesinin 09.01.2021 tarihli nüshasında davalılardan ... tarafından kaleme alınan "İlanın Perde Arkasındaki Hileli Et Skandalı" başlıklı yazı ile müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu, davalının bu asılsız ve dayanaksız haberi, ... Televizyon ve Yayıncılık A.Ş ( ...TV) de "..." programında ve ... Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş.(... TV) "..." programında da dile getirdiğini, söz konusu yayınlar hakkında Bursa 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2021/466 D.İş ve 2021/468 D. İş sayılı kararları ile cevap ve düzeltme yayınlanmasına karar verildiğini, asılsız haberin çok sayıda internet sitesi ve internet gazeteleri tarafından haber yapıldığını, Bursa 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 2021/711 D.İş ve Bursa 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 2021/800 D.İş sayılı kararları ile erişimin engellenmesi ve içeriğin kaldırılmasına karar verildiğini, müvekkil şirketin alanında Türkiye'nin ilk üç firmasından birisi olduğunu, yüzlerce çalışanı bulunduğunu, medyada işlenen bu haber nedeniyle ticari itibarı ve saygınlığının zedelendiğini, kişilik haklarının ihlal edildiğini beyanla 1.000.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davaya konu haberin basın özgürlüğü kapsamında yapıldığını, basın özgürlüğünün sınırlarını, kamu yararı, güncellik, öz biçim dengesi ve görünürde ki gerçekliğin oluşturduğunu, yüksek mahkemenin çizdiği bu ölçüler içinde dava konusu yazıya baktıkları zaman haberde davacıya yönelik bir hakaret ve manevi tazminatı gerektiren bir durum olmadığının açıkça görüleceğini, talebin fahiş olduğunu, yazarın maaşla geçinen bir gazeteci ve ... Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş nin bölgesel yayın yapan bir gazete olduğunu, tirajı ve gelirleri göz önüne alındığında istenen miktarın astronomik olduğunun açıkça görüleceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar Kemal Çelik ve ... Gazetecilik Matbaacılık A.Ş vekili cevap dilekçesinde, dava konusu haberde davacıya yönelik bir hakaret ve manevi tazminatı gerektiren bir durum olmadığını, yazar ...'in köşe yazısında Türkiye’de yurtdışından ithal edilen etlerin satılması ile ilgili bir yazı kaleme aldığını, bu yazıda kendisine iletilen şikayetleri kamuoyuna duyurduğunu, basının en önemli görevinin kamuoyunu aydınlatmak ve gündemden haber vermek olduğunu, yazıldığı sırada güncel olan bir durum söz konusu olduğunu, Yargıtay kriterlerinde belirtilen kamu yararının, özbiçim dengesi, görünürdeki gerçeklik unsurlarının da yazıda tamamen mevcut olduğu, müvekkilinin yazmış olduğu konunun davacı ile ilgili iddialardan ibaret olup; herhangi bir suçlama içermediğini, talebin fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, basın özgürlüğü kapsamında kalan abartılı haber nedeniyle manevi tazminat koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinafa başvuru dilekçesinde, gerekçenin kendi içinde çeliştiğini, yargılamaya konu haber içeriğinin doğru olmadığını, kullanılan dilin basın özgürlüğünü aşar mahiyette olduğunu, müvekkiline cezai işlem uygulanmadığını, ...'ndan müvekkilinin et alımının söz konusu olmadığını, ..., ..., ...firmalarına kalitesiz ve ucuza et verdiği iddiasının da gerçek dışı olduğunu, ...firmasının karkas etlerini işlediğini, ..., ...ile bu anlamda ticari faaliyetinin söz konusu olmadığını, 09/01/2021 tarihli "İlanın Perde Arkasındaki Hileli Et Skandalı'' başlıklı yazıda müvekkilinin ... 20,00 TL'ye aldığı etleri, ... ile anlaşmalı olan marketlere vermeyip, kendi müşterilerine 24,00 TL'ye sattığı, hem ...sağlığını tehlikeye attığı hem de büyük bir kar elde ettiği, iç piyasadan topladığı ucuz ve kalitesiz etleri kurumun anlaşmalı olduğu marketlere verdiği, haksız kazanç elde ettiği, firmaya ceza kesildiği iddiası ile gerçek dışı haber ve beyanlarda bulunulduğunu, devamında ise ... Televizyon ve Yayıncılık A.Ş. ( ...TV) de '' ... '' programında ve ... Radyo ve Televizyon Yayıncılık A.Ş. ( ... TV) '' ... '' programında da söz konusu iddiaların dile getirildiğini, adı geçen yayınlar hakkında Bursa 3. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2021/466 D. İş ve 2021/468 D.İş sayılı dosyalarında müvekkil firma yönünden cevap ve düzeltme yayınlanmasına karar verildiğini, Bursa 2. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2021/711 D. İş ve Bursa 6. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2021/800 D. İş sayılı kararları ile de işbu asılsız haberin çok sayıda internet sitesi ve internet gazetelerinde haber yapılması nedeniyle erişimin engellenmesi ve içeriğin kaldırılmasına karar verildiğini, haber dilinin söz konusu iddiaların doğru olduğu yönünde kamu algısı oluşturmayı amaçladığını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, tüzelkişinin, kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat talebine yöneliktir. Anayasa'nın 25. maddesinde, düşünce ve kanaat özgürlüğü; yine Anayasa'nın 26 maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Demokratik yaşamın gelişmesinde, ulusal birliğin sağlanmasında, kamuoyunun sağlıklı bir biçimde oluşmasında, sosyal ve siyasal ilerlemede ifade özgürlüğünün önemli bir fonksiyonunun bulunduğu kuşkudan uzaktır. İfade özgürlüğü başlıklı AİHS 10/1 maddesi gereği, herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. İfade özgürlüğü, demokratik toplumun en önemli unsurlarından olup, toplumsal ilerlemenin ve her kişinin gelişiminin başlıca koşullarından biridir. AİHS 10/2 maddesi saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü, yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran bilgiler ya da düşünceler için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve açık düşünce bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın demokratik bir toplum olmaz. Benimsenen ifade özgürlüğü bu şekilde olmakla birlikte, yine de bu, dar bir yorum gerektiren istisnalar içermektedir ve bu hakkı kısıtlama ihtiyacının ikna edici bir biçimde ortaya konması gerekmektedir (AİHM, Pakdemirli/ Türkiye kararı). Anayasa'nın 28. maddesinde ve 5187 sayılı Basın Kanunu 1 ve 3. maddelerinde basın özgürlüğü düzenlenmiş, basının özgürce yayın yapması teminat altına alınmıştır. Bu teminatın amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşamasıdır. Bunun sağlanabilmesi için, kişilerin dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması gerekir. Basın; olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bu yetki ve sorumluluklar, basının yayın yaparken, hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemlerini, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemlerinden ayrıştırır. Yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluğunun tespitinde bu ayrıcalık göz önüne alınır. Önemle vurgulanmalıdır ki yayımlanmasında kamu yararı bulunan, gerçek ve güncel bir haberin veya eleştirinin, özle biçim arasında denge kurulmak suretiyle verildiği durumlarda manevi tazminat sorumluluğunun temel öğesi olan “hukuka aykırılık” gerçekleşmeyeceğinden basının sorumluluğu da söz konusu olamaz. Basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle olay ve konu ile ilgili olan, görünen, bilinen her şeyi araştırma, inceleme ve olayları o anda belirlenen biçimi ile değerlendirme, yayma ve yayınlama yetki ve sorumluluğuna sahip olmakla birlikte, haberin verilişi sırasında özle biçim arasındaki dengenin bozulmaması gerekir. Öte yandan haberde gerekli, yararlı ve ilgili olmayan nitelemeler ve yorumlar yapıldığı, haberin içeriğine uygun düşmeyen, tahrik edici, kamuoyunda husumet ve kuşku yaratıcı, güveni zedeleyici bir üslubun kullanıldığı durumlarda, özle biçim arasındaki denge bozulmuş sayılır. Bu da hukuka aykırılığın varlığını kabule imkan sağlar. Diğer bir anlatımla basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bunun içindir ki basının yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. İşte bu farklılık ve ayrık durum gözetilerek yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluk sınırı belirlenmelidir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. İşte basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Basının ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bu güç, doğru ve gerçek bilgiyi aktarma ödevi ile bunlara ulaşma hakkı doğrultusunda kullanılmalı, basının yayın yaparken bireylerin kişilik haklarına saygı göstermelidir. Anayasa’nın 14 maddesinde temel hak ve özgürlüklerin kötüye kullanılamayacağı düzenlenmiş, 4721 sayılı MK 24 ve 25 maddesinde, 6098 sayılı TBK da ve diğer özel yasalarda teminat altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerekecektir. Bunun için temel ölçüt, kamu yararıdır. Yayın, salt toplumun yararı gözetilerek yapılmış olmalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmamalıdır. Haber olduğu biçimi ile verilmeli ve kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli ve haber verilirken özle biçim arasındaki denge de korunmalıdır. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırı olacaktır. (Yargıtay 4. HD.nin 06/03/2019 tarih ve 2018/4262 -2019/1217 sayılı kararı) Somut olayda, "İlanın Perde Arkasındaki Hileli Et Skandalı" başlıklı yazıda, davacı şirkete ilişkin olarak "Fakat bu dağıtım sırasında Bursa merkezli ...firması hakkında şikayetler gelmeye başladı. Anlaşıldı ki firma, Bakanlıktan dağıtılmak üzere kilosu 20 TL'ye aldığı eti parçalayarak, marketler yerine iç piyasaya 24 TL'ye sattı. Firma, karkas eti kendisine saklayıp ...,..., ...gibi marketlere inek eti verdi. Ucuza aldığı kaliteli eti de daha yüksek fiyata iç piyasaya satarak büyük bir kar elde etti. Hem ...sağlığını tehlikeye attı hem de büyük kazanç sağladı." şeklinde, davacı şirketin Bakanlıktan ucuza aldığı etleri, ilgili firmaya teslim etmeyip, pahalı olarak piyasaya sürdüğü, karkas etleri kendisine saklayıp, ..., ..., ... gibi firmalara inek eti verdiği, ...sağlığını tehlikeye attığı gibi, kesin olgu ve vakıaların var olduğu yönünde haber yapılmış olup, tarafların sunduğu deliller kapsamında ise, davalı ile dava dışı ... markalı firma arasında, ... ... market satış ve dağıtımı için satışı yapılan ithal karkas etlerin paketlenmesi ve teslimine ilişkin, muhtelif tarihlerde, sözleşme yapıldığı, haber konusu diğer marketler ile iddiaya konu sözleşmelerin bulunmadığı, sözleşme içeriğinden, süreçteki denetim kontrol sorumluluğunun alıcı ... firması ile, ...Kurumuna ait olduğu, bu firmalar tarafından yapılan şikayet ya da başvurunun dosya kapsamında bulunmadığı, haberin yapıldığı (09/01/2021) tarih ile iddiaya konu olayların, yaklaşık iki yıl önce şikayet ve haber konusu edilen, davalı köşe yazarının da, cevap dilekçesinde zikrettiği üzere, 30/12/2018 tarihli “...” başlıklı haber sitesin konu edilmiş, 28/12/2018 tarihli ve davacı şirketin şikayet edildiği hususlara ilişkin olduğu, akabinde, 03/01/2019 ve 09/01/2019 tarihli ... nüshalarında, söz konusu haberin, kesin yargı bildirmeyen iddia mahiyetinde haber konusu yapıldığı, dava konusu köşe yazısı öncesinde ise, yine ... adlı yayın organının, dava dışı ve davacı ile arasında sözleşme ilişkisi bulunmayan ... adlı marketin, reklam talebi ve sonrası gelişen olayların haberleştirildiği, bu haber üzerine de, dava konusu haberin yazılı ve görsel basında yeniden haber konusu edildiği anlaşılmış, davacı hakkındaki isnatların 2019 yılı başında ilgili kurumlar tarafından denetlenmiş olup, davacının ucuza aldığı eti pahalıya sattığı, halkın sağlığını tehlikeye soktuğuna ilişkin bir tespit bulunmadığı gibi, şikayet sonrası yapılan denetimlerde, sözleşme yaptığı firmaya inek eti verdiğine bir tespitinde bulunmadığı görülmekle, özle biçim arasındaki dengenin korunmasına ilişkin ilke kapsamında, dava konusu haberin davacı aleyhine bozulduğu, davacının ticari itibarını zedeleyeceği gibi, daha önceki haberlerde iddia olarak ileri sürülen haberlerin gerçek ve kesin maddi olgu olarak ileri sürülmesi nedeniyle somut gerçekliğe uygun olmadığı değerlendirilmiştir. Bu nedenlerle, ... Market ile, ... arasındaki ilan uyuşmazlığından yola çıkılarak ... Market ile sözleşmesi olmayan davacı şirketin ismi açıkça belirtilerek piyasaya kalitesiz ucuz inek etlerini sürerek ...sağlığını tehlikeye attığı şeklindeki ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, basın özgürlüğü ile kişilik haklar arasındaki çatışan yararlar dengesinin, davacı aleyhine bozulduğu anlaşılmakla, dava vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. 5187 sayılı Basın Kanunu’nun hukuki sorumluluğu düzenleyen 13. maddesinde, basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı süreli yayınlarda, eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisinin, süresiz yayınlarda ise eser sahibi ile yayımcının, yayımcının belli olmaması halinde ise basımcının müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Yasal düzenleme gereği davalıların sorumluluğuna gidilmiştir. Manevi tazminat adı altında hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olmalı fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği ilke olarak kabul edilmektedir. Somut uyuşmazlıkta, tarafların sıfatı, statüsü, sosyal ve ekonomik durumları ile eylemin işleniş biçimi ve yöntemi ile manevi tazminat adı altında hükmedilecek bu paranın, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek nitelikte olması fakat bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği ilkesi ve davalının eyleminin haksızlığının, mahkemece kabul edilmiş olmasının davacıyı kısmen de olsa huzura kavuşturacağı, kısmen de olsa tatmin edeceği, kişilik hakkı zarar gören davacının haksız fiil sebebiyle sarsılan itibarının para ile topyekün olarak giderilemeyeceği gözetildiğinde 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekmiştir.

HMK'nun 355.maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeple esas bakımından kabulü ile bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK’nun 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/12/2023 tarih ve 2022/1311-2023/1150 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK'nın 353/1-b-3 maddesi gereğince KARARIN KALDIRILMASI İLE ESAS HAKKINDA YENİ HÜKÜM KURULMASINA, a)Davanın KISMEN KABULÜ ile; 10.000,00.-TL manevi tazminatın 18/02/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, b)Alınması gereken 683,10.-TL harcın başlangıçta yatırılan 17.077,50.-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 16.394,40.-TL'nin talep halinde davacıya iadesine, c)Davacı tarafından karşılanan 683,10.-TL peşin harç ve 59,30.-TL başvurma harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, d)Davacı tarafından yapılan 590,00.-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre 5,90-TL'sinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, e)Davalı ... tarafından yapılan 117,75-TL yargılama giderinin davanın kabul/ret oranına göre 116,57-TL'nin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, f) Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 10.000,00.-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, g)Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, h)Karar kesinleştiğinde artan avans bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince ilgilisine iadesine, 4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan 50,00.-TL giderin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar tebliğ, harç tahsil, harç iade ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, davacı yönünden 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere, davalılar yönünden 6100 sayılı HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere 15/01/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

... Başkan ...

... Üye ...

... Üye ...

... Katip ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/486, K. 2025/116, T. 13.12.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-486-e-2025-116-k-ec9f00652a79