Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2241 E. 2026/1048 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/2241
- Karar No
- 2026/1048
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/2241 KARAR NO : 2026/1048
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/12/2022 (Dava) - 18/07/2023 (Karar) NUMARASI : 2022/1061 Esas - 2023/590 Karar DAVA : Maddi Tazminat BAM KARAR TARİHİ : 05/06/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 05/06/2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1061 Esas-2023/590 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin.... plakalı aracın sahibi olduğunu, 08.08.2021 gününde ... plakalı aracı park halinde iken davalı nezdinde sigortalı dava dışı ...'nin sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın kusurlu hareketleri sebebiyle trafik kazasının meydana geldiğini, ....'nin sevk ve idaresinde olan .... plakalı aracın müvekkiline ait yol kenarında park halinde olan aracın sağ yan kısımlarına çarptığını, bu çarpmanın etkisiyle aracın ağır şekilde hasarlandığını, kaza sonrasında düzenlenen ekspertiz raporlarında, kaza tespit tutanağı detayında....nin sevk ve idaresinde bulunan davalı....A.Ş sigortalısı .... plakalı aracın %100 oranında kusurlu davranışlarının kazaya neden olduğunun tespit edildiğini, müvekkiline ait orjinal aracın, kaza sonrasında değer kaybına uğramış olup, değer kaybının davalı tarafından karşılanmasının yasal zorunluluk olduğunu, davalı .... A.Ş’ye 16/02/2022 tarihinde yazılı başvuruda bulunulmuş ise de, araç değer kaybına ilişkin hiçbir ödeme yapılmadığını, Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvuruda bulunulduğunu, ancak davalı ....nın Sigorta Hakemine verdiği yanlış ve yanıltıcı bilgi sebebiyle Tahkim tarafından dava konusu olayın ancak Genel Mahkemelerce aydınlatılabileceği gerekçesi ile dosyadan el çekildiğini, müvekkilinin aracında meydana gelen hasara ilişkin tüm masrafların müvekkili ....nin sigortalısı olduğu ... ..A.Ş tarafından karşılandığını, .... A.Ş tarafından karşılanan hasar miktarına ilişkin davalı ... A.Ş'ye rücu edilmiş olup, dosya masrafının tamamının davalı şirketten tahsil edildiğini, davalı ... A.Ş tarafından müvekkili ...'nin sigortalısı olduğu .... A.Ş'ye tüm hasar bedeli ödenmiş olmasına rağmen, dosya Tahkim aşamasında iken davalı ... A.Ş tarafından kendi sigortalısı ve araç sürücüsü olan ...'nin imzasına itiraz edilip, ... A.Ş'ye hasar bedelini ödemedikleri hakkında yalan beyanda bulunulduğunu, davalı tarafından kötü niyetli hareket edildiğini, park halinde iken arabasına çarpılan davacının kazayı görmediğini, daha sonra aracının hasar aldığını gördüğünde polisi arayıp kaza ihbarında bulunduğunu, ancak daha sonra arabasının camında; “arabaya ben çarptım, beni ara” şeklinde yazılı not bulduğunu ve nottaki telefon numarası ile iletişime geçtiğini, daha sonra ...’nin araca kendisinin vurduğunu belirttiğini ve tarafların kendi aralarında kaza tespit raporu doldurduklarını, olay anı olmasa da araçların fotoğraflarının çekildiğini, bu belge ile kendi kasko şirketine başvuran davacının aracını yaptırdığını, müvekkilinin kasko şirketi olan davadışı ....'nın da hasar bedelini davalı şirkete rücu edip bedelini davalı şirketten tahsil ettiğini beyanla, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, müvekkilinin aracında meydana gelen değer kaybının şimdilik 100,00 TL'lik kısmının kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya davacının anlattığı şekilde sigortalının neden olduğuna dair dosyada somut bilgi ve belge bulunmadığını, kazanın davacı tarafın anlattığı şekilde olduğunun davacı tarafından somut veriler ile ispat edilmesi gerektiğini, dosyada somut hiçbir evrak bulunmadığını, sadece davacı tarafa ait araç sürücüsünün beyanına dayalı olarak tutulan ifade tutanağının somut olayı ispata yeterli olmadığını, değer kaybı taleplerine ilişkin olarak Trafik Sigortası Genel Şartları (yeni) ekinde yer alan kriterlere göre hesaplama yapılması gerektiğini, müvekkili şirkete gerekli belgeler ile ihbar yapılmadığından temerrüde düştüğünden bahsedilemeyeceğini, kaza tarihinden itibaren faiz taleplerinin reddini, zira ihbar tarihinden itibaren sekiz iş gününde ödenmesi gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalının sigortalısı olan aracın sürücüsünün 2918 sayılı yasanın 84/j, l, maddelerini ihlal etmek suretiyle kazanın oluşumuna etki ettiği, davacının aracının sürücüsünün kazanın oluşumuna etki eden bir davranışının bulunmadığı, bilirkişi marifetiyle davaya konu kaza sebebiyle değer kaybına uğradığı iddia edilen aracın kaza öncesi piyasa rayiç değeri ile kaza sonrası piyasa rayiç değeri arasındaki fark tespit edilmek suretiyle değer kaybı zararının hesaplandığı anlaşılmakla; DAVANIN KABULÜNE, 25.000 TL'nin 03.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE...." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili tarafından, "...Kazanın davacı tarafın anlattığı şekilde olduğu davacı tarafından somut veriler ile ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, sadece davacı tarafa ait araç sürücüsünün beyanına dayalı olarak tutulan kaza tespit tutanağının bulunduğunu ve bu tutanağın somut olayı ispata yeterli olmadığının sabit olduğunu, ispat yükünün davacıda olduğunu, somut olayda, polis tarafından davacıya ait aracın sürücüsünün beyanı doğrultusunda kaza tespit tutanağı düzenlendiğini, dosyada sigortalının beyanının bulunmadığının görüldüğünü, davacının delil olarak sunmuş olduğu belgenin herkes tarafından düzenlenebilecek bir belge olup delil olarak değerlendirilmemesi gerektiğini, olay iddia aşamasında kalmış olup kazanın davacı tarafın iddia ettiği şekilde olduğunun davacı tarafından somut olarak ispatı gerektiğini, bu durumda davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini..." beyanla, mahkeme kararı istinaf kanun yoluna getirilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle karşı araç trafik sigortacısından değer kaybı bedelinin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; davacının, park halindeki aracına başka bir aracın çarptığını ve plakasını alamadığını beyan ederek resmi görevlilere müracaatı sonucunda resmi trafik ekibinin kaza tespit tutanağı düzenlediğini, çarpan araca ait boya kalıntıları ve çarpma izlerine dair detayları da içeren bu tutanak düzenlendikten daha sonra, davacının, aracında arabaya çarpan şahsın bıraktığı notu bularak araması üzerine bu defa taraflarca kaza tespit tutanağı düzenlendiğini beyan ettiği, bu süreç akabinde davacının davadışı kasko sigorta şirketinin hasarı ödemesi ve davalıya rücu etmesi ile davalı tarafça hasar bedelinin davadışı kasko sigortacısına ödendiğini ileri sürdüğü, buna rağmen değer kaybı için yaptıkları başvurunun ise olumlu sonuçlanmadığını belirterek, eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Dosya içerisindeki belgelere göre, davacının önce Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuruda bulunduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararında, bahse konu uyuşmazlığın tanık ve keşif gibi deliller incelenerek değerlendirilmesi gereken bir ihtilaf olmasından dolayı genel mahkemelerde görülmesi gerektiği gerekçesiyle dosyadan el çekildiği anlaşılmakta olup, davalı sigorta şirketinin bu dosyada verdiği cevap dilekçesinde, taraflarca düzenlenen kaza tespit tutanağının şüpheli olup sigortalısının imzasını taşıdığının ispat edilmesi gerektiğini savunduğu görülmektedir. Davacı taraf, davadışı kasko sigorta şirketi olan .... AŞ. tarafından aracının hasarının giderildiğini, ... AŞ. tarafından davalıya yapılan rücu talebi üzerine davalının ... AŞ'ye hasarı rücuen de ödediği halde, işbu davada kendilerine değer kaybını ise ödememek için kötüniyetli beyanlarda bulunduğunu ileri sürmüş, mahkemece ... AŞ'ye müzekkere yazılarak dava konusu kazaya dair tüm belgelerin istendiği de görülmüşse de, verilen 27.02.2023 tarihli cevabi yazıda; şirketlerinde bu hususta hiçbir kayıt olmadığını bildirdiği, plaka ve TC nosu ile yeniden müzekkere yazılması halinde daha detaylı araştırılabileceğinin bildirildiği, buna rağmen mahkemece bu hususta yeniden araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Dosyada dava konusu kazaya dair iki adet kaza tespit tutanağı bulunmakta olup, resmi görevlilerce düzenlenen tutanakta davacının, park halinde aracına çarpıp kaçan bir araç gördüğünü, ancak plakasını alamadığını beyan ettiği, tutanağın bu yönde düzenlenmiş olup, aksi aynı derecede belge ile ispat edilinceye kadar geçerli olduğu, bu tutanakta davacının aracının yerinde polis memurları tarafından da incelenerek kazaya dair emarelerin tutanağa geçirildiği, herhangi bir not kağıdına dair ise hiçbir tespitin yer almadığı, akabinde davacı tarafın iddiasına göre, sonradan kendisinin aracının camında kazayı yapan davalı taraf sigortalısının bıraktığı notu ve telefonu bulup aradığını, taraflarca kaza tespit tutanağı düzenlendiklerini ileri sürdüğü anlaşılmakla, resmi görevlilerce fark edilmeyip daha sonradan bulunduğu belirtilen not kağıdına dair resmi tutanaktaki görevlilerin tutanak mümzi olarak ifadeleri de alınarak, gerekli araştırmanın yapılması, iki tutanak arasındaki çelişkinin giderilmesi ve özellikle davacının iddiasına dayanak yaptığı; davalının, hasar sorumluluğunu kabulü anlamında davadışı ... . AŞ'ye ödeme yaptığına dair tüm bilgi ve belgelerin araştırılarak şüpheye yer bırakılmasızın tespiti ile denetime elverişli biçimde dosyaya kazandırılması gerekmekle, mahkemece bu yönlere dikkat edilmeden eksik inceleme ile verilen kararın kaldırılması gerekmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının KABULÜ ile; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/1061 Esas - 2023/590 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davalı tarafından yatırılan 426,93 TL istinaf karar harcının istek halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda ele alınmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 05/06/2026