Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1704 E. 2026/1198 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1704
Karar No
2026/1198
Karar Tarihi

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1704 Esas 2026/1198 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/1704 KARAR NO : 2026/1198

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/05/2022 (Karar) - 27/09/2022 (Ek Karar) NUMARASI : 2021/553 Esas 2022/270 Karar DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 04/08/2016 KARAR TARİHİ : 24/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/10/2026

Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davalılar ... ve ... hakkındaki davanın kısmen kabulüne, diğer dahili davalılar yönünden husumet dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı şirketin dava dışı bankadan aldığı kredinin teminatını teşkil etmek üzere taşınmazı üzerinde ipotek tesis edildiğini, davalıların ise genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduklarını, kefaletin ipotek tarihinden önceki tarihte olduğunu, kredi borcunun ödenmediğini, müvekkilinin taşınmazını ipotek yükünden kurtarmak amacıyla ipotek lehtarı bankaya 46.000,00 TL ödeme yaptığını, müvekkilinin kanundan doğan halefiyet ilkesi gereğince bankanın halefi olduğunu, davalıların aynı zamanda lehine ipotek verilen şirketin ortak ve yetkili sıfatları bulunduğunu, davalıların müvekkilinin ödediği bedelden sorumlu bulunduğunu belirterek 46.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, zaman aşımı ve görev itirazında bulunduklarını, müvekkilinin şirketlerini 05.06.2007 tarihinde yani banka borcunun hesap kat tarihinden önce diğer hissedar ...na devrettiğini, bu nedenle sorumluluğu kalmayan müvekkili lehine davanın reddi gerektiğini, yine kefil olan davacının kefil olan müvekkiline ancak payından fazlasını ödemesi halinde ve diğer kefilin payları oranında rücu hakkı bulunduğunu, davacının kendi hissesinden fazlasını ödemediğini, buna rağmen iddia ve beyan ettiği paranın tamamını müşterek borçlu müteselsil kefil olarak her bir davalıdan talep ettiğini, alacaklı bankanın alacak hakkını davacıya temlik ettiğine dair bir belgede dosya içinde mevcut olmadığını, ödeme belgesinin bir temlik yada rücu belgesi olmadığını, ödeme ile ilgili bir kabulleri olmadığını, inceleme yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, açılan davayı kabul etmediklerini, zaman aşımı ve görev itirazında bulunduğunu, şirket hissesini 05.01.2005 tarihinde yani banka borcunun hesap kat tarihinden önce diğer hissedar ...na devrettiğini, bu nedenle sorumluluğu kalmayan müvekkili lehine davanın reddi gerektiğini, yine kefil olan davacının kefil olan müvekkiline ancak payından fazlasını ödemesi halinde ve diğer kefilin payları oranında rücu hakkı bulunduğunu, davacının kendi hissesinden fazlasını ödemediğini, buna rağmen iddia ve beyan ettiği paranın tamamını müşterek borçlu müteselsil kefil olarak her bir davalıdan talep ettiğini, alacaklı bankanın alacak hakkını davacıya temlik ettiğine dair bir belgeninde dosya içinde mevcut olmadığını, ödeme belgesinin bir temlik yada rücu belgesi olmadığını, ödeme ile ilgili bir kabulü olmadığını, inceleme yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, zaman aşımı ve görev itirazında bulunduklarını, kefil olan davacının kefil olan kendisine ancak payından fazlasını ödemesi halinde ve diğer kefilin payları oranında rücu hakkı bulunduğunu, davacının kendi hissesinden fazlasını ödemediğini, buna rağmen iddia ve beyan ettiği paranın tamamını müşterek borçlu müteselsil kefil olarak her bir davalıdan talep ettiğini, alacaklı bankanın alacak hakkını davacıya temlik ettiğine dair bir belgenin de dosya içinde mevcut olmadığını, ödeme belgesinin bir temlik yada rücu belgesi olmadığını, ödeme ile ilgili bir kabulü olmadığını, inceleme yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, zaman aşımı ve görev itirazında bulunduklarını, kefil olan davacının kefil olan kendisine ancak payından fazlasını ödemesi halinde ve diğer kefilin payları oranında rücu hakkı bulunduğunu, davacının kendi hissesinden fazlasını ödemediğini, buna rağmen iddia ve beyan ettiği paranın tamamını müşterek borçlu müteselsil kefil olarak her bir davalıdan talep ettiğini, alacaklı bankanın alacak hakkını davacıya temlik ettiğine dair bir belgenin de dosya içinde mevcut olmadığını, ödeme belgesinin bir temlik yada rücu belgesi olmadığını, ödeme ile ilgili bir kabulü olmadığını, inceleme yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemişir. ... Mirasçıları vekili beyan dilekçesinde özetle; Muris ...’nun mirasçısı olan müvekkilleri ..., ..., ... ve ... tarafından, murisin ölümü üzerine üç aylık yasal süre içerisinde Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2020/428 Esas sayılı dosyası üzerinden “mirasın reddi” talebi ile dava açıldığını, bu nedenlerle; müvekkillerinin muris ...’nun mirasını, kayıtsız ve şartsız reddetmeleri nedeniyle, huzurdaki davanın müvekkiller yönünden taraf ehliyetinin yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, işbu dava, dava dışı şirkete kullandırılan ticari kredinin ayni teminatı olarak taşınmazını ipotek ettiren davacının, bakiye borcu ödedikten sonra, ödediği tutarı şirket ortaklarından tahsilini talep ettiği, kredi sözleşmesi ve kredinin tüm limit artırımlarında davacının kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, dolayısıyla davacının kredi borcuyla ilgili olarak şahsi sorumluluğu söz konusu olmadığından, borçtan, müteselsil kefil sıfatını taşıyan davalılar gibi bütün mal varlığıyla sorumlu olmayacağı, davacının sorumluluğunun ayni sorumluluk olup sadece ipotek bedeli ile sorumlu olacağı, ipoteğin anapara ipoteği şeklinde düzenlendiği, anapara ipoteğinin kapsamına TMK'nun güvencenin kapsamı başlıklı 875. maddesine göre anapara, takip giderleri ve gecikme faizi, iflasın açıldığı veya rehnin paraya çevrilmesinin istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz ile son vadeden başlayarak işleyecek faizin gireceği, davacının bakiye borcu ödeyerek, ipoteği fek ettiği, TMK'nun 883. maddesine göre alacak sona erince ipotekli taşınmazın malikinin, alacaklıdan ipoteğin terkin ettirmeyi isteyebileceği, TMK'nun 884. maddesine göre de borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz malikinin, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebileceği, mirasın reddi kararlarına göre, davalılar ... ve ...'nun vefat etmiş oldukları, mirasçıların dahili davalılar olarak gösterilerek davaya devam edildiği, ipoteğin, TMK'nun 875. maddesi uyarınca anapara ipoteği olarak düzenlendiği, TMK'nun 884. maddesine göre alacak hakkının borcu ödeyen malike geçeceği, davacının ödediği tutar kadar borçtan müştereken ve müteselsilen kefil sıfatı ile sorumlu olan davalıdan alacağını müşterek ve müteselsil borçluluk ilkesi çerçevesinde talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 46.000,00 TL'nin davalılar ... ve ...'ndan ödeme tarihi olan 29/12/2006 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, ... mirasçıları, dahili davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden davanın husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, ... mirasçıları, dahili davalılar, ..., ..., ... yönünden davanın husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Mahkemece 27/09/2022 tarihli ek kararla, verilen kararın kendi içinde tutarlı ve açık olup, hükmün icrasında tereddüt ve çelişki içermediğinden tavzih istemi yerinde olmadığı gibi tavzih talep eden bir kısım dahili davalılar vekilince ... mirasçıları ile ... mirasçıları yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin istemin de HMK'nun 305/2. maddesinde düzenlenen "Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." yönündeki kanunun açık hükmüne de aykırı olmakla, tavzih talebinin usul ve yasaya uygun bulunmadığı, hükümde HMK'nun 305/1. maddesinde düzenlenen tavzihi gerektiren koşulların oluşmadığı, hükmün tavzih edilerek ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi yönündeki istemin de anılan maddenin 2. fıkrasına aykırı olduğu gerekçesiyle bir kısım dahili davalılar vekilinin hükmün tavzih ve tamamlanmasına ilişkin talebin yasal koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ... mirasçıları yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine dair kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, yargılama aşamasında ... mirasçılarının (..., ..., ...) tespiti için mahkemece taraflarına yetki verildiğini, Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/24 Esas 2020/12 Karar sayılı ve 08/01/2020 tarihli mirasçılık belgesinin taraflarından alınarak mahkemeye sunulduğunu, ... mirasçılarının (..., ..., ...) davaya dahil edilmelerinin sağlandığını, davada taraf teşkili usulüne uygun olarak gerçekleştiğini, yargılama aşamasında yapılan duruşmada davalı ... mirasçıları tarafından mirasın reddi kararının mahkemeye sunulduğunu, mahkemeye sunulan ... mirasçılarının mirasın reddine dair kararı dava açıldıktan ve dilekçeler teatisi sona erdikten çok sonra sunduklarını, ... mirasçılarının mahkemeye sunduğu mirasın reddine dair kararı hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tabi olan davalarda verilen kararın kesin hüküm teşkil etmemesi ve bu kararların her zaman açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir ya da ortadan kaldırılabilir olması hususları göz önüne alındığında, bu karara dayanılarak husumet yokluğundan bahsedilemeyeceğini, ... mirasçıları yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğunu, aynı durumun ... mirasçıları (...- ..., ..., ...) için de geçerli olduğunu, davalı ... mirasçılarının davaya dahil edilmesi için yargılama aşamasında mahkemece taraflarına yetki verildiğini, Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin mirasçılık belgesi taraflarınca alınarak mahkemeye sunulduğunu, ... mirasçıları (..., ..., ..., ...) davaya dahil edilmeleri sağlandığını, dolayısı ile davada taraf teşkilinin usulüne uygun olarak gerçekleştiğini, yargılama aşamasında 30/03/2020 tarihli duruşmada davalı ... mirasçılarının da mirasın reddi kararı mahkemeye sunduğunu, sunulan ... mirasçılarının mirasın reddine dair kararı dava açıldıktan ve dilekçeler teatisi sona erdikten çok sonra sunulduğunu, ... mirasçılarının mahkemeye sunduğu mirasın reddine dair kararın "hasımsız açılan ve çekişmesiz yargıya tâbi olan davalarda verilen kararın kesin hüküm teşkil etmemesi ve bu kararların her zaman açılacak bir iptal davası sonucunda değiştirilebilir ya da ortadan kaldırılabilir olması" hususları göz önüne alındığında bu karara dayanılarak husumet yokluğundan bahsedilemeyeceğini, bu kapsamda usulden ret kararı verilen davalılara (..., ..., ..., ..., ..., ..., ...) dava dilekçesi, cevap dilekçesi, bilirkişi raporu, bilirkişi ek raporu ve duruşma günü ve davetiyesi usulüne uygun olarak ve tüm davalılara ayrı ayrı tebliğ edildiğini, mahkemece davalılara yapılan tebligattan sonra davalılar tarafından herhangi bir itiraz veya beyan sunulmadığını, duruşmalara da katılım sağlanmadığını, mirası reddeden mirasçılar aleyhine dava açılmasına sebebiyet vermeyen ve mirası reddettikleri yargılama aşamasının sonunda öğrenen müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini, her ne kadar ... ve ... mirasçıları tarafından miras gerçek ret şeklinde sulh hukuk mahkemesinde reddedilmiş ise de, bu reddin hasımsız olarak tek taraflı beyanlarla gerçekleştirilebildiğinden, müteveffa davalıların mirasçılarının mirası kabul edip etmediklerinin detaylı olarak araştırılmadığını, oysa TMK'nun 610/2. maddesinde "Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez. " şeklinde hüküm bulunduğunu, mahkemece bu hüküm gereğince mirası reddettiklerini iddia eden mirasçıların mirası kabul anlamına gelecek işlemler yapıp yapmadığının detaylı olarak araştırılması gerekirken böyle bir araştırma yapılmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının ... ve ... mirasçıları hakkında husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret ve bu mirasçılar lehine verilen vekalet ücretine dair kısım yönünden kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak tesis edilen ipotek nedeniyle ipotek maliki tarafından ödenen bedelin kefillerden rücuen tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Dava Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, 2016/416 esas 2020/490 Karar sayılı karar ile davalılar ..., ... ve davalı ... mirasçıları ..., ..., ... yönünden davanın kabulüne, davalı ... mirasçıları dahili davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Anılan karara karşı davalı ... vekili, davalılar ..., ..., ... vekili ile ... mirasçıları dahili davalılar ..., ..., ... ve ... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2021/412 Esas 2021/940 Karar sayılı kararıyla asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın Ankara asliye ticaret mahkemesine tevzi edilmek üzere Ankara Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna gönderilmesine karar verilmiş, dosya Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmiştir. Davacı yan dava dışı şirketin dava dışı banka ile akdettiği genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borçların teminatını teşkil etmek üzere taşınmazı üzerinde ipotek tesis edildiğini, davalıların anılan genel kurul sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğunu, kefaletin ipotek tesisinden önce olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine ipotek maliki sıfatıyla borcun ödendiğini, ödenen bedelden davalı kefillerin sorumlu olduğunu iddia etmiş, davalılar vekilleri davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davalılar ... ve ... hakkındaki davanın kısmen kabulüne, ... mirasçıları, dahili davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden davanın husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, ... mirasçıları dahili davalılar, ..., ..., ... yönünden davanın husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf itirazı husumet dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine yönelik verilen karar ile dahili davalılar lehine hüküm altına alınan vekalet ücretine yöneliktir. Davalılar ... ve ... dava tarihinden sonra, yargılama aşamasında vefat etmiştir. Dosya içerisine ibraz edilen veraset ilamları uyarınca, mirasçıları davacı vekilince davaya dahil edilmiştir. Anılan davalılardan ... mirasçılarının mirası reddettiklerine ilişkin Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/428 Esas 2020/417 Karar sayılı karar ile davalılardan ... mirasçılarının mirası reddettiklerine ilişkin Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/953 Esas 2017/1162 Karar sayılı karar dahili davalılar vekilince dosyaya ibraz edilmiştir. Bu durumda mahkemece yargılama aşamasında vefat eden davalılar ... ve ... mirasçıları davaya dahil edilmiş ise de, sunulan mahkeme kararlarından davalılar mirasının reddedildiği, mirası reddeden dahili davalıların davada pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı, süresi içinde mirası reddeden mirasçıların mirası benimsediklerine ilişkin ispat yükü davacıda olduğundan re'sen araştırma ilkesinin uygulanamayacağı, davanın husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, dahili davalılar yargılama aşamasında vekille temsil edilmiştir. Davalı murislerin yargılama aşamasında vefat etmesi ve mirasçılarının da davaya dahil edilmesi üzerine yargılama aşamasında mirası reddetmeleri nedeniyle vekille temsil edilen dahili davalılar yararına vekalet ücreti takdir edilmesi usul ve yasaya uygun görülmüştür. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davalılar ... ve ... hakkındaki davanın kısmen kabulü, ... mirasçıları, dahili davalılar ..., ..., ... ve ... yönünden davanın husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi, ... mirasçıları dahili davalılar, ..., ..., ... yönünden davanın husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından dahili davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/09/2026

Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ... ... ... ... ...

Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1704, K. 2026/1198, T. 24.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1704-e-2026-1198-k-b8de498ac396