Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2026/829 E. 2026/1522 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2026/829
- Karar No
- 2026/1522
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2026/829
KARAR NO : 2026/1522
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 15/04/2025
NUMARASI : 2018/37 E. - 2025/240 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ticari ilişkisi neticesinde alacaklarına karşılık olarak .... Ltd. Şti.'nden aldığı toplam 693.000 TL bedeli çekler çalınma suretiyle zayii olduğunu, söz konusu çeklerin müvekkilinin rızası dışında elinden çıkması sebebiyle ödeme yasağı talepli olarak Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/749 E.sayılı dosyası ile çek iptali davası açtığını, Mahkemece ödeme yasağı kararı verildiğini ve bu karar muhatap bankalara bildirildiğini, söz konusu çeklerin çalınmasıyla ilgili olarak ... .... Ltd. Şti. yetkilileri ... ve ... hakkında tarafınca suç duyurusunda bulunulmuş olup Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyasıyla soruşturma devam etmekte olduğunu, müvekkili şirketin elinden rızası dışında çıkan çeklerin bazıları müvekkili şirketin ticari herhangi bir ilişkisi bulunmayan ... .... Ltd. Şti. tarafından ciro edilerek davalı bankaya teslim edildiğini, davalı banka söz konusu çeklerle ilgili olarak müvekkili şirket hakkında yasal takip başlatmıştır. çalıntı çeki elinde bulunduran banka iktisabında ağır kusurlu ve kötü niyetli olduğunu, çek çalıntı çek olduğundan çekin zilyedi durumunda olan davalı banka yetkili hamil olarak cirolanmış çeki elinde bulundurmak yetkili hamil sıfatını kazandırmamakta olduğunu, dava konusu çekler hakkında Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından 03.10.2012 ödeme yasağı kararı verildiğini, davalı banka söz konusu çekleri bu tarihten sonra iktisap ettiğini, bankalar güven kuruluşları olduğunu, bu nedenle davalı bankanın hakkında ödeme yasağı bulunan çekleri iktisap etmesi ağır kusurlu olduğunun açık göstergesi olduğunu, ayrıca davalı bankanın söz konusu çekleri ödeme yasağı nedeniyle tahsil edememesi üzerine müvekkili şirket aleyhine yasal takip başlatarak çek bedellerini tahsil etme çabası içine girmesi bu noktada kötü niyetli olduğunun da açık göstergesi olduğunu, dava konusu çek bedellerinin davalı şirket tarafından tahsil edilmesi halinde müvekkili şirket telafisi imkansız zararlara uğrayacağını, açıklanan sebepler ışığında, müvekkili şirketin elinden rızası hilafına çıkan çeklerin iadesin sağlamak amacıyla iş bu davanın ikame edilmesi zarureti doğduğunu, açıklanan nedenlerle , müvekkili şirketin davalı tarafa ... ... Şubesi; ... numaralı hesabına ait ... çek numaralı 09.11.2012 keşide tarihli 75.000 TL bedelli, ... ... Şubesi; ... çek numaralı 07.12.2012 keşide tarihli 35.000 TL bedelli, ... çek numaralı 14.12.2012 keşide tarihli 40.000 TL bedelli, ... çek numaralı 21.12.2012 keşide tarihli 35.000 TL bedelli, ... çek numaralı 28.12.2012 keşide tarihli 40.000 TL bedelli çekler nedeniyle borçlu olmadığının ve davalının yasal olmayan bir şekilde çekleri elinde bulundurduğunun tespiti ile çeklerin davalı şirkete iadesi yönünde karar verilmesini, dava süresinde çeklerin bedellerinin davalı tarafça herhangi bir sebeple tahsil edilmesi halinde dava konusu çeklerin bedellerinin istirdadı ile tarafına çeklerin keşide tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini, Ankara 8. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası, Ankara 8. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ve Ankara 2. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasının dava sonuna kadar ihtiyati tedbir olarak durdurulmasını ve dava konusu çekin aslının istenerek dava sonuna kadar mahkeme kasasında saklanmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı cevap dilekçesinde özetle; Kesin Hüküm itirazı: Açılan dava menfi tespit davası olduğunu, davacı zaten davaya konu 3 icra takibine ilişkin icra hukuk mahkemelerinde imzaya itiraz ederek dava açmış ve davalar kabul edilerek, her 3 davada kesinleştiğini, çekteki imzanın davacıya ait olmadığına ilişkin 3 adet kesinleşmiş mahkeme kararı var iken, açılan davanın esasa girmeden usulden kesin hüküm itirazı dikkate alınarak reddi gerekmekte olduğunu, Zamanaşımı İtirazı: İcra İflas Kanunu 72 Madde de belirtilen bir hususta süre konusunda olduğunu, takibe itiraz etmemiş veya itirazı kaldırılmış olan borçlu eğer borcu ödemiş ise ödediği tarihten itibaren 1 sene içerisinde genel mahkeme de dava açarak bu paranın geri alınmasını istemesi gerektiğini, aksi halde zamanaşımı söz konusu olacağını, davaya konu olayda her üç çek içinde zaten davacı tarafından icra hukuk mahkemelerinde imzaya itiraz davası açıldığını ve kesin olarak sonuçlandığını, dolayısı ile 2012 yılında açılan davalar sebebiyle iş bu davayı açması gereksiz olduğunu, açma hakkı zamanaşımına uğradığını, Yetkisizlik İtirazı: Menfi tespit ve istirdat davaları yönünden takibin yapıldığı icra dairesinin bağlı olduğu mahkemede ilgili dava açılacakken davacılar İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde ilgili davayı açtıklarını, müvekkili banka aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davayı kabul etmediklerini, Ankara 8.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan başlatılan icra takibine ; davacı Ankara 7.İcra Hukuk Mahkemesi 2012/988 Esas sayılı dosyayla, Ankara 8.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan başlatılan icra takibine davacı , Ankara 7.İcra Hukuk Mahkemesi 2012/1105 Esas sayılı dosyayla, Ankara 2.İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyadan başlatılan icra takibine davacı ; Ankara 3.İcra Hukuk Mahkemesi 2013/194 Esas sayılı dosyayla imzaya itiraz davaları açtığını, tüm davalar kabul edilerek davacı borçlu yönünden durdurulmasına karar verildiğini, müvekkili bankaca yapılan temyiz yolları da red edilerek ilgili 3 adet icra hukuk mahkemesi kararı kesinleştiğini, yazı ekinde icra hukuk mahkemelerine ait kesinleşmiş 3 adet ilam örneği sunulduğunu, hal böyle iken, davacının bu davayı açmada ki sebebiyeti anlaşılamamış olduğunu, kesinleşmiş 3 adet mahkeme ilamı var iken menfi tespit davası açması öncelikle hukuki yarar yokluğundan usulden red sebebi olduğunu, ayrıca açılan huzurdaki iş bu dava mevcut 3 adet kesinleşmiş ilam ile konusuz kaldığını, yine 3 adet kesin hüküm verilmesine rağmen aynı konuda açılan davanın usulden reddi gerekmekte olduğunu, dava dilekçelerinde müvekkili bankanın ödemeden men yasağı alınmış olmasına rağmen takip başlatarak ağır kusurlu ve kötüniyetli olduğu beyan edilmiş ise de, bu ididaları da haksız ve hukuka aykırı olduğunu, mevcut Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere müvekkili bankaca davaya konu çeklerin icraya konulmasında hiçbir hukuki engel mevcut olmayıp, zaten davacı şirketçe açılan imzaya itiraz davalarının kesinleşmesi sebebiyle davacı hakkındaki takipler durdurulduğundan, hukuki olarak icrai işlem yapılmamakta ve 3 adet kesinleşmiş icra hukuk mahkemesi kararı olduğu halde müvekkili banka aleyhine açılan iş bu menfi tespit davası haksız olduğunu, davanın açılmasında hiçbir hukuki fayda bulunmamakta olduğunu, davacının iş bu davayı ne sebeple açtığı anlaşılamadığını, müvekkili banka iyiniyetli ciranta konumunda olduğunu, davacının dilekçesinde belirttiği ağır kusur ve kötüniyet iddiaları haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kesinleşmiş hükümler mevcut iken iş bu davayı gereksiz yere açan davacının kötüniyetinden bahsetmek gerekmekte olduğunu, açıklanan nedenlerle, müvekkili banka aleyhine açılan iş bu davanın reddi ile ilk itirazları ve cevapların kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1- DAVACI TARAFÇA AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE;
Davacının, davalıya, dava konusu " ... ... Şubesi; ... numaralı hesabına ait ... çek numaralı 09.11.2012 keşide tarihli 75.000 TL bedelli, ... ... Şubesi; ... çek numaralı 07.12.2012 keşide tarihli 35.000 TL bedelli, ... çek numaralı 14.12.2012 keşide tarihli 40.000 TL bedelli, ... çek numaralı 21.12.2012 keşide tarihli 35.000 TL bedelli, ... çek numaralı 28.12.2012 keşide tarihli 40.000 TL bedelli" çekler nedeniyle borçlu olmadığının TESPİTİNE,
Davacının, dava konusu çeklerin istirdatına yönelik talebinin REDDİNE" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava konusu çeklere ilişkin daha önce icra hukuk mahkemelerinde imzaya itiraz davaları açtığını ve bu davaların kabul edilerek kesinleştiğini, kesin hüküm itirazlarının dikkate alınması gerektiğini, aynı konuda kesinleşmiş mahkeme kararları varken davanın esasa girilmeden usulden reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin dolduğunu, yetkisizlik itirazlarının göz ardı edildiğini, müvekkili bankanın çekleri iktisabında iyiniyetli olduğunu ve ağır kusurlu bulunmadığını, yerleşik Yargıtay kararları uyarınca hamilin iyiniyetli sayıldığını, davacının kötüniyet ve ağır kusur iddialarının mesnetsiz olduğunu, davacı şirket tarafından açılan imzaya itiraz davalarının kesinleşmesiyle takiplerin zaten durdurulduğunu, işbu davanın açılmasının gereksiz olduğunu, mahkemece eksik inceleme yapıldığını, davanın kısmen reddine rağmen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen kısmen kabul ve kısmen ret kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davalının istinaf taleplerinin haksız ve mesnetsiz bulunduğunu, dava konusu çeklerin sahte ciro ile tedavüle sokulduğunu, davalının yetkili hamil sıfatını kazanamadığını, çeklerin çalıntı olduğunun davalı tarafça da kabul edildiğini, davalının ağır kusurlu ve kötüniyetli olduğunu, müvekkili şirketin çekin rızası dışında tedavüle konulduğunu yazılı delillerle ispatladığını, davalının iyiniyet iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı tarafın çekleri iade etmemesi ve müvekkilinin alacağına kavuşamaması nedeniyle dava açmakta hukuki yararın bulunduğunu belirterek davalı tarafın istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, menfi tespit ve çeklerin istirdadı istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkili şirketin ... Limited Şirketinden ticari alacağı karşılığında aldığı toplam 693.000,00 TL bedelli çeklerin çalınarak rızası dışında elinden çıktığını, çeklerin iptali ve ödemeden men edilmesi amacıyla Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/749 Esas sayılı dosyasında ödeme yasağı kararı verildiğini, hırsızlık olayı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı dosyasında soruşturma yürütüldüğünü, çeklerden beşinin davacıyla ticari ilişkisi bulunmayan ... Şirketi tarafından sahte ciroyla davalı ....’ya verildiğini ve icra takipleri başlatıldığını davalı bankanın ağır kusurlu ve kötüniyetli olduğunu belirterek beş çek nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin iadesine çek bedellerinin tahsil edilmesi halinde bedellerin keşide tarihlerinden itibaren ticari faiziyle istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu takipler hakkında Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/988 ve 2012/1105 Esas ile Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/194 Esas sayılı dosyalarında açılan imzaya itiraz davalarının kabul edilerek kesinleştiğini, bu nedenle kesin hüküm bulunduğunu, davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığını ve davanın konusuz kaldığını, İİK’nin 72. maddesindeki bir yıllık sürenin geçtiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, ödeme yasağı kararının çeklere dayalı takip yapılmasına engel olmadığını, bankanın düzgün ciro zincirine dayanarak çekleri iktisap eden iyiniyetli ve yetkili hamil olduğunu, ağır kusur veya kötüniyetinin bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne; davacının toplam 225.000,00 TL bedelli beş çek nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine, çeklerin istirdadına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davalı banka vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Dava konusu çeklerin, ... ... Şubesine ait ... numaralı hesaptan düzenlenen, ... numaralı, 09.11.2012 keşide tarihli ve 75.000,00 TL bedelli , ... ... Şubesine ait ... numaralı, 07.12.2012 keşide tarihli ve 35.000,00 TL bedelli ,... ... Şubesine ait ... numaralı, 14.12.2012 keşide tarihli ve 40.000,00 TL bedelli ,... ... Şubesine ait ... numaralı, 21.12.2012 keşide tarihli ve 35.000,00 TL bedelli ,... ... Şubesine ait ... numaralı, 28.12.2012 keşide tarihli ve 40.000,00 TL bedelli toplam bedeli 225.000,00 TL olan beş adet çek olduğu, çeklerin keşidecisinin ... Ltd. Şti , lehtarının davacı ... Şirketi olduğu, davacı adına atılan ciro imzalarıyla ... Limited Şirketine devredildiği , bu şirket tarafından davalı ... ... Sanayi Şubesine teminat amacıyla verildiği görülmektedir.
Davalı banka tarafından Ankara 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas,Ankara 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas,Ankara 2. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarında takip başlatıldığı, davacı tarafından bu takipler hakkında Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2012/988 ve 2012/1105 Esas ile Ankara 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/194 Esas sayılı dosyalarında imzaya itiraz edildiği ve itirazların kabulüyle takiplerin davacı yönünden durdurulmasına ilişkin verilen kararların kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.
29.11.2023 tarihli Grafoloji bilirkişi raporunda, beş çek üzerindeki davacı şirkete ait görünen lehtar ciro imzalarının şirket yetkilisine ait olmadığı ve sahte olduğu tespit edilmiştir.
SMMM bilirkişi tarafından düzenlenen 13.01.2025 tarihli raporda ise, çeklerin davacının ticari defterlerinde ... Limited Şirketinden alınan toplam 225.000,00 TL bedelli çekler olarak kayıtlı olduğu, kayıtlardan çıkışlarının belirlenemediği, davalı banka kayıtlarında çeklerin ... şirketi tarafından bankaya teminat olarak verildiği, “mahkeme kararı ile yasaklı çek” olarak kaydedildiği ve daha sonra müşteriye iade edildi kaydıyla çıkışının yapıldığı, taraflar arasında doğrudan bir borç-alacak ilişkisinin bulunmadığı belirtilmiştir.
Uyuşmazlık; icra hukuk mahkemelerince imzaya itiraz üzerine verilen kararların eldeki menfi tespit davası bakımından maddi anlamda kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı, bu kararlar nedeniyle davacının menfi tespit davası açmakta hukuki yararının devam edip etmediği, İİK’nin 72. maddesindeki bir yıllık sürenin uygulanıp uygulanamayacağı, yetki itirazının usulüne uygun olup olmadığı, sahte lehtar cirosu karşısında davalı bankanın davacıya başvurma hakkının bulunup bulunmadığı ve reddedilen çeklerin istirdadı talebi nedeniyle davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.
Davalı vekilinin kesin hüküm itirazı yönünden; dava konusu çeklere dayalı olarak başlatılan takiplerde davacı tarafından imzaya itiraz edilmiş ve icra hukuk mahkemelerince itirazların kabulüyle takiplerin davacı yönünden durdurulmasına karar verilmiş ise de, icra hukuk mahkemelerinin imzaya itiraz üzerine verdiği kararlar takip hukuku içinde ve sınırlı incelemeyle verilen kararlar olup maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. Bu kararlar, taraflar arasındaki maddi hukuk ilişkisinde davacının çekler nedeniyle borçlu olup olmadığının genel mahkemede incelenmesine engel değildir. Bu nedenle HMK’nin 303. maddesinde öngörülen maddi anlamda kesin hüküm koşulları oluşmadığından mahkemece kesin hüküm itirazının reddedilmesi yerindedir.
Davalı, icra hukuk mahkemelerinde verilen kararlarla takiplerin davacı yönünden durdurulduğunu ve bu nedenle eldeki davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığını ileri sürmüştür. Ancak imzaya itirazın kabulüne ilişkin icra hukuk mahkemesi kararları ilgili takip bakımından sonuç doğurmakla birlikte davacının çekler nedeniyle maddi hukuk anlamında borçlu olup olmadığını göstermediğinden davacının menfi tespit davası açmakta güncel hukuki yararının bulunduğu açıktır.
Davalının zamanaşımı ve hak düşürücü süreye ilişkin istinaf sebebi yönünden; İİK’nin 72/7. maddesinde düzenlenen bir yıllık süre, borçlu olmadığı takip konusu borcu tamamen ve cebri icra tehdidi altında ödeyen kişinin açacağı istirdat davasına ilişkindir. Somut olayda davacı tarafından çek bedelleri değil çeklere dayalı olarak borçlu olunmadığının tespiti ve çeklerin iadesi istenmiş olup, menfi tespit davası hak düşürücü süreye tabi olmadığından, mahkemece bu itirazın reddedilmesi doğrudur.
Yetki itirazı bakımından; HMK’nin 19/2. maddesi uyarınca yetki itirazında bulunan tarafın yetkili mahkemeyi açıkça göstermesi gerektiği davalı tarafından usulüne uygun yetki itirazı yapılmadığı gibi davalı bankanın yerleşim yerinin İstanbul’da bulunması karşısında HMK’nin 6. maddesi uyarınca yetki itirazının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu beş çek üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen 29.11.2023 tarihli grafoloji bilirkişi raporunda, davacı şirket adına lehtar ciranta sıfatıyla atılan imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilmiştir. İmza itirazı herkese karşı ileri sürülebilen mutlak defi niteliğinde olup, sahte imza nedeniyle davacının çekten sorumlu tutulamayacağı çeklerin iyiniyetle iktisap edilmiş olmasının da bu sonucu değiştirmeyeceği dikkate alındığında dava konusu çekler nedeniyle menfi tespit talebinin kabulüne karar verilmesi yerinde görülmüştür.
Çek istirdadı talebi mahkemece reddedilmiş olup, davalı vekili, çeklerin istirdadı isteminin reddedilmesi nedeniyle banka lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de, çeklerin iadesi istemi, menfi tespit talebiyle aynı maddi vakıalara ve aynı çeklere dayandığından davacının çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine bağlı feri nitelikte bir talep olduğu ayrıca harçlandırılmayan çeklerin istirdadı talebinin reddi nedeniyle davalı lehine vekalet ücretine takdir edilmemesinde isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/04/2025 tarih ve 2018/37 E., 2025/240 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 15.369,75 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 3.842,43 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.527,32 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026