Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1344 E. 2026/2073 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1344
- Karar No
- 2026/2073
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1344 KARAR NO : 2026/2073
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 03/04/2023 NUMARASI : 2022/345 Esas 2023/294 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2026
Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Borçlu davalı tarafça müvekkil şirkete olan borç bakiyelerinin ödenmemesi üzerine davalı ile iletişime geçilmiş bit kısım ödemeler yapılmışsa da, bakiye borçlarının ödenmesi için yapılan görüşme ve yazışmalardan sonuç alınamamıştır. Taraflar arasındaki cari hesaptan kaynaklanan 196.157,32 TL alacağın tahsili amacı ile Kemalpaşa 1. İcra Müdürlüğü’nün 2022/774 Esas sayılı dosyası icra takibi başlatılmıştır. Borçlu tarafça başlatılan takibe itiraz edilmiştir. Borçlu tarafından haksız olarak sadece alacağın tahsilini geciktirmek maksadı ile borca itiraz edilmiş olup borç gerçek ve muacceldir. Taraflar arasında tutulan muavin kayıtlarından ve para tranferlerinden anlaşılmaktadır ki alacak likit alacaktır. Kalan bakiye ödenemediği için takip başlatılmıştır. Yukarıda yazılı nedenlerden dolayı haksız itirazın iptaline, takibin asıl alacak ve faiz de dahil olmak üzere devamına, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini’’ talep ve dava etmiştir. etmişlerdir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı taraf davasında hiç bahsetmese de borcun kaynağı olarak gösterilecek işlere dair taraflar arasında uyuşmazlık mevcuttur. Şöyle ki; müvekkil şirket ihraç edilmek üzere ihtiyacı olan 135 adet 500*800 krom kare havlupan yapımı konusunda davacı şirket ile anlaşmıştır. Ancak davacı şirket teslimat süresini geciktirmiş; bu haliyle müvekkil şirket de ihracatta gecikmiş ve zararı doğmuştur. Nihayetinde davacı taraftan kaynaklı gecikme nedeniyle müvekkile 02.12.2021 tarihinde teslim edilen ürünlerin yine aynı tarihte derhal yurt dışındaki alıcı firmasına sevk sürecine başlanılmıştır. Ancak ürünlerin ihraç edildiği yurt dışındaki alıcı firma, ürünlerde üretimden kaynaklı ayıbın söz konusu olduğunu beyan etmiştir. Bu durum derhal davacı şirkete hem mail olarak hem de whatsapp mesaj ortamında bildirilmiştir. Hatta öyle ki whatsapp mesajlarında davacı firmanın çalışanı da ayıpların olabileceğini kabul etmektedir. Bu mail ve mesajlaşmalar şirketin sermaye ortaklarından olduğunu anladığımız .... ile yapılmıştır. Yine işbu süreçten sonra müvekkil şirketin müdürü olan ....'e davacı şirket çalışan ve sermaye ortaklarından olan ... . tarafından atılan ve Kemalpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/2710 sayılı soruşturma dosyasına konu olan mesajlarda da ayıplı ürünlere dair durumu ve özellikle 3 aylık bir süreden beri durumdan haberleri olduğunu kabul etmektedir. Nihayetinde anılı tüm süreçlerden sonra müvekkil şirket tarafından davacı şirkete iade faturası da düzenlenmiştir. Yukarıda bahsettiğimiz duruma istinaden; müvekkil şirket tarafından ürünler yurt dışından gelip antredepoya ulaşır ulaşmaz İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/80 D.İş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti yaptırılmış; bilirkişiden ürünlerde ayıp olup olmadığı ayıp varsa ürünlerin üretiminden veya nakliyesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı tespit edilmesi istenmiştir. İlgili dosyada bilirkişi tarafından sunulan rapora göre; ürünlerin ayıplarının üretimden kaynaklı olduğu tespit edilmiştir. Bu nedenle tarafımızca derhal 30 Mayıs 2022 tarihinde İzmir 38. Noterliği'nin 08622 yevmiye numaralı ihtarnamesi çekilmiş, sözleşmeden dönüldüğü ve müvekkilin uğramış olduğu zararlar davacı şirketten talep edilmiştir. Müvekkilin uğramış olduğu zarar kalemlerini açıklamamız gerekirse; Yurt dışındaki alıcı firma 135 adet ürünün ayıplı olduğunu ve iade edeceğini bildirmesi üzerine müvekkil şirket alıcı firma ile var olan sözleşmeyi ayakta tutabilmek için derhal 25 adet yeni ve ayıpsız ürünü alıcı firmaya göndermiştir. İşbu ürünlerin bedeli 33.989,72-TL'dir. Zaten dikkat buyrulursa yurt dışındaki firmaya 135 adet ürün yollanmış, 110 adet ürün iade edilmiştir. Müvekkil bu şekilde davranarak zararın büyümesinin önüne geçmiştir. Müvekkil şirketin bu sürece dair yaptığı ve tekrar ürünlerin gönderilmesi için yapacağı nakliye masrafı toplam 2220 Euro'dur. Yine müvekkilin gümrükte yapmış olduğu ve yapacağı masraflar 3.900-TL'dir. Yukarıda yazılı nedenlerden dolayı haksız itirazın iptaline, takibin asıl alacak ve faiz de dahil olmak üzere devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini’’ talep etmiş ve savunmuştur. MAHKEMECE: "...DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT: Kemalpaşa İcra Dairesinin 2022/774 E. sayılı takip dosyasının incelenmesinde; Davacı/Alacaklı ... A.Ş davalı borçlu ... Şti.. aleyhine 25.03.2022 tarihinde Örnek No 7 ödeme emriyle 196.157,32 TL asıl alacağın tahsili amacıyla icra takibine başlanıldığı, ödeme emri borçluya 30.03.2022 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 30.03.2022 tarihinde vekili aracılığı ile yasal süresinde, borca, işlemiş faize ödeme emrine itiraz etmiş olduğundan takip durduğu anlaşılmıştır. Tarafların ticari defter ve belgelerinin ibraz etmeleri yönünden kesin süre verildiği, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde uyuşmazlık konularında inceleme yapılmak üzere dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından mahkememize ibraz edilen 15/03/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; inceleme yapılan davacı tarafa ait 2021/2022 yılı hesap döneminde E- Defter mükellefi olduğu, sunulu ticari e- defterlerin defter berat kayıtlarının V.U.K. ve T.T.K.uygun olarak zamanından yapıldığı, defter kayıtları, muhasebe fişleri ve ekli müsbit evrakın, fatura ve irsaliyelerin (V.U.K. m.229-232) hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, davalı taraf ticari defterlerinin ise zorunlu noter açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılı olduğu, davacı tarafın 25.03.2022 takip tarihi itibari ile davalıdan 196.157,32 Alacaklı olduğu, davalı tarafından itiraz konusu yapılan ayıplı ürün tespiti için mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişinin raporuna göre tespite konu radyatörlerin 110 adet 500*800 ebatlarında krom kaplama havlupan radyatör olduğu, radyatörlerin ayıplı oldukları tespit edildiği, buna göre davalı tarafın davacı tarafa keşide etmiş olduğu 25.03.2022 tarihli 110.150,13 TL tutarındaki iade faturasının davacı ticari defterlerinde her ne kadar kayıtlı olmasa da iş bu iade faturasının davacının davalıdan 196.157,32 TL alacak kaydından mahsup edilmesi neticesinde ( 196.157,32 – 110.150,13 TL ) = 86.007,19 TL davacının davalıdan alacaklı olacağı hesaplandığı rapor edilmiş, alınan bilirkişi raporu Mahkememizce yeterli ve hükme esas almaya elverişli mahiyette görülmüştür. Dava; İİK nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline ilişkindir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın Kemalpaşa İcra Müdürlüğü 2022/774 esas E. dosyasında alacağın varlığı ve miktarı, (Davalı açısından) Geç teslim, ayıplı ifa, takas&mahsup şartlarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplandığı, Bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde hesaplandığı üzere; d davalı tarafından itiraz konusu yapılan ayıplı ürün tespiti için mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişinin raporuna göre tespite konu radyatörlerin 110 adet 500*800 ebatlarında krom kaplama havlupan radyatör olduğu, radyatörlerin ayıplı oldukları tespit edildiği, buna göre davalı tarafın davacı tarafa keşide etmiş olduğu 25.03.2022 tarihli 110.150,13 TL tutarındaki iade faturasının davacı ticari defterlerinde her ne kadar kayıtlı olmasa da iş bu iade faturasının davacının davalıdan 196.157,32 TL alacak kaydından mahsup edilmesi neticesinde ( 196.157,32 – 110.150,13 TL) = 86.007,19 TL davacının davalıdan alacaklı olacağı hesaplandığı anlaşıldığından; Açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, Kemalpaşa İcra Müdürlüğü’nün 2022/774 Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptali ile 86.007,19 TL alacak üzerinden takibin devamına, fazlaya dair talebin reddine, davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve alacağın likit olduğu kabul edilemediğinden; davacı tarafından yapılan takibin haksız ve alacağın likit olduğu kabul edilemediğinden; icra inkar ve kötü niyet tazminatına dair taleplerin ayrı ayrı reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. '' gerekçesi ile; HÜKÜM : Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, i-)Kemalpaşa İcra Müdürlüğü’nün 2022/774 Esas sayılı takip dosyasında davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptali ile 86.007,19 TL alacak üzerinden takibin devamına, Fazlaya dair talebin reddine, ii-)Davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve alacağın likit olduğu kabul edilemediğinden; Davacı tarafından yapılan takibin haksız ve alacağın likit olduğu kabul edilemediğinden; İcra inkar ve kötü niyet tazminatına dair taleplerin ayrı ayrı reddine, " şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince 15.03.2023 tarihli bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle verilen kararın hukuka, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bilirkişi tarafından, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeler neticesinde raporunda yer vermiş olduğu "davacı tarafın 25.03.2022 tarihi itibariyle davalıdan 196.157,32 TL alacaklı olduğu" şeklindeki tespitinin son derece yerinde olup, taraflarınca işbu tespite iştirak edildiğini, ancak akabinde yapılan eksik incelemeler ve hatalı değerlendirmeler sonucunda, yerel mahkeme eli ile aldırılmamış ve huzurdaki dava açısından delil niteliğinde dahi olmayan müvekkili şirketin taraf olmadığı bir tespit raporundan yola çıkılarak, davalının iade faturaya konu ettiği bedelin (110.150,13 TL) müvekkil şirketin alacağından mahsup edilmesine karar verilmesinin hatalı olup, taraflarınca da kabulünün mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından kendisine tebliğ edildikten sonra hiçbir ihtirazı kayıt ileri sürülmeksizin kabul edilen fatura ve ürünlere karşı yalnızca borçtan kurtulmak amacıyla, haksız ve mesnetsiz iddialar ileri sürmek suretiyle iade fatura düzenlenmesinin alenen kötü niyetli olup, kabulünün mümkün olmadığını, öte yandan müvekkili şirket tarafından davalıya satılan ve ancak davalı şirket tarafından bedeli ödenmemiş olan havlupanlarda, iddia edilenin aksine hiçbir ayıbın mevcut olmadığını, davalı tarafından sunulmuş olan, müvekkili şirketin bilinçli olarak taraf gösterilmediği tek taraflı bir tespitin hükme esas alınmasının kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirkete satışı yapılan ve huzurdaki davada borca konu edilen ürünlerin davalı şirket tarafından teslim alındığı, bu ürünler üzerinde davalı şirket tarafından kontrollerle ayıp tespiti yaptırıldığı (mail ve whastapp yazışmalarında), ancak buna karşın davalı yanın müvekkili şirkete karşı herhangi bir ayıp bildiriminde bulunmadığının göze çarptığını, davalı yan tarafından dosyaya sunulan ve İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/80 D. İş sayılı dosyasından aldırılan bilirkişi raporu incelendiğinde, işbu tespit raporunun içeriğinde incelemelerin hangi ürünler üzerinde yapıldığının net ve açık şekilde belirtilmediği, seri numarası veya müvekkil şirketin ürettiğine dair üretim iznini barındırmayan, numaratajı bulunmayan ürünler olduğunun apaçık ortada olduğunu, öte yandan davalı yanın cevap dilekçesi ile birlikte haberdar olduklarını ve hiçbir şekilde müvekkiline tebliğ edilmeyen bu tespit raporunda, müvekkili şirketin adından dahi bahsedilmediğini, işbu tespit raporunun huzurdaki dava açısından delil niteliği arz etmeyeceği ve hükme esas alınamayacağının aşikar olduğunu, dava konusu mallar üzerinde üretimden kaynaklı hiçbir ayıp ve hatanın bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından üretilen ve davalı yana satılan ürünlerin ayıpsız olup, bu hususun ürünlerin teslimi sırasında basiretli bir tacir olan davalı şirket tarafından yaptırılan ayıp testleri/kontrolleri neticesinde de sübuta erdiğini, akabinde davalı şirketin bu ürünlerin ihracatını gerçekleştirdiğini, nitekim ticari hayatın olağan akışında, basiretli bir tacir gibi hareket etmekle mükellef olan davalı şirketin, üzerine düşen inceleme ve kontrol yükümlülüğünü yerine getirmeksizin müşterilerine ayıplı ürün ihracatı yapmayacağının da aşikar olduğunu, beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişinin incelemelerini gerçekleştirdiğini ve neticeten davacı'nın defterlerindeki kayıtlara göre müvekkili şirketin takip tarihi itibari ile davacıya 196.157,32 TL borçlu olduğuna kanaat getirdiğini, akabinde ilgili tutardan dava konusu bir başka uyuşmazlık olan taraflar arasındaki iş ilişkisinden kaynaklanan davacı tarafından ayıplı üretildiğinin de İzmir 10. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2022/80 D. İş sayılı dosyasında yapılan delil tespiti ile de sabit olan 135 adet havlupana ait iade faturası ve ilgili bedelin mahsubu ile birlikte rapor kapsamında neticeten davacının müvekkili şirketten takip tarihi itibari ile 86.007,19 TL alacaklı olduğuna kanaat getirdiğini, yönetmelikle getirilen kurallar kapsamında bilirkişinin incelemeye esas maddi unsurları belgeleyen sonuçların açıklanmasına yardımcı olacak şema harita kroki fotoğraf tablo ile diğer kayıt ve belgeleri rapora eklemek zorunda olduğunu, huzurdaki davada düzenlenen bilirkişi raporunda bilirkişinin, defterleri incelemesine rağmen rapora yalnızca davacı kayıtlarını eklediğini, ancak bilirkişilik yönetmeliği kapsamında mahkemenin ve tarafların da incelemede bulunabilmesi adına maddi olayları tümü ile raporlamanın bilirkişiliğin asli ilkelerinden birisi olduğunu, raporun bu hali ile incelemeye uygun olmayıp müvekkil şirketin de defter kayıtlarının tarafların ve karar verici hakimlerin de incelemesine uygun şekilde rapora eklenmesinin zaruri olduğunu, bilirkişi raporu kapsamında davacının kayıtlarının müvekkili şirkete göre daha özenli tutulduğu iddiasının somut olmamakla birlikte bilirkişinin görüşünden ibaret olduğunu, bilirkişi tarafından müvekkil şirketin'de defterlerinin rapor içerisinde incelenmediğinden yalnızca bir paragraf ile bahsi geçtiğinden BA/BS yönünden kontrolünün gerçekleştirilemediğini, hükme göre davanın kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen harçların ve arabuluculuk ücretinin tamamının müvekkili aleyhine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: İtirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf; davalıdan cari hesaptan kaynaklı alacaklı olduğunu belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı taraf ise; davacıdan satın alıp yurt dışına ihraç ettiği mallarda ayıp olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle zararının bulunduğunu takas ve mahsup define bulunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Her iki taraf da iş bu kararı istinaf etmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi raporunda özetle; inceleme yapılan davacı tarafa ait 2021/2022 yılı hesap döneminde E- Defter mükellefi olduğu, sunulu ticari e- defterlerin defter berat kayıtlarının V.U.K. ve T.T.K.uygun olarak zamanından yapıldığı, defter kayıtları, muhasebe fişleri ve ekli müsbit evrakın, fatura ve irsaliyelerin (V.U.K. m.229-232) hükümlerine uygun şekilde tanzim edildiği, davalı taraf ticari defterlerinin ise zorunlu noter açılış ve kapanış tasdiklerinin yapılı olduğu, davacı tarafın 25.03.2022 takip tarihi itibari ile davalıdan 196.157,32 Alacaklı olduğu, davalı tarafından itiraz konusu yapılan ayıplı ürün tespiti için mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişinin raporuna göre tespite konu radyatörlerin 110 adet 500*800 ebatlarında krom kaplama havlupan radyatör olduğu, radyatörlerin ayıplı oldukları tespit edildiği, buna göre davalı tarafın davacı tarafa keşide etmiş olduğu 25.03.2022 tarihli 110.150,13 TL tutarındaki iade faturasının davacı ticari defterlerinde her ne kadar kayıtlı olmasa da iş bu iade faturasının davacının davalıdan 196.157,32 TL alacak kaydından mahsup edilmesi neticesinde ( 196.157,32 – 110.150,13 TL ) = 86.007,19 TL davacının davalıdan alacaklı olacağı hesaplandığı belirtilmiştir. Davalı taraf davacıdan aldığı krom kaplama radyatörlerin ayıplı olduklarını ileri sürerek sulh hukuk mahkemesinde delil tespiti yaptırmış ancak bu delil tespitinde davacı taraf karşı taraf olarak gösterilmemiş, bilirkişi tespit raporu da davacı tarafa tebliğ edilmemiştir. Davacı taraf delil tespitini kabul etmediklerini kendilerinin bilgilerinin olmadığını ayrıca incelenen ürünlerin kendi ürünleri olup olmadığının bile belli olmadığını, seri numaralarının veya kendilerinin ürettiğine dair üretim iznini barındırmadığını, numaratajının bulunmadığını, bu nedenle delil tespit raporunu kabul etmediklerini ileri sürmüştür . Mahkemece sadece mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış, Davalının iade faturasına konu ürünlerin ayıplı olup olmadığıyla ilgili herhangi bir keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmamıştır. Davacı taraf delil tespitinde karşı taraf olarak gösterilmediği gibi kendisine raporda tebliğ edilmemiştir. Dolayısıyla bu durumda mahkemece uzman teknik bilirkişi marifetiyle keşif yapılması, inceleme konusu ürünlerin davacı tarafından davalıya satılan ürünler olup olmadığının tespit edilmesi ve ürünlerde ayıp olup olmadığı varsa ayıbın gizli ayıp mı açık ayıp mı olup olmadığı tespit edilmeden karar verilmesi doğru olmamıştır . Yine mali müşavir bilirkişi raporu da denetime elverişli ve açık değildir. Taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi tüm faturalar belirtilmek suretiyle ayrı ayrı gösterilmesi gerekirken sadece davacı defterlerindeki döküm yapılmış davalı defterlerinde kayıtlı olan tüm faturalar, ödemeler ayrı tablo halinde denetime elverişli ve açık bir şekilde gösterilmemiştir . Mahkemece yapılacak iş; dosyanın başka bir mali müşavir bilirkişi, bir metalürji mühendisi ve makina mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetine tevdii ile davalının iade faturasına konu ürünler üzerinde keşif de yapılarak, bu ürünlerin davacı tarafından davalıya gönderilen ürünler olup olmadığı, ürünlerde ayıp olup olmadığı, varsa ayıbın gizli ayıp mı açık ayıp mı olduğu, taraf defterleri de incelenerek taraflar arasındaki alacak borç durumları denetime elverişli ve açık şekilde tespit edilerek rapor düzenlenerek sonucuna göre bir karar vermek olmalıdır . Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 03/04/2023 tarih, 2022/345 Esas ve 2023/294 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 179,90 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE, 6-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 1.468,80 TL istinaf nispi karar harcının istek halinde İADESİNE, 8-İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 9-İİK 36.md gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi uyarınca yatırılan teminatın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 30/09/2026