Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1553 E. 2026/1525 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/1553
Karar No
2026/1525
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/1553

KARAR NO : 2026/1525

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 28/06/2024

NUMARASI : 2021/515 E. - 2024/108 K.

DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Aralarında ticari ilişki ve organik bağ olan müvekkili şirketler, ortak kullandıkları marka, unvan hakları ve internet alan adı ile huzurdaki davada bir arada dava arkadaşı olarak gösterildiğini, müvekkili şirketlerin, davalı tarafa ait haksız markasal kullanımlarında ve ticaret unvanında, ortak hak sahipliklerinin bulunduğu ve usul ekonomisi gereği, birlikte dava açarak işbu kullanımları engelleme haklarının olduğu, davalı şirketin, müvekkili şirketlerin ticaret unvanlarının özünü, çekirdeğini, markalarının ve internet alan adının esaslı unsurunu oluşturan, ... ibaresini dikkat çekici unsur olarak barındıran, ....com.tr adlı tüketicilerin araştırma yapabileceği bir internet sitesinde ve çeşitli online platformlarda tanıtım vasıtası/markasal olarak kullandığı; ilgili kullanımların içeriğinde, müvekkili şirketlerin iştigal alanları ve marka emtiaları ile birebir aynı alanlarda kullanımın bulunulduğunu, davacı müvekkili şirketler tarafından basiretli bir tacir olmanın gerekliliği ile davalı şirkete, Beyoğlu 48. Noterliğinin 21.09.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmiş ve bu ihtarnamede, “... ... Ltd Şti;”unsurlarından oluşan ticaret unvanın, davacı müvekkili ticaret unvanı ile iltibas yarattığı ve terkin edilmesini, ... markalarının kullanılmasının durdurulmasını, müvekkillerin marka hakkına tecavüz eden fiillerden vazgeçilmesini, ... ibaresi ile len faaliyete son verilmesini, faturalarda, ürünlerde, ticari faaliyetlerde, web sitesinde, reklamlarda ... markaları ve logolarının kullanılmamasını, açık ve net olarak talep edilmiş ve ihtarname tebliğ edildiği, davalı şirketin kurucusu ...T.C, kimlik numaralı ... ...'nun 24/10/2019 tarihli karar ile yatırım yolu ile Türk vatandaşlığına sahip olduğu belirlenmiştir. Bu kapsamda, daha önce müvekkili şirketlerle iletişim de sağlamış olan ... ...'nun, müvekkili şirketler ... grubuna hayranlık beslemesini, başarılarını yakından takip etmesi sebebiyle Türk vatandaşlığı alırken ... soyadını seçtiği bizzat kendisi tarafından beyan edildiğini, ancak gelinen noktada görüldüğünü ... soyadı alınarak, müvekkili şirketlerin iş dünyası nezdinde sahip olduğu başarıdan haksız yarar sağlama amacı güdüldüğünü, ... ..., ...'nun tanınmışlığından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek için bu ibareyi şirket unvanında da kullandığı açıkça kötü niyet göstergesi olduğunu, ... ..., ...'nun tanınmışlığından yararlanmak ve haksız kazanç elde etmek için bu ibareyi şirket unvanında da kullandığı açıkça kötüniyet göstergesi olduğunu, markası Türk Patent Ve Marka Kurumu nezdinde ... tescil numarası ile 10.06.2002 tarihinden bu yana tescilli olup, ibareli tanınmış ve müvekkil şirketler adına tescilli çok sayıda markadan biri olduğunu, tescilli markalarımız gerek ticaret unvanlarında gerekse farklı sektörlerde müvekkili şirketler tarafından kullanılmaktadır. Markası müvekkil firmalar ile özdeşleşmiş, ülkemizde ve tüm dünyada tanınan ve görüldüğü ya da işitildiği anda doğrudan müvekkili şirketler ile bağdaştırılan, pek az markanın erişebildiği tanınmışlık düzeyine eriştiğini, müvekkili şirket markası da şekil olarak tescil edilmiş, tanınmış bir marka olduğu, ayrıca davalının unvanında veya markasında bulunan iç ve ...gibi unsurlar, işin niteliğini açıklar unsurlar olduğundan, markanın asli unsuru olarak nitelendirilmezler, markanın asıl unsuru yine ... ibaresidir, şekil olarak da kullanılsa yazı olarak da kullanılsa ... ... gibi bir marka kullanımında asli unsur tek başına ... olacağı, iç ve ...işin nitel gösterir bir ibare olarak asli unsur niteliği taşımaz ve bir bütün olarak markanın asli unsuru olarak değerlendirilmez olduğunu, bu hususlar ticaret unvanı kullanımları için de geçerli olduğunu, iç ve ...gibi unsurlar unvanın çekirdek kısmını oluştuğunu, zarar görme tehlikesinde bulunulması dahi haksız rekabet fiilinin oluşması için yeterli olduğunu, davalı tarafın hukuka aykırı şekilde ... unvanını kullandıklarını öğrenmesi akabinde, dava dilekçe ekinde sundukları 21.09.2020 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnameyi gönderdiğini, davalı şirketin ticaret siciline tescil edildiği tarihin 11.03.2020 olması da değerlendirmeye alınacak olursa, hayatın olağan akışında müvekkil şirketler olabilecek en hızlı şekilde hukuka aykırı kullanımdan haberdar olmuş ve davalı tarafa işbu haksız ve hukuka aykırı kullanımların durdurulması için öncelikle ihtarda bulunduğunu, bu noktada sessiz kalma durumu söz konusu olmadığını belirterek karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde davacı şirketlerin tamamı AŞ. olup iltibas yaratılması söz konusu olmadığını, ekte ibraz ettiği ...'lardan da açıkça görüleceği üzere aralarında logolarda dahil olmak üzere benzerlik bulunmadığını, davacı tarafın logosu olarak tescil edilmiş olup, müvekkili şirketin logosu ... olarak tescilli olduğunu, davacı şirketlerin hiç birisinin unvanların da müvekkili şirketin ... ... Limited Şirketi ibaresi ile bir benzerlik bulunmadığını, bu nedenle iltibas yaratılması mümkün olmadığı gibi, davalı müvekkili şirketin ...'su ile ,davacı şirketin ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin davacıya ait marka ve ticaret unvanı ile iltibas oluşturacak şekilde benzer olmadığı çok açık ortada olduğunu, müvekkili şirket, davacı şirketlerin faaliyet alanlarından ve markalarının mal ve hizmet sınıfından tamamen farklı bir alanda faaliyet gösterdiğini, ticaret unvanının hiçbir şekilde davacıların ticaret unvanı veya markası ile iltibas oluşturmadığı yargılama aşamasında ortaya çıkacağını, olduğu gibi hayranlık duyması nedeni ile bu ismi kullandığı yönündeki beyanı tamamen mücerret gerçek dışı iddiadan ibaret olduğunu, müvekkili şirketin faaliyet alanı ile davacıların alanları tamamen farklı olduğundan rekabet yada iltibas söz konusu olduğunu, iş dalları ve sınıfları farklı olduğundan davacının müvekkili şirketin mezkur ticaret unvanının kullanıldığını uzun süredir bildiği halde sessiz kaldığı da açıkça ortada olduğunu belirterek karar verilmesine ilişkin beyanda bulunmuştur.

CEVABA CEVAP: Davacılar vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü’ne ... Sicil Numarası ile kayıtlı davalı “... ... Ltd.Şti. ” Unsurlarından oluşan ticaret unvanının, davacı müvekkil şirketlere ait ticaret unvanı, markaları ve internet alan adı ile benzer olduğunun ve iltibas yarattığının tespiti ile, davalı ticaret unvanından, ... ibaresinin Terkinini, davalı şirketin, müvekkil şirketlerin ticaret unvanın özünü-çekirdeğini, markaların ve internet alan adının esaslı unsurunu oluşturan, ... ibaresini dikkat çekici unsur olarak kullandığı faaliyetlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu tür kullanımların men ve ref'ini, mahkemeniz kararının, kesinleşmesine müteakip Türkiye genelinde yayınlanan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanını, her türlü yargılama giderlerimiz ile vekâlet ücretinin dahi davalıya yükletilmesini, şimdilik sair her türlü dava ve tazminat talep haklarının mahfuz kalmak kaydı ile karar verilmesini talep etmiştir.

İKİNCİ CEVAP: Davalı vekilinin ikinci cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne 11.03.2020 tarihinde tescil ... no ile ... ... Limited Şirketi olarak tescil edildiğini, davacı şirketlerin tamamı A.Ş. olduğunu iltibas yaratılması söz konusu olmadığı gibi,cevaba cevap dilekçesinde yazılı olduğu gibi hayranlık duyması nedeni ile bu ismi kullandığı yönündeki beyanı tamamen mücerret gerçek dışı iddiadan ibaret olduğunu, davacı tarafın hotel kayıtlarından neyi ispat etmeye çalıştığı anlaşılamadığını, bu beyanın hukuki bir tanımı da bulunmadığını, dosyada mübrez ...’lardan da açıkça görüleceği üzere aralarında ...’larda dahil olmak üzere ticari faaliyet alanlarında da hiçbir benzerlik bulunmadığını, davacı tarafın logosu ... olarak tescil edilmiş olup, müvekkili şirketin logosu ... olarak tescilli olduğunu, iltibas yaratması gerek iş kapasitesi gerekse farklı iş kolu olması nedeni ile mümkün olmadığını, bunun yanı sıra davacı şirketlerin hiç birisinin ünvanların da müvekkili şirketin ... ... Limited Şirketi ibaresi ile bir benzerlik bulunmadığını, davacı tarafın dilekçede bahis edilen içtihatların davamız ile ilgisi bulunmadığını, tüm bunlardan ve yargılama aşamasında ortaya çıkacak nedenlerden ötürü haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesine ilişkin beyanda bulunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince; "1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,

A- Davalı şirketin ticaret unvanındaki '' ...'' ibaresinin iltibas teşkil etmesi nedeni ile işbu ibarenin ticaret unvanından terkinine, hüküm kesinleştiğinde kararın Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine,

B- Davacının marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi (men'i), (ref'i) kaldırılması ve sair taleplerinin reddine" karar verilmiştir.

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ... .... Ltd. Şti.'nin 11.03.2020 tarihinde müvekkili şirket İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde usulüne uygun olarak tescil edildiğini, davacı şirketlerin anonim şirket statüsünde olması nedeniyle iltibas yaratılmasının hukuken mümkün olmadığını, şirket logolarının ... ve ... şeklinde farklılık gösterdiğini, davacı şirketlerin ticaret unvanları ile müvekkili unvanı arasında benzerlik bulunmadığını, davacı tarafın ticaret unvanında yer alan ... ibaresi ile müvekkili şirket logosunun iltibas oluşturmadığını, müvekkili şirketin faaliyet alanının davacıların faaliyet alanlarından ve mal/hizmet sınıflarından tamamen farklı olduğunu, iltibasın oluşması için normal ve orta seviyedeki bir alıcının aldanması gerektiğini, somut olayda böyle bir durumun mevcut olmadığını, sadece tanınmış bir markanın benzerinin tescil edilmiş olmasının kötü niyetli tescil anlamına gelmeyeceğini, davacı tarafın müvekkili şirketin unvan kullanımını uzun süredir bildiği halde sessiz kaldığını, yerel mahkemece verilen "..." ibaresinin ticaret unvanından terkinine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacılar vekili tarafından cevap dilekçesi ile birlikte katılma yoluyla sunduğu dilekçesiyle süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davalı tarafın ... markasını ticaret unvanında haksız ve izinsiz şekilde kullandığının mahkemece tespit edildiğini, TTK hükümleri uyarınca ticaret unvanını kullanma hakkının sadece tescil sahibine ait olduğunu, davalı şirketin kurucusu ... ...'nun Türk vatandaşlığına geçerken müvekkili şirketlerin tanınmışlığından yararlanmak amacıyla ... soyadını aldığını ve kötü niyetli olduğunu, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurularının müvekkili şirketlerin itirazı üzerine iptal edildiğini, davalı tarafın sessiz kalma yoluyla hak kaybı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketlerin 21.09.2020 tarihli ihtarname ile durumu öğrendiği anda yasal süreci başlattığını, bilirkişi raporlarında ... ibaresinin müvekkili şirketlerle özdeşleştiğinin ve davalı kullanımının iltibasa yol açtığının belirlendiğini, haksız rekabetin oluşması için zarar şartının aranmadığını, davalının ticaret unvanı kullanımının müvekkili şirketlerin marka haklarına ve tekel haklarına tecavüz teşkil ettiğini, yerel mahkemenin ticaret unvanının terkinine ilişkin kararının yerinde olduğunu, ancak marka haklarının ihlaline ilişkin taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, ... markasının tanınmış marka statüsünde bulunduğunu ve SMK kapsamında korunduğunu belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine, ticaret unvanı terkinine ilişkin kararın onanmasını, marka haklarının ihlaline ilişkin ret kararının ise kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesinin marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve refi taleplerinin reddine dair verdiği kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, bilirkişi incelemeleri neticesinde müvekkili şirketin ticari unvanının markasal kullanımının bulunmadığının tespit edildiğini, davacı tarafın sunduğu ekran görüntülerinde yalnızca ticari unvan kullanımının yer aldığını, internet araştırmalarında herhangi bir markasal kullanımın saptanmadığını, marka hakkına tecavüzün oluşmadığının bilirkişi raporuyla sabit olduğunu belirterek yerel mahkeme tarafından davacının marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, refi taleplerinin reddi yönünden verilen kararın onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Gerekçe ve Sonuç:

Dava, davalının ticaret unvanında kullandığı “...” ibaresinin terkini ile marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve ortadan kaldırılması istemlerine ilişkindir.

Davacılar vekili; müvekkili şirketlerin aynı şirketler topluluğu içerisinde yer aldığını, “...” ibaresinin ticaret unvanlarının çekirdek unsurunu, tescilli markalarının ve internet alan adlarının esaslı unsurunu oluşturduğunu, bu ibarenin tanınmış hale geldiğini, davalının “... ... Limited Şirketi” unvanıyla 11/03/2020 tarihinde tescil edildiğini, ticaret unvanının ayırt edici unsurunun “...” olduğunu, davalı şirket kurucusunun Türk vatandaşlığını kazandıktan sonra “...” soyadını seçmesinin ve bu ibareyi şirket unvanında kullanmasının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davalı ticaret unvanından “...” ibaresinin terkinine, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturan kullanımların tespiti, önlenmesi ve ortadan kaldırılmasına, kararın ilanına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; davacı şirketlerin anonim, müvekkili şirketin ise limited şirket olduğunu, ticaret unvanlarının bir bütün olarak birbirinden farklı bulunduğunu, davacıların logolarıyla müvekkilinin “...” harflerinden oluşan logosunun benzemediğini, faaliyet alanları ile markaların tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin farklı olduğunu, yalnız “...” kelimesinin ortak olmasının iltibas için yeterli bulunmadığını, müvekkilinin markasal kullanımının olmadığını ve davacıların unvan kullanımını uzun süredir bilmelerine rağmen sessiz kaldıklarını belirterek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davalı ticaret unvanındaki “...” ibaresinin terkinine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, ortadan kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Uyuşmazlık; davalının ticaret unvanında “...” ibaresini kullanmasının önceki tarihli davacı ticaret unvanlarıyla iltibas ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, kullanımın ayrıca davacıların marka haklarına tecavüz teşkil edip etmediği ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Davacılardan ... A.Ş.’nin ticaret unvanı 07/03/1979, ... ... A.Ş.’nin ticaret unvanı 24/08/1990, ... ...A.Ş.’nin ticaret unvanı 26/05/1998 ve ... ... A.Ş.’nin ticaret unvanı 24/05/2007 tarihinde ticaret siciline tescil ve ilan edilmiştir. Davalı ... ... Limited Şirketi ise 11/03/2020 tarihinde tescil edilmiştir.

Dosyada davacılar adına tescilli ... numaralı “... ...”, ... numaralı “... ...”, ...numaralı “... ...”, ... numaralı “... ...”, ... numaralı “... ...”, ... numaralı “... ...”, ... numaralı “... ...”, ... numaralı “... ...”, ...numaralı “... ... ... İSTANBUL+şekil” ve ...numaralı “... ...” , ... numaralı “...” markaların bulunduğu görülmektedir.

27/01/2023 tarihli bilirkişi raporu ile 09/10/2023 tarihli ek raporda, davalının ticaret unvanını markasal biçimde kullandığının ve marka hakkına tecavüzün belirlenemediği; buna karşılık sonraki tarihte kurulan davalının ticaret unvanındaki “...” ibaresinin taraflar arasında idari veya ekonomik bağlantı bulunduğu izlenimi oluşturarak karıştırılmaya neden olabileceği bildirilmiştir.

Sessiz kalma savunması bakımından, davalı şirket 11/03/2020 tarihinde tescil edilmiş, davacılar 21/09/2020 tarihli ihtarnameyle “...” ibaresinin kullanılmasına itiraz etmiş ve 24/09/2021 tarihinde dava açılmış olduğundan sessiz kalma yoluyla hak kaybı koşulları oluşmamıştır.

Ticaret unvanı, taciri diğer tacirlerden ayırmaya yarayan ve ticari işletmeyle ilgili işlemlerde kullanılan tanıtıcı işarettir. Önceki tarihli tescilli ticaret unvanının sahibi, unvanının dürüstlük kuralına aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılmasının yasaklanmasını ve iltibas oluşturan unsurun sonraki tarihli ticaret unvanından çıkarılmasını isteyebilir. Davacı şirketlerin ticaret unvanları 1979, 1990, 1998 ve 2007 yıllarında tescil edilmiş davalı şirketin ticaret unvanı ise 11/03/2020 tarihinde tescil edilmiş olduğundan davacıların, “...” ibaresi üzerinde öncelik hakkına sahip oldukları , ticaret unvanındaki tali unsurlardaki farklılıkların çekirdek unsurdaki benzerli ortadan kaldırmayacağı ,Davalı şirketin bilişim, elektrik-elektronik, gıda, inşaat, tekstil , makine, ve bir çok sektörde faaliyet göstermek amacıyla tescil edildiği, tescilli faaliyet alanının davacıların faaliyet alanları ile örtüştüğü , tarafların unvanlarının çekirdek unsurunun “...” ibaresi olduğu , davalı unvanındaki bu ibarenin ve "group" ibaresi ile birlikte davacı ... şirketler topluluğuna bağlı bir şirket olduğu izlenimine sebebiyet vereceği bu şekilde iltibasa neden olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesince davalı ticaret unvanındaki “...” ibaresinin iltibas oluşturduğu kabul edilerek bu ibarenin unvandan terkinine karar verilmesinde bir isabetsizlik söz konusu değildir.

Marka hakkına tecavüz yönünden ise ticaret unvanında tescilli markayla aynı veya benzer ibarenin marka hakkına tecavüz oluşturabilmesi için mal veya hizmetlerin ticari kaynağını gösterecek biçimde somut bir ticari markasal kullanımın kanıtlanması gerekir.

Davacıların sunduğu ....com.tr ve diğer çevrim içi platform görüntülerinde davalının tescilli ticaret unvanı ile adres bilgilerinin şirket tanıtım kaydı olarak yer aldığı, davalının “...” ibaresini ürün, ambalaj, reklam, iş evrakı, internet alan adı veya sunduğu mal ve hizmetleri diğer işletmelerinkinden ayıran bir marka şeklinde kullandığını gösteren delil bulunmadığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince ispatlanamayan marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi ve ortadan kaldırılmasına ilişkin taleplerin reddedilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu , yine davalının söz konusu ibareyi ticaret siciline tescil ettirmesi dışında ticari hayatta fiilen kullandığı kanıtlanamadığından TTK’nin 54 ve 55. maddeleri anlamında haksız rekabetin gerçekleştiğinin kabulüne olanak bulunmadığı bu talebin reddinin de dosya kapsamına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.

Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 28/06/2024 tarih ve 2021/515 E., 2024/108 K. sayılı kararına karşı taraflar vekili tarafından yapılan istinaf taleplerinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının peşin yatırılan 1.710,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 978,40 TL'nin davacılar tarafa karar kesinleştiğinde ve talebi halinde iadesine,

3- Davacılar tarafından fazla yatırıldığı anlaşılan 3.508,20 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının karar kesinleştiğinde ve talebi halinde kendilerine iadesine,

4- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,

3- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerilerinde bırakılmasına,

4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/1553, K. 2026/1525, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-1553-e-2026-1525-k-bbbc1ac0ad01