Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/6034 E. 2026/2722 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/6034
Karar No
2026/2722
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/810 Esas, 2025/1252 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye ... Mahkemesi SAYISI : 2024/524 E., 2025/202 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 05.05.2026 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin .. İli .. İlçesinde termal tesis satışına başladığını, davalı bankanın .. Şubesi ile çalışma kararı alıp tüm hesapları bu bankada topladığını, davalı banka ile 13.06.2013 tarihinde .. Üye İşyeri Sözleşmesi imzalandığını, müvekkil şirketin müşterileri tarafından yapılan ödemelerin davalı banka şubesince tahsil edildiğini, davalı banka ile 02.07.2013-13.08.2013 tarihleri arasında 595 müşteriden toplam 621 adet işlemde 1.849.486,00 TL tahsilat sağlandığını, davalı bankanın yaklaşık olarak %10 civarında müşterinin itirazı üzerine müvekkilin hesaplarının tamamına bloke koyduğunu, müvekkilinin hesaplarına bloke konulmasıyla yeni tahsilatlar yapılamadığı gibi mevcut paraları da kullanamadığı için davacı şirketin kilitlendiğini, diğer bankalarla sırf bu bloke işlemi nedeniyle üye işyeri pos anlaşması yapamadığını, müvekkilin bu süreçte tüm çeklerinin yazıldığını, hakkında icra takipleri açıldığını, müvekkilinin davalı bankanın bloke işlemi nedeniyle ağır maddi zarara maruz kaldığını ileri sürerek maruz kalınan zarar hesaplanarak (munzam zarar ve diğer haklar saklı kalmak kaydıyla) şimdilik 10.000,00 TL alacağın ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiş, bedel arttırım dilekçesi ile talebini 257.491,29 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin yerleşim yeri adresi itibarıyla .. .. Adliyesi ... Mahkemesinin uyuşmazlığa bakmaya yetkili olduğunu, müvekkili bankanın dışında davacının diğer bankalarla da çalıştığının bilindiğini, davacının yaptığı devre mülk satışlarında mail order sistemini kullandığını, müvekkil ile davacı arasında 13.06.2013 tarihli üye işyeri sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme kapsamında tahsis edilen POS cihazının davacı müşterilerinden gelen yoğun şikayet üzerine 07.08.2013 tarihinde kullanıma kapatıldığını, gelen itirazlar karşısında gelebilecek chargeback talepleri nedeniyle müvekkil bankanın ödeyeceği tazminatlar nedeniyle hesapları üzerine tedbiren bloke konulduğunu, uluslararası Visa ve Master Card kuralları uyarınca ürün hizmet satışlarında satış tarihinden itibaren 540 gün boyunca, kart hamili bankalarınca üye işyeri bankasına chargeback talebinde bulunma hakkı bulunduğunu, bu nedenle mail order yoluyla davacı hesabına geçen satış bedellerinin üzerine bloke uygulanarak davacının tasarrufuna kapatıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı banka tarafından davacıya ait hesaplarda mail order sisteminden gelen iptal taleplerine istinaden davacının tüm hesapları üzerine bloke konulduğu, oysa davacının mail order sisteminden iptali istenilen işlemler nedeniyle bloke konulacak hesap hareketlerinin sınırlı olduğu, davalı bankanın mail order sisteminden iptali istenilen tutarlar kadar bloke koyup, bu tutarları bekletmesinin basiretli iş adamından beklenilecek özen yükümlülüğü olduğu, davalı bankanın davacının hesaplarının tamamına bloke koyarak davacının hesabına gelen diğer paraların kullanılmasını engellediği, bu nedenle davacının zarar ettiği, zararın bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, bankanın bloke işlemiyle zararın meydana geldiği, zarar ile bloke işlemi arasında uygun illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 257.491,29 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, bu hükme karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, yetki itirazının yasal süre içinde gerçekleşmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, banka hesabına haksız olarak konulduğu ileri sürülen bloke nedeniyle uğranılan zararın tahsili talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi, Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verileceği hükmünü haizdir. İlk Derece Mahkemesince ara kararla "yetkili mahkemenin doğru gösterilmediği" gerekçesiyle davalının yetki itirazı reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince yetki itirazı konusunda "yetki itirazının yasal süresi içinde gerçekleşmediği" şeklindeki farklı bir gerekçe ile davalının yetki itirazı dikkate alınmamıştır. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesinden farklı bir gerekçe ile davalının yetki itirazı dikkate alınmadığından Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

2. Kabule göre de, dava dilekçesi davalıya 28.06.2018 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı vekili tarafından 29.06.2018 tarihinde yani cevap süresi içinde mahkemeden cevap süresinin uzatılması talep edilmiştir. Mahkemenin 02.07.2018 tarihli ara kararı ile cevap süresinin ara kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta uzatılmasına karar verilmiş ve anılan ek karar davalı tarafa 09.07.2018 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı vekili iki haftalık cevap süresi içinde 23.07.2018 tarihinde cevap dilekçesini ibraz etmiş, bu dilekçede de yetki itirazında bulunmuştur. Ayrıntılı olarak izah edildiği üzere davalı taraf süresinde yetki itirazında bulunmuş olup Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafın yetki itirazı hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yetki itirazının süresinde yapılmadığı yönündeki hatalı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir.

3. Bozma sebebine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı ve (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 40.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 07.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/6034, K. 2026/2722, T. 07.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-6034-e-2026-2722-k-62e7b3e580e6