Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1623 E. 2026/1183 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1623
- Karar No
- 2026/1183
- Karar Tarihi
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2024/1623 Esas 2026/1183 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1623 KARAR NO : 2026/1183
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/10/2024 NUMARASI : 2024/319 Esas 2024/1008 Karar
DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 20/04/2021 KARAR TARİHİ : 17/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 22/09/2026
Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi uyarınca davalıya kredi kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, davalı hakkında konkordato talepli dava açıldığını, müvekkilinin konkordato davasında bildirdiği alacaktan 91.672,00 TL'nin kabul edildiğini, konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, müvekkilinin reddedilen alacağının 59.298,89 TL olduğunu belirterek 59.298,89 TL alacağın kabulü ile alacağın konkordato tasdik kararı veren mahkeme tarafından belirlenecek bir bankaya davalı tarafından yatırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkiline gönderilen ihtarnamede alacağın 167.304,04 TL olarak yer aldığını, dava sürecinde aynı alacak kalemi 216.216,20 TL olarak talep edildiğini, alacağa faiz işletildiğini, kesin mühlet tarihinden sonra rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işletilemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuyla davacı bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının 129.473,28 TL olduğu, kabul edilen alacak çıkarıldığında 37.801,28 TL daha alacağın kabul edilmesi gerektiğinin anlaşıldığı, gayri nakdi alacağın ise yerleşik Yargıtay kararları gereğince mahkemece kabul edilmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 37.801,28 TL'nin mahkemenin 2019/58 Esas 2021/72 Karar ve 10/02/2021 tarihli kararı ile verilen tasdik edilen proje çerçevesinde ödenmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada mübrez bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan 13.08.2024 tarihli bilirkişi raporu açıkça hatalı olup dosya kapsamında alınan 21.09.2021 tarihli rapor ile de çelişkiler içerdiğini, ilk derece mahkemesi tarafından 13.08.2024 tarihli bilirkişi raporuna ilişkin yapmış oldukları itirazları hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, hatalı hesaplamalar içeren rapor hükme esas alınarak hukuka aykırı olarak davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda temerrüt faiz oranları belirlenirken her bir kredi için ayrı değerlendirme yapıldığını, faiz oranlarının belirlendiğini, ancak belirlenen faiz oranları dosyada mübrez belgeler ve TCMB’nin belirlediği oranlar dikkate alındığında açıkça hatalı olup fahiş oranda hesaplama yapıldığını, raporda alacak hesabı gerçekleştirilirken kesin mühlet tarihine kadar geçen süre için hesaplanan faizin toplam alacağa dahil edilmesi açıkça İİK'nun 294. maddeye aykırı olup geçici mühlet kararından sonra rehinle temin edilmemiş alacağa faiz işletilmesinin hukuken mümkün olmadığını, açıklanan hesaplama hatalı olup raporun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, dosyada mübrez 21.09.2021 tarihli bilirkişi raporu ile davacı bankanın müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığı açıkça tespit edilmiş olup, aksi yöndeki 13.08.2024 tarihli bilirkişi raporunun itirazları değerlendirilmeksizin hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, dosyada mübrez raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve hatalı hesaplamalar ihtiva eden rapor esas alınarak kurulan hüküm hukuka aykırı olup ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, Kanunun amir hükmü gereği geçici mühlet karar tarihi olan 18.02.2019 tarihinden itibaren müvekkili şirketin borçlarına faiz işletilemeyeceği açıkken aksi kabulle faiz işletilmesi hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde de belirtmiş olduğu üzere konkordato dosyasında mahkeme tarafından müvekkili firmaya ait davacı nezdindeki borçların tespitine ilişkin görüş istendiğini, konkordato komiserler kurulu şirket kayıtlarında inceleme yapmak suretiyle müvekkili firmanın gerçek borç miktarına ilişkin raporu mahkemeye sunmuş olup, işbu istinaden davacı banka tarafından iddia edilen alacak talebinin reddedildiğini, istinafa konu kararda tüm bunlar göz ardı edilerek davanın kısmen kabulü yönünde karar verildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; alacağın eksik kaydedilmesi ile tasdik edilen konkordato nedeniyle çekişmeli hale gelen alacağın tahsili istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda 2021/318 Esas 2021/811 Karar sayılı karar ile davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2022/179 Esas 2024/194 Karar sayılı karar ile bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, ek rapor veya gerekli görülmesi halinde yeni rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verildiği görülmüştür. Dairemizin anılan kararı üzerine mahkemece yeni bir bankacı bilirkişiden banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan inceleme ile hazırlanan rapor alınmak suretiyle yapılan yargılama sonunda işbu istinaf incelemesine konu davanın kısmen kabulüne ilişkin karar verilmiştir. Davacı yan taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi kapsamında davalıdan alacaklı olduğunu, davalının konkordato tasdik kararında alacağının eksik olarak yer aldığını iddia etmiş, davalı yan ise konkordato tasdik kararında yer alan borç dışında davacıya başka bir borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, kredinin ödenmediği iddiasıyla davacının kredi hesabını kat ettiği, davalının konkordato tasdik kararında 91.672,00 TL alacağının yer aldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, davacının konkordato tasdik karar tarihi itibarıyla genel kredi sözleşmesi kapsamında konkordato tasdik kararında yer alan alacak dışında davalıdan başka bir alacağı bulunup bulunmadığı, çekişmeli alacak var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, yargılama aşamasında alınan birinci bilirkişi raporunda davacının konkordato davasında kabul edilen alacak dışında başka bir alacağının bulunmadığı tespit edilmiş, Dairemiz kaldırma kararı üzerine bankacı bilirkişiden alınan ikinci bilirkişi raporunda ise, geçici mühlet tarihi itibarıyla davacının davalıdan bakiye 129.473,28 TL nakit, 46.690,00 TL gayri nakit alacağı bulunduğu, 91.672,00 TL'nin konkordato davasında kabul edildiği tespit edilmiştir. Yargılama aşamasında alınan ikinci bilirkişi raporu banka kayıtları üzerinde yapılan incelemeyi içerdiği gibi, alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli niteliktedir. Birinci bilirkişi raporu ise, banka kayıtları üzerinde yapılan incelemeyi içermediği gibi, salt davalı defter kayıtlarındaki inceleme ile davacının davalıdan bakiye alacağının bulunmadığının tespitini içerdiğinden raporun hüküm kurmaya elverişli olduğundan söz edilemeyecektir. Davalı vekilince birinci bilirkişi raporu ile ikinci bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğu ileri sürülmüş ise de, banka kayıtları üzerinde yapılan incelemeyi içermeyen, davalı defterleri üzerinde yapılan inceleme ile davacının davalıdan talep edebileceği bakiye bir alacağının bulunmadığı tespitini içeren birinci bilirkişi raporunun bu hali ile banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içeren ve davacının davalıdan geçici mühlet tarihi itibarıyla bakiye alacağının bulunduğunu tespit eden ikinci bilirkişi raporu ile çelişkili olduğu ileri sürülemeyecektir. Her iki rapor arasında çelişen husus davalı defter kayıtlarıyla banka kayıtlarındaki durum olup, somut uyuşmazlıkta taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmesi hükümleri de gözetildiğinde banka kayıtlarının esas alınmak suretiyle uyuşmazlığın çözülmesi gerekecektir. Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde banka kayıtlarının esas alınacağı, banka kayıtları üzerinde yapılan incelemeyi içeren ikinci bilirkişi raporu ile davalı defterleri üzerinde yapılan incelemeyi içeren birinci bilirkişi raporu arasında incelemeye konu kayıtlar gözetildiğinde çelişki bulunmadığı, ikinci bilirkişi raporunun banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içerdiği, anılan raporun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, rapor ile geçici mühlet tarihi itibarıyla davacının davalıdan alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, bu miktardan konkordato davasında kabul edilen alacak miktarı mahsup edilmek suretiyle bakiye alacağın tespit edilmesi gerektiği, raporda geçici mühlet tarihine kadar akdi faiz işletilmesi gerektiği, İİK'nun 294/3. maddesi uyarınca konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühletten itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa faiz işlemesinin durac ağı, İİK'nun 288. maddesi uyarınca geçici mühlet kesin mühletin sonuçlarını doğuracağından rehinle temin edilmemiş her türlü alacağa geçici mühlet tarihinden sonra faiz işletilemeyeceği, geçici mühlet tarihine kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda işletilen faizin akdi ilişkide uygulanan akdi faiz olduğu gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalıdan alınması gerekli olan 2.582,21 TL nispi istinaf karar harcından peşin yatırılan 645,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.936,61 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 17/09/2026
Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -
Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.