Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1333 E. 2026/2072 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1333
Karar No
2026/2072
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/1333 KARAR NO : 2026/2072

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/03/2023 NUMARASI : 2021/414 Esas 2023/159 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 30/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/09/2026

Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Şirketin, grup şirketleri tarafından İzmir’in Torbalı ilçesindeki fabrikasında üretilen dünyaca ünlü markalı sigaraların toptan satış ve pazarlamasını ile iştigal ettiğini, bilindiği üzere tütün piyasası sıkı yasal düzenlemelere tabi olduğunu, tütün ürünlerini satışa arz eden bayilerde, ürünlerin bayinin neresinde, hangi hizada satılacağı, ürünlerin bulundurulduğu raf donanımlarının renk, ebat, şekil ve sair fiziksel özellikleri kamu otoritelerince belirlenen kurallara tabi olduğunu, söz konusu kurallar nedeniyle, şirketlerin elindeki ender imkanlardan biri olan satış noktası düzeni ve ürünlerin sunumu bu nedenle önemli bir unsuru olduğunu, müvekkili şirket, yürürlükteki yasal düzenlemelere uygun olarak, satış ve pazarlamasını yaptığı bu tütün ürünlerinin tüketiciye vaat edilen nitelik ve standartlarda, kapalı ve düzgün ambalaj içinde, sigara paketleri ezilmemiş, ambalajları yırtılmamış, satış noktasındaki başka ürünlerin kokuları sinmemiş halde satılması amacıyla, bayilerin talebi üzerine söz konusu bayilere Raf Üniteleri sağladığını, müvekkili Şirketin yukarıdaki gerekçeler ve bayilerden gelen talep üzerine yatırımlar yaparak 3. kişilere raf üniteleri imal ettirmekte, imal edilen bu raf ünitelerinin bayilere montajı müvekkili şirket tarafından yapılmakta ve bunun için müvekkili şirket bütçesinden büyük giderler ayrılmakta olduğunu, bu şekilde büyük yatırımlar yapılarak temin edilen ve bayilere montajı yapılan raf üniteleri mülkiyet hakkı müvekkil şirkette olmak üzere karşılıklı hak ve yükümlülükler içeren bir sözleşmeyle bayilerine ariyet olarak verildiğini, bayilerin talebi ve tarafların karşılıklı anlaşması üzerine müvekkil şirket tarafından yatırım yapılarak yerine getirilen bu yükümlülükler karşısında bayiler de, taraflarca mutabık kalınarak montajı yapılan raf ünitelerini sözleşme süresi boyunca kullanmayı ve kısmen veya tamamen parçalamamayı ve/veya sökmemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ...nin tacir sıfatına haiz olduğunu, müvekkili şirket ile davalı ... arasında raf ünitesi ve donanımın ariyet olarak verilmesini düzenleyen 15.10.2019 imza tarihli sözleşme ve ek sözleşme imzalandığını, sözleşme’nin süresi üç yıl olduğunu, sözleşme uyarınca davalıya, müvekkili şirketin sigaralarını satması için 10.000TL değerinde bir adet raf ünitesi ve donanımı ariyet olarak teslim edildiğini, teslime dair tutanak tutulduğunu, ancak bilahare müvekkili şirket tarafından yapılan denetimlerde raf ünitesi ve donanımın davalı tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeden 20.09.2020 tarihinde söküldüğünün tespit edildiğini, davalının da gerek 20/10/2020 tarihli ihtarname de gerekse 25/10/2020 tarihli itiraz dilekçelerinde rafların kendisi tarafından söküldüğünü kabul ettiğini, davalının sözleşme uyarınca kendisine teslim edilen ve muhafaza etmekle yükümlü olduğu raf ünitesi ve donanımı sökmesi, davalının sözleşmesel taahhütlerini aykırı davranması olduğunu ve sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini gösterdiğini, nihayetinde müvekkili şirketin haksız fesih sebebiyle doğmuş olan alacaklarını ödemekle yükümlü olduğunu, davalının müvekkili şirkete ait raf ünitesini sökmesi ve kullanmaması sözleşmenin ihlali olduğunu, davalının müvekkili şirkete ait raf ünitesinin mevzuata aykırı olduğu iddiası yerinde olmadığını, davalının sözleşmeyi ihlal etmesi nedeniyle müvekkili şirkete sözleşme bedelini iade etmekle yükümlü olduğunu, davalı sözleşmeyi ihlal etmesi sebebiyle müvekkili şirkete 36.000,-TLcezai şart ödemekle yükümlü olduğunu, mezkur icra dosyasına yapılan itiraz haksız olup davalı aleyhine icra-inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları mevcut olduğunu, yukarıda açıklanılan nedenlerle; izmir 1. icra müdürlüğünün 2020/10331 esas sayılı icra takip dosyasında, 333.33 TL tutarında sözleşme bedel iadesi ve 36.000 TL tutarında cezai şart bedeline yapılan itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatının tarafımıza ödenmesine, yargılama ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı arasında raf ünitesi ve donanımının ariyet olarak verilmesini düzenleyen 15.10.2019 tarihli sözleşme ve ek sözleşme imzalandığını, bunun karşılığında müvekkilinin işyerine raf ünitesi montajı yapıldığını, müvekkiline sözleşmenin hiçbir surette teslim edilmediğini, bu sözleşme ile her yıl için 12.000-TL davacı tarafından müvekkiline ödenmesi hususunun kararlaştırıldığını, ilk yıl için bu ödemenin;.... işletmesine fatura edildiğini, müvekkilinin nakden bir ödeme almadığını ve bu bedelin malen ... tarafından müvekkili firmaya ödendiğini, müvekkili işyerine montajı yapılan raf ünitesinin standartlara uymadığını, bunun standartlara uygun hale getirilmesi gerektiğini, aksi halde cezai müeyyide ile karşılaşabileceği konusunda müvekkilinin şifaen uyarılması üzerine müvekkilinin davacı çalışanlarıyla iletişime geçtiğini ancak sorunun çözülmediğini, bunun üzerine müvekkilinin raf ünitesini sökeceğini ve haklı nedenle sözleşmeyi feshedeceğini karşı tarafa bildirdiğini, karşı tarafın alelacele noterden ihtarname yollayarak müvekkilin feshinin haksız olacağını belirttiğini, gelinen süreçte söz konusu raf ünitesi davacı tarafın çalışanı/yetkilisi ... nezaretinde müvekkilinin temin ettiği bir marangoz tarafından sökülerek karşı taraf yetkilisine teslim edildiğini, sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenlerle feshedildiğini, oysa davacının müvekkiline ariyet olarak verdiği raf ünitesinin ışıklı olduğunu, müvekkilinin talebinin net olduğunu, satış ünitesinin mevzuata uygun hale getirilmesini talep ettiğini, zira raf ünitesinin hukuki ayıplı olduğunu, diğer yandan davacının raf ünitesinin yerinde bulunmasının sözleşmenin devamı için şart koşmasının da aslında söz konusu raf ünitesinin mevzuata uygun olmadığının göstergesi olduğunu, öte yandan müvekkilinin tüm süreçler boyunca davacının raf ünitesini mevzuata uygun hale getirmeyi reddetmesi ve uygun olduğu iddiası karşısında, yine davacıdan karşılaşabileceği cezai yaptırımlar için yazılı garanti istediğini ancak davacı tarafından müvekkilinin talebi reddedildiğini, feshin haklı nedenlerle fesih olduğunu, mevzuata aykırı raf ünitesinin davacı tarafından mevzuata uygun hale getirilmemesi ve bu sebeple sözleşmenin sonlandırılması karşısında uğradıkları her türlü zarar/cezai şart talep etme haklarını saklı tuttuklarını, davacı tarafca müvekkilinden talep edilen 333,33-TL 'nin dayanağının olmadığını, davacının %20 icra-inkar tazminatı istemi haklı olmadığını, lehlerine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, sözleşmenin taraflarınca haklı feshi konusundaki açıklamalarının yeterli görülmez ve sayın mahkemece kabul edilemez ise sözleşmenin taraflarınca haksız feshedildiğini kabul ettikleri anlamına gelmemek kaydıyla, cezai şartın indirilmesini talep ettiklerini, yaklaşık iki yıldır süren pandemi sebebiyle pek çok işletme çalışamadığını, pek çok işletme kepenk kapatmak zorunda kaldığını, ekonomik olarak dara düşüldüğünü, müvekkili firmanın da ayakta kalmaya devam etmekte oldukça zorlandığını, üstelik bu sürecin daha ne kadar devam edeceği konusunun da belirsiz olduğunu, taraflar arasında sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartın tacirin mahvına sebep olacak olması halinde, mahkemeden cezai şartın indirilmesinin talep edilebileceği hususu, oldukça eski zamanlardan beri yerleşmiş yargıtay içtihatlarında da açıkça ifade edildiğini, haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile, izmir 13. icra müdürlüğü’nün 2018/13399e. sayılı takibin iptaline, haksız ve mesnetsiz takip nedeni ile takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatının davacıdan alınarak tarafımıza verilmesi gerektiğini, şayet sözleşmenin taraflarınca haklı feshi konusundaki savunmaları sayın mahkemece kabul edilmezse cezai şartın indirilmesi gerektiğini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir. MAHKEMECE: "...Dava; bayilik ilişkisi kapsamında sözleşmenin haksız feshi ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle sözleşme bedelinin iadesi ve cezai şart alacağının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Dava 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır. Davacı şirket, davalı bayi ile aralarındaki tütün mamullerinin satışına ilişkin sözleşme ve davalı şirkete tütün ürünlerinin satışında ürünlerin yerleştirilip satışa sunulmak üzere ariyet olarak verilen raf ünitesinin kullanımına dair bu sözleşmenin eki niteliğindeki ek sözleşme uyarınca davalı bayiin sözleşme süresi boyunca kullanmakla yükümlü olduğu raf ünitesini hiçbir gerekçe göstermeden 20.09.2020 tarihinde söktüğünü, sözleşmenin davalı tarafça haksız olarak feshedildiğini, raf ünitesinin sökülmesi ve kullanılmamasının sözleşmeye aykırılık olduğunu iddia ederek cezai şart ve süresinden önce fesih nedeniyle peşin ödenen sözleşme bedelinin fesih tarihinden sonra sözleşme süresinin bitimine kadar olan döneme oransal olarak tekabül eden sözleşme katkı bedelinin iadesi gerektiğini iddia ederek, yalnızca cezai şart alacağı ve sözleşme bedeli alacağı yönünden itirazın iptalini talep etmiş, davalı taraf ise davacı tarafından ariyet olarak verilen raf ünitesinin Tütün Mamülleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu, ışıklı olması nedeniyle görsel unsur içerdiğini, davacıya şifai olarak raf ünitesinin mevzuata uygun hale getirilmesini, aksi halde raf ünitesini söküleceği ve sözleşmenin feshedileceğini bildirdiğini, davacının raf ünitesini mevzuata uygun hale getirmeyince üniteyi sökerek davacıya iade ettiğini ve sözleşmeyi feshettiğini, feshin haklı olması nedeniyle cezai şart alacağının doğmayacağını, 1 yıllık sözleşme bedelinin davacı tarafça ödenmediğini, dava dışı ... tarafından malen ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ek sözleşme uyarınca mülkiyeti davacıya ait olup, davalıya ariyet olarak verilen ve tütün mamullerinin satışa sunulması için verilen raf ünitesinin Tütün Mamülleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığı, davalının bu mevzuata aykırı olduğu iddiasıyla raf ünitesini sökmesinin ve sözleşmeyi feshetmesinin haklı olup olmadığı, sözleşmeye göre cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı, sözleşmenin süresinden önce feshedilip edilemediği, öyle ise kalan sözleşme süresi için sözleşme bedelinin iadesinin talep edilip edilemeyeceği hususlarında toplanmaktadır. Taraflar arasındaki tütün satışına ilişkin bayilik sözleşmesinin 01.10.2019 tarihinden geçerli olmak üzere 15.10.2019 tarihinde imzalandığı, sözleşmenin 1.7. maddesinde raf ünitelerinin davacının mülkiyetinde olduğu, satıcı davalıya ariyet olarak verildiği, satıcının raf ünitelerini temiz, düzenli ve ürünlerin niteliğini bozmayacak şekilde kullanacağı ve muhafaza edeceği, satıcı davalının raf ünitelerini kısmen veya tamamen parçalayamayacağını veya sökmeyeceğini, 2.4. maddesinde satıcının raf ünitelerini kullanmayı taahhüt ettiği, 2.3. maddesinde … sözleşmenin 1.7. maddesinin ve 2.4. maddesinin davalı satıcı tarafından ihlali halinde davacının masraflarını ve uğradığı zararı karşılamak üzere 36.000,00 TL tutarındaki cezai şartı herhangi bir ihtar, ihbar veya hüküm alınmasına gerek olmaksızın nakden ve defaten ödemekle yükümlü olduğu, 15.10.2019 tarihli ek sözleşme ile davalıya ariyet olarak Raf Ünitelerinin kullanımının düzenlendiği, ek sözleşmenin 1. Maddesinde bu sözleşmenin asıl sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğu ve ek sözleşmede belirtilmeyen hususlarda ana sözleşme hükümlerinin geçerli olacağı, ek sözleşmenin 2. Maddesinde davalının raf ünitelerini bulundurması karşılında davacı tarafından 01.10.2019-31.09.2020 tarih aralığı için 12.000,00 TL, 01.10.2020-31.09.2021 dönemi için 12.000,00 TL ve 01.10.2021-31.09.2022 dönemi için 12.000,00 TL ödemeyi kabul ettiği görülmüştür. Davalı satıcı, sözleşme ve ek sözleşme uyarınca sözleşme süresi boyunca tütün mamullerinin satışında raf ünitesini kullanmayı, bu raf ünitesini sökmemeyi taahhüt etmiştir. Raf ünitesi davacı tarafından davalıya bila tarihli tutanakla teslim edilmiştir. Davalı taraf, raf ünitesini 1 yıllık süre dolduktan sonra söktüğü savunmuş, davacı taraf ise raf ünitesinin 20.09.2020 tarihinde söküldüğünü iddia etmiştir. Dosya kapsamındaki deliller, dinlenen tanık beyanları dikkate alındığında raf ünitesinin hangi tarihte söküldüğü tespit edilememiş olup, sözleşme süresi dolmadan raf ünitesinin söküldüğünü iddia eden taraf davacı olduğundan, davacı taraf bu iddiasını ispat edemediğinden ve dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığından, davalı tarafından raf ünitesinin 01.10.2019-31.09.2020 tarih aralığında kullanıldığı, 1 yıllık sözleşme süresi dolduktan sonra davalı tarafça raf ünitesinin söküldüğü kabul edilmiştir. Davalı taraf, raf ünitesini ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin teslim almış, 1 yıl boyunca söz konusu raf ünitesini kullanmış, bu süre içerinde raf ünitesinin mevzuata aykırı olduğu yönünde davacıya bir itiraz bildirmemiştir. 1 yıllık süre dolduktan sonra “ışıklı” olduğu gerekçesiyle raf ünitesini yerinden söküp davacıya iade etmiş ve sözleşmeyi aynı gerekçeyle eylemli olarak feshetmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından inceleme yapılmış olup, raf ünitesinin ışıklı olarak kullanılmasının 27808 Sayılı Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Perakende satış yerlerinde tütün mamullerinin bulundurulma şeklini” tanımlayan 17/3. Fırkasındaki “Satış üniteleri; hiçbir yazılı veya görsel ve işitsel unsurları içermeyecek, reklam içerikli ibare ve işaretleri taşımayacak, birden fazla renk kombinasyonu ile dizayn edilmeyecek şekilde, sade olmak zorundadır. Birden fazla satış ünitesinin bulunması durumunda tüm satış üniteleri için aynı renkte olma şartı aranır.” şeklindeki düzenlemedeki “görsel unsur içermeme” hükmüne aykırılık oluşturacağı, aynı yönetmeliğin 26/2. Fıkrası uyarınca “….. bu kanunlara göre yürürlüğe konulmuş yönetmeliklere ya da Kurumca verilen belgelerde yer alan şartlara uyulmadığının tespiti halinde; a) İlgili gerçek ve tüzel kişiler yazılı olarak uyarılır ve aykırılığın giderilmesi için uygun bir süre verilir. Bu Yönetmelikte süresi belirlenmeyen işlemler için verilebilecek süre Kurumca belirlenir. b) Verilen süre sonunda aykırılığın devam etmesi halinde veya aykırılığın giderilmesinin mümkün olmadığı hallerde süre verilmeksizin Kurumca, gerçek ve tüzel kişilerin aykırılığa konu işyerine verilmiş bulunan satış belgesi iptal edilir." hükmü uyarınca davalı hakkında idare tarafından işlem yapılabileceği tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşme ve ek sözleşmede, davalıya raf ünitesini kullanma yükümlülüğü getirilmiş olmakla birlikte “ışıklı” şekilde kullanılacağı yönünde bir yükümlülük yer almamaktadır. 27808 Sayılı Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 26/2. Fıkrası uyarınca davalı şirket hakkında ilgili idare tarafından herhangi bir işlem yapılmamış olup, davalı, idare tarafından işlem yapılabileceğinden bahisle raf ünitesini sökmüştür. Davalı taraf, davacı ile şifai olarak raf ünitesindeki mevzuata aykırılığın giderilmesini aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini bildirdiğini savunmuş ise de; böyle bir bildirimde bulunduğunu ispat edememiştir. Davalı şirket yetkilisinin icra takip dosyasına verdiği imzalı itiraz dilekçesinde, “ünite ve raf kullanımı için davacı şirketten 1 yıllık bedelin alındığını, 1 yıl dolduktan sonra sözleşmeden cayma hakkını kullanıp raf ünitesini davacı firmaya teslim ettiğini” ifade etmesi karşısında 1 yıllık sözleşme süresinin dolduğu 31.09.2020 tarihinden sonra ve fakat davacının 20.10.2020 tarihli ihtarnamesinden önce davalının raf ünitesini söktüğü ve sözleşmeyi feshettiği sabittir. Yönetmeliğin 26/2. fıkrası dikkate alındığında satış ünitesinin yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunda aykırılığın giderilmesi için ilgili tarafa uygun bir süre verileceği norm altına alınmış olup, davalı satıcının mülkiyeti davacıya ait olan raf ünitesinin mevzuata uygun hale getirilmesi için davacıya makul bir süre vermediği, TTK’nun 18/3 Maddesi uyarınca tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta ile yapılması gerektiği halde davalı satıcı tarafından bu nitelikte bir ihbar veya ihtarın yapılmadığı, dolayısıyla davacının usulüne uygun şekilde raf ünitelerinin yasaya uygun hale getirilmesi için temerrüde düşürülmediği, davalının doğrudan raf ünitesi söküp davacıya teslim ederek eylemli şekilde sözleşmeyi feshettiği, dolayısıyla davalı satıcının raf ünitesini sökmesinin sözleşmenin 1.7. ve 2.4 maddelerine aykırılık oluşturduğu ve sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kanaatine varılmış olup, sözleşmenin 2.3. maddesi uyarınca davalının 1.7 ve 2.4. maddelerine aykırı eylemleri nedeniyle 36.000,00 TL’lik cezai şart talep koşullarının oluştuğu, bilirkişi heyet raporu ile cezai şartın davalının ekonomik mahvına neden olacak nitelikte fahiş olmadığı tespit edildiğinden ve TTK’nun 22. Maddesi uyarınca davalı tacirin cezai şarttan indirim talep edemeyeceği dikkate alınarak davalının cezai şarttan indirim talebinin yerinde olmadığı, davalı taraf raf ünitesini 01.10.2019-31.09.2020 tarih aralığından kullanmış olup, bu tarih aralığı dolmadan raf ünitesinin söküldüğü ispat edilemediğinden davacı tarafın peşin ödenen 333,33 TL kullanım bedelinin iadesini talep edemeyeceği anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, davalının, İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2020/10331 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 36.000,00 TL cezai şart alacağının takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, fazlaya ilişkin isteğin reddine, İİK'nun 67/2.maddesi uyarınca alacağın likit olması ve davalının itirazında haksız olması nedeniyle Kabul edilen aalacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' gerekçesi ile; H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, Davalının, İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2020/10331 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile 36.000,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, 2-Hüküm altına alınan 36.000,00 TL alacak üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3- Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı katılma yoluyla davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili katılma yoluyla verdiği istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, haklı ve yerinde olarak bilirkişi raporundaki “raf ünitelerinin ışıklı olarak tasarlanmasının mevzuata aykırılık oluşturduğu ve sözleşme feshinin haksız olarak nitelendirilmeyeceği” yönündeki hukuka aykırı görüşü, hükme esas almadığını, bilirkişi raporundaki bu hukuka aykırı tespit nedeniyle taraflarınca rapora itiraz edildiğini ancak yerel mahkemece rafların ayıplı olup olmadığı yönünde açıkça bir hüküm kurulmadığını, bu konuda açık bir tespit yapmadığını, dava konusu raf ünitelerinin hukuka ve yasal mevzuata uygun olduğunu, davalı tarafça her ne kadar raf ünitelerinin ışıklı olduğunu iddia ederek mevzuata aykırı olduğunu savunmuş ise de mevzuatta raf ünitelerinin ışıklı olarak tasarlanmasının yasaklanmadığını, raflardaki ışığın gerekli olduğunda karanlık ortamda kullanım kolaylığı sağlamak amacıyla teknik bir donanım olarak bulunduğunu, söz konusu ışık sisteminin sadece istenildiği takdirde kullanıldığını, dosyada alınan bilirkişi raporunda yer alan ve raf ünitelerinin mevzuata uygun olmadığı beyanının da kabulünün mümkün olmadığını, nitekim rapora itiraz etmiş bulunduklarını, müvekkili şirket ürünleri açısından ayrıştırıcı, farkındalık sağlayıcı özel bir yararı olmayacağı, bu hususun müvekkil şirket ürünleri açısından bir farklılık, farkındalık, ayırt edicilik sağlamayacağının izahtan vareste olduğunu, bayinin raf ünitesini düzenleme yetkisi gözönüne alındığında raf ünitesinde normalde kullanılmayan, gerektiğinde tamamen işlevsel, aydınlatma ihtiyacını gidermek üzere kullanılması gereken ışıklandırma nedeniyle müvekkil şirketin kendi ürünleri için üstünlük, farkındalık sağlamaya yönelik bir beklentisinin olamayacağını, böyle bir beklentinin gerçekleşebileceği fiziki ortamın ve uygulamanın bulunmadığını, bu nedenle bilirkişilerin bu tespitlerinin de yerinde olmadığını beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosyada alınan 21.05.2022 Tarihli bilirkişi raporunda raf ünitesinin; ..."Sonuç olarak baktığımızda ...nin, Davalı ...’ne verdiği satış ünitelerinde ışık sisteminin varlığı sebebiyle, yönetmelik hükümlerine uymadığı, VERİLEN ÜNİTELERİN KULLANILDIĞININ TESBİTİ HALİNDE DAVALI ŞİRKETİN İDARİ YAPTIRIMA MARUZ KALACAĞI ANLAŞILMIŞ ise de nihai kararın takdiri Yüce Mahkeme’ye ait olacaktır."demek suretiyle işbu davaya kaynaklık eden raf ünitelerinin ayıplı olduğunun tespitinin yapıldığını, bu rapora davacı tarafından yapılan itiraz üzerine dosyaya ek rapor alındığını, ek raporda davacı firmanın alt firması olan .... işletmesi ile ve diğer tütün firmaları ile ihtilafa konu sözleşmeden önce, sözleşme sırasında ve sözleşmenin sona erdiği/erdirildiği tarihten sonra da tütün mamullerinin alınmasının devam ettiğinin tespit edildiğini, tüm bunlardan sonra anlaşıldığın üzere ortada ticari alışveriş anlamında bir sözleşmenin sona ermesi gibi bir durumun olmadığını, işbu davanın konusunun ışıklı ve renkli raf ünitelerinin müvekkili davalı firma tarafından sormadan ve/veya bildirimde bulunulmadan çıkarılıp çıkarılamayacağı noktasında düğümlendiğini, raf ünitelerinin ayıplı olduğunun bilirkişi raporunda da ortaya konulduğu üzere sabit olduğunu, davacının ayıplı raf ünitesini imha ettiğini işbu davada incelenmesinin mümkün de olamadığını, ortada yönetmeliğe aykırı bir raf ünitesinin bulunduğunu ve bu tip bir ünitenin bulundurulması/kullanılmasının idari yaptırıma bağlandığını, yerel mahkemece kararda haksız bulunup cezai şartı ödemeye mahkum edildikleri gibi ayrıca %20 oranında icra inkar tazminatını ödemeye de mahkum edildiklerini, dosyada açıkça görüldüğü üzere işbu davaya konu alacağın varlığının tespitinin yargılamaya ve incelemeye muhtaç olduğunu, konunun yargılama yapılmasına muhtaç iken aleyhlerine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini, istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava: İtirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ek sözleşme uyarınca mülkiyeti davacıya ait olup, davalıya ariyet olarak verilen ve tütün mamullerinin satışa sunulması için verilen raf ünitesinin Tütün Mamülleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığı, davalının bu mevzuata aykırı olduğu iddiasıyla raf ünitesini sökmesinin ve sözleşmeyi feshetmesinin haklı olup olmadığı, sözleşmeye göre cezai şart koşullarının oluşup oluşmadığı, sözleşmenin süresinden önce feshedilip edilemediği, öyle ise kalan sözleşme süresi için sözleşme bedelinin iadesinin talep edilip edilemeyeceği hususlarında toplanmaktadır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Bilirkişi heyetinin 21.05.2022 tarihli raporunda ; Davalı .. ..Şti.’ne ait 2019-2020 ve 2021 yıllarına ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğunu, defterlerin açılış onayları ile yevmiye defteri kapanış onaylarının yasal süresinde yaptırıldığını, defter kayıtlarının birbirini teyit ettiği, davalı şirketin ticari defterlerin delil niteliği bulunduğu kanaatine varıldığını, davalının ticari defter kayıtlarında davacı ile ilgili hesap işlemlerinin ... A.Ş.’ nin alt dağıtıcı bayisi vasıtası ile alım işlemlerinin yapıldığı, tüm alım fatura bedellerinin peşin nakit olarak ödenerek kapatıldığı ve cari hesap muavin defter kaydı açılmadığı, bu doğrultuda yapılan inceleme neticesinde 2019 ve 2020 yılı yevmiye defteri kapanış fiş kayıtları incelendiğini, rapor ekinde sunulan 2019 yılı yevmiye kapanış fişi incelendiğinde, defterin 159.ve 160. sayfalarında kayıtlı 31.12.2019 tarihli, 181 madde no’lu fişte, davacı ... A.Ş. ile ilgili olarak devrettirilen herhangi bir hesap bakiyesi kapanış fiş kaydında görülmediğini, rapor ekinde sunulan 2020 yılı yevmiye kapanış fişi incelendiğinde, defterin 188. Sayfasında kayıtlı 31.12.2020 tarihli, 214 madde no’lu fişte, davacı .... A.Ş. ile ilgili olarak devrettirilen herhangi bir hesap bakiyesi kapanış fiş kaydında görülmediği, şirketin 2019 ve 2020 yıllarına ait Kurumlar Vergisi beyannamesinde beyan ettiği bilanço öz varlık değerleri üzerinden yapılan incelemede 2019 yılı öz varlık tutarının 105.264,71 TL, 2020 yılı öz varlık tutarının 114.687,42 TL olduğu, davalı şirketin 2019 ve 2020 yılına ait tespit edilen öz varlık tutarları göz önüne alındığında, sözleşme tarihi itibari ile sözleşme bedeli iadesi talebinin 333,33 TL ile 36.000,00 TL cezai şartın ödenmesi halinde davalının ticari faaliyetine son verecek şekilde ekonomik mahvına neden olacak miktarda cezai şartın fahiş olmadığı, davacı vekilinin işlemiş faiz talebinde bulunmadığı neticesinde nihai kararın takdiri yüce mahkeme’ye ait olduğunu, ...nin, Davalı ...’ne verdiği satış ünitelerinde ışık sisteminin varlığı sebebiyle, yönetmelik hükümlerine uymadığı, verilen ünitelerin kullanıldığının tesbiti halinde davalı şirketin idari yaptırıma maruz kalacağı teknik olarak rafların usule uygun olmadığı kanaatine ulaşılması halinde, davalının yaptığı eylemli feshin haksız olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple cezai şart talebinin mümkün görünmediğini, fakat 333,33 TL’nin iadesi talebinin bu ihtimalde de haklı olduğunu, 333,33 TL için (ihtarnamenin tebliğ tarihinden takip tarihine kadar %10 üzerinden hesaplandığında) işlemiş faiz tutarının 5,00 TL olduğu sonuç ve kanaatine ulaşıldığı belirtilmiştir. Bilirkişi Mali Müşavir ...'ın 03.01.2023 tarihli raporunda; 2019-2020 yılı için yapılan inceleme ve tespitlerde; davalının davacı ile aralarındaki sözleşmenin geçerlilik süresi içerisinde davacı dışında....a.ş., ...., ... Şti, ... ..a.ş.., .. Şirketinden tütün alımlarının olduğu, halen bu firmalar ile ticari ilişkisinin devam ettiği tespit edilmiştir. Mahkemece gerekçede; Yönetmeliğin 26/2. fıkrası dikkate alındığında satış ünitesinin yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunda aykırılığın giderilmesi için ilgili tarafa uygun bir süre verileceği norm altına alınmış olup, davalı satıcının mülkiyeti davacıya ait olan raf ünitesinin mevzuata uygun hale getirilmesi için davacıya makul bir süre vermediği, TTK’nun 18/3 Maddesi uyarınca tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta ile yapılması gerektiği halde davalı satıcı tarafından bu nitelikte bir ihbar veya ihtarın yapılmadığı, dolayısıyla davacının usulüne uygun şekilde raf ünitelerinin yasaya uygun hale getirilmesi için temerrüde düşürülmediği, davalının doğrudan raf ünitesi söküp davacıya teslim ederek eylemli şekilde sözleşmeyi feshettiği, dolayısıyla davalı satıcının raf ünitesini sökmesinin sözleşmenin 1.7. ve 2.4 maddelerine aykırılık oluşturduğu ve sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kanaatine varılmış olup, sözleşmenin 2.3. maddesi uyarınca davalının 1.7 ve 2.4. maddelerine aykırı eylemleri nedeniyle 36.000,00 TL’lik cezai şart talep koşullarının oluştuğu, bilirkişi heyet raporu ile cezai şartın davalının ekonomik mahvına neden olacak nitelikte fahiş olmadığı tespit edildiğinden ve TTK’nun 22. Maddesi uyarınca davalı tacirin cezai şarttan indirim talep edemeyeceği dikkate alınarak davalının cezai şarttan indirim talebinin yerinde olmadığı, belirtilerek davalı tarafça sözleşmenin haksız feshedildiği ve cezai şart talebinin yerinde olduğu değerlendirilmiştir. Davalı 1 yıl kullandıktan sonra rafın mevzuata aykırı olduğunu tespit ettiğini ileri sürmüştür. Öncelikle her iki taraf da tacir ve basiretli davranma yükümlülükleri olduğundan, davalı bu raf kendisine teslim edildiğinde ışıklı olduğunu açıkça görmüş olduğundan bu bildirimi davacıya kanunda belirtilen süre içerisinde hemen yapması gerekirken, ayrıca tütün ürünlerini satan bir işletme olarak da bu mevzuatı bilmesi gerekirken davacıyı temerrüde düşürmeden rafları sökmesi ve davacıya teslim etmesi sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini göstermektedir. Davacı, sadece gerekçe yönünden kararı istinaf ederek rafların ayıplı olmadığına karar verilmesini talep etmiş ise de; alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre rafların ilgili yönetmelik hükümlerine uygun olmadığı, bu hali ile ayıplı kabul edilmesi gerektiği, mahkemece gerekçede rafların ayıplı olduğunun kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmakla davacının istinafı yerinde bulunmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının sözleşmeyi haksız feshettiği kanaatine varılmakla, her ne kadar mahkemece davalı aleyhine cezai şarta hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de; cezai şart husunda mahkemenin takdiri söz konusu olduğundan ve likit olmadığından mahkemece cezai şart yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Davalının icra inkar tazminatı dışındaki istinaf nedenleri yerinde bulunmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında davalı vekilinin istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/03/2023 tarih, 2021/414 Esas ve 2023/159 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 1-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 2-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 3-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-Davalı vekilinin yatırmış olduğu 179,90 TL istinaf maktu karar harcı ile 457,39 TL istinaf nispi karar harcının harcının istek halinde kendisine iadesine, 2-Davalı vekilinin yatırdığı 492,00 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, C-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 09/03/2023 tarih, 2021/414 Esas ve 2023/159 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, Davalının, İzmir 1. İcra Müdürlüğünün 2020/10331 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 36.000,00 TL asıl alacak üzerinden ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek avans faizi ile birlikte devamına, 2-Alacak belirlenebilir olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, 4-Alınması gereken 2.459,16 TL harçtan, başlangıçta alınan 381,67 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.077,49 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı vekili için kabul edilen bedel üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 36.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı vekili için reddedilen bedel üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 333,33 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Dava kısmen kabul edildiğinden davacı tarafın yaptığı 8,50 TL vekalet suret harcı, 174,50 TL davetiye ve posta gideri, 2.100,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere 2.283,00 TL yargılama giderinden davanın kabul oranı nazara alınarak 2.260,17 TL yargılama gideri ile davacı tarafın karşıladığı 59,30 TL başvurma harcı, 381,67 TL peşin alınan harç olmak üzere toplam 2.701,14 TL’nin davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine. Davacı tarafın fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına. 8-Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13 maddesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'nin, davanın kabul ve ret oranına göre 1.306,80 TL'lik kısmının davalıdan, bakiye 13,20 TL'lik kısmının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 9-Dava kısmen ret edildiğinden davalı tarafın yaptığı 1.500,00 TL bilirkişi ücretinden, davanın red oranı nazara alınarak 15,00 TL yargılama giderinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, davalı tarafın fazladan yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına. 10-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 11-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 30/09/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/1333, K. 2026/2072, T. 30.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1333-e-2026-2072-k-33e25a46fbef