Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/955 E. 2026/1166 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/955
Karar No
2026/1166
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/955 Esas 2026/1166 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/955 KARAR NO : 2026/1166

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/11/2023 NUMARASI : 2023/672 Esas 2023/789 Karar

DAVA : Yargılamanın İadesi DAVA TARİHİ : 28/10/2015 KARAR TARİHİ : 17/09/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/09/2026

Taraflar arasındaki yargılamanın yenilenmesi istemine dair davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle istemin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı ... tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı ... yargılanmanın yenilenmesi talebini içeren dilekçesinde özetle; davalılardan ...'ı Altındağ 8. Noterliğinin 21/05/2012 tarihli vekaletnamesi ile vekil tayin ettiğini, davalı ...ndeki 600 payının davalı vekil tarafından Ankara 43. Noterliğinin 23/02/2015 tarihli Limited Pay Devri Sözleşmesi ile davalı ... AŞ'ye devredildiğini, davalı vekilin Ankara 29. Noterliğinin 18/02/2015 tarihli azilnamesi ile azledildiğini, söz konusu azilnameyi vekili davalı ...'ın talimatı ile kendi evine gönderdiğini, davalı ...'ın ise azilnameden haberdar olmasına karşın haksız ve kötüniyetli olarak vekaletname ile hisseleri kendi şirketine devrettiğini, davalının yargılama sırasında gerçeğe aykırı beyanda bulunarak mahkemeyi yanılttığını, davalının dosya vekili olan Avukat ...'e gönderdiği 24/06/2022 tarihli azilnamede azil sebeplerini açıkça bildirdiğini ve kendisinin azledildiğini azilname tarihi olan 18/02/2015 tarihinde öğrendiğini ikrar ettiğini, yine davalı ... tarafından keşide edilen 30/05/2022 tarihli ihtarnamenin 2. maddesinde azilname tarihinde azledildiğinden haberdar olduğunu açıkça beyan ettiğini, pay devrinin iptali ve adına tescili talebi ile açtığı davada harcını yatıramadığı 2.985.000,00 TL'lik kısım yönünden davasını atiye bıraktığını, sonradan Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/652 Esas sayılı dosyası atiye bırakılan kısım için dava açtığını ve bu davanın yargılamasında davalı ...'ın cevap dilekçesinde tüm iddialarını kabul ettiğini, yargılamanın iadesi talep edilen dosyanın yargılamasına davalı ...'ın asaleten beyanda bulunmadığını, buna karşılık Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/652 Esas sayılı dosyasının yargılamasına sırasında bizzat duruşmaya gelerek iddiaların tümünün doğru olduğunu bildirdiğini ve yasal danışmanının da muvafakati olduğunu beyan ettiğini, bir davada yapılan mahkeme içi ikrarın başka bir davada da geçerli olup kesin delil teşkil edeceğini, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/771 Esas ve 2016/103 Karar sayılı kararı ile davalı ...'ın azilnameden sonra yaptığı Limited Pay Devir Sözleşmelerinin tescil edilemeyeceğine dair kararının 27/02/2021 tarihinde kesinleştiğini, Aile şirketi olarak kurulan ... AŞ'nin de Avukat ...'i şirket çıkarlarını korumak yerine üçüncü kişilerin talepleri doğrultusunda hareket ettiği gerekçesi ile 11/01/2022 tarihli azilname ile azlettiğini, Avukat ... hakkında mahkemeye gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu gerekçesi ile yaptığı şikayet üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığını ileri sürerek Ankara 43. Noterliğinin 23/02/2015 tarihli Limited Şirket Pay Devri Sözleşmesinin iptali ile 600 payın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı Şirketler vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının süresinde yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurmadığı gibi yargılamanın yenilenmesi koşullarının da oluşmadığını savunarak talebin reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacının, ...’ın 23.05.2022 günlü ... yevmiyeli azilnamedeki ve aynı avukata gönderdiği Altındağ 8. Noterliğinden 30 Mayıs 2022 günlü ... yevmiyeli ihtarnamesindeki beyanlarına, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28.04.2023 gün 2022/652 Esas 2023/192 Kararına, davalı vekili ve yasal danışmanının beyanlarına istinaden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, davacının ...'ın gerçekte davacılar tarafından vekaletten azledildiğini daha önce öğrendiği ve bu nedenle de yukarıda değinilen imzasız belge ile bu hususu mahkemeye sunduğunu bildirdiğine ilişkin davacı yanın iddiasının, başlı başına yargılamanın yenilenmesini gerektirir bir olgu olarak değerlendirilemeyeceğini, söz konusu belgenin HMK'nın 375/1-c-ç.maddesinde belirtilen belge olmadığı gibi HMK'nın 375/1-h.maddesinde düzenlenen hilenin varlığına delil olabilecek bir belge vasfı taşımadığını, davalı ... tarafından gönderilen ihtarname şeklindeki belge davayı gören mahkemenin kendisi lehine karar verilmesine etkisi olan hileli bir davranışta bulunduğunu da göstermediğini, tüm dosya kapsamından da davalı ...'ın hileli ve hukuka aykırı bir davranışı olduğunun görülmediği, sunulan belge içeriği dikkate alındığında söz konusu ifadelerin mahkemenin kararına etki eden bir hile veya yargılamanın iadesi sebebi olarak nitelendirilmesinin de söz konusu olamayacağı, davalının davayı kabul ettiği gerekçesiyle yargılamanın iadesi talep edilmiş ise de, HMK'nın 310. maddesinde kabulün ancak hüküm kesinleşinceye kadar yapılabileceği düzenlemesi karşısında kabulün ancak asıl davanın görülmesi esnasında değerlendirilmesi gerektiği, kesin hüküm niteliği kazanmış dava konusu olayda davanın kabulünün de söz konusu olamayacağı gibi yargılamanın iadesi hallerinin yasada sınırlı olarak sayıldığı, söz konusu iddianın da bu kapsamda yer almadığı, bu hususun da yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle yasal şartları oluşmayan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı istinaf dilekçesinde özetle; sunulan delillerin Mahkemece tartışılmadığını, davalı ...'ın azil tarihlerinden haberdar olduğunu ikrar ettiği ve mahkemeye yazılı beyanda bulunduğunu, mahkeme önünde ikrar edilen vakaların çekişmeli olmaktan çıkacağını ve ispatı gerekmeyeceğini, ikrarın kesin delil niteliği taşıdığını, ...'ın ikrarı ve yazılı kabul beyanının yargılamanın iadesi davasında kesin delil niteliğinde olduğunun kabulü gerektiğini, bir davadaki ikrarın başka bir davada da kesin delil teşkil edeceğini, Mahkemenin 2015/728 Esas sayılı dosyasının yargılaması sırasında babası olan davalı ...'ın hiç bir zaman mahkemeye gelmediğini, ancak yargılamanın iadesi dosyasına bizzat gelerek beyanda bulunduğunu, mahkemece dosyaya sunulan 09/10/2023 tarihli beyandan gerekçeli kararda söz edilmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Yargılamanın yenilenmesi istemine konu Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/728 Esas-2017/618 Karar sayılı dosyasının incelenmesinden; davacılar ... ve ... tarafından davalılar aleyhine açılan davada babaları olan davalı ...'ı Altındağ 8. Noterliği'nin 21/05/2012 tarih ... yevmiye no'lu vekaletnamesi vekil tayin ettiklerini ve vekilin bu vekaletnameye dayalı olarak hisse devir işlemleri gerçekleştirdiğini, davacı ...'ın Ankara 29. Noterliği'nin 18.02.2015 tarih ... yevmiye nolu, ...'ın ise Altındağ 5. Noterliği'nin 29.12.2014 tarih ... yevmiye nolu azilnamesi ile davalı ...'ı vekillikten azletmelerine karşın söz konusu vekaletname ile gerçekleştirilen hisse devirlerinin geçersiz olduğu ileri sürülerek şirket hisse devir sözleşmelerinin iptali ile payların sözleşmelerden önceki hale göre adlarına tesciline karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2018/118 E.-2018/139 K. sayılı karar ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, karara karşı temyiz yoluna başvurulduğu ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2144 E.-2019/3699 sayılı ilamı ile kararın kesin olması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Yargılamanın iadesi sebepleri, HMK'nın 375. maddesinde on iki bent hâlinde sayılmış, ayrıca 376. maddesinde taraflar dışında üçüncü kişilerin yargılamanın iadesini istemesi durumu düzenlenmiştir. Kanunla belirtilen yargılamanın iadesi sebepleri sınırlı sayıda sayılmış olup gösterilen sebepler dışında, yargılama hatası ne kadar ağır olursa olsun yargılamanın iadesi istenemez. Yargılamanın iadesi: “a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması, b) Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hakimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması. c) Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması. ç) Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması. d) Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmi makam önünde ikrar edilmiş olması. e) İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması. f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması. g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması. ğ) Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması. h) Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması. ı) Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması. i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması (Eklenmiş ibare RGT: 31.07.2018 RG No: 30495 Kanun No: 7145/19) veya karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi” sebeplerinden ibarettir. Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; yargılamanın yenilenmesi talep eden davacı, vekili olan davalı ...'ın azilnameden haberi olduğu halde hisse devir işlemlerini gerçekleştirdiğini, davalı ...'ın avukatına göndermiş olduğu 24/06/2022 tarihli azilnamede ve keşide ettiği 30/05/2022 tarihli ihtarnamede, davalısı olduğu Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/652 Esas sayılı dosyasının yargılaması sırasında sunduğu cevap dilekçesinde ve duruşmalardaki beyanları ile bu hususu ikrar ettiğini, ayrıca Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/771 E.-2016/103 sayılı kararı ile davalı ...'ın azlinden sonra yapılan limited pay devri sözleşmesinin tescil edilmeyeceğine dair kararının 27/02/2021 tarihinde kesinleştiğini ileri sürerek yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep etmiştir. HMK'nın 375/1-ç maddesine göre, yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması yargılamanın yenilenmesi sebebi olup, belgenin davanın bakıldığı sırada mevcut olması, hükmü etkileyecek nitelikte olması, belgenin hükmün kesinleşmesinden sonra ele geçirilmesi, belgenin yargılama sırasında bir mücbir sebepten veya lehine hüküm verilen tarafın eyleminden dolayı elde edilememiş olması gerekir. 6100 sayılı Kanun’un 375/1-ç bendinde yalnızca “belge” ibaresi yer aldığından, gerek dava tarihinden sonra gerçekleşen vakıalar, gerekse dava tarihinden önce gerçekleşmesine rağmen ileri sürülmeyen vakıalara dayanılarak yargılamanın yenilenmesinin talep edilmesi mümkün değildir. Buna göre davalı vekil ...'ın kendi avukatına gönderdiği azilname ve ihtarnamenin yargılama sırasında mevcut olmadığı, dolayısıyla HMK'nın 375/1-ç maddesi anlamında belge olarak kabul edilemeyeceği, davacının dayandığı Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/771 E.2016/103 K. sayılı dosyasında davacının ... Tic. Ltd. Şti., davalısının Ticaret Sicil Müdürlüğü olduğu ve 03/11/2015 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının tescil ve ilan taleplerinin reddine itiraza ilişkin açılan davada mahkemece 18/11/2015 tarihli karar ile itirazın reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği ve taraflarının eldeki dava ile aynı olmadığı, HMK'nın 310. maddesinde kabulün ancak hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabileceği düzenlemesi karşısında kabulün ancak asıl davanın görülmesi esnasında değerlendirilmesi gerektiği, öte yandan davalı vekilin Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde beyanlarının kesin hüküm niteliği kazanmış dava konusu olayda ikrar olarak kabul edilmeyeceği gözetildiğinde davacının iddialarının yasada sınırlı olarak sayılmış yargılamanın yenilenmesi sebeplerine uygun olmadığı anlaşılmakla Mahkemece yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan yargılamanın yenilenmesi yoluna başvuran davacı ... tarafından aynı karara karşı daha öncede benzer nedenlerle yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulmuş olup, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/585 E.-2021/107 K. sayılı ve 18/02/2021 tarihli kararı ile yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2021/1047 E.-2022/510 K. sayılı ve 20/04/2022 tarihli karar ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olmak üzere karar verilmiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesin yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, davacı ...'ın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı ... istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/09/2026

Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi-... ... ... ... ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/955, K. 2026/1166, T. 17.09.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-955-e-2026-1166-k-a09450d2750b