Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2024/1518 E. 2026/1531 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1518
- Karar No
- 2026/1531
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2024/1518
KARAR NO : 2026/1531
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 25/04/2024
NUMARASI : 2023/88 E. - 2024/122 K.
DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 01/10/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin tekstil sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, tekstil sektörünün Türkiye'deki en büyük temsilcilerinden birisi olduğunu, müvekkili şirketin günümüzde 11 şubesi bulunduğunu, Türkiye ve yurt dışında tescilli birçok markası bulunduğunu, davalının müvekkili şirket ile iltibas oluşturacak düzeyde bir markayı tescil ettirmesi nedeniyle bu davanın açıldığını, “...” ibaresinin müvekkili şirketin ticari unvanındaki asıl ve ayırt edici unsur olduğunu, söz konusu ticari unvanın Türkiye'de ilk olarak müvekkili şirket tarafından tescil ettirildiğini, davalının müvekkili şirketten sonra, müvekkili şirkete ait markalar ile iltibas oluşturacak şekilde marka tescilinde bulunduğunu, birçok farklı isim seçme hakkı varken 40 yıllık bir geçmişi olan müvekkili şirketin “...” markasını marka olarak tescil ettirdiğini, davalının söz konusu ticari unvan tescilinde kötüniyetli olduğunu, davalı adına tescilli... başvuru numaralı markanın 3. kişilere devrinin önlenmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı markasının tanınmış marka olmasına karşı markasıyla müvekkilinin markasının kavramsal, görsel ve işitsel olarak benzerliğinin bulunmaması nedeniyle açılan davanın reddinin gerektiğini, davacı markası ile müvekkilinin markasının kavramsal olarak birbirinden farklı olduğunu, markanın esas unsuru marka tescil belgesinde görüldüğü üzere ... ... ibaresi olduğunu, davacı markaları incelendiğinde ise markanın esas unsuru sürekli değişmekte olduğunu, salt ... ibaresi esas unsur olmadığını, davacı markası ile müvekkilinin markasında ... ibaresi bulunması salt benzerlik için yeterli bulunmadığını, müvekkili tarafından ... ... markasının kötü niyetle tescil edilmediğini, bu sebeple davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; "Davanın kabulü ile, davalı adına TPMK nezdinde tescilli ...başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne" karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece verilen kabul kararının usul, yasa ve yüksek mahkeme içtihatlarına aykırı olduğunu, müvekkilinin ... ... markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının ... markasının tanınmış olduğu iddiasının markalar arasında iltibas yaratmadığını, müvekkilinin markasının esas unsurunun ... ... ibaresi olduğunu, davacı markası ile müvekkili markası arasında kavramsal, görsel ve işitsel olarak hiçbir benzerlik bulunmadığını, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin ve faaliyet alanlarının farklı olduğunu, müvekkilinin kötü niyetli marka tescili yapmadığını, kötü niyet iddiasının somut delillerle kanıtlanamadığını, bilirkişi raporunun bütünsel değerlendirme ilkesini yanlış uyguladığını, markaların bir bütün olarak incelendiğinde birbirinden tamamen farklı izlenim bıraktığını, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararı ile markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, markalar arasında kavramsal, görsel ve işitsel farklılıklar bulunduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin "..." ibaresini içeren markalarının tescilli ve tanınmış olduğunu, davalının tescil ettirdiği markanın müvekkili markaları ile iltibas oluşturduğunu, bilirkişi raporunda da "... ... ..." ibareli markanın esaslı ve ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğunun ve tarafların tescil kapsamlarının aynı olduğunun tespit edildiğini, davalının daha önce de benzer başvurularının Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından reddedildiğini, ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dava, davalı adına tescilli ... numaralı “... ... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
Davacı vekili; müvekkili şirketin yaklaşık 40 yıldır tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, Türkiye’de ve yurt dışında tescilli çok sayıda markanın sahibi olduğunu, “...” ibaresinin müvekkilinin ticaret unvanının ve markalarının esaslı ve ayırt edici unsuru olduğunu, davalının müvekkiline ait markalarla iltibas oluşturacak nitelikteki “... ... ...” ibareli markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini belirterek davalı adına tescilli... numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; markalarda ortak olarak “...” ibaresinin bulunmasının tek başına benzerlik ve karıştırılma ihtimali oluşturmayacağını, davacı markalarının tanınmış olmasının sonucu değiştirmeyeceğini ve marka başvurusunun kötü niyetle yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; davalı markasının davacı markalarıyla karıştırılma ihtimali meydana getirdiği, ayrıca davalının daha önce yaptığı “...” ibareli marka başvurularının iltibas nedeniyle reddedilmesine rağmen aynı ibareyi ana unsur olarak içeren yeni bir başvuruda bulunmasının kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve davalı adına tescilli... numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Uyuşmazlık, davalı adına tescilli... numaralı “... ... ...” ibareli marka ile davacıya ait önceki tarihli “...” esas unsurlu markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığı ve dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Davalı adına tescilli, .... numaralı “... ... ...” ibareli markanın 25. sınıfta tescilli olduğu, davacı adına ise ... numaralı “...” esas unsurlu markaların tescilli olduğu görülmektedir.
31/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; dava konusu markanın esaslı ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacıya ait önceki tarihli markalarla benzerlik ve karıştırılma ihtimali meydana getirdiği, taraf markalarının 25. sınıftaki aynı malları kapsadığı ve bu mallar yönünden SMK’nın 6/1. maddesindeki hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, davalının iltibas gerekçesiyle verilen önceki YİDK kararlarına rağmen “...” ibaresini ana unsur olarak içeren yeni marka başvurularında bulunduğu gerekçesiyle başvurunun SMK’nın 6/9. maddesi kapsamında kötü niyetli olduğu yönünde görüş bildirilmiştir.
Somut olayda dava konusu... numaralı markada “...” ibaresinin büyük harflerle ve belirgin biçimde kullanıldığı, “...” ibaresinin markanın baskın esas unsurunu oluşturduğu, markadaki “...” ve “...” unsurlarının ise tali nitelikte kaldığı, davacıya ait önceki tarihli markaların ortak ve ayırt edici unsurunun da “...” ibaresi olduğu , dava konusu markanın davacı markalarının ayırt edici unsurunu aynen ve esas unsur olarak içermesi nedeniyle işaretler arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, davalı markasındaki tali unsurların markayı farklılaştırmaya yeterli ayırt edicilik katmadığı , taraf markalarının aynı 25. sınıfta tescilli oldukları bu nedenle işaretler arasındaki benzerlik ile tescil kapsamındaki malların aynılığı birlikte değerlendirildiğinde, ilgili tüketici kesiminin dava konusu markayı davacı markalarının yeni bir serisi olarak algılaması ve ilişkilendirme ihtimali bulunduğu , davalı markasının iltibas nedeniyle SMK 6/1 maddesi gereği hükümsüzlük koşullarının bulunduğu anlaşılmıştır.
Kötü niyet iddiası yönünden ise, davalının davacı markalarından haberdar olduğu halde benzer marka başvurusunda bulunması tek başına kötüniyetin kabulüne yeterli değil ise de, davalının dava konusu marka başvurusundan önce “...” ibareli marka başvurusunda bulunduğu ve davacı markalarıyla iltibas meydana getirdiği gerekçesiyle başvurusunun reddedildiği buna rağmen, aynı ibareyi büyük harf ve puntoyla ana unsur olarak içeren yeni kombinasyonlarla başvuruda bulunmaya devam ettiği dikkate alındığında davalının davacıya ait ayırt edicilik kazanan sicilde tanınmış olarak kayıtlı bulunan “...” ibareli markasından haksız yararlanma amacıyla hareket ettiği ve başvurunun dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığı kötüniyetli olduğu SMK’nın 6/9. maddesine dayalı hükümsüzlük koşullarının oluştuğuna ilişkin mahkeme değerlendirmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın kabulü ile davalı adına tescilli... numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 25/04/2024 tarih ve 2023/88 E., 2024/122 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 01/10/2026