Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/672 E. 2026/872 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/672
Karar No
2026/872
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2024/672 Esas

KARAR NO: 2026/872

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

TARİHİ: 02/11/2023

NUMARASI: 2021/244 E. - 2023/176 K.

DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/05/2026

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

Tarafların İddia ve Savunmaları:

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tasarımı müvekkili tarafından yapılan ve Türkiye'de ilk kez kamuya sunulmuş olan dava konusu birinci tescilsiz tasarımın; 06.02.2019 tarihinde ... kalıp kodu ile tasarlanmış kadın elbise tasarımının, ilk kez 09.04.2019 tarihinde müvekkilinin kendi telefon numarasına kayıtlı olan whatsapp uygulamasındaki konuşması ile müşterilerin beğenilerine arz edilmiş olduğunu, 28.04.2019 tarihinde de müvekkiline ait ... adlı instagram sayfası üzerinden kamuya ve satışa sunulmuş olduğunu, ikinci tescilsiz tasarımın; 12.02.2018 tarihinde ...kalıp kodu ile tasarlanmış kadın elbise tasarımının, ilk kez 09.04.2019 tarihinde müvekkilinin kendi telefon numarasına kayıtlı olan whatsapp uygulamasındaki konuşması ile diğer sosyal medya mecralarında müşterilerin beğenilerine arz edilmiş olduğunu, müvekkilinin tasarımının tescil edilmemiş olsa da gerek 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, gerek 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve gerekse Türk Ticaret Kanunu haksız rekabet hükümlerine göre korunmakta olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 55/4 maddesine göre ilk kez Türkiye'de kamuya sunulmuş tasarımların da korunacağının hükme bağlanmış olduğunu, bu bakımdan müvekkilinin tasarımlarının koruma kapsamında olduğunu, müvekkilinin tescilsiz tasarımlarının .... Şti. tarafından "..." markasıyla üretim ve satışının yapıldığının öğrenildiğini, müvekkilinin müşteri gibi iletişime geçerek davalının müvekkiline ait olan ... kodlu elbise tasarımının (birinci tescilsiz tasarımı) taklitlerinin üretilerek satıldığının teyit edildiğini, tasarım hakkına tecavüzün davalı şirketin ticari faaliyeti çerçevesinde yapılmakta olduğunu, diğer davalı ...'ın davalı şirketin müdürü olarak haksız fiili bizzat gerçekleştiren kişi olduğundan davaya taraf yapılmış olduğunu, müvekkiline ait orijinal ürün örneği ile davalıdan satın alınarak temin edilen taklit ürün örneklerinin İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/246 D.İş sayılı delil tespit dosyasına sunularak davalı.... Şti.'nin, "... Mah. ... Cad. ... No: ... .../İSTANBUL" adresindeki iş yerinde 06.11.2019 tarihinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığını, 2019/246 D.İş sayılı delil tespit dosyasında alınan bilirkişi raporu ile davalının tasarım hakkına tecavüzde bulunduğunun tespit edilmiş olduğunu, dava açılmadan evvel zorunlu dava şartı olarak Arabuluculuğa başvuruda bulunulduğunu, arabuluculuk toplantılarında anlaşma sağlanamadığını, taklit ürünlerin başta davalıların iş yerlerinde, diğer mağazalarında üretim ve satışının durdurulmasını, görüldüğü yerde toplatılmasını, ürünün satışını yapan internet sitelerinde satışının durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararı verilmesini, endüstriyel tasarım hakkına tecavüzün tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, belirsiz alacak davası hükümlerine göre alacak miktarı tam ve kesin olarak belirlendiğinde artırmak üzere şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 30.000,00 TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 06.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faiziyle birlikte davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini, davalılar aleyhine verilecek mahkeme kararının masrafı davalılara ait olmak üzere kamuya duyurulması için ülke çapındaki gazetelerden birer tanesinin yayınlanmasını, talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacı tarafın, hem müvekkili şirkete hem de müvekkili şirketin ortağı ...'a karşı dava açtığını, işyerinin müvekkili şirkete ait olduğunu, şirketin ortağı ve yetkilisinin ayrı bir ticari faaliyetinin bulunmadığını, şirketin ortağı ve yetkilisinin ayrıca davalı olarak gösterilmesinde davacı firmanın hukuki bir menfaatinin de olmadığını, ... aleyhine açılan davanın sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, Sınai Mülkiyet Kanununun 56. maddesi 4. fıkrasının b bendi; "Tescilsiz tasarım için tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihten önce, dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış ise o tasarım yeni kabul edilir. Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorsa aynı kabul edilir." hükmü uyarınca bir tasarımın yeni olarak kabul edilmesi için dünyanın herhangi bir yerinde daha önceden kamuya sunulmamış olma şartının arandığını, tespit konusu tasarımların yeni olup olmadığının araştırılmaksızın tescilsiz tasarım olarak korunmasının hukuken mümkün olmadığını, SMK'nın tasarım hakkının kapsamı ve sınırları başlıklı 59. maddesi 2. fıkrasının; "Tescilsiz tasarımın, birinci fıkrada belirtilen fiilleri engelleme hakkını sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması halinde verir, Korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğu kabul edilemez" şeklinde olduğu, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği/sahiplendiği elbise ve elbise üzerinde yer alan desen ve işlemelerin yenilik vasfına haiz olmadığını, daha önceden kamuya sunulmuş olduklarını, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği tasarımların yeni olduğunu kabul etmemekle beraber, kanun maddesinden açıkça anlaşıldığı üzere talep edenin; tasarımın aynısının ve genel izlenim itibariyle ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması halinde tescilsiz tasarım korumasından yararlanabileceğini, tespite konu ikinci tasarımda bilirkişi raporunun 7. ve 11. sayfalarında bu tasarıma ilişkin değerlendirmeler yapıldığını ve bedende bedeni kaplayacak şekilde dantel yerleştirmesi yapıldığını, dantel üzerinde .... uygulaması yapıldığını, bu dantel uygulamasının elbisenin arka bedeninde de kullanıldığı sonucuna ulaşıldığını, oysa ki; müvekkiline ait ürünler dikkatlice incelendiğinde yerleştirilen dantel tasarımlarının farklı tasarımlar olduğunun görüleceğini, dolayısıyla birebir aynı tasarımlar olduğunu söylemenin mümkün olmayacağını, müvekkilinin değişik modellerde çok sayıda ürün sergilemekte ve satmakta olduğunu, modellerin üstelik 2-3 haftada bir değişmekte olduğunu, müvekkili şirketin çok sayıda firmadan ürün alarak sergilemekte ve satmakta olduğunu, davaya konu iki modelin çok düşük bir satış ve adet cirosuna sahip olduğunu, tespitten önce mağazaya konmuş olduğunu, davanın; ... yönünden sıfat yokluğu nedeniyle, müvekkili şirket yönünden ise esastan reddini, talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "DAVANIN KABULÜNE,

1-Davalıların eyleminin, tescilsiz tasarıma tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine, durdurulmasına,

2-Maddi tazminat talebinin kabulüne; 180.600 TL maddi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 06/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

3-Manevi tazminat talebinin kabulüne; 30.000 TL maddi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 06/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

4-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalılardan tahsiline, karar verilmiştir

İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:

Davalılar vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın hem şirkete hem de şirket ortağına karşı dava açtığını, şirket ortağının ayrı bir ticari faaliyeti bulunmadığını, bu durumun hukuki menfaat yokluğu teşkil ettiğini, mahkemenin ise şahsi sorumluluk gerekçesiyle bu itirazı reddetmesinin usule aykırı olduğunu, davalının ortağa yönelmekte kötü niyetli hareket ettiğini; Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca tescilsiz tasarımın korunması için "yenilik" ve "kopyalama" şartlarının aranması gerektiğini, ancak söz konusu tasarımların kamuya daha önce sunulmuş (yeni olmayan) ürünler olduğunu, dosyaya sunulan "..." kataloğunun mahkemece dikkate alınmadığını, müvekkiline ait ürünlerin davacı tasarımıyla birebir aynı olmadığını ve kopyalama işleminin söz konusu olmadığını, bilirkişilerin uzmanlık alanlarını aşarak mahkeme yerine geçip hukuki görüş bildirdiklerini ve delil takdiri yaptıklarını, farklı tarihlerde alınan kök ve ek raporlar arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu, bazı raporlarda ürünlerin benzer olduğu söylenirken diğerlerinde farklı olduğunun belirtildiğini, sunulan delillerin (Instagram görselleri vb.) "... nedeniyle net görülmediği" gibi zayıf gerekçelerle yetersiz incelendiğini, müvekkilinin üretici değil sadece satıcı olduğunu, tasarıma konu ürünlerin satış hacminin çok düşük olduğunu, bilirkişinin hiçbir somut veriye dayanmadan varsayımsal üretim rakamları (1500-2500 adet) üzerinden fahiş bir tazminat hesabı yaptığını, davacının kendi ticari defterlerinde bile satış ve fiyat tespiti yapılamadığının ikrar edildiğini, zararın ispatlanamadığını ve yenilik vasfı olmayan bir tasarım için tazminata hükmedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, davanın şirket ortağı yönünden sıfat yokluğundan, şirket yönünden ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; tasarım hakkına tecavüz davalı şirketin ticari faaliyeti çerçevesinde gerçekleştirildiğini anılan ticaret sicil gazetesine göre davalı ... diğer davalı tüzel kişinin müdürü olduğu gözetildiğinde davalı şirketin müdürü olarak haksız fiili bizzat gerçekleştiren kişi olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğunu ve davalının hukuka aykırı istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE:

Dava, tescilsiz tasarıma tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Davacı vekili, davacıya ait ... ve ...kodlu iki adet tescilsiz kadın elbise tasarımının ilk kez sosyal medya ve müşteri iletişim kanalları üzerinden kamuya sunulduğunu, bu tasarımların davalı şirket tarafından “...” markasıyla üretilip satıldığını belirterek tasarım hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi,refi ile 1.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminat talep etmiştir.

Davalılar vekili, tasarımların yeni ve ayırt edici olmadığını, daha önce kamuya sunulmuş olduğunu, davacının tasarım iddiasının geçersiz olduğunu, ayrıca davalı şirket ortağı hakkında husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece; davacının tasarımlarının tescilsiz tasarım olarak SMK kapsamında korunabileceği, tasarım ile davalı ürünlerini bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, tasarım hakkına tecavüz bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, tecavüzün tespitine, önlenmesine ve durdurulmasına, 180.600 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Davalılar vekili istinaf talep etmiştir.

Uyuşmazlık, davacıya ait tescilsiz tasarımların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında korunup korunamayacağı, bu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik niteliği taşıyıp taşımadığı ve davalı kullanımının tasarım hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı, davalı şirket ortağına husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Tasarıma tecavüz haksız fiil temelli olduğundan 4721 sayılı TMK'nın 50. Maddesi uyarınca limited şirket müdürünün yönetim organı sıfatıyla haksız fiilden sorumlu olduğu, davalı şirketin ortağı ve yetkilisi olan davalı ... açısından husumet itirazının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2019/246 D.İş Sayılı Dosyasında delil tespiti ile düzenlenen 12.11.2019 tarihli bilirkişi raporunda; a) Ek-1 olarak tanımlanan birinci tescilsiz tasarıma ilişkin modelin dosyada ... kalıp kodu ile 06.02.2019 tarihinde tasarlandığı ve dosyaya Ek-2 / Ek-3 / Ek-4 olarak görseli konulan ürünün karşı taraf iş yerinde 4 renk olarak (kırmızı 4 adet, siyah 8 adet, gri 4 adet, beyaz 4 adet) toplam 20 adet birebir aynı model tespit edilmiş olduğu, Tespite konu olan Ek-1, Ek-2 ürünün ilk olarak 12.04.2019 tarihinde talep edene ait ... instagram uygulamasında yayınlandığının tespit edildiği, karşı taraf; .... Şti. resmi Instagram hesabının ... olduğu tespit edilmiş ve bu hesaba ulaşılamamış olduğu, b) Ek-5 olarak tanımlanan ikinci tescilsiz tasarıma ilişkin modelin dosyada ...kalıp kodu ile 12.02.2019 tarihinde tasarlandığı ve dosyaya Ek-6 / Ek-7 olarak görseli konulan ürünün karşı taraf iş yerinde 3 renk olarak (siyah 15 adet, gri 8 adet, beyaz 4 adet) toplam 27 adet birebir aynı model tespit edilmiş olduğu, Tespite konu olan Ek-5, Ek-6/7 ürünün ilk olarak 26.01.2019 tarihinde talep edene ait ... instagram uygulamasında video olarak, 28.01.2019 tarihinde fotoğraf olarak yayınlandığının tespit edildiği, karşı taraf; .... Şti. resmi instagram hesabının ... olduğu tespit edilmiş ve bu hesaba ulaşılamamış olduğu, c) Her iki ürün genel anlamda değerlendirildiğinde, tespit isteyen ve karşı taraf ürünleri arasında ayırt edicilikten ziyade tasarım bütünlüğü açısından benzerlik bulunduğu ve bilinçli müşteri tercihinde birebir aynı tasarım algısı (iltibas) oluşturacağı kanaatine varılmış olduğu, aleyhine tespit istenenin birçok tasarım özgürlüğü varken, tespit talep edene ait tasarımlarla ayırt edilemeyecek derecede benzer tasarım oluşturduğuna kanaat getirilmiş olduğu, Tespit adresinde incelenen tasarımların ve davacı tarafa ait orijinal ürün ile davalıdan alınan taklit ürün değerlendirmesi yapıldığında, bilgilenmiş kullanıcının edinebileceği genel izlenim açısından, tespit talep adına tasarım bütünlüğü açısından, bilinçli tüketiciler nezdinde birebir aynı ürünler gibi algılanacağı kanaat ve sonucuna ulaşılmış olduğu,belirtilmiştir.

26/04/2021 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle:Davacının Ek-1 olarak dosyaya konu olan birinci tescilsiz tasarımı olan elbise ile davalılar vekilinin dosyaya sunmuş olduğu EK1- ... ... Kataloğu sayfa 3 Kod:... elbise modeli ve davalılar vekilinin dosyaya sunmuş olduğu EK2-... instagram sayfalarının ekran görüntülerindeki tasarımın ve EK2-... instagram sayfasının ekran görüntüsündeki (17 Ekim 2018) tasarımın bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, davacının Ek-5 olarak dosyaya konu olan ikinci tescilsiz tasarımı olan elbise ile davalılar vekilinin dosyaya sunmuş olduğu EK1- ... ... Kataloğu sayfa 8 Kod:... elbise modeli birebir aynı olduğu, EK-1 olarak tanımlanan modelin ... kalıp koduyla 06.02.2019 tarihinde tasarlandığı, tescilsiz tasarımın davacıya ait ... instagram uygulamasında 12.04.2019 tarihinde, yasal mevzuat kapsamında kamuya sunulmuş olduğu, davalının sunduğu 2018 ...katoloğundaki görseller ile davacı tescilsiz tasarımları karşılaştırılmakla beraber, söz konusu kataloğun basım tarihi, matbaa gibi veriler katalogda yer almadığından, kataloğun kime ait olduğu belli olmadığından, delil değeri konusunda hukuki değerlendirme mahkemeye ait olmakla birlikte, söz konusu kataloğun bu haliyle incelemeye esas alınamayacağı, EK-2 olarak tanımlanan modelin ...kalıp koduyla 12.02.2019 tarihinde tasarlandığı, tescilsiz tasarımın 26.01.2019 tarihinde video olarak, 28.01.2019 tarihinde ise fotoğraf olarak, davacıya ait ... instagram uygulamasında yayınlanarak kamuya sunulduğu, davalı tarafından dosyaya sunulan 17 Ekim 2018 tarihli ... instagram sayfasına ait görselin, davacı tasarımıyla karşılaştırılması yapılmakla birlikte, söz konusu sosyal medya hesabının kime ait olduğu, 17 Ekim 2018 tarihinde görselde yer alan tasarımın yer alıp almadığı konusunda bilişim bilirkişisi heyetlerinde mevcut olmadığından uzmanlık alanına girmeyen konuya ilişkin değerlendirme yapılamadığı, tarafların ticari defter kayıtları ile alış ve satış faturalarının tetkikinde dava konusu tescilsiz tasarımlara ilişkin elbise modellerinin alış ve satış fiyatları ile satış adetlerinin tespit edilememiş olması nedeniyle maddi tazminat hesabı yapılamadığı, ancak sektörel yönden değerlendirmeye ilişkin üretim adetleri esas alınarak yapılan hesaplamada 6769 sayılı Kanun’un 151/2-a maddesine göre 1500 adet ürün için 69.000,00 TL veya 2500 adet ürün için 115.000,00 TL olarak hesap edildiği bildirilmiştir.

07/10/2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda: tarafların kök raporda davacı tescilsiz tasarımları ile davalının İstanbul 2. FSHHM’nin 2019/246 D.İş dosyası ile tespit edilen ürünleri arasında yapılan benzerlik değerlendirmesine itirazlarının bulunmaması nedeniyle yeniden inceleme yapılmasına gerek olmadığı, davacının yenilik ve ayırt edicilik değerlendirmesi yapılamayacağı yönündeki itirazının yerinde olmadığı, davalı tarafından sunulmuş görsellerin yer aldığı instagram sayfası ile davacı instagram sayfası karşılaştırılması sonucunda davacı 1 numaralı tescilsiz tasarımına benzer ürün içerir görsele rastlanmadığı, davacı 2 numaralı tescilsiz tasarımı ile davalı tarafın delil olarak dayandığı görsellerdeki elbise tasarımının bilgilenmiş kullanıcı nezdinde ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, taraf vekillerinin maddi tazminat hesaplamasına ilişkin yapmış oldukları beyan ve itirazların değerlendirilmesi neticesinde kök raporda ilave veya değişikliği gerektiren bir durum bulunmadığı bildirilmiştir.

11/04/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda:İstanbul 2. FSHHM’nin 2019/246 D.İş kapsamındaki delil tespit dosyasındaki bilirkişi raporundan alınan görseller incelendiğinde davacının 1. tescilsiz tasarımı ile davalı adresinde tespiti yapılan 1. tasarım karşılaştırıldığında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebeple benzer olarak algılandıkları, aynı şekilde davacının 2. tescilsiz tasarımı ile davalı adresinde tespiti yapılan 2. tasarım karşılaştırıldığında da bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı ve benzer olarak algılandıkları, davalının 06.07.2020 tarihli delil dilekçesi Ek-2’de linkini verdiği “...” ve “...” isimli sosyal medya hesaplarında ilgili ürünlere rastlanmadığı, davalının sunduğu diğer görseller incelendiğinde davacının 1. ve 2. tasarımları ile benzerlik bulunmadığı, ancak “...” ... kataloğunun delil olarak kabul edilmesi halinde ... ve ... kodlu ürünler ile davacı tasarımlarının bilgilenmiş kullanıcı nezdinde benzer olduğu ve bu durumda yenilik özelliği bulunmayacağı, buna karşılık söz konusu kataloğun kaynağı ve basım bilgileri anlaşılamadığından yeniliğe esas alınamayacağı ve bu nedenle davalı kullanımının tecavüz teşkil ettiği, SMK 151/2-a maddesi kapsamında yapılan hesaplamada maddi tazminatın hesaplama yöntemlerine göre 46.743 TL, 54.180 TL, 108.360 TL ve 180.600 TL olarak belirlendiği bildirilmiştir.

31/01/2023 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda: kök rapordaki tasarımlara ve mali tespitlere ilişkin görüşlerin korunduğu bildirilmiştir.

Dosya kapsamına göre; davacıya ait birinci tasarımın 06.02.2019 tarihinde oluşturulduğu ve 12.04.2019 tarihinde davacıya ait “...” isimli Instagram hesabı üzerinden kamuya sunulduğu, ikinci tasarımın ise 12.02.2019 tarihinde oluşturulduğu ve 26.01.2019 tarihinde video, 28.01.2019 tarihinde fotoğraf olarak aynı sosyal medya hesabı üzerinden kamuya sunulduğu bilirkişi raporları ile sabittir. Davalı tarafça, söz konusu tasarımların daha önce kamuya sunulduğu ileri sürülmüş ise de, bu iddiaya dayanak olarak sunulan “...” kataloğunun kim tarafından düzenlendiği, basım tarihi ve kaynağı belirlenemediği gibi, sosyal medya paylaşımlarına ilişkin olarak da davalının 06.07.2020 tarihli delil dilekçesi Ek-2’de linkini verdiği “...” ve “...” isimli sosyal medya hesaplarında ilgili ürünlere rastlanmadığı, davalının sunduğu diğer görseller incelendiğinde davacının 1. ve 2. tasarımları ile benzerlik bulunmadığı bilirkişi raporuyla tespit edildiğinden davalı tarafın tasarımların yeni olmadığı daha önce kamuya sunulduğu iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 56. Maddesi uyarınca, ilk kez Türkiye’de kamuya sunulan ve yenilik ile ayırt edicilik niteliğini taşıyan tasarımların tescilsiz tasarım olarak korunacağı, kamuya sunum tarihine göre davacıya ait tasarımların koruma kapsamında bulunduğu sonucuna varılmıştır. Dosyada mevcut bilirkişi raporlarında; davacı tasarımları ile davalı işyerinde tespit edilen ürünlerin bilgilenmiş kullanıcı nezdinde genel izlenim itibariyle belirgin farklılık taşımadığı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, dolayısıyla kopyalama düzeyinde benzerlik teşkil ettiği tespit edilmiş olmakla davalı eyleminin 6769 sayılı Kanun’un 81. maddesi kapsamında tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır.

Maddi tazminat bakımından; davacı taraf, yoksun kaldığı kazancın, SMK'nın 151/2-a maddesi kapsamında,Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı, hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir üzerinden hesaplanmasını talep etmiştir.SMK 151/3 maddesine göre, Yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur. SMK m.151/2-a uyarınca zarar miktarı , ihlalin bulunmaması halinde hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir esas alınarak belirlenir.

Somut olayda, davalının üretici değil satıcı olduğunu beyan ettiği ve dosya kapsamında bu beyanın aksine bir delil bulunmadığı , dava konusu ürünlerden davalının ne kadar satış yaptığı ve buna bağlı olarak davacının bu ihlal olmasaydı kendi karlılık oranı üzerinden hesaplanacak olan ne kadar gelir elde edebileceğinin (yoksun kaldığı kazancın) belirli olmadığı , bilirkişi raporlarında davacının elbise ürününe ilişkin fiili üretim ve satışları ile üretici konumundakiler bakımından sektörel uygulamalara dayalı ürün adetleri üzerinden alternatif hesaplamalar yapılmış ise de davalının satıcı olduğu ve dava konusu ürüne ilişkin satış miktarları tam ve kesin olarak belirlenememiş olup, bu durumda maddi tazminatın TBK’nun 50 ve 51. maddeleri uyarınca takdir edilmesi gerektiği, somut olayda davalı işyerinde tecavüz teşkil eden toplam 47 adet elbisenin 06.11.2019 tarihinde yapılan keşif ile tespit edildiği, dava tarihinin 02.12.2019 olduğu, delil tespit tarihinden önce ihlal teşkil eden ürünlerin satışının yapıldığına dair delil bulunmadığı bu nedenle ihlalin süresinin 26 gün olduğu gözetildiğinde, ihlalin süresi, niteliği ve somut olayın özelliğine göre 20.000 TL maddi tazminatın hakkaniyete uygun olacağı, manevi tazminat bakımından ise; ihlalin süresi boyutu tarafların ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde 10.000 TL manevi tazminatın yeterli ve hakkaniyete uygun olacağı, mahkemece taktir edilen tazminat miktarlarının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.

Bu itibarla, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, kararın 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Davalılar vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,

2-İstanbul .... Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin ..../11/2023 tarih, 2021/.... E., 2023/.. K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

3- Davanın KISMEN KABULÜ ile;

3/a-Davalıların eyleminin davacıya ait tescilsiz tasarımlara tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE, Tecavüzün ÖNLENMESİNE ve DURDURULMASINA,

3/b-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; 20.000,00 TL maddi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 06/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

3/c-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne; 10.000,00 TL maddi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 06/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,

3/ç-Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,

4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL, maddi tazminat yönünden alınması gereken 1.366,20 TL, manevi tazminat yönünden alınması gereken 732,00 TL olmak üzere toplam 2.830,20 TL karar harcından peşin alınan 3.596,61 TL'den (529,41 + 3.067,20 TL) mahsubu ile fazlaya ilişkin 766,41 TL'nin karar kesinleştiğinden ve talebi halinde davacı tarafa iadesine,

4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 44,40 TL başvurma harcı, 529,41 peşin harç, 6,40 TL vekalet harcı, 3.067,20 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 3.647,41 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti, 319,50 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 6.319,50 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 3.159,75 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına,

4/ç-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından karar verilmesine yer olmadığına,

4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, kabul edilen maddi tazminat yönünden 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/f- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, kabul edilen manevi tazminat yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine,

4/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, reddedilen maddi tazminat yönünden 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine,

4/h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, reddedilen manevi tazminat yönünden 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine,

5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;

5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalılar tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

5/b-İstinaf yargılaması için davalılar tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 214,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.383,40 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,

5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,

6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 14/05/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/672, K. 2026/872, T. 14.05.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-672-e-2026-872-k-5a2e51788f14